Adı:
Moby Dick
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
599
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728128
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
İngiliz dilinin ve dünya edebiyatının kuşkusuz en büyük klasiklerinden biri olan Herman Melville'in bu eşsiz eseri, yayınlanmasının üzerinden neredeyse yüz yetmiş yıl geçmesine karşın derinliği ve masalsı zenginliğiyle tüm dünyada sayısız filme, oyuna ve anlatıya ilham olmayı ve etkisini sürdürüyor.

Moby Dick'te, Ishmael'in dilinden yalnızca balina gemisi Pequod'un destansı yolculuğunu, kaptan Ahab'ın düşman saydığı balinaya beslediği amansız takıntıyı, tehlikeli denizleri yuva bellemiş uyumsuz denizcilerin serencamını dinlemekle kalmayız; trajik yazgıların gülünç tesadüflerle, cesurca çabaların korkakça ricatlarla iç içe geçtiği yaşamlar ve insan doğası üzerine benzersiz bir hikây eye de kulak veririz.

Moby Dick tutkulara, arzulara, insana, yaşama ve ölüme dair ölümsüz bir roman.

Yani demek ki insanın deliliği, tanrısal akıldır; insan fani akıldan uzaklaşarak nihayet bu tanrısal düşünceye varır, ki o noktada artık akıl saçma ve boş bir şeydir ve huzur da, keder de tavizsiz ve tarafsızdır, tıpkı Tanrı gibi.
728 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10 puan
Youtube videosu: https://www.youtube.com/watch?v=DI5MRaRPD6g

Kitap özeti, analizi ve derin incelemesi olduğundan bol bol spoiler görebilirsiniz.

Yazarın Hayatı

Herman Melville 1819 yılında Amerika’nın New York şehrinde dünyaya geldi. Erken yaşta yetim kalması çocukluğunu yaşayamamasına sebep olmuş, çalışma hayatına 15 yaşında atılmak zorunda kalmıştı. Hem okuyup hem kendisini geliştiren bu Genç adam tarih ve antropolojiyle kendisini geliştirmiş, edebiyata olan merakı sayesinde Shakespeare külliyatını erken dönemde okuyup bitirmişti. Ailenin maddi sıkıntısı onu 18 yaşında Miço olarak gemide çalışmaya sürükledi. İngiltere ve Amerika arasında mekik dokuyan yazar, bu dönemde şiirler ve öyküler kaleme almaya başladı.

Hayatının büyük romanı olan ve bugün Amerikan edebiyatının değeri geç anlaşılmasına rağmen en büyük romanlarından biri olarak gösterilen Moby Dick’in hikayesini yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak yazmıştır. 1841 yılında balina avcılığı yapan bir gemide çalışmaya başlayan yazar gemi tayfasının kötü davranışları sebebiyle kaçmak zorunda kalmış, Markiz adalarında yamyam kabilesine esir düşmüştü. Buradan Bir Avusturalya gemisiyle tekrar denize dönen Melville, gemide çıkan isyan sonucu bu sefer de hapse düşmüş, birkaç gün sonra serbest kalınca yine yerli kabileler arasında yaşamak zorunda kalmıştı. Evine ancak bir başka Balina avcılığı yapan gemiyle dönebilmiş, yaşadığı onca maceranın sonunda Moby Dick adlı eserini zihninde yazmaya başlamıştı.
**

Kitabın Yazılmasına Destek Olan Olaylar

Bu hikâyenin yazılmasındaki en büyük etken yazarın yaşadığı maceranın yanı sıra, bu macera sırasında öğrendiği diğer hikayelerdir. Birincisi 1820 yılında dev bir Kaşalot, bilinen adıyla İspermeçet Balinası tarafından batırılan Essex gemisi ve mürettebatının hikayesidir. 25 metre boyundaki Balina, devasa Essex gemisini batırmış, kurtulan mürettebat sandallarla hızla kaçıp güvenli bir yer aramıştır. Fakat günler süren açlık ve sefalet onları ölen arkadaşlarını yiyip yamyam yapacak kadar perişan bir hale sokmuş, olayı duyan haber ajansları sayesinde hikâye tüm dünyaya yayılmıştı. Herman Melville’de bu geminin ikinci kaptanın el yazmalarına ulaşmış, olayı ayrıntılarıyla okuyup, kendi romanında bu maceradan yararlanmıştır.

Bir diğeri ise Mocha Dick adındaki devasa İspermeçet balinasının hikayesidir. 21 metre boyundaki bu beyaz renkli dev canlı yüzlerce kez saldırıya uğramasına rağmen kurtulmayı başarmış ve birçok insanın ölümüne sebep olmuştur. İşin acı yanlarından biri bu balina gemilere dostane bir tavırla yaklaşıyor olmasına rağmen insanoğlunun acımasızlığına denk gelmiştir ve vücuduna birçok zıpkın saplanmıştır. En nihayetinde 1838 yılında öldürüldüğü zaman vücudunda onunla gezen 19 zıpkının olduğu gözlemlenmiştir. Büyük Yazar Herman Melville bu beyaz balinadan çok etkilenmiş olacak ki, yazdığı romanının adındaki benzerlik sürpriz olmayacaktır.
**

Kitabın Özeti

Hayatını denize adamış olan İsmail adındaki bir adamın ağzından dinliyoruz bu hikâyeyi. Yaşadığı maddi sıkıntının yanı sıra bu adam karadan yeterince zevk alamadığı için tabancası ve kurşunu olarak gördüğü okyanuslara açılmanın her zaman daha doğru olduğunu düşünürdü. Fakat şimdiki yolculuğu diğerlerine benzemeyecek çünkü balina avcılığı için yollara düşen İsmail, bu seferin ne kadar zorlu ve çekişmeli olacağını görecek, kelle koltukta yaşamanın ne olduğunu Pequod gemisiyle çıktığı macerada öğrenecektir.

İsmail iş bulup yola çıkmadan önce eski bir handa konaklayacaktı. Bulduğu odada ileride onunla beraber Pequod gemisine binecek olan korkusuz, cesaretli ve cömert bir adam olan, aynı zamanda balina zıpkıncılığı yapan Queequeg ile tanıştı. Yüzünde garip şekiller olan bu korkutucu yamyam, o gece İsmail’i fena halde korkutmuş olmasına rağmen İsmail’in en iyi arkadaşı oldu.

Yine şehirde olup gemiye binmeden önce yapacakları bir şey daha vardı. Bu Kiliseye gidip Maple baba dedikleri adamın vaazını dinlemekti. Burada Yunus peygamberin hayat hikayesini dinleyen İsmail artık iş bulup yola çıkmanın vaktidir diye düşünmüş, uzun uğraşlar sonucunda Pequod gemisine Queequeg ile binmişlerdi.

Gemiye adım attıklarında birçok hikâye dinlemeye başladılar. Şüphesiz en önemlisi geminin Kaptanı olan ve edebiyat tarihinin unutulmaz isimlerinden biri haline gelen Ahab’ın hikayesidir. Hırs ve intikamla dolan kaptan Ahab’ın tek bir hedefi ve tek bir düşmanı vardı. Bu, bir zamanlar bacağını kopartıp onu tek bacakla yaşamaya mahkûm eden Beyaz Balina Moby Dick idi…

Shakespeare tragedyalarının efsane karakterlerinden esinlenerek yaratılmış olan Kaptan Ahab, kendisini Tanrı gibi görürdü. Sağduyudan uzak olan bu adam intikam ateşiyle yanıp tutuşurken, kötülüğün vücut bulmuş hali olduğuna inandığı Moby Dick’i öldürmenin kaçınılmaz kaderi olduğuna inanırdı. Fakat İleride doğanın tasviri olarak karşımıza çıkacak olan Beyaz Balina, Kaptan Ahab’ın düşündüğü kurban olmayacaktı, aksine asıl kurbanın hırs ve akıldışı intikam peşinde koşan ve boğazına kadar kibre batan Kaptan Ahab’ın olduğunu bize gösterecektir.

Kaptan Ahab gemi yola çıktıktan sonra mürettebata gözükmeyip, ardında anlatılan hikayelerin güçlenmesini bekledi. Mürettebatın gözünde büyüyen bu adam insanların karşısına çıktığında apaçık amacını herkese haykırmış, Moby Dick’i öldürene kadar durmayacağına ant içip, diğer gemicilerin de buna ayak uydurmasını istemişti. Özellikle ortaya büyük bir para ödülü koyması da gemi mürettebatını heyecanlandırmış olacak ki cesaretlenen mürettebat da beyaz balinayı bulmaya yemin etmişti.

Fakat bu çılgınlığa karşı temkinli olan tek bir adam vardı. Bu adam Pequod gemisinin ikinci kaptanı olan Starbuck’tı. Muhafazakâr düşünce içinde olan Starbuck, eylemleri ve olayları Hıristiyan inancıyla harmanlardı ve akılcı düşünmeye özen gösterirdi. Fakat onun gibi düşünen başka kimse olmadığı için yakında gelecek felaketten kurtuluşun olmadığını da anlıyordu.

Gemiciler Moby Dick’i aramaya devam ettiler. Bu sırada birkaç balina yakalamayı başardılar fakat Kaptan Ahab’ın gözü diğer balinaları görmüyordu, onun için tek bir şeytan vardı, ona ulaşmak için her şeyi göze almıştı. Nihayetinde o an gelmiş Moby Dick ile karşılaşmayı başarmışlardı. Artık Günler sürecek olan bir maceraya girişmişlerdi. Dev balina oldukça zeki ve hızlıydı bu yüzden Kaptan Ahab düşmanını kolay kolay alt edemeyeceğini biliyordu. 3.günün sonunda ne intikam yeminleri ne de ödül çığlıklarından eser kalmamıştı. Çıkan tek haykırış Pequod gemisinin mürettebatının acı çığlıkları olmuştu. Geçmişten kalan hırs uğruna yaşanan felakette Moby Dick beraberinde İsmail hariç herkesi yanında götürdü.
**

İnceleme ve Analiz

Dünya edebiyatının geç keşfedilen romanlarından biridir Moby Dick. Çünkü yazar kitabı yayınlandıktan sonra yaşadığı dönemde ancak 3000 kopyalık satış görmüştür bu da dönemine göre başarısız bir eser olduğunu gösterir. Fakat ışığı olan her kitap gibi Moby Dick de keşfedilmiş ve hak ettiği değeri bugün edebi çevrelerce görmektedir.
Sıradan okurların en çok dile getirdiği mesele kitabın içeriğindeki bilgilerin sıkıcı olduğu yönünde fakat gerçek edebiyatla ilgilenenler burada kendini belli ediyorlar. Çünkü kitap Shakespeare tragedyasından, şiire, belgesel romandan, destana kadar uzanan geniş yelpazeli bir eserdir. Bu fark edilmediğinde gerçek bir edebiyat şöleninden faydalanamayacağınızı anlamanız gerekir.

Pequod gemisi farklı milletlerden gelen insanların bir araya geldiği, hiyerarşik düzende yönetilen bir ticari gemi olarak karşımızdadır. Fakat balina avcıları hiçbir zaman kendilerini ticaret gemisi olarak görmezler çünkü geniş okyanusları keşfedenlerin yüzyıllarca kendileri olduğunu düşünmüşlerdir.

Balina avcılığının dönemine göre önemli nedenleri olduğu görülmüştür fakat Pequod gemisinin kaptanı Ahab kendi nedenlerini yaratmış ve yola sadece yeminini gerçekleştirmek için çıkmıştır. Denizciler kehanetlere ve kadere inanan insanlardan oluşur ama Pequod kendi kaderini yazmak için kullandığı kalemi balina kanıyla doldurduğundan mıdır bilinmez, denizin dibine yelken açtığını görememiştir.

Pequod gemisi ilkel bir tabuttur. Adını, beyazların Amerika keşfi sonrasında neslini tükettiği Kızılderili kabileden alan bir kıyamet sembolüdür. Kasvetli renginin yanı sıra Balina kemikleri ve dişleriyle süslenmiş bu yüzen tabut şiddetli ölümlerin hatırasını son anına kadar yanında taşımıştır.
**
Moby Dick kitabı dini motifleri bol bir eserdir. Anlatıcı İsmail adını, Hz.İbrahim’in Allah’a kurban etmek istediği oğlu İsmail’den alır. Kaptan Ahab adını İbranice İncil’den alıntıyla, İsraillileri putperest bir yaşama sürükleyen kötü kral Ahav’dan alır. Kitabın içerisinde sıkça Yunus Peygamber ve Süleyman Peygamberin ismi anılır. Pequod gemisi batıp herkes denize gömüldüğünde sadece İsmail hayatta kalır. Onu kurtaran gemi Rahel ise Hz Yusuf’un annesinin ismidir. Fakat yabancı kaynaklara bakıldığında onca sembollerin içindeki en güçlü karakterin Moby Dick olduğu görülür. Aslında Balinanın neyi simgelediği tam olarak anlaşılamaz. Kimilerine göre O en başından beri Tanrıyı simgeler. Ayrıntılı epigramlara ve pasajlara bakıldığında yüce gücü ve hikayelerinden bu sonucu çıkaran birçok yazının kaleme alındığı görülür. Beyaz balinaya atfedilen daha çok sayıda teorinin yazılmaya devam edildiği düşünüldüğünde Moby Dick neden Amerikan edebiyatının en büyük eserlerinden biri olduğunu bize apaçık gösterir.
**
Dick kelimesi Richard isminin kısaltılmışıdır. Bugün İngilizce dilinde “Dick” argoda Penis anlamına gelir. Kitabın yayınlandığı yıl 1851 idi. Henüz bu dönemde kelimenin argo anlamı taşıdığı hakkında net bir bilgi yok ama kelimeye yazılı kaynaklarda ilk defa Random House tarafından 1966 yılında yayınlanan Norman Bogner’in Seventh Avenue adlı kitabında rastlıyoruz.

Peki bunu neden söyledin diyebilirsiniz. Çünkü Moby Dick’i cinsel obje olarak gören hatta makalelerinde buna yer veren yazarlara da rastlamak mümkün. Buna sebep olan kişinin de bizzat yazarın kendisi olmuş olabilir. Bilindiği üzere Herman Melville Moby Dick kitabını Hawthorne’a ithaf etmiştir. Aralarındaki mektuplaşmalara göz atıldığında yazarın Hawthorne’a duyduğu cinsel çekim görülmektedir. Bu yüzden de Moby Dick’in doğayı, tanrıyı, gücü temsil ettiği kadar cinselliği de temsil ettiği düşünülmüştür.

Türkiye’de bahsi şu ana kadar sadece Vedat Ozan tarafından edilen bir konu da İsmail ile Queequeg arasındaki eşcinsel çekimdir. Açık söylemek gerekirse ben de böyle bir şeyi fark etmemiştim ama yazar olan yakın arkadaşımın söylemesiyle farkına varmış oldum. Bu durumun önemi yayınlandığı yıla bakıldığında anlaşılabilir. Çünkü bu tarihte daha önce yazılmış eşcinsel metinle karşılaşmak pek mümkün değildir. Bundan dolayı yazar tabuları da yıkmayı denemiştir.
**

SONUÇ

Moby Dick sadece Amerikan Edebiyatının şaheseri olmadı. Dünya edebiyatının en iyi kitaplarını sıralıyor olsaydık üç haneli rakamlara gelmeden listede yerini alırdı. Çünkü Moby Dick genel temasının fersah fersah ötesine gidebilmiş nadir kitaplardan biridir. Biyografi yazarı Laurie Robertson-Lorant’a göre Epistemoloji temalar arasındaki en özelidir. İsmail’in balina taksonomisi bunu kanıtlar nitelikte. Kitabın belgesel roman özelliği de bu bilgi deryasından gelir.

Anlatıcı İsmail’in meditatif düşüncesiyle Kaptan Ahab’ın monomanisini karşılaştırmak için bolca epigram mevcuttur. Şüphesiz kitabın en önemli iki karakteri Kaptan Ahab ve Beyaz Balina’dır. Moby Dick kaptanın bacağını kopardığı andan itibaren intikam yeminleri etmeye başlayan bu adamı yatağa bağlamak zorunda kalanlar bilir, bu adamın nasıl çıldırdığını. Kaptan Ahab, Moby Dick’in tanrının bilinmez doğası ve doğanın mutlak gücü olduğunu bilseydi yine de kararından dönmeyecek kadar onurluydu. Onu gemide uyaran tek kişi ikinci kaptan Starbuck’tı ama bu adam da o kadar onurluydu ki gerçeği ve geleceği görmesine rağmen Ahab’ın izindeydi.

Birçok milletten insanın bir araya geldiği Pequod gemisi bugünkü dünyanın bir simgesi sayılır. Saplantılı fikrin peşinden giden mürettebatın sonu içinde “kader” demek kolaya kaçak olacaktır. Çünkü seçme şanları olmuştu ama onlar ödül uğruna dibe gitmeyi göze almışlardı. Kıyametin sembolü Pequod tabutu Moby Dick’in şiddetiyle okyanusa gömülürken, Queequeg için hazırlanan tabut İsmail’e yeni bir yaşam sundu.
“Sarhoş bir Hıristiyanla yatmaktansa, ayık bir yamyamla yatmak yeğdir.”

Kaynaklar:
1) 20 Kasım 1820: Essex isimli balina avı gemisi, bir kaşalot tarafından batırıldı
https://marksist.org/.../5935/mobileRedirect
2) Dünyaca Ünlü Moby Dick Romanına İlham Veren İki Gerçek Balinanın Hikayesi
https://seyler.eksisozluk.com/...k-balinanin-hikayesi
3) https://www.britannica.com/topic/Moby-Dick-novel
4) https://www.sparknotes.com/lit/mobydick/facts/
5) https://www.grammarphobia.com/blog/2011/01/dick.html
6) https://en.wikipedia.org/wiki/Moby-Dick
7) https://turuz.com/..._Urqan-1987-562s.pdf
8) Course Hero Youtube Kanalı:
https://www.youtube.com/watch?v=NIrtef38pDY
9) Pena Kanalı – Ufkun 2 Katı Vedat Ozan – Kehribar mı, Amber mi? https://www.youtube.com/...BOz9JHSzY&t=771s
10) The Representation of Sexuality in Herman Melville's "Moby-Dick; or: The Whale"
https://www.grin.com/document/468277
736 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
> Bundan yıllar evvel, ben küçükken bulunduğumuz ilçeye haftanın belli günleri gelen gezici kütüphaneye üye olmaya karar verdikten sonra, okul öğretmenim Nevin hocamın da tavsiyesi ile dünya klasiklerinden birisi olan Moby Dick’i okumaya karar verdim. Devrimci Yunan filozof: Herakleitos, “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözüyle, bir nehrin devamlı harekette olduğu ve değiştiği için aynı suda yıkanmanın tekrarının imkânsız olduğunu ifade etmiştir. Fakat bazı yazarların kaleme almış oldukları kitapları vardır ki, bu güzel eserler her daim aynı tatta kalırlar, ama buna karşın bizler dur duraksız değişir ve gelişiriz. Zamanında bu gibi kitapları okumak ve sonrasında bir tekrar geçmek, benim zaman içerisinde nasıl değiştiğimi ve neden değişime ihtiyaç duyduğumu anlamama daha da yardımcı oluyor. Bence dünya klasikleri, her evin kitaplığında olması ve gerçekten okunması gerekenlerden diye düşünüyorum.

> Ben şahsen bazı klasiklerin çok daha iyi yıllandıklarını keşfettim ve bir klasik eserin klasik kalabilmesi için birçok edebi güzelliği üzerinde barındırdığını unutmamak gerektiği düşüncesindeyim. Bu eserler ki, her dönemde geçerli olan fikri derinlik ile birlikte, biz okurlara özgün mesaj sunabilmektedirler. Bizlere, o dönemin medeniyetinin geniş temsil gücünü ve ruhunu yansıtırlar. Bu klasiklerin: yenilikçi olmaları, evrenselliği onaylamaları, edebiyatın en iyisi olmaları, her dönem sadık ve sıkı takipçilerinin olması, en yaygın görülenlerde bulunan belli başlı özelliklerdir. Bu gibi eserlerde sıklıkla rastlanan bir diğer husus ise, onların zamana karşı direnebilmeleri ve emsalsiz eserler olmalarıdır. Klasik eserler, biz okurlara bir sanat eseri olarak edebiyatın tüm inceliklerini aktarırken, yazarın kalemi aracılığı ile bizleri hayal dünyasında en ileri noktaya taşırlar. Klasiklerin hem biriktirici hem de kendilerine has olmaları, neredeyse her okuyanı tarafından onaylanmaktadır. Bununla birlikte, okunduğu her zaman diliminde geçerli olan değer üretme gibi bir kavrama sahiptirler. Ve hatta bu sebeptendir ki, eserde bulunan karakterler ile bütünleşen okurlar ve taklitçiler bile yaratabilirler. Bu gibi eserlerin okur edebiyat dünyasında bıraktıkları etkiler yüzyıllarca sürebilir ve dünya klasiklerinin medeniyete birçok şey kattıkları kesin ve kaçınılmazdır.

> Kitapların gerçekten kitap gibi koktuğu bir dönemde, benden önce birçok kişinin elinden geçmiş olan Moby Dick romanını almanın heyecanı vardı bende. O zamanlar siyah beyaz televizyonumuz, radyomuz vardı, ama Ankara gibi bir merkezde bile soğuk yağışlı günlerde elektrik kesilmesi sık yaşandığı için gaz lambasız ve sobasız hiç olmazdı evlerimiz. İşte o zamanın gelişmişliği ile o günün Türkiye’sini düşünün ve elinizde tuttuğunuz, size bambaşka bir dünyayı aralayacak türde romanı hayal ediniz. Romanın kapağını çevirdim ve ben romanı okudukça, o beni daha da cüretkâr davet etti maceranın içine. İşte o andan itibaren kaptan Ahab ve Moby Dick'le inanılmaz maceralı bir deniz seyahatine çıkma cesaretini buldum kendimde. O zamanlar şimdiki gibi bir kitaplığım olamadığı için, hep yatağımda, yastığımın altında saklardım romanı ve soğuk kış akşamlarında, sıcak sobanın yanarken vermiş olduğu o eşsiz çıtırdama eşliğinde okuma çok iyi gelirdi bana. O günlerde kitap her şeyden öncelikli olmuştu benim için. Ah keşke bir de ben görebilsem ve dokunabilseydim o güzel beyaz balinaya! Ben Moby Dick'ten hoşlandım ve eğer bugüne değin okumadılarsa, burada okumak düşüncesinde olan çoğu okur arkadaşıma tavsiye ederim.

> Melville, kitabın belli bir bölümüne kadar balina avcılığının büyüleyici, eğlenceli ve ilgi çekici hikâyesini sunuyor biz okurlara. Yazarın kalemi ile hayal gücü bu konuda çok iyi ve o gün için geleceği parlak bir düzyazıya sahip. Kitap belki bazılarınız için arada sabrınızı yoklayabilir, ama biraz dayanabilirseniz, sonrasında sizi daha geniş ve ezoterik düşkünlük çevrelerine davet ediyor. Hadi buyurun, şimdi bir buçuk asır geriye bir yolculuk yapalım ve literatürün o zamana dair eleştiri dünyasında, yazarın kitabında konu olan macerasını, düşüncelerinin aktarımını ve kaleminin ustalığına birlikte bakalım!


GELELİM KİTABIMIZ MOBY DICK’E;

“Ahab için, yeryüzündeki tüm kötü güçler, ete kemiğe bürünmüştü Beyaz Balina’da. Bu kötü güçler sanki Ahab’ı kemirdikçe kemirmiş, yüreğinin ve ciğerinin yarısını yemiş bitirmişti.”

> Kitap, bir anlamda, çoğunluğunu balinaların, balina avcılığının ve denizcilik kültürünün çeşitli yönleri hakkında ansiklopedi benzeri girişler yapıyor. Kendisini denizlere adamış olan Kaptan Ahab’ın, Moby Dick ile hiçte güzel olamayan bir anısı ve o anıdan kendisine kalan yarası vardır. Bu hoş olmayan anının Kaptan Ahab’a bir diğer mirası da, kendisinin sindiremediği, bir hayvana yenilmişlik duygusudur. İntikam hırsı ile yanıp tutuşan Ahab, ucu bucağı olmayan okyanuslarda beyaz balinanın peşine düşmeyi ve öç almayı kendisine amaç edinmiştir. Sefere ve ava birlikte çıkacakları mürettebatını Peqoud adlı gemisine toplayan Kaptan Ahab, ilk ava çıktıklarında, onu öldürmeden huzura eremeyeceği düşmanına karşı olan amacını takımına anlatır ve uzun bir sefere yelken basarlar. Hedefledikleri yere ilerlerken türlü zorluklar ile karşı karşıya kalan mürettebat arasında bu balina ile ilgili şehir efsaneleri de söz konusudur. Zorlu şartlar altında yapmış oldukları bu uzun yolculuğun artık sonuna gelinmiştir ve Moby Dick ile karşılaşmaları artık an meselesidir. İntikam hırsı ile hareket eden Kaptan Ahab’ın gözü hırstan iyice dönmüştür. Günler sürecek olan zorlu bir av artık çok uzakta değildir ve bizi de bu maceranın içine çekecektir.

“Denizin dört bir yanında görülen yamyamlığı bir kez daha düşünün. Düşünün ki, tüm yaratıklar birbirlerini yerler, dünya kurulalı beri birbirleriyle savaşıp dururlar. Bütün bunları düşünün; sonra bu yeşil, tatlı ve çok uslu toprağa bir bakın. Her ikisini de, karayı da denizi de şöyle bir düşünün. Kendi benliğinizle bu iki şey arasında garip bir benzerlik sezmiyor musunuz acaba?”

> Aslında, yazarın ilk kaleme aldığı yıllarda çok dikkat çekmeyen bu romanımız daha sonra, yirminci yüzyılda popüler oldu. Bu kitaba olan ilgi arttıkça, birçok dilde çevirisi yapılarak yayımlandı ve sonrasında da beyaz perdeye aktarılarak sinemaya uyarlandı. Kitap, 1851 yılında Londra’da neşredilmiştir ve kitaba dair hikâye, bu geminin mürettebatından olan ve bir tesadüf eseri sefere dâhil olan denizci İsmail’in ağzından aktarılmıştır.

“Bana İsmail deyin. Birkaç sene önce — kesin olarak kaç sene olduğunun önemi yok — parasızken ve karada ilgimi çekecek hiç bir şey kalmamışken, biraz denize açılıp dünyanın suyla kaplı kısımlarını görmek istedim…’’

> Kitabın incelemesini bugünün şartları gereği tekrar ele aldığım için kitap ve konu içeriği hakkında kişisel olarak şunu ifade edebilirim ki; yazarın burada kalemi aracılığı ile biz insanlara doğanın gücünü aktarım isteği gerçekten çok yerindedir. Hıncına yenik düşerek ve doğada yaşayan diğer canlılar üzerinde mutlak hâkimiyet kurma hevesine kapılan insanlığın kaçınılmaz mağlubiyet karşısında gelmiş olduğu psikolojik noktanın bir anlamda cinnette vardığını ya da ölümle ile karşı karşıya kalmasını işler kitap. Benim açımdan, kitapta başrolü paylaşan diğer temel kahramanımız ise birçok türünden daha farklı olan güçlü beyaz bir balinadır. Sırtından fışkırttığı suyu yükseklere gönderebilen ve bir anda derinlere kaybolup, dikey bir şekilde son sürat yüzeye çıkarak önünde ne varsa darmadağın edebilen bir güç abidesidir. Burada, roman boyunca adı geçen kahramanımız Moby Dick’in de, en az Kaptan Ahab kadar psikolojik sınırının eşiğine gelmiş tehlikeli bir canlı olarak algılanması ihtimal dışı değildir. Kitaba bu anlamda odaklandığımızda, ‘Moby Dick’in bir macera romanı olmadığını, aksine bizlere psikolojik anlamda ders verecek nitelikte bir roman olduğunu anlıyoruz!

“Gözle görülen şeyler mukavvadan maskeler gibidir. Ama her olan biten şeyde, her canlı işte, her su götürmez olayda, bilinen her şeyin içinde, bilinmez bir akıl vardır. Bu akıl, kendi damgasını vurur o akılsız mukavva maskeye. Eğer insan vuracaksa, o maskeye vurmalı. Mahpus, zindandan kaçabilir mi duvarı delmeden?”

> Bugün Pazar ve ben benim ufaklık Mert elverdiğince sizin için bu incelemeyi hazırlamaya çalıştım. Arada olası yazım hatalarım olduysa artık kusuruma bakmayın lütfen. Neyse, ben birazda yarıda kalan kitabıma devam edeyim ve merak etmeyin, ona da bir inceleme yakında gelir.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
736 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10 puan
Hepimiz bir yerlerden duyduk beyaz balinayı bazılarımız tatlı bulduk bazılarımız korktuk onun heybetinden.Ben sonunda Yapı Kredi Yayınlarından gerçekten çok üst düzey bir çeviriyle okuma fırsatı buldum ve tam metnine eriştim.Ne yalan söyleyeyim kitaba başlarken bu kadar iyi olmasını ben de beklemiyordum.

Yazar Herman Melville tam anlamıyla bir dahi.All Star gibi birisi;çok büyük yazarlardan izler taşımakla birlikte kendi özgün havası da var.Dostoyevski ve Jack London esintileri aldım okurken.Ama kullandığı metaforlar,semboller ile adeta Show yaptı.Resmen kitabın 2 katmanı varmış gibi.Birisi herkesin gördüğü balina avı hikayesini anlatan katman diğeri ise sadece bazılarımızın anlayabildiği göndermelerin metaforların işaret ettiği ikinci katman.Ayağa kalkıp alkışlamak istiyorum yüzyıllar sonra seni sayın Melville.Yeri geliyor balinalar hakkında akademik bilgi veriyor yeri geliyor emperyalizm eleştirisi yapıyor yeri geliyor moda hakkında şeyler söylüyor.

Gemideki her karakterin bir kişiliği ayrı bir hikayesi var.Gerçekten çok derinler.Ama bir tanesi var ki şapka çıkartılır;Kaptan Ahab... Ahab,kitaptaki olayların başlamasından bir süre önce Beyaz Balina Moby Dick’i avlamaya çalışmış hatta bir zıpkın bile saplamayı başarmış ama balina tarafından evet tarafından bozguna uğratılarak bacağı koparılmış bir insan ve Pequod gemisinin kaptanı.Hayattaki yegane amacı Beyaz Balinadan intikamını almak olan Ahab gözünü kin bürümüş adeta bu duyguyla delirmiş bir şekilde.İntikam arzusu ile ruhu zehirlenmiş ve çürümüş gibi.Yeni doğmuş çocuğunu bile evde bırakıp intikam için sefere çıkmış.Bir diğer ana kahraman Moby Dick son 3 bölüme kadar ortalarda gözükmüyor ama öyle bir geliyor ki o son 3 bölüm beklemeye değiyor

Çoğu Destanlar bir savaşı anlatır Moby Dick de bir savaş destanıdır.Tanrısız denilebilecek bir evrende tüm kötü güçlere karşı Tek bir insanın,Kaptan Ahab’ın açtığı umutsuz bir savaşın destanıdır bu da.Moby Dick de belki bir metafor olabilir.Kader,Tanrı,Çözülmez gizem,En büyük korkular.Sizin Moby Dick’iniz nedir? Kaptan ahab oldunuz mu olacak mısınız yoksa alakanız yok mu? İntikamını alamayan bir adamın öyküsüydü bu ve son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı.

10/10
736 syf.
·9 günde·8/10 puan
Sadece balina ve balinacılık üzerine yazılmış bir roman demek basit kalır. İntikam duygusunu bu denli güçlü anlatan harika bir yolculuktu. Her dönem okunup sevilecek bir eser.
728 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
kitaba ilişkin dinlediğiniz, okuduğunuz tüm övgüleri gerçekten hak eden; bir adamın kişisel öfkesinin ve intikam hırsının peşinde ölüme yaptığı yolculuğu, etrafındaki insanları nasıl etkilediğini/sürüklediğini anlatan satır satır işlenmiş bir başyapıt.

kitaba dair en iyi incelemeyi belki yazarın ağzından okumalıyız;

"hayatının tek arzu edilen sonucu gibi görünür ama ölüm yalnızca denenmemişlerin acayip dünyasına adım atmaktır; insanın önüne serilen sonsuz uzaklıklara, yabanlığa, denizlere, kıyısızlıklara ilk selamdır ölüm; işte, her şeyi veren ve her şeyi bağrına basan okyanus, ölümü arzulayan ama intihar etmeyi içine sindiremeyen bu adamların korkularını giderir; gözlerinin önüne yeni bir hayatın akla hayale gelmeyen şahane maceralarını serer"
736 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10 puan
Moby Dick'in ismini duymayan yoktur belki de. Çocukken okuduğumuz o minik ufak kitaplar arasında kapağında 'balina' resmi olan kitap Moby Dick idi, değil mi? Sizi bilmem ama ben bu eseri küçükken okuduysam bile şu anda anımsayamıyorum. Moby Dick kimilerine göre bir serüven romanı. Kimilerine göre de bir deliliğin, takıntının diğer bir adı. Ishmael adlı bir gemici aktarıyor bizlere her şeyi. Ishmael, sayfalar ilerledikçe anlatımı öylesine 'sahipleniyor' ki yazarla bütünleşir hale geliyor. Zaten bu eserin yazarının da hayatının bir kısmının denizlerde geçmiş olmasına bakarsak, bu sahiplenme anormal bir durum değil. Burada ince bir nokta da var: Melville bu sahiplenmeyi Ishmael'e bir anda yaptırmıyor tabii ki, bu süreç öyle yavaş ve uyumlu oluyor ki sizler bile bunun farkında varmıyorsunuz kitabın sonuna dek. Hatta romanın gidişatına göre Ishmael geri planda kalmaya başlıyor. Bir nevi onu merak etmek yerine algınız başka noktalara kayıyor.

Ishmael, serüven arayan bir genç. Denizlerden daha güzel bir serüven var mıdır sorarım sizlere. O açık denize çıkmak, aylarca dönmemek, kendinizle ve dalgalarla baş başa kalmak... Kulağınızda uğuldayan rüzgar kimi zaman dağlarda uğuldayan rüzgarlardan daha tatlı gelir denizde. O mavi çarşaf bakanları içine çeker. Ishmael diğerlerinden daha çok serüven yaşanan balina gemilerinde karar kılıyor ve atlıyor bir gemiye, yanında handa tanıştığı yerli arkadaşı Queenqueq ile birlikte. O dönemlerde balina avı için sefere çıkan gemiler bir hayli fazlaydı. Balina yağı, ampul gibi alternatif ışık kaynaklarının olmadığı, sokak lambalarının bile içinde mum olduğu dönemlerde mumun ham maddesi olarak kullanılıyordu. Dolayısıyla ekonomik anlamda bir hayli önem arz ediyordu. Işık insanlık için her zaman ilk ihtiyaçlardan biri olmuştur, her dönem için bu böyle. Fakat çağımızda belki de bu değişti, ışıklardan bıkar hale geldik. Karanlığa kaçar olduk, dışarıdaki ışıklar içimizi daha da kararttı yalnızca. Konumuzdan sapmadan incelemeye devam edelim.

Yazdığım incelemelerde kitabın içeriğine çok fazla dalmak istemem, çünkü eseri okuyacak olanlar arasında bundan rahatsızlık duyacaklar da olabilir. Fakat şimdi incelemenin gidişatı açısından bazı şeylere girmem gerekiyor. Pequod isimli gemimizin kaptanı Ahab'dan birazcık bahsetmek istiyorum. Çünkü Moby Dick'in en can alıcı, ayırıcı noktası burası işte; eseri bir serüven romanından ayırıp bir analiz romanı yapan nokta. Kaptan Ahab yıllar önce denizciler tarafından neredeyse efsanevi olarak tanımlanan 'o balina' ile 'savaşmış' biridir. Bu 'savaş' Ahab'a pahalıya mal olmuştur; bacağını kaybetmiştir Ahab. Yıllar yılı takma bir bacakla hayatını sürdürmeye çalışan Ahab, Moby Dick'e düşman kesilmiştir. Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, Ahab aslında normal bir insandır, ta ki bacağını kaybettiği o lanetli güne kadar. Hiçbir insan doğuştan ruh hastası olamaz bana göre, kalıtsal olmadıkça.

Ahab bir delidir. Bunu kendi de kabul eder. Çünkü içinde deliliğe varan bir kin dolup taşımaktadır Beyaz Balina'ya karşı. Bunun tek nedeni kaybettiği bacağı değildir. Ahab, dünyada kendine göre 'kötü' olarak tanımlayabileceği ne varsa hepsini Beyaz Balina'ya yüklenmiştir. Öyle ki, Ahab bir canidir belki de; amacı uğrunda yoluna ne çıkarsa feda etmeye hazırdır. Gerek tayfaları, gerekse de kendi. Ahab'ın gözünde o balina bir deniz canavarından ayrı olarak tüm evrendeki kötülüğün bir timsalidir. Kitapta da bahsedildiği gibi Ahab maddi manevi tüm acılarını balinadan ayrı düşünemez hale gelmiştir. Kimi anlarda çılgınlık nöbetleri yaşayan Ahab her kötü şeyi Beyaz Balina ile özdeşleştirmiş, onu 'düşmansallaştırmıştır'. Bacağı ilk koptuğu sıralarda Ahab'ı yatağına sıkı sıkı bağlamak zorunda kalırlar, onun maddi anlamda diyebileceğimiz çılgınlığı ilk başlarda o denli şiddetlidir. O lanetli sefer bitinceye dek yatağında bağlı kalan Ahab o anlarda ne yaşadı, nasıl yoğun duygular içerisinde idi bunu öğrenmeyi çok isterdim.

Ahab daha sonraları hayatını 'normalleştirmeye' çalışmak adına evlenmiş ve bir de çocuğu olmuştur. Ama içini kemiren o takıntı onu için için bitirecektir. Ahab çılgınlık nöbetlerinde hayatta olan çoğu şeye karşı bir meydan okuma faaliyeti içinde bulunuyor. Gemideki ölçüm aletlerine bile kin duyup, onları kırıp parçaladığı, ona yol gösteren güneşi bile aşağılayıp kendi kendine söylendiği bile olmuştur. Çünkü Ahab'ın çılgınlığı kadar gururu da aşırıdır. Ölçüm aletlerini parçalayarak bilime bile muhtaç olmamak ister. İçindeki kin olağanüstü derecelerde olduğu için kendini üstün görmesi de şaşılacak bir durum değildir bana göre. Dolayısıyla yalnız bir insandır Ahab. Ne birine muhtaç olmak ister ne de çevresinde insanların olmasını.

Kitabın kimi yerlerinde kendi inandığı Tanrı'ya dahi kafa tutan Ahab'ı şöyle tanımlar Melville: Tanrısız, Tanrı gibi bir adam. Fakat her yalnız insan gibi Ahab'ın da kırılgan olduğu bir an gelir; ikinci kaptanla yalvarırcasına bir konuşma içerisine girer. Sanki Ahab, kendinin böyle olduğunu kabullenemiyor, kendini asıl Ahab olarak göremiyordur. Böylesine 'sert' bir kaptan betimlemesinden sonra o konuşmayı okumak bana değişik duygular hissettirdi. Kendinin ne denli yalnız olduğunun farkında olan Ahab, kendini şöyle tanımlar: Aydınlığa çıkan bir karanlık gibi. Dikkat ediniz, bu denizciliğin veya deniz seferlerinin getirmiş olduğu bir yalnızlık değildir. Ahab yaşadıkları dolayısıyla yalnızlığa mahkum gibidir. Onu delirten bu kin elbette ki yalnızlığa da mahkum edecektir.

Takıntı konusunun bu denli iyi işlendiği bir başka eser varsa o da W.Golding'in Kule adlı eseridir. Fakat Moby Dick bana göre biraz daha öne çıkıyor bu konuda. Öyle ki, Ahab öylesine kalıcı bir etki bırakıyor ki içinizde, şahsen ben onu bir daha unutamayacağım. Ama Ahab'a da hak vermiyor değilim. Bir düşünün; sizi en çok sinirlendiren herhangi bir şeyi her dakika azalmaksızın yaşadığınızı düşünün. Çünkü insan psikolojisinde sinir dediğimiz şey genellikle geçicidir, Ahab bunu geçici olmaksızın her dakika yaşıyor. Bu durumda delirmek belki de normal bir durum haline gelir. Zaten Ahab'ın kendisi yine kendi hakkında şöyle der: "Ben deliliğin delirmiş biçimiyim."

Ahab Moby Dick'i buluyor mu, Pequod nasıl serüvenler yaşıyor bunlar da okuyacak olanlara sürpriz olsun. Fakat Ahab hakkında üzülmüyor değilim; onun o halde olması beni üzdü açıkçası. Ahab gibi insanlar her daim ilgimi çekmiş, onları anlamaya çabalamışımdır. Bu yönden Ahab ilgimi fazlasıyla çekti. Benim için unutulmaz bir karakter oldu. Bunların dışında Moby Dick'in serüven dolu olan yanlarını zaten saymadım bile. Pequod sefere çıkarken siz bile heyecanlanıyorsunuz. Düşünsenize, aylar belki de yıllar sürecek bir sefere çıkıyor bir gemi, siz de içindesiniz. Zaten bir yazar, yazdıklarını hissettirebildiği ölçüde iyidir. Melville de sizi öyle bir yere götürüyor ki, gemiye dıştan bakan bir insan değil, geminin; Pequod'un içinde bir tayfa oluyorsunuz. Ahab'ın yaşadıklarına bizzat şahit oluyor, o Pasifik rüzgarlarını içinizde hissediyorsunuz.

Biraz da yayınevinden bahsetmek istiyorum. Yapı Kredi Yayınları işini gerçekten çok iyi yapıyor. Önsözlere verdiği önem olsun, kitap hakkında yazılan kimi yazıları da yayımlanması kalitesini artırıyor. Ayrıca okuyacaklara tavsiyem kimi kısaltılmış versiyonlarını değil, bizzat bu kitabı okumalarıdır. Sanıyorsam eserin en uzun, ayrıntılı çevrilmiş hali Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan bu kitaptır. Sizler de Kaptan Ahab ile tanışmak, serüvenlere atılan bir tayfa olmak istiyorsanız eğer Moby Dick'i bir an önce okumalısınız. Moby Dick yalnızca bir serüven romanı değil, psikolojik tahlilleri ve deliliğin tasvirini içeren bir incelemedir.
736 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Amerikan Edebiyatı klasiklerinden Moby Dick, önsözde Mina Urgan’ın da belirttiği gibi çok zengin bir kitap: “gerçekçi bir macera romanı, balinalarla ilgili bilimsel bir inceleme, bir deniz destanı, balina avıyla ilgili teknik bir yapıt ve bir tragedya”. Romanın gerçekten çok sağlam bir alt metni var. Melville, ekonomik zorluklarla geçen hayatında, mitolojiden siyaset felsefesine birçok alanda çok okumuş, derin bir bilgi birikimine sahip ve inançlar, kötülük, Tanrı, din, felsefe, siyaset gibi birçok konu üzerine çok düşünmüş. Moby Dick’te de balina avına çıkan kaptan Ahab ve Pequod gemisinin başından geçenler ve balinalarla ilgili bilgilerin arka planında bize bunları aktarmaya çalışmış. Metaforlar hayranlık uyandıracak nitelikte. Ama Moby Dick’in nasıl bir okuma olacağı biraz okuyucuya bağlı; salt bir macera romanı gibi de okuyabilirsiniz (ki aslında bu bence birçok şeyi kaçırmak olur), Melville’in anlatmaya çalıştıkları üzerinde durup düşünerek de okuyabilirsiniz (ki bu durumda biraz zaman ve emek isteyen bir okuma olduğunu söyleyebilirim). Mutlaka herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
728 syf.
·46 günde·Puan vermedi
Kitabı diğer klasiklere karşın biraz uzun bir süre de bitirsem bile kitap beni öyle bir etkisi altına aldıki her karakteri görerek hissederek hikayesini okudum . Bazen anlamadığım yerler oldu bazen ise hayatıma anlam katacak sözleri , cümleleri . İleri de bir daha okumak istiyorum şuan hissediklerim ve anladıklarım elbet farklı olacak bunu görmek istiyorum . Herkesi etkisi altına alacak bu güzel kitabı herkes okusun isterim .
599 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Merhaba;
Kitaplığımda uzun zamandır okunmayı bekleyen bir romandı Moby Dick.
Başladım ve ilk 150 - 200 sayfa inanılmaz keyifli ve akıcı geçti. Buralarda karakterleri tanıdık, belli başlı olayların başlangıcına tanıklık ettik. Fakat sayfa 200 lerden sonra olaylar beklentinizin dışona çıkıyor çünkü; çok fazla bilimsel içerikli bölümler vardı.
Balinalar hakkında, balina avcılığı hakkında, balinanın biyolojik özellikleri hakkında ve gemicilik hakkında çok fazla bilimsel ayrıntı okuyorsunuz.
Bu bölümler bazı arkadaşların hoşuna gidebilir ve belliki yazarın bilgi birikiminin zengin oluşununda göstergesidir.
Fakat benim kurgudan kopmama ve yer yer sıkılmama neden oldu. Bu nedenle benim keyif aldığım bir roman olmadı.
Dediğim gibi bu bölümlerden keyif alacak arkadaşlar muhakkak vardır, ama benim beklentim bu yönde olmadığı için beni yoran bölümlerdi, ta ki son 100 sayfaya gelene kadar..
Oysa çok sevdiğim ve daha fazla tanımak istediğim karakterler vardı içerisinde, keşke onlara biraz daha yoğunlaşabilseydik.
Son 100 sayfada yeniden başlangıçtaki kurguya dönüyor ve akıcı sayfalarla romanı sonlandırıyorsunuz.
Herkese keyifli okumalar diler,
Youtube kanalıma beklerim;
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
728 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Ben hayatımda böyle bir kitap ne gördüm ne okudum.

“Bana İsmael deyin” cümlesi ile başlıyor romancığımız.

Klasik kitapların yazarlarından daha uzun ömürlü olmalarının altında yatan en güçlü neden, insan doğasını oluşturan kontrolsüz duyguları gün yüzüne çıkarmaları ve o duygular üzerinden insanın kendine olan yolculuğunda eşlik etmeleridir.

İntikam hırsıyla körelen Kaptan Ahab’ın uzak denizlere yol alması kendi içine bir yolculuktur. Bu yolculukta hayatını kaybetmeyi göze alır ve bu yolda attığı hiçbir adımdan geri durmaz, kendiyle beraber herkesi ölüme sürükler, denizin ortasında bir tabuta tutunarak hayatta kalan İsmeal’dir bize olan biteni anlatan.

İşte “Bana İsmael deyin” diye başlayan bu roman, şimdiye kadar yazılmış en güzel ilk cümlelerden biri bana göre. :)))


Henüz 30 yaşında iken balina avcıları ve Güney Denizlerindeki balinalar ile ilgili böyle bir roman yazmak için uğraşan Herman Melville, kendisi gibi hiç tanınmamış ve sefalet içinde bir yazar olan Nathaniel Hawthorne ile tanışmıştı. Şampanya ile karışık romantik bir tanışma ortamında Nathaniel Hawthorne’den çok etkilenen ve ondan büyük bir ilham alan Herman Melville evini de taşıyarak Nathaniel Hawthorne’nun komşusu olmuş,Moby Dıck romanı da bu sayede kısa bir süre içinde bitmişti. Bu nedenle yazar bu romanını Nathaniel Hawthorne’ya adamıştır.


1851'de yayınlanan Moby-Dick, yayınlandığı yıldan yazarı Herman Melville'in ölümüne kadar ve 19. Yy boyunca hemen hemen hiç dikkat çekmemiş, roman yazarın ölümüne kadar geçen süre zarfında en fazla üç bin kopya satmıştır. Buna mukabil roman 20. Yy ın ilk başlarından itibaren birden dikkat çekmeye başlamış, tüm dünyada okunan ve sevilen bir roman olmakla kalmayıp, Amerikan edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul gördüğü gibi aynı zamanda İngilizce olarak yazılmış en önemli romanlardan birisi olmayı da başarmıştır.


Yayınlandığı yüzyılda talihsiz bir başlangıç yapan roman olsa da şu anda Amerikan edebiyatının en önemli 25 romanı arasındadır.


Yazarın balina avcılığı üzerine kurduğu hikaye ile başlayan roman, sıradan bir denizcilik hikayesinden ziyade içerisinde derin anlamlar barındıran bir esere dönüşüyor. Kitaptaki ana karakterin denize duyduğu tutkunun yanı sıra arkadaşlık, özlem ve intikam gibi duyguları da işleyen roman, hayata dair büyük dersler veriyor. Geçmişe takılıp kalmanın bugünü ziyan edeceği vurgusu ile kurgulanan bu hikaye, okuyucuları adeta hayatlarını yeniden şekillendirmeye davet ediyor.


Kitabın başkahramanlarından olan İsmael , tüm ömrünü denize adamış ve yalnız yaşayan bir karakter olarak anlatılıyor. Öyle ki karada yaşamak ona iyi gelmiyor ve en kısa sürede ait olduğu yere, denizlere dönmek istiyor. Ancak bu defa bir balina avcısı olarak çalışmayı istiyor. Bir gün, kaldığı şehirde geceyi geçirmek için bir oda kiralıyor. Ve oda arkadaşı olan Queequeg ile tanışıp yakın dostluk kuruyor. Sonrasında ise ikili, uzun sohbetlerinin sonunda balina avcılığı işine girmeye karar veriyor.

İsmael, Pequod isimli bir gemide buldukları iş için yola çıkıyor. Yalnız geminin ana kaptanının kim olduğu bilinmiyor. Bu durumdan şüphelenen İsmail, sonunda bir bacağı olmayan Kaptan Ahab ile tanışıyor. İsmael , sonradan Ahab’ın okyanustaki en tehlikeli canlı olan beyaz balina Moby Dick tarafından saldırıya uğradığını ve bacağını bu olay sonucu kaybettiğini öğreniyor. İntikam ile yanıp tutuşan Ahab’ın bu yolculuktaki en büyük arzusunu, Moby Dick’i yakalayıp öldürmektir. Peki, kahramanlarımız bunu başarabilecek mi dersiniz? Valla ben de bilmiyorum diyormuşum. :))) Şaka şaka kitabı okurken öğreneceksiniz zaten. -Tamam, kabul ediyorum, çok gereksiz bir cümle kurdum şu anda.-

Romandaki olaylar gözlemci anlatıcı olan İsmael adlı bir gemicinin anıları şeklindeki bir metotla anlatılmıştır. Bu nedenle roman anı türünde yazılmış bir roman olma özelliği de taşır. Anlatıcı olan İsmael, olaylara da dâhil olmuş, hatta sözü edilecek olan olayların finalinden sağ kurtulan tek kişi olarak bu romanın anlatıcısı olur. Yazıdaki kurgu ve vaka düzeni İsmael’in bakış açısı ve gözlemlerinden oluşur.

Evrensel bir çatışmanın simgesel yorumu bu kitap.

-Forster’e göre; “gemici masalı ya da içine şiir serpiştirilmiş bir balina avı diye okuduğumuz sürece, Moby Dick kolay bir kitaptır. Ancak kulağımız içindeki ezgiyi yakaladı mı, hemen güçleşmeye başlar ve büyük bir önem kazanır. Sözcüklerin dar kalıbına dökerek söyleyecek olursak, soyut düzeyde Moby Dick’in konusu kötülüğe karşı çok uzatılan ya da yanlış yürütülen bir savaştır. Beyaz Balina kötüdür, Kaptan Ahab ise kötülükle savaşmayı öç alma eylemine dönüşünceye kadar sürdüren çılgın bir adamdır.” Melville’in bu alegorik romanında yer alan her bir karakter de simgeseldir. Ne var ki, bizlerin bu günkü yaşantımız için belki de fazlasıyla basit bulabileceğimiz ve gülüp geçeceğimiz simgeler, Moby Dick romanında umulmadık bir canlılık kazanır. Çünkü Melville’in hikayesinin gövdesi, yazarın çok yakından tanıdığı okyanus denizciliği ve balina avcılığı üzerine kuruludur, üstelik bu konularda verdiği gerçekçi ayrıntılar ve şiirsel tasvirlerle, okuyucuyu hikayenin atmosferiyle sarmayı başarır yazar.

Melville’in metninde yoğun biçimde mistisizm vardır, ancak bir din dersine, propogandaya da dönüşmez anlatılanlar. Tersine, evrensel meseleler üzerine yapılan felsefi bir tartışmaya girişir Melville. Ne var ki tartışmayı derinleştirmez, iyilik-kötülük çatışmasını irdelemez; söyleyeceklerini hikayenin içindeki olayların görkemiyle yansıtır. Bizi doğrudan ilgilendiren husus, elbette metnin barındırdığı ideoloji değildir. Ama yazarın dünya görüşünün metinde hangi biçimlerle dışa vurulduğu, simgelerin “neleri nasıl” ifade ettiği önemlidir. Eğer metnin okumasını ilahi bir iyilik-kötülük karşıtlığı içerisine hapsedersek, yazarın anlatım zenginliklerini, doğayla insan arasındaki şiirsel mücadeleyi, insani tutkulardaki derinliği/basitliği gözden kaçırabiliriz. Önümüzdeki metin, öncelikle, sürükleyici bir hikaye üzerine kurulu bir romandır, barındırdığı felsefenin ya da simgelerinin çözümü ise okuyucunun keyfine kalmış bir şey.

Moby Dick, roman tarihinin ilk denizcilik destanı, Mark Twain’in, Jules Verne’nin, Jack London’ın, Joseph Conrad’ın, doğa tutkunu pek çok yazar ve yönetmenin ilham kaynağı olarak bugünlere kadar varlığını ve güncelliğini korumuştur. Belki doğa karşısında insanın mücadelesi hiç değişmediğinden, belki hırslarımızla körleşmemiz hep sürdüğünden ya da haksızlıklara isyanın evrenselliğinden de kaynaklanıyor olabilir bu güncellik. Belki de her yaşta farklı bir anlam yükleyeceğiz metnin barındırdığı simgelere; ama Moby Dick’in edebi değeri hiç değişmeyecek..! En azından benim gözümde. :))

Şimdi geliyoruz asıl can alıcı soruya:

Peki neden MOBY DİCK okumalısın?

- Moby Dick intikamın insan ruhunda yarattığı tahribatın sözcüklere dökülmüş halidir. İntikam, soğuk yenen bir yemektir, diyor Dostoyevski. Büyük kötülüklerin nezaketle yapıldığı günümüzde artık intikam yeminleri ulu orta yapılmıyor, ama kıskançlık gibi, olabildiğince gizlenen kötü bir duygu olarak kabul ediliyor. Günümüz insanı affetmeyi Tanrı’ya bıraktı ve ilahi adalete inancını kaybetti. Borges, kayıtsızlığı bir çeşit intikam olarak görüyordu. Kendini bir amaca adamış Kaptan Ahab’ın, içini kaplayan korkunç kin ve öç alma arzusuyla hem tanrıyla hem insanlarla hem de çevresiyle nasıl bağını kopardığını anlamak için okunası bir romandır.

- Mobby Dick insan doğasındaki köklü değişimlerin kapısını aralayan kitaplardandır. Okur içinde bastırdığı, gizlediği duygularıyla yüzleşecektir, bu da onda değişimin kapılarını aralayacak olan önemli adımlardandır. Roman kişinin kendi içine yaptığı yolculukta okura rehberlik ediyor. Yer yer semboller ve metaforlarla doludur, kitapta geçen her isim bilinenden fazlasıdır. Okur derinlikli bir okuma sonunda dedektif gibi karşısına çıkan sembollerin izini sürmek zorunda hissediyor kendini.

-Roman on dokuzuncu yüzyılda Peqoud adlı bir gemiyle balina avına çıkan kaptan Ahab ve mürettebatının maceralarını hikâye ediyor. Kaptan Ahab sakat kalmasına neden olan beyaz balina Moby Dick’i aramak ve öldürmek için uzak denizlere açılır. İnsanoğlunun tarihsel süreçte canavarlarla mücadelesinin modern zaman karakterlerindendir o. Sayfalar ilerledikçe mürettebat, balina avından öte bir amaçları olduğunu fark eder. Kaptan Ahab’ın kini o kadar şiddetli ki, kendiyle beraber yanındakilerin de mahvına sebep olmak umurunda değildir. Zihnini kılıçtan keskin ve tehlikeli düşüncelerle dolduran kaptan aynı zamanda karizmatik, inatçı, bir diktatör kadar vicdansız ve sert bir adamdır. Direnişin tek kişide vücut bulmuş halidir o. Moby Dick’in büyüklüğü karşısında kendini küçük ve yenilmiş hissetmesi Kaptan Ahab’ın nefretini körükler. Nefret romanın bir başka karakteri olarak ete kemiğe bürünür ve geminin kaptan köşkünde yerini alır. Ahab, Moby Dick’i bütün kötülüklerin timsali olarak görür, onu öldürmenin savaşını verir ve sonunda bu savaşın kaybedeni olur. Bir konuşmasında, içindeki büyüklenmenin devasa boyutlarını ifşa eder, Beni güneş küçük düşürse, güneşi vururum, der ve kendini dünyanın, hatta evrenin merkezine yerleştirerek gerçekliğin sınırlarını ortadan kaldırır. Ahab’ın yardımcılarından Starbuck kaptana, yaptığının delilik olduğunu söyleyen tek kişidir. Kaptan, Ben deliliğin delirmiş biçimiyim, diyerek Starbuck’ı onaylar. Melville, kaptanın yüzündeki izi, onu bir yıldırım çarpmasından sağ çıkaran gücü ve bir balina karşısındaki zayıflığı, dik başlılığı ve inatçı yanıyla şu hayatta yapacağı tek işin Moby Dick’i öldürmek olduğuna okuru ikna eder. Yazarın arkadaşına yazdığı mektupta, kitabın cehennem ateşinde piştiğini söylerken kastettiği bu olsa gerek.

- Yenilmişlik duygusunun bir insanın düşüncelerinde yarattığı tahribatı anlatan en güzel romanlardan biridir Moby Dick. Üst metin anlaşılır, heyecan uyandıran bir anlatımdan ve hızlı akan olaylardan oluşur. Bu yüzden birçok dünya klasiği çocukların da anlayacağı şekilde basite indirgenerek uyarlanmaktadır. En çok irdelenen, merak uyandıran ve üzerinde derinlemesine çalışmaların yürütüldüğü alt metin, her zaman kendini gizler, insanı kendine çeken yanı da bu gizemde saklıdır ve her okuduğumuzda yeni tatlar alırız.

-Bin sekiz yüzlü yıllarda balinalardan elde edilen yağ kandillerde evleri aydınlatan yakıt olarak kullanılıyordu, bir nevi sanayi devriminin yakıtıydı. Nitekim günümüzde yağın yerini petrol aldı ve bu günün Amerikan toplumunu anlamak için o günlerde yaşanan benzer mücadeleyi Melville’in satır aralarında okuyoruz. Yine kan, gözyaşı, vahşi kapitalizm vardır toplumun işleyişinde ve metanın elde edilmesine giden yolda. Sınıf mücadelesinin evrelerini Amerika, günümüz Amerika’sı olmadan önce temellerinin atıldığı yılları anlamak, Amerikan toplumunun kültürel kodlarının işleyişini anlamamızı kolaylaştıran kitaplardandır. Bu gün Amerika için petrol neyi ifade ediyorsa, Moby Dick’in yazıldığı yıllarda balina yağı da aynı şeydi.

-Kitabın şiirsel dili, yazarın kitabı yazdığı dönemde özellikle Shakespeare’i hayranlıkla okumasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Balinalar hakkında okura can sıkıcı gelen ansiklopedik bilgilerin bile şiirsel bir dille anlatımı ve aralarında hayata dair düşüncelerin serpiştirilmesi başlı başına yetkin bir çalışmanın ürünüdür.

-İnsanoğlu doğa karşısında ne kadar güçlenirse güçlensin, doğayla savaşını kaybetmeye mahkûmdur, doğaya ya da doğal yaşama yapılan her müdahale insanoğlunu sona bir adım daha yaklaştırmaktadır. Moby Dick doğa ile insan mücadelesini ve insanın doğa karşısındaki acizliğini anlatan bir başyapıttır. Denizi her yönüyle anlatan, okurken kendinizi bir gemide hissedeceğiniz ve denizi bütün ayrıntılarıyla içinize sindireceğiniz, bazen tuzun ve iyodun kokusunu, bazen dostluğu, paylaşımı, iş bölümünü, ortak mücadeleyi, örgütlü çalışmayı ve bir arada yaşamı özümseyeceğimiz romanlardandır.

-Melville, romanı yayımlandıktan sonra Sarah Hulyer Morewod’a yazdığı mektupta şunları diyor: “Satın almaya kalkmayın sakın, okumaya da kalkışmayın, size göre kitap değil. Hanımlara yaraşan spitalfields ipeğiyle dokunmuş bir kitap değil – gemi halatlarıyla, palamarlarıyla örülmüş, korkunç bir dokusu var. Kutup rüzgârı esiyor sayfalarında, üzerinde aç kuşlar uçuşuyor. Kibar ve titiz herkesi uyarın, bir bakış dahi atfetmesinler sakın, yoksa romatizmaları, siyatikleri tutar doğrusu.”

Tabi bunlar sadece bir kaçı. Daha yazamayacağım kadar milyonlarca nedeni var.

Moby dick kitabı aslında bizlere büyük bir ders veriyor. Biz insanlar sürekli geçmişte yaşadığımız olayların acısını her günümüzü zehir ederek hatırlıyoruz. Kaptan Ahab gibi intikam peşinde koşuyoruz ya da balina avcıları gibi büyük bir hırsa kapılıyoruz. İşte bu yüzden sonunu bilmediğimiz saçma sapan bir yola giriyoruz. Öyle ki moby dick kitabı bunun ne kadar akıl almaz bir şey olduğnu bizlere açıklıyor. Bunun içindir ki her zaman geçmişi unutup geleceğe yön vermeliyiz...

Macera ve felsefeyi iç içe geçiren Moby Dick hem edebiyat tarihi açısından, hem de verdiği okuma keyfiyle gözden kaçırılmaması gereken bir roman. Yani kaçırma. Kaçırırsan çok şey kaybedersin vallaha benden söylemesi. :))))

Ebediyete kadar içinizde barındırdığınız duygular her zaman sizin sonunuz olur. Tıpkı Kaptan Ahab gibi.

Keyifli okumalar dilerim... :))))
728 syf.
·12 günde·9/10 puan
Bitirdiğim yeni kitap Moby Dick'i sizlerle paylaşmak istedim. Herman Melville tarafından yazılan kitap 1851 yılında yayınlanmış. Moby Dick İsmael adlı denizcinin ağzından balina avcılığını ve Ahab adlı gemi kaptanının Moby Dick adlı balinanın peşine intikam için düşüşünü anlatıyor. Zamanına göre Melville gerçekten balina ve balina avcılığıyla ilgili çok güzel bilgiler vermiş kitapta. Kitap sadece bir roman değil aynı zamanda balinacılığın ortaya çıkmasından gelişimine kadar da bilgi içeriyor. Aynı zamanda kitapta, yazarın yaşanmış olan ve rivayet edilen olayların çoğuna atıf yapması, yaşanmış olaylarla karşılaştırması, benzetme yapması benim çok hoşuma gitti. Bu atıflar da beni bu konularda araştırma yapmaya itti. Kitapta Melville'nin birçok konu hakkındaki düşüncelerini de görüyoruz. Bu kitap hem okurken keyif aldırdı hem de birçok bilgi öğretti.
Kitabı çok sevmeme rağmen bana biraz eksik gelen yerler olmadı değil. Kitabın başında henüz gemi ile yolculuğa çıkmadan İsmael ile Queequeg isimli kişinin arkadaşlığını görüyoruz çok iyi yansıtılan. Ancak yolculuk başladıktan sonra ikisinin ilişkisinden pek bahsedilmiyor. İki arkadaşın ilişkisine kitabın ileri sayfalarında da biraz yer verilse kuvvetli bir bağ görebilirdik diye düşünmeden edemedim.
Tabiki bu eleştirime rağmen bu kitap benim en sevdiğim kitaplar arasına girmeyi başardı.
736 syf.
·1 günde·7/10 puan
Zenginlikleri olduğu halde okurken çokça sıkıldığım ama inat edip okumaya devam ettiğim, “SON” yazısını görünce şükür dediğim bir klasik oldu

Öncelikle yazardan bir giriş yapayım konuya: Ekonomik sıkıntılardan ötürü sadece 15 yaşına kadar okula gidebilen, daha sonra çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalan, bu süre zarfında da birkaç kere gemi yolculuğuyla çeşitli yerler gezen ve balina avı için mürettebata katılan birisi Herman Melville. Bir de buna çok kitap okuması eklenince, Moby Dick’te bu kültürel birikimin, görmüş geçirmişliğin izlerini, gerek psikolojik tahlillerle gerek teknik bilgiler ve anlatım şekliyle çok kolay görebiliyorsunuz.

Yazar, karakterleri ve duygularını ve hatta en basitinden deniz/okyanus kavramını bile size felsefi bir pencereden baktırarak gösteriyor. Bunları yaparken yer yer mitoloji yer yer farklı kültürlerden yararlanarak anlatıyor; akılcı bir dini inanca sahip olan bir karakterin gözünden kitabı anlatırken dine sonradan yerleştirilmiş batıl inançları iğneleyerek eleştiriyor, ırkçılığın hâkim olduğu Amerikan toplumunda büyümüşken anlattığı hikâyede gemideki farklı millet ve kültürlerden oluşan mürettebat ile ırkçılığı da bir bakıma yeriyor.

Bunun haricinde beni sıkan kısımlar teknik bilgi içeren yerlerdi. Bir ara balina, balina avcılığı ve gemicilik üzerine yüksek lisans tezi mi okuyorum diye düşünmedim değil. Ama bu kısımlara katlanmamdaki en büyük etken kitabın çevirmenlerinden biri çok değerli, rahmetli Prof. Mina Urgan’ın önsözünü okuyarak başlamamdı. Zira çok güzel bir giriş yaparak hazırlamış okuyucuyu. Yine de pek okuma geçmişi olmayanları sıkabilecek bir kitap. Yoğun bir zamanınızdaysanız okumayın derim

Sabırlı olanlar okusun diyorum
Beğendiğim alıntılardan bazıları aşağıdadır :)

- İçimden başkaldırarak, boyun eğeceğim ona; daha kötüsü, acıya acıya kin duyacağım ona.

-Kimi işlerde en doğru yöntem, düzenli bir düzensizliktir.

- İnsanların çılgınlık dediği şey, Tanrı için aklın ta kendisidir. Tüm insan düşüncelerinden sıyrılan akıl, Tanrı düşüncesine ulaşır sonunda; bu düşünce, akıl dışı ve çılgınca bir şeydir bizim için. Oysa bu düşünceye varan, mutluluğun da mutsuzluğun da üstüne çıkar; umursamaz olur tıpkı Tanrı gibi.

- Soru soran kafalar, er geç, kör ve ölü bir duvara çarparlar.

- Aptallar, kendileri kadar aptal olmayanları terslerler hep.
Düşünmek nedir? Daha doğrusu ne olmalıdır: Bir serinlik, bir durulma... Oysa bizim zavallı beyinlerimiz zonklar, zavallı yüreklerimiz çırpınır boyuna.
Ama yaşamın dokumasındaki enine ve boyuna iplikler gibi, durgun havalarda fırtınalar birbirine örülür; her huzur anının ardından bir bora gelir.
Bir daha yola çıkmamak üzere demir atacağımız son liman nerede? Nerede en bezginlerin bile bezmeyeceği dünya? Hangi mutlu gök katlarında?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moby Dick
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
599
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728128
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
İngiliz dilinin ve dünya edebiyatının kuşkusuz en büyük klasiklerinden biri olan Herman Melville'in bu eşsiz eseri, yayınlanmasının üzerinden neredeyse yüz yetmiş yıl geçmesine karşın derinliği ve masalsı zenginliğiyle tüm dünyada sayısız filme, oyuna ve anlatıya ilham olmayı ve etkisini sürdürüyor.

Moby Dick'te, Ishmael'in dilinden yalnızca balina gemisi Pequod'un destansı yolculuğunu, kaptan Ahab'ın düşman saydığı balinaya beslediği amansız takıntıyı, tehlikeli denizleri yuva bellemiş uyumsuz denizcilerin serencamını dinlemekle kalmayız; trajik yazgıların gülünç tesadüflerle, cesurca çabaların korkakça ricatlarla iç içe geçtiği yaşamlar ve insan doğası üzerine benzersiz bir hikây eye de kulak veririz.

Moby Dick tutkulara, arzulara, insana, yaşama ve ölüme dair ölümsüz bir roman.

Yani demek ki insanın deliliği, tanrısal akıldır; insan fani akıldan uzaklaşarak nihayet bu tanrısal düşünceye varır, ki o noktada artık akıl saçma ve boş bir şeydir ve huzur da, keder de tavizsiz ve tarafsızdır, tıpkı Tanrı gibi.

Kitabı okuyanlar 2.929 okur

  • Ursula
  • Elif Beğenmiş
  • Selim Telbisoğlu
  • Aynur Budak
  • Yasemin Yağız
  • Rohat Abul
  • İman Elhac
  • Solan gül
  • Fatma
  • Rojin Zelal Akkoyun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (5)
9
%0
8
%0.2 (2)
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları