Adı:
Toplum Sözleşmesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345672111913
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sıradışı Yayınları
Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev'den Emile'e, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı'ndan İtiraflar'a, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır.
Toplum Sözleşmesi'yse (1762) yayımlandığı günden bugüne toplumların birarada yaşayışlarına ilişkin en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir.
Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınları'yla sürdüren en önemli üyelerinden biridir. Rabelais'den Rousseau'ya T. More'dan M. Gandhi'ye uzanan "yalnız ve birlikte" çevirilerinin yanısıra, kendi denemeleri de yirmiyi aşkın kitapta toplanmıştır.
144 syf.
·3 günde
Toplum Sözleşmesi, az okunan, ama üzerinde durmadan söz edilen eserlerin başında gelir. Duymayanınız yoktur heralde, peki okuyanınız? 250 yıl olmuş Jean-Jacques Rousseau bu kitabı yazalı. (Bu arada ismi çok iyi değil mi, can cak russo) O dönemin şartlarında böyle bir kitap yazmak, fikir üretmek ve asırlar sonra bile güncelliğini geçerliğini yitirmemesi kitabın önemini anlatmaya yeter heralde. Kitap dört bölümden oluşuyor; birinci bölüm toplumun sözleşmeye kurulduğundan, ikinci bölüm egemen varlıktan, üçüncü bölüm hükümetler üzerinden sistemlerden ve son bölümde sistemin işleyişinden bahsediyor.
Jacques Rousseau, kitabı yazma sebebinden bahsederken, #24672738 "Özgür bir devletin yurttaşı ve egemen varlığın bir üyesi olarak dünyaya geldiğim için, kamu işlerinde sözlerimin etkisi ne denli az da olsa, oy verme hakkım bu işleri öğrenmek görevini yüklenmeme elverir." diyor. Bu da bizim apolitik gençlerimize biraz ders olur umarım.
Kitabı okurken bir çok yerini not aldım, galiba daha sonra da okuyacağım bir kitap. Sizde geciktirmeyin okuyun.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Lisedeyken 'Atatürk'ün etkilendiği kitaplar, yazarlar vs.' tadında bir konu işlemiştik tarih dersinde; Rousseau ve Toplum Sözleşmesi de bu konunun içinde idi. Bu açıdan, Toplum Sözleşmesi'ni olabilecek en açık zihinle okudum ki çok şey ifade etti benim için. Zira Rousseau'nun titizlikle uyardığı üzre dikkatle okumasanız bile, cumhuriyetimizin kuruluş aşamaları, devamındaki önemli süreçler ve değişiklikler bu kitapta rahatlıkla göze/fikre takılabilir. Misal, Kitap IV; 'Roma'nın Comitiaları' diye bir başlık var, o başlık altında, yüz dokuzuncu sayfada, "Köylülerin çalışmayla geçen sade yaşamları, burjuvaların aylak ve tembel yaşamlarından üstün tutuldu." denerek başlanan bir kısım söz konusu. Eminim, hepinize tanıdık gelecektir: "Köylü, milletin efendisidir."

Genel itibariyle kitabın içeriğine gelecek olursak şayet, Kitap I, ilk paragraf dikkatimizi çekmelidir: "...hakkın onayladığını çıkarın gerektirdiğiyle uzlaştırmaya çalışacağım." Hemen her kitapta karşımıza çıkan, kitabın içeriğini tek cümleyle -bazen de uzunca bir paragrafla- özetleyen sözler vardır, sanırım, Toplum Sözleşmesi'ndeki de bu. Sayfaları çevirdikçe, Rousseau, varsayımsal sözleşmenin hangi şartlar altında oluştuğunu, nasıl işlerliğini devam ettirdiğini ya da ettirebileceğini bu sözüne dayalı olarak açıklarken siz de ona şahit olacaksınız. Ve bence özellikle dikkat edilmesi gereken de şu: bu sözleşmenin genel isteme (irade) bağlı olarak feshedilebilirliği.

Hemen hemen hepsinde aynı şeylerden söz edilen yarı yarıya buruk incelemelerden bunaldıysanız, muhakkak okumalı ve hatta üzerine bir şeyler daha okuyarak çıkarımlarınızı karşılaştırmalısınız. İyi okumalar.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Toplum Sözleşmesi" 1762 yılında yayımlanmış bir eser. Rousseau bu eserinde doğa hali, mülkiyet, eşitlik, özgürlük, yasa, yurttaş, demokrasi, adalet, hükümet, devlet gibi kavramlar üzerinde duruyor. İnsanın doğasını ve toplumun gelişimini bu kavramlar üzerinden açıklamaya çalışıyor.

Eserin en önemli vurgusu olan özgürlük kavramı, insanların tarih boyunca aradıkları, uğruna savaşıp öldükleri ve öldürdükleri bir değer olmuştur. Rousseau açısından özgürlük insanların hayatındaki en temel unsurlardan biridir. Özgürlükten vazgeçmek insan olmaktan vazgeçmektir. Özgürlük için ortaya koyulan mücadele en meşru ve doğal haktır. Mülkiyetçiliğin sebep olduğu sınıf ayrımı, kölelik ve toplumda ortaya çıkan siyasal eşitsizlik Rousseau'nun savunduğu "doğa hali"ne aykırıdır. Doğa, insanların ihtiyaçları doğrultusunda birlikte yaşayacakları bir toplum oluşturmalarına sebep olur. Rousseau'ya göre bu toplumun uyum ve düzen içerisinde özgür, eşit, adil bir şekilde yaşayabilmesini toplum sözleşmesi sağlar. İnsanların ilkel doğa hallerine dönmeleri mümkün değildir ve insanlar toplum içerisinde yaşamak zorundadır. Toplumsal yaşamın özgürlük, eşitlik ve adalet çerçevesinde gerçekleşebilmesi için yasalara ve bir yönetime ihtiyacı vardır. Fakat bazı yönetimler ve ortaya koydukları yasalar, insanların doğa halini, özgürlüğünü, eşitliğini kısıtlayan bir yapıya bürünür. Rousseau onun için insanların özgürlüğüne, eşitliğine engel olan ve onları bağımlı hale getiren durumlara karşı eleştirilerde bulunur ve toplum iradesine dayanmayan yönetimleri meşru görmez, egemenliğin devredilemeyeceğini savunur. Rousseau'nun bu eleştirileri insanları baskı altında tutan yönetimlerle ve toplumla ilgilidir. Yazdıkları o dönemde özellikle orta sınıf tarafından yoğun şekilde okunmuş ve savunulmuştur. Siyasal düzene karşı yönelttiği eleştiriler ve siyasal eşitlik toplumunu savunması insanların yönetime duyduğu güveni sarsmıştır. Dolayısıyla baskıcı, zorba, totaliter yönetimler karşısında özgürlük arayışı içerisine giren toplumları fikirleri ile önemli ölçüde etkilemiştir. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik sloganlarıyla gerçekleşen Fransız İhtilali bunların en önemlisidir. Rousseau'nun ihtilali gerçekleştiren fikirsel sebepler üzerinde büyük etkisi vardır. Yazılmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu eseri hala okuyorsak, içerdiği konular açısından etkisi sadece Fransız İhtilali ile ya da ihtilalin sonrasında yaşanan gelişmelerle sınırlı değildir. İyi okumalar...
179 syf.
·32 günde·8/10
Kitapta yasama, hükümet ve halk incelenmiş. Yasama ile yürütmenin fonksiyonları en temel anlamda incelenmiş. Yazar temsili demokrasiye tamamen karşı çıkmış. Ona göre halk temsilci, vekil seçtiği zaman köle durumuna düşer. Yunan şehir devletlerinde olduğu gibi halkın direk yasamaya katılması gerektiğini savunuyor. Tabi yazarın yaşadığı 18. yy’da sanayi ile beraber nüfus patlaması olduğundan bu imkansız olsa da aslında günümüz dünyasında teknoloji geliştiğinden bu pek de imkansız gibi durmuyor.
Yazar hükümetin sadece görevli bir memur olduğunu düşünüyor. Yargının ise yasama ve anayasadan tamamen bağımsız bir organ olması gerektiğini düşünüyor.

Devletlerin yapısı, ömrü, işlerliği hakkında ayrı ayrı üzerinde durulabilecek bir çok tespit var. Özellikle ülkemizin rejiminin değiştirilmeye çalışıldığı bu zamanda okunması şart bir kitap.

Dili sade, fakat kavram çok fazla. Hukuk öğrenimi görmüş olmama rağmen bir çok cümleyi tekrarlayarak okumak durumunda kaldım. Tabi bu aynı zamanda öğrenimimin eksikliğine de delildir. Bir kaç sene sonra tekrar okumam gerek sanırım.
İyi okumalar dilerim.
192 syf.
·17 günde·Puan vermedi
1K OKUMA GRUBU TOPLUM SÖZLEŞMESİ BULUŞMASI:

Okuma grubumuz bu ay insanlığa yön vermiş devrimlere neden olmuş figüranlardanJ.J. Rousseau dan Toplum Sözleşmesi kitabını masaya yatırdı. Biraz ağır bir kitap olmasına rağmen çok konuşulması gereken bir kitaptı. Bakışını derinleştirenlere ve beynini biraz karıştırma cesaretini gösterenlere önerilir.
Grup olarak şu sorulara cevap bulmaya çalıştık:

*Toplum sözleşmesi*
Soru 1:
Her şeyin yasa gücüyle tesis edildiği bir toplumda savaş olmayacağına katılıyor musunuz, sizce bu durumla savaş arasında bir bağlantı var mıdır?
Soru 2:
bir insan topluluğuna toplum diyebilmemiz için kamusal yarar amacını ve_ _politik bütünlüğü içerisinde barındırmalıdır"_ görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz, toplum sıfatını haiz olmanın başka alternatifleri sizce var mıdır?
Soru 3:
"kimse kendine verdiği sözden sorumlu değildir"_ kuralının bütüne verilmiş söz için uygulanamayacağını savunan Rousseau'ya katılıyor musun, işbu sözler arasında fark var mıdır /ne gibi farklılıklar vardır?
Soru 4:
Rousseau manevi özgürlükle ( bkz: syf 18,19) ne anlatmak istemiştir , manevi özgürlüğün insanı kendi kendinin efendisi yapacağı saptamasına katılıyor musunuz ?
Soru 5:
Eğemenliğin devredilemez olduğunu düşünen Rousseau devletin inorganik bir yapıda olduğunu savunmuştur Rousseau'ya göre devredilen şey nedir , bahsi geçen edimle ,eğemenliğin farkı nedir ?
Soru 6:
Herkesin istemi" ile "genel istem" farkı nedir ?
Soru 7:
Aristo insanların eşit yaradılışta olmadığını kiminin köle olmak için kimiside efendi olmak için dünyaya geldikleri sözüne neden katılmıyorsunuz? İlk köleleri köle yapan kaba güçse onları kölelikte tutan korkaklık ise, peki onları kölelikten kurtaran ne olacaktır?
Soru 8:
Her türlü güç tanrıdan gelir ama bütün hastalıklarda ondan gelir böyle diye hekim çağırmak tanrının işine karışmak başkaldırış olmaz mı, neden?
Soru 9:
Efendinin köleyi öldürme hakkı vardır. Ancak efendi onu öldürmez doğal olarak düşman olmazlar aralarında barış vardır. Buna dayanarak er geç savaşa yol açan aralarındaki bu samimiyetsiz ilişkiden mi çıkar yoksa olaylar arasındaki ilişkiden mi?
Soru 10:
İnsanlara yasalar vermek için tanrılar gerek ve yasacı makineyi bulan mühendistir kralsa onu kurup işleten sözlerinden çıkarımınız nedir?
Soru 11:
Toplum herzaman genelin iyiliğini ister ancak kandırılmaya çok elverişlidir çünkü o anlaması kıt bir köre benzer bu yüzden yasacı yönetimde olan üstün zekalı olması gerekir onu kandırması için peki toplumu en çok kandıran kişinin başarılı olduğu yönetim şekli ve doğru mudur?
Soru 12:
İnsanlar gibi toplumlarda gençken yumuşak başlıdır yıllar gectikçe yola gelmez olurlar artık onu değiştirmek tehlikeli ve boşunadır sözüne katılıyormusunuz yoksa bir çözümü var mıdır?
Soru 13:
Tıpkı uzun bir kaldıraç ucunda bir nesnenin ağılsşması gibi büyük devletler küçük devletlere göre daha zayıftır peki bu zayıflık hangi alanlarda baş gösterir?
Soru 14:
Gercek demokrasi bir nebzesi için küçük toplum şarttır ancak gercek demokrasi asla var olmamıştır ve olmayacaktır demokraside sandığa gidişte sadece özgürlük vardır ondan sonrası büyük bir soru işareti bu tespiti değerlendirebilir miyiz?
Soru 15:
Tehlikeli özgürlüğü kölece rahatlığa değişmem sözü sizin için ne anlamı var niye ruso hep içimizde hergün tekrarlamalıyız diyor sizce?
Soru 16:
Özetle rusoya göre ideal toplum ve devlet şekli nasıl dır?

Toplantıdan Kare:
https://www.instagram.com/...?igshid=a1txse7zxk6l
144 syf.
·Puan vermedi
4 bölümden oluşmakta. Realist yaklaşım ile kaleme alınmış; eleştirmekten korkmayan, doğrularını savunan bir tarzı var yazarın. Kitaba genel olarak bakarsak bir politika analizi ve eleştirisi görüyoruz.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/toplum-sozlesmesi/
144 syf.
·8/10
300 yıl önce yazılmış ancak içeriği ile bugüne de ışık tutan bir kitap.Toplum,yönetim,demokrasi,eşitlik gibi farklı konularda açıklayıcı bilgiler veriyor.Anlatılanlar belki de hala ulaşılmak istenen demokrasi seviyesini belirtiyor.
Toplum ve demokrasi konularında bir kitap okumak isteyenler kaçırmasınlar.Farklı fikirlerin olduğu insanı farklı açılardan düşünmeye iten bir kitap.
144 syf.
Bu kitabı okumak için; Mustafa Kemal’in okuyup, içinde notlar almış olması benim için yeterli bir nedendi. Halk yönetiminde toplumun gereksinimlerinin ön planda tutularak katkı sağlamasını vurgulayan, yasalar, kanun koyucular ve demokrasinin öneminin yanında ; çıkmazlarına ve tehlikelerine de değinen bir eser. Okurken bir çok şey size tanıdık gelecektir. Yazarın çelişkili mizacına rağmen , düşünerek ve keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Ülkemizin içinde bulunduğu demokrasi anlayışının , monarşiye daha çok benzediğini bir kez daha anlamak için bile okunabilir. Mustafa Kemal’in İnkılapçılık(devrimcilik) ilkesiyle de demokrasi açıklarında neleri kapatmaya çalıştığını ve daha ileri bir medeniyet için bu ilkeye sarılmamız gerektiğini daha derin düşüncelerle anlamamı sağladı. Herkese iyi okumalar dilerim.
144 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Ülkemizin içerisinde olduğu dönem itibari ile de ilişkilendirerek böyle bir kitabı okuma ihtiyacı duymuştum. Araştırmalarım sonucunda en ideal kitabın bu olduğu, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Atatürk'ün de önem verdiği bir eser olduğunu göz önüne alarak kitabı dikkatle okudum. Devletlerin kuruluş dönemleri süreçleri, yönetim sisteminin özellikleri ve sonuçları ile devletlerin batış sebepleri örnekleriyle anlatılmış. Günümüz uygulamaları ile anlatılan arasında karşılaştırma yapma imkanım oldu.
144 syf.
·10/10
Öncelikle bu kitap hakkında bu kadar az yorum olması beni çok üzdü. Bu kitap bir başkasının kulu olmaktan çıkaracak toplumsal bilinci arttırmaya yönelik güzel kitaplardan biri(Gerçi diğerlerini pek bilmiyorum. :D). Herkes bu kitabı tam olarak anlaşılsa ve uygulansa dünyayı daha güzel bir yer yapabileceğine inanıyorum. Genel olarak bakılırsa Toplumların birbirleri üzerine ilişkilerinden , kendi içindeki hiyerarşi , kölelik uygulaması , toplumsal yönetim şekillerini ve en son roma toplumu inceliyor. Bu kitabı okumadan yada son 40 sayfaya gelince roma iç hiyerarşisını öğrenirseniz son kısımları daha rahat okursunuz (Benim gibi kafanız karışmaması gibi şiddetle tavsiye ederim. :D). Bu kitabı ben en az 3 defa okuma niyetindeyim. Tek sefer okunup bırakılacak kitaplardan biri değildir bence.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Her hukukçunun ve hukuk ile ilgili olan kişilerin okuması gereken bir kitaptır. Hukuka başlangıçtır adeta. İktidar, yasa, hükümet, monarşi, aristokrasi, kararname, cumhuriyet vb kavramlar derinlemesine irdeleniyor içerisinde. Bunun yanında toplum-devlet ilişkisinde çeşitli tavsiyelerde de bulunuyor Rousseau. Günümüze de ışık tuttuğundan her zaman geçerliliğini koruyan evrensel bir sözleşme metnidir bana göre.
144 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanların birlikte yaşamaya başladıktan sonra devlet ismi verilen birliklerde bir arada nasıl yaşayabileceğini; devletin halk üzerinde ki haklarını; halkın devlet üzerindeki gücünü ve haklarını anlatmış. Siyasal rejim ne olursa olsun egemen gücün (hükümetler, krallar veya aristokrat sınıf) halka karşı nasıl olması gerektiğini ve halkın bu güce karşı nasıl davranması gerektiğini anlatan harika bir kitap. Siyaset ve din olgusunun karşılaştırmasını da dönemine göre gayet cesurca yapmış.
İçinde inanılmaz tespitler var. Kitabı açık bir zihinle okuyun ama sakın bırakmayın derim.
bu kitap okullarda zorunlu eğitim olarak okutulmalı. Kitabın Fransız devrimini tetikleyen etkenlerden biri olduğunu bilerek okuyun derim
Her kişi, kendi özgürlüğünden vazgeçebildiğinde bile, çocukların özgürlüğünü yok edemez; onlar insan ve özgür olarak doğarlar, özgürlükleri onlara aittir, onlardan başka hiç kimsenin bu özgürlük üzerinde tasarruf hakkı yoktur.
“İnsan özgür doğar; oysa her yerde zincire vurulmuştur. Falan kimse kendini başkalarının efendisi sanır ama böyle sanması onlardan daha da köle olmasına engel değildir.“
Gerçek demokrasi hiçbir zaman var olmamıştır ve olmayacaktır.

Böylesi olgun bir yönetim insanların harcı değil.
Jean-Jacques Rousseau
Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 21.Basım
Her türlü adalet Tanrı’dan gelir; adaletin kaynağı yalnız odur.

Ama biz adaleti bu kadar yüksekten almasını bilseydik, ne hükümete ihtiyacımız olurdu, ne de yasalara.
Jean-Jacques Rousseau
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 21.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toplum Sözleşmesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345672111913
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sıradışı Yayınları
Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev'den Emile'e, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı'ndan İtiraflar'a, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır.
Toplum Sözleşmesi'yse (1762) yayımlandığı günden bugüne toplumların birarada yaşayışlarına ilişkin en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir.
Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınları'yla sürdüren en önemli üyelerinden biridir. Rabelais'den Rousseau'ya T. More'dan M. Gandhi'ye uzanan "yalnız ve birlikte" çevirilerinin yanısıra, kendi denemeleri de yirmiyi aşkın kitapta toplanmıştır.

Kitabı okuyanlar 1.655 okur

  • Burak KUMKAYA
  • Türkoğlu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları