Gogol’un büyük eseri Ölü Canlar’i..
Gercekten Inanilmaz özgün bir konu,müthis detayci,mizahi ,insana kendini evinde hissettiren bir anlatim,durusu bir ceviri ve icinde önsözler,sonsözler;yazarin okura ve esine dostuna yazdigi mektuplari iceren müthis bir baski ve Erdem Akakce’nin ustaca seslendirmesi.
Ölü Canlar deneyimim özetle basindan sonuna verimli güzel sasirtici ve cogu Rus klasinginde oldugu gibi ‘evde’ hissettiren bir yolculuktu.
Gogol, kitabin basinda okuruna bir mektup yaziyor ve ;”Kim olursan ol, okurum, nerede olursan ol, hangi rütbede bulunursan bulun, istersen çok yüksek rütben nedeniyle saygın biri ol ya da toplumsal durumun sıradan olsun, Tanrı okuma yazma öğrenecek aklı vermişse sana ve bu kitabım eline geçmişse, rica ediyorum, yardımcı ol bana. İlk baskısını okuduğunu sandığım önündeki bu kitapta toplumumuzdan bir insan anlatılmaktadır. Yurdumuz Rusya’da arabasıyla dolaşmakta, yüksek tabakadan insanlardan tutun da sıradan insanlara kadar her tür yurttaşımızla karşılaşmaktadır. Daha çok, Rus insanının eksik yanlarını, kusurlarını göstermek için anlattım onu, yoksa onun meziyetlerini, erdemlerini göstermek için değil. Çevresindeki insanların hepsini de aynı amaçla, zayıflıklarımızı ve eksik yanlarımızı göstermek için seçtim. Daha iyi insanları ve karakterleri öteki bölümlerde anlatacağım. Bu kitapta birçok şey doğru, yani olduğu gibi, Rus yurdunda gerçekleştiği gibi anlatılmamıştır. Çünkü her şeyi bilmem olanaksızdı. İnsanın yurdumuzda neler olup bittiğinin yüzde birini tek başına öğrenebilmesi için ona bir yaşam yeterli değildir. Ayrıca hamlığım, toyluğum ve aceleciliğim birçok yanlışlığa, hataya neden olmuştur; öyle ki, her sayfada düzeltilmesi gereken bir şeyler bulunmaktadır: Rica ediyorum senden okurum, düzelt yanlışlarımı. Küçümseme bu işi. Ne