Şiir Sanatı Üzerine

Poetika

Aristoteles
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·96 syf.·
2020 33. kitabı
Aristoteles’in şiir ve tiyatro sanatlarına ait görüşlerini dile getirdiği bir eser. Neden bilinmez ama bu eser bende bir tragedya yazma isteği uyandırdı.
Eğitim
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 775. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2021 10:43
Tarihte ‘Sanatı’ ilk defa araştıran ve belki de aynı zamanda ilk defa da eleştiren Poetika, Politika eseriyle karıştırılmamalıdır. Kendim de karıştırdığım için söylüyorum. Bir yandan gerçekçilik ele alınırken diğer yandan da hayal gücü öne çıkarılır. Şiire yönelik epey bilgi içermesinden dolayı da tarihsel önemi büyüktür. Platon ile karşılaştırma yaptığı mesele benim gözümde efsanedir. Şöyle ki birisini çok seversiniz diyelim. Bilhassa erkeklerin başına gelir ama hanım kardeşlerimiz de bu konuda tecrübelidir bence. Zannederiz ki dünyadaki bütün erkekler bizim sevdiğimiz kadına aşık. Biz kendi aramızda bunu yaşayanlara geçmiş olsun deriz çünkü bu aşkın kıymeti bilinmez ya neyse zaten hangi sevenin kıymeti bilinmiş değil mi? İşte bu sevginin özelinde aslında karşıdaki güzel değil, onu güzelleştiren bizim sevgimizdir. Sanatta da güzel olan sanatın var olmasıdır. Sanat var olduğu için güzellik de var. Tek başına güzellik ne anlam ifade eder ki? Taş da tek başına çok güzel olabilir ama bir tabloda onu güzelleştiren, milyon dolarlara satıyor. Tabii ki karşıt eleştiriler de sunabiliriz ama ne gerek var diyorum ben buna. Bunun yerine güzel olanı alma, yeni bilgiler öğrenme tarafındayım. Aslında bu da şiir sanatını Aristo’ya göre ortaya çıkaran iki nedenden ilki, insanın öğrenmeden aldığı haz, kapsamına giriyor da neyse. Hepimize iyi okumalar dilerim..
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 39. kitabı
Normalde Poem şiir ,poet sair demek. Aristotales'in yazdigi bu eser de siir sanati ile alakali diye dusunulup oyle cevrilmis sanirim. Ancak siir ve siir sanati ile alakali pek delil bulamadim. :) Ancak eser siirden cok tragedya ve komedya turunu acikliyor bizlere. Ben Ingiliz Edebiyati bolumunde klasik edebiyat almaya basladigimda ilk kez okumustum. Turkcesini anlamadim o yuzden ingilizcesi daha sade idi onu okudum. :)  Eser neyden bahsediyor? Daganik bir sekilde bir tragedyanin konusu nasil olmali, zaman ve mekan nasil olmali, bir trajik dusus nasil olmali, trajik kahraman ve trajik atmosfer nasil olmali bunlardan bahsediyor. Trajedinin konusu basit cok basit bir konu olmali ki trajik karakterin sonunu o basit olay getirebilsin. O donemde oyunlar bir gunde oldugu icin zaman acisindan dar olmali. Bir korku gerilim yaratmali insanda. Kisa bir gulduru sahnesi olsun ki son vurus gercekten trajik olsun. Shakespeare'in  Macbeth'ine baktigimizda hırs Othello'a baktigimizda kiskançlik vardir. Her iki eser de yeterince gergin bir havada gecer. Komedi ise basit seylerden olusur. En olmadik seylerden de bu cikartilabilir. Tabi boyle bir eser iki uc cumle ile anlatilamaz. Tiyatro sanatinin temeli , klasik donem ve tiyatro uzerine  calisanlarin bir ders kitabi olan bu eseri tiyatro ve turleri ile ilgilenenlere tavsiye ederim. Ben bir romanciyim ama cok sevdim. Iyi ki okumusum. #ancientage #aristotle #poetica
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2024 15:02
"Poetika", Aristoteles'in tragedya ve epik şiir gibi edebi türlerin özelliklerini ve işlevlerini ele aldığı bir eserdir. Aristoteles, bu metinde şiirin doğasını, yapısını, amacını ve etkilerini inceler. Tragedyanın ve epik şiirin unsurlarını açıklar ve edebi eserlerin bir izleyici ya da okuyucuda yarattığı etkileri analiz eder.
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 11:23
Poetika özellikle yeni başlayanlar için şiir ve sahne sanatları hazırlama kitabı niteliği taşıyor. O dönemde tüm yazıların şiir şeklinde düz yazı olmaksızın anlatıldığı göz önünde bulundurulursa bu kitabın dönemin şartları açısından yeni bir dönem başlattığını söyleyebiliriz. Özellikle kitapta övgüyle bahsedilen Sophokles ve alıntılama yapılan Homeros’tan kesitleri anlayabilmek büyük bir haz kaynağı. Aynı şekilde kim olduğunu bilmediğim daha birçok yazara gönderme yapılması da kitabı okurken eksikliğini insanın yüzüne vuruyor. Ek olarak Katarsis hissiyatının yalnızca sahne sanatlarıyla ilişkili olmayıp bir kavram olarak insanın yaşam felsefesinde yer edinmesi gerekmektedir. Özellikle kendine bir idol belirleyen bir insanın, ya da insanlara yol gösterecek bir kişiliğin bu kavramı yaşayıp-yaşatmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
Baş Öğretmene Saygıyla
7/10
·96 syf.··
2020 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2020 03:14
Aristoteles, hocası Platon'un vefatından sonra Büyük İskender'e hocalık yapıp Atina'ya döner ve hocası Platon'un Akademia'sında başa getirilmemesinden ötürü Lykeion'u kurar. Kurduğu bu Lykeion'da öğrencileri, Aristoteles'in derste anlatırken tuttuğu ders notlarından oluşan kitaplarla tanıdığımız Aristoteles, bu kitapta da şiir sanatı üzerine ve tarih bilimiyle arasındaki temel farklılıkları ele almış. Biz tabi ki yine öğrencilerinin ders notları aracılığıyla biliyoruz bunları. Çok detaya girmeyeceğim insanların okuma zevkini köreltmemek adına ancak kitap felsefi yönünden çok edebi yönlü bir kitap. Evet, Aristoteles edebiyatı felsefi açıdan irdeliyor belki lakin edebiyat yönü olmayan veya edebiyatla mesafeli olan felsefecilerin zevk alacağını düşünmüyorum. Hoş, felsefeci zevk almasa da felsefe tarihinin baş öğretmeni Aristoteles'in kitabı diye ıkına ıkına da olsa okur. Özet geçmek gerekirse, Aristoteles; tarih biliminin olan olayları, şiir sanatının ise olabilecek olayları anlattığını, bu yüzden de şiir sanatının felsefi yanının olduğunu ve tarih biliminden daha üstün olacağını iddia ediyor. Tragedya ve komedya ayrımını dile getirip komedyanın eskiden sanat olarak görülmemesinden sanat olarak kabul görülmesi sürecine ufak bir değiniyor. Buraya okumanızı tavsiye ederim etmem yazacak değilim çünkü bu kitabın kitlesi bu değil. Ben yorumumu yapıyorum sadece. İyi okumalar.
Felsefe
PoetikaAristoteles · Say Yayınları · 20125,1bin okunma
Hayatın Aynasında Sanat( Poetika)
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 01:12
Poetika Üzerine Öncelikle bu eseri daha önce okumamış olduğum için hayıflandığımı söylemeliyim. Sayfa sayısı az olmasına rağmen, her satırıyla okuru aydınlatan son derece etkileyici bir yapıt. Şimdiye kadar okuduğum pek çok eserin, burada anlatılanlar ışığında daha anlamlı hâle geldiğini fark ettim. Hatta yalnızca edebî eserleri değil, yaşadığımız hayatı bile daha iyi kavramamı sağladığını söylersem abartmış olmam. Aristoteles’in Poetika’da söylediği gibi sanat aslında bir taklittir. Hayatın kendisi de kimi zaman bir drama, kimi zaman bir komedi, bazen bir tragedya, bazen de bir destan gibi yaşanmaz mı? Bu açıdan sanat, hayatın bir yansımasından başka bir şey değildir. Bu noktada Aristoteles, hocası Platon’dan ayrılır. Platon, şiiri ve ozanı küçümser; onları ideal devlet anlayışından uzak tutar. Ona göre zaten ideaların bir kopyası olan dünyanın sanat yoluyla yeniden taklit edilmesi anlamlı değildir. Aristoteles ise farklı düşünür. Ona göre sanat yine bir taklittir; fakat bu taklit, insan eylemlerinin, olayların ve yaşamın taklididir. İnsanlar bu yolla haz duyar ve aynı zamanda ruhsal bir arınma yaşar. Aristoteles bu eserinde sanatın taklit yoluyla nasıl daha güçlü ve etkileyici hâle getirilebileceğini gösterir. Destan, tragedya, komedi ve şiir gibi türlerin nasıl kurulması gerektiğini anlatırken bunu katı kurallar şeklinde değil, insan deneyimini anlamaya yardımcı olacak bir bakış açısıyla sunar. Bu nedenle eser yalnızca okuduğumuz metinleri değil, hayatın kendisini de daha anlamlı kılan bir rehber niteliği taşır. Nitekim Umberto Eco’nun Gülün Adı romanında okunması yasaklanan kitabın Poetika olması da dikkat çekicidir. Bu eserin neden bu kadar etkili ve aydınlatıcı olduğunu kitabı okuduğumda çok daha iyi anladım. Kitabın çevirmeni Samih Rifat da önsözünde eserin
İnceleme
PoetikaAristoteles · Can Yayınları · 20075,1bin okunma
6/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2024 00:00
Öncelikle kitabın üslubu sade, açık ve anlaşılır olduğundan kitabı okurken zorlanmadım. Sadece yazar anlattığı konuya ilişkin örnekler verirken çok fazla Yunan edebiyatından ve mitolojisinden terim kullandığından dolayı okurken kafa karışıklığı yaşadım. Bu da okurken duraklamama neden oldu. Kitap tragedya, destan ve komedi üzerine bilgiler verse de en çok tragedyanın üzerinde duruyor. Bende tragedyanın özelliklerini, anlatım yapısını ve diğer birçok özelliğini okurken senaryo yazımı üzerinden değerlendirme yaptım. Aslında böyle daha açıklayıcı oldu benim için. Çünkü kitaba sadece şiir sanatının anlatımı olarak bakmadım. Kitapta hoşuma gitmeyen bir yer var. O da kitapta sayfa kırk birde yer alan “Zira bir kadın ve bir köle bile iyi olabilir…” cümlesine dipnot olarak düşülmüş yazı: “Doğal olarak erkek dişiden daha üstün, dişi erkekten daha kötüdür.” cümlesi. Çok kaba bir söylem ve bu cümle belki biyolojik açıdan güçlülük üzerine söylenmiş olabilir, bilemeyiz ama en nihayetinde aşağılayıcı ve iğrenç bir söylem. Böyle bir yazardan böyle bir cümle beklemezdim. Tekrar konuya dönecek olursak yazar bu kitabında yazılan, anlatılan, çizilen her şeyin taklit olduğunu söylerken haklı aslında. Fakat bu kopyalayıcı bir taklit değil. Ortaya konulan eser ya da ürün etrafımızda gördüğümüz her varlığın zihnimizde oluştuğu biçimin birer yansıması ve taklit etme yöntemi ne olursa olsun özünde aynı. Çünkü kitapta sayfa dokuzda geçen “İnsanları çocukluktan itibaren hayvanlardan ayıran şey taklit etmeye en yatkın hayvan olmaları ve ilk öğrendiklerini taklit yoluyla öğrenmeleridir…” cümlesinde de söylendiği gibi taklit etmenin özünde insan vardır. Son olarak dürüst olmak gerekirse bu kitabın ödev olarak okunması gerekmeseydi ilgimi çekmezdi. Çünkü şiir sanatı üzerine yazıldığı için ön
Edebiyat
PoetikaAristoteles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,1bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 7. kitabı
• Poetika, sanatta edebiyat ve dil konularını ele alan, günümüze ulaşmış en eski felsefi araştırmadır. Aristoteles bu metinde komedya, tragedya, hiciv ve epik şiir kategorilerini ayrı ayrı ele alır. Tüm bu türlerin ortak özelliği, taklit yani mimesis unsurunu barındırmalarıdır. • Aristoteles’in şiir sanatı ve tiyatroya yönelik tespitleri bugün bile sanat felsefesi alanında yararlanılabilecek niteliktedir. Bu bakımdan Poetika, yalnızca şiir ve tiyatroyla değil, genel olarak sanatla ilgilenen herkes için önemli bir kaynaktır. • Herkese keyifli okumalar diliyorum..!
PoetikaAristoteles · 20225,1bin okunma
6/10
·114 syf.··
2020 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2020 01:13
Felsefe, tiyatro, edebiyat ile ilgileniyorsanız ilk okumanız gereken kitap Platon’un öğrencisi Aristoteles’in Poetikasıdır. Meraktan,biraz da ilgimi çektiğinden ötürü Antik Yunandan itibaren yazım dünyasıyla tanışmak istedim, fakat olağanüstü karışık ve yüzülmesi güç bir deniz olduğunu fark etmem geç olmadı. Şiir sanatı, felsefe, mantık,psikoloji, metafizik konularını tragedya üzerinde harmanlayarak anlatıyor Aristoteles. Diğer sanat dallarıyla karşılaştırma yaparak tragedyanın üstünlüğünü savunuyor aynı zamanda.. Sanatın merkezinin “taklit etmek”ten geçtiğinin altını çizerek, boyutlarıyla ele alırsa şiirde küçük bir taklit etme, tragedyada ise kapsamlı bir taklit etme eylemi barındırdığını savunmakta. Tragedyanın olmazsa olmaz öğelerine dikkat çekerken, yer yer sıkıcı diliyle karşılaşmak mümkün olsa da ne çok sevdim ne çok sevmediğim arafta kalacak bir yolculuk oldu benim için. Yine de birikimli iniyorum bu gemiden... :)
Edebiyat
PoetikaAristoteles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,1bin okunma

Yazar Hakkında

AristotelesYazar · 36 kitap
Aristoteles ya da kısaca Aristo, Antik Yunanistan'da klasik dönem aralığında yaşamını sürdürmüş olan Yunan filozof, polimat ve bilgedir. Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir. Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle M.Ö. 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u, ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. M.Ö. 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl M.Ö. 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder.