Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·301 syf.··
2025 2. kitabı
Bir çok insanın Atsız' a karşı ön yargısını kıracağını düşündüğüm kitap. Pusat'ın iç sıkıntısını siz okurken bile kendi sıkıntınız gibi hissediyorsunuz en çok bu etkiledi sanırım. Sembolik öğelerle karşımıza çıkan karakterler hep soru işareti olarak sizi hep sorgulatiyor. Akıcılığını sağlayan bu oldu açıkçası benim için örnek olarak Pusat' in askerliği bıraktıktan sonra şerefini kaybetmesi arkadaşı Şeref'in ölmesi ile sembolleşmesi. Bu bağlamı yapmasaydi benim için yıkım olabilirdi çünkü bu süreçte eşinin öğrencisi olan Güntülü'ye olan aşkının yüzünden ölüme sürüklenmesi ve onun için benim ve bir çok insanın sevdiği meşhur söz "Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın" bir yasak aşkın meyvesi olan şiir beni üzdü. Çok düşündüm ben mi saçmaladım diye şu an severek dinlediğim bu söz yasak aşk şiiri hemde eşinin 25 yaş küçük öğrencisi olan kıza yazılmış bir şiir karakter üzerinden diyorum benim kabul edeceğim bir sey değildi. Artık bu güzel şiire eskisi gibi hoş bakamayacağım. Allah'tan yazar son 20 sayfada Tanrı ile yüzleştiği kısımda bunun doğru olmadığını bize gösterdi.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Yayınevi · 197234bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 20:25
Öğrenmek isteyen okusun! Öncelikle yazdıklarım kitap incelemesinden ziyade yazar incelemesi veya araştırma yazısı oldu. Bu araştırma-incelemeyi oluşturmak, (geceleri birer-ikişer saatimi ayırarak) bir haftamı aldı. Biraz emek verdim açıkçası. Bu sebeptendir okuyacak olanlara kesinlikle birşeyler kazandıracağımı düşünüyorum. Vakti olan herkesin okumasını içtenlikle diliyorum. Anlatacaklarımı bilenlerin başımın üstünde yeri var. Bilmeyenler eminim memnun kalacaklar. Bu inceleme diğerlerine göre daha uzun olacak ama hepsini içtenlikle okuyanlara sonsuz teşekkür ediyorum. Peki ne anlatacağım? Kitaptan ziyade yazarını tanımayanlar için kendisinden bahsedeceğim. Tabi ki sizlere yazarın biyografisini sunmayacağım.(bunu heryerde bulursunuz) Onu, küçük araştırmalarım sonucunda kendi gözümden, beni etkileyen yerlerini anlatacağım. Evet anlatacağım çünkü Atsız'ın kitapları, hikayesi güzel olduğu için veya rastgele raflarda görüldüğü için okunsun istemiyorum. Kitaplarını eline alanlar Atsız'ın bilincinde olup okusunlar istiyorum. Çünkü ben bu kitabı okurken Atsız'ı tanımıyor olsaydım, böylesine derinden etkilenmezdim. Sizlerde onu tanıyın. Vaktiyle bir Atsız varmış arkadaşlar... •Tam adı "Hüseyin Nihal Atsız" olan sevgili yazarımızı Türkçü ve Turancı olmasıyla tanıdım. Evet evet, Atsız sapına kadar Türkçüdür. Hatta bunun bir çok kanıtı bulunur. Beni bunlar arasında en çok etkileyeni "Topal Asker" hikayesidir. Hikaye dediğime bakmayın gerçektir. Bu hikayeyi benden değil bizzat vereceğim linkten kendiniz dinleyebilirsiniz. Ama bu hikayeyi dinlemek istemeyenlerin, incelememi okumalarına gerek yok. Hemen şuan kapatabilirler. Atsız'ı gerçekten tanımak isteyenler lütfen dinlesin ve sonrasında devam edelim. youtu.be/UDRZXqSZF4Y Şiiri, şarkı olarak söyleyen linki de buraya
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2022 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 21:30
Kalemine hayran olduğum Atsız’a bu eseriyle bir kez daha hayran oldum. Yazım diline, üslubuna diyecek yok, su gibi akarak teklemeden ve eski Türkçeye ait çok fazla kelime içerse de sanki günümüz Türkçesiyle yazılmış gibi çok akıcı bir şekilde okunuyor. Kitap; bundan binlerce yıl önce evli olduğu halde başka bir kıza aşık olan Burkay’ın; karısını kurban adamasını ve bunun üzerine Burkay’ın karısının “Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın.” bedduasının Tanrı tarafından kabul olunması üzerine Burkay’ın son olarak Selim Pusat’ta reenkarne olmasını ve bir gün kralcı olduğunu sözlü olarak dile getiren Selim Pusat’ın askerlik mesleğinden alınıp düştüğü hayat boşluğunda kendini olmadık bir aşka kaptırmasını, bununla birlikte devam eden psikolojik tahlillerini, yaşadığı kısa bir dönemi anlatmaktadır. Kitabın genel konusu bu olmakla birlikte; Selim Pusat, gerçek ülküler yerine boş işlere gönlünü veren Türk gençliğini sembolize etmektedir. Atsız’ın yazarlığı bir yana, şairliği de döktürdüğü bir eser olduğunu düşünüyorum. "Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş, Bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın... Anlatması imkânsız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki... Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…" Atsız öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olur ve ona açılmaya karar veren Atsız bir şiir yazarak öğretmenin dolabına koyar fakat şiiri hiç okunmadan ona geri döner. Bu ayrıntıyı kitapta işlemesini çok hoş ve dramatik buldum. Buradan Atsız’ın Türkçülüğü yanında aşkı da ne denli yaşadığını görüyoruz. "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
10/10
·308 syf.··
2019 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2019 16:24
Sembollerle dolu olan ve müthiş bir edebi/tarihi birikim içeren bu kitabı incelemek, dolayısıyla hakkını vermek oldukça zor. Mesela kitabın ana kahramanı Selim Pusat'ın askerlik yıllarında intihar eden yakın arkadaşı Şeref'in, aslında Selim Pusat'ın kendi şerefi olabileceğini size nasıl kolay yoldan anlatabilirim, bilmiyorum. Küçük bir deneme yapayım: Selim Pusat, askerlik yıllarında, yakın arkadaşı Şeref ile birlikte iftiraya uğramış ve ordudan atılmış bir kişidir. Ordudan atılmayı hazmedemeyen Şeref'in intihar etmesiyle, ordudan atılmış bir askerin şerefini kaybetmiş sayılması arasında elbette bir sembolik bağlantı vardır. Şeref'in zaman zaman ortaya çıkıp Selim Pusat'a doğru yolu(şerefli yolu) göstermesi de bundandır... İşte kitapta bunun gibi birçok sembol var ve çözebilmek gerçekten ustalık istiyor. Bu düşünceyle, kitabı bitirdiğim andan itibaren birçok farklı sitede birçok farklı okurun yazdıklarını okumaya başladım ve bir türlü tam olarak hislerimi yansıtan bir yazıyla karşılaşamadım. Çünkü bu kitabı anlatmak ve parçalara ayırmak gerçekten çok zor. Tam kitabı parçalara ayırmaya niyetleniyordum ki, karşıma ekşisözlük'te bir yorum çıktı. eksisozluk.com/biri/belkisehre... isimli yazar arkadaş, kitaba dair en doyurucu ve bilgilendirici cümleleri yazmıştı. Kendisinden aldığım izin ile onun yorumlarını da burada paylaşıyorum. Bu yorumlar kitabı okumuş olanlara da okuyacak olanlara da büyük bir fayda sağlayacaktır: "Bilindiği gibi Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız’ın nehir romanlarının sonuncusu. (Ömrü vefa etmediği için son romanını tamamlayamadığını düşünüyoruz.) Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor, Deli Kurt ve ardından Ruh Adam. Kimi insanın ön yargılı baktığı bu Atsız romanının bu denli çok okunmasının ve sevilmesinin sebebi nedir? Kendimce
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
8/10
·308 syf.··
2018 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2018 00:00
H.Nihal Atsız’ın en önemli eserleri içerisinde yer alan Ruh Adam, kurgusu ve karakterlerin ruhsal durumları arasındaki geçişleri bakımından Türk edebiyatının en ilginç romanları arasındadır. Padişaha bağlılık yemini olan ve Cumhuriyet’in ilanından sonra ordudan uzaklaşması ile ruhunda sürekli çelişkiler ve bunalımlar yaşayan bir subayın hikayesini anlatan bu romanı okumanız dileğiyle…
1000Kitap
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 21:43
“Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın” Hüseyin Nihâl Atsız’ı, insanların onun hakkında eleştirilerini duyduğum için eserlerinden uzak dururdum. Ama bu eseri okuduktan sonra bu ön yargının tamamen boş olduğu kanısına vardım. Okurken hiç ama hiç sıkılmadım. Hatta biraz abartmış olmak istemem ama bir günde bitirirsiniz bu eseri, o kadar akıcı yani… Selim Pusat, Ayşe Pusat ve Güntülü karakterleri sizi bir dövmek istiyorum varya… Bunlar kadar (özellikle Selim ve Güntülü) pis karakter görmedim. Bu kitap yazarın otobiyografisinden izler taşıyor. Kısaca hayatında bir kesit paylaşmakla başlayalım.Ömrü, kendi inandığı şeyler uğruna mücadele ile geçer ve bunlar, onun mahkemelerde sürüklenmesine neden olur. Nihal Atsız bir öğretmendir ve aşka çok soğuk bakar taa ki yeşil gözlü bir genç öğretmenle tanışana kadar. Atsız yüzyüze konuşamaz ve duygularını şiir yoluyla bir zarfa koyup öğretmenin dolabına koyar.Öğretmen de o mektubun kimden geldiğine bakar ve yazıyı hemen tanır, hiç açmadan Atsız’a teslim eder. İşte Atsız'ın “Geri Gelen Mektup” adını koyduğu şiir budur; “ Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… (syf239)” Kitap Uygur Masalı ile başlar ve bu masalda Burkay karakterinin ızdıraplı aşkından bahsedilir. Selim de işte bu kaderi taşıyacaktır.Selim askerliği çok fazla önemser hatta kendinden vazgeçecek, insanları aşağılayacak kadar çok sever ve Selim cumhuriyetçiliği değil de kralcılığı savunan bir varlıktır ve bu görüşünden dolayı askerlikten muaf olur.Artık kendi içine gömülmüştür
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
10/10
·308 syf.··
2024 43. kitabı
Eser, çok önceki yıllarda evli olduğu halde başka bir kıza aşık olan Burkay’ın karısını kurban adaması ve karısının “ Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın.” bedduasının kabulü üzerine Burkay’ın Selim Pusat olarak tekrar geri gelmesini ve Pusat’ın kralcı olduğunu gizlemeden açık açık belirtmesi üzerine askerlik mesleğinden alınıp, hayatını boş bir şekilde geçirmiş ve bu boşluk yüzünden yasak, olmayacak bir aşka düşmesini anlatıyor. Şairin Türkçülüğü benimsemesinin yanında aşkı da çok başarılı işlediğini zaten şiirlerinden görüyoruz. “Geri gelen mektup, Mutlak seveceksin” şiirlerini de esere ekleyerek bize daha net göstermiştir. Yine yazar bu eserde kendi otobiyografisini de sunmuş, bir kısımda Güntülü için yazdığı şiirin olduğu gibi geri gelmesi Atsız’ın öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olup ona bir mektup yazıp dolabına koyması ve o şiirin geri gelmesi örnek gösterilebilir. Ve son olarak eklemek isterim ki Pusat’ın mahkeme anı farklı bir bakış açısıyla yazılmış, çok ilgi çekiciydi.
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
7/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2023 00:00
Gerçekten müthiş bir kalem.Bolca tarih, türk ezoterizmi, psikoloji felsefe mitolojik ögeler, şamanizm budizm reenkarnasyon gibi bir çok öğeyi içinde barındırıyordu. Kitabın derin bir hüznü var içine çekiyor sizi, o duygu yoğunluğunu acı ızdırabı o melankolik tutumu, iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Gerçek ve gerçek dışı ögelerle sürekli olarak, acaba uykuda mı , yoksa uyanık mı;her şeyin gerçek mi yoksa hayal mi olduğuna dair soruları sormanıza vesile olan bir tarzda. Yaşamın amacını askerlikle bağdaştıran Selim Pusat bana her nedense Sefillerin Javert’ini hatırlattı. … Kitap bundan binlerce yıl evvel Burkay adında bir askerin evli olduğu halde başka bir kadına aşık olması sonucu aşkı uğruna karısını kurban adaması , karısınında kıyamete kadar her dünyaya gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın diye beddua etmesi, Tanrının bu bedduayı kabul etmesi sonrasında Burkay’ın ruhunun reenkarne olup son olarak Selim Pusatta can bulmasını , daha sonra Selim Pusat birgün kralcı olduğunu dile getirince askerlik mesleğinden men edilmesiyle birlikte düştüğü hayat boşluğunda kendini imkansız aşkın pençesine atmasıyla yaşanan bir takım olaylar anlatılır. Kendi ruh hali iç yansımalarını bolca aktardığı bu kitapta Hüseyin Nihal Atsız’ın hayata bakış açısının özetini de okumuş oluyoruz. (Gerçi Türkçülükte Türkçülük diye tutturan Irkçılığını gayet cesurca ilan eden bir kişilik ama biz bu görüşleri bir kenara bırakıp kaleminin güzelliğini bilgisinin zenginliğini baz alıyoruz.) Son olarak Atsız gerçekten platonik aşıktır ve aşağıda paylaşacağım şiiri öğretmen arkadaşının dolabına gizliden koyar ama o zarf açılmadan reddedilir.Bu şiiri de yazdığı bu kitapta kurgulayarak yer vermiş. Buda şiirden bazı dizeler: Ruhun mu ateş, yoksa, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu
Araştırma-İnceleme
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Geçmesin geri gelen o mektubun yarası...
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2024 03:11
Geçmesin geri gelen o mektubun yarası, Selim Pusat sorgusu,bir mektebin sırası, Yurt olmaya yetmesin iki kutbun arası, Atam’a süngülerim, kılıçlarım yar olsun, “Vaktiyle bir Atsız varmış”, var olsun! Hüseyin Nihâl Atsız'ı çok sever, sayarım. Bu kitabını okumayı sürekli ertelemiştim. Sanırım hep doğru zamanı beklemişim bilmeden. Kitap bitince inceleme yazmayı çok istedim fakat kelimelerin anlamını yitirdiğini düşünüyorum. Şunu biliyorum kesinlikle okunması gereken, okumaya değer nadir kitaplardan birisi. Hüseyin Nihâl Atsız 'a hayranlığım kat kat arttı. Edebiyata farklı bir soluk getirmiş. Ruh betimlemeleri insanı istemeden o ruh haline sokuyor. Ya da ben o ruh halindeyim o yüzden bu kadar derinden hissettim bilmiyorum. Olay örgüsü sıkıcı değil bazı yerler durgun ilerlerken birden heyecanlanıyor, acaba ne olacak hissi sarıyor içinizi. Onun dışında hafif hafif tarihi dokunuşları, Türkler için neredeyse kutsal olan askerlikten bahsedişi müthişti. Her döneme uyan ve taşı gediğine koyan sözlerine diyecek lafım yok. Ah en önemlisi aşk! Aşk kavramına bir de Hüseyin Nihâl Atsız 'ın gözünden bakın derim. Aşkı Selim Pusat'ın kalbinde buluyorsunuz. O meşhur Geri Gelen Mektup şiirini bu defa daha farklı okuyorsunuz. Hele o mahkeme bölümü... Bu bölüm yüzünden; kitabın bir edebi eser olduğunu unutup din üzerinden karalama yapanları gördüm. Üzücü. Öyle muhteşem bir kafayla yazılmış bir bölüme böyle basit yorumlar yakışmamış. Biraz daha objektif bakılması gerekir diye düşünüyorum. Tüm bunları bir kenara bırakacak olursam; her bir satırı her bir bölümüyle kaliteli bir eser olan Ruh Adam 'ı bitirdiğinizde sizi boş duvara saatlerce baktırıp, düşündürecek... Ve uzun süre etkisinden çıkamayacaksınız. Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim..
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın !
6/10
·308 syf.··
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 23:37
Atsız’ın okuduğum ilk eseri. Geri gelen mektuptaki şiir için bu kitabı almıştım . Okurken kendimi sürekli gerçek ile hayal arasındaki o ince sınırı düşünürken buldum. Güntülü’nün “sevgi nedensizdir” sözü düsündürdü. Sonra zaten dedim ki bazı duyguların açıklaması yoktur .Sadece vardır..
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.