Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 23:04
Insan bişeyler yaşamak isterse yola çıkmalı... öyle güzel anlatıyor ki yolda olmayı, ordan oraya sürüklenmeyi. Gezmeyi seven herkesin okuyup büyüsüne kapılabileceği bir kitap. Hobo olarak yaşarken başından geçenler, açlık, başıboşluk, polisler, karakollar ve tren hikayeleriyle dolu bir kitap. London'nun çoğu kitabı gibi bir otobiyografi... Kimisi sadece bir işe girip çalışarak cebini zenginleştirmeye çalıșırken, kimisi de London gibi sadece gezerek ruhunu zenginleştiriyor... Günümüz insanı bu iki durum arasında sallanıyor belkide... Kitabı bitirdiğimde yol artık fisildamıyordu da yüksek sesle 'gel' diyordu sanki...
YolJack London · Dorlion Yayınevi · 20214,457 okunma
Vahşi bir özgürlük arayışı
Puan vermedi·172 syf.··
2025 219. kitabı
Jack London’ın Yol (The Road), yazarın gençlik yıllarındaki serseri yaşamını ve Amerika’nın demiryolu maceralarını anlattığı otobiyografik bir eser. 19. yüzyıl sonlarında, ekonomik buhran döneminde geçen kitap, London’ın yük trenlerinde geçen hobo yaşamını, özgürlük arayışını ve toplumsal sistemle çatışmasını çarpıcı bir şekilde aktarıyor. London, hem macera dolu anılarını hem de dönemin sosyal adaletsizliklerini yalın ve etkileyici bir üslupla işliyor. Anlatı, bireyin toplumun dayattığı zincirlerden kurtulma çabasını ve hayatta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor. Yazarın gözlem gücü ve samimi anlatımı, okuyucuyu o dönemin sert gerçeklerine taşıyor. Yol, özgürlüğün bedelini ve insanın içindeki vahşi ruhu sorgulayan, zamansız bir eser. Macera ve toplumsal eleştiri sevenler için unutulmaz bir okuma sunuyor.
YolJack London · Dorlion Yayınevi · 20214,457 okunma
Sert, Keskin ve Tamamen Gerçek: London’ın Sokak Okulu
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 00:00
Beni burada birazcık tanıyanlar, Jack London’ın bendeki yerinin ne kadar ayrı olduğunu bilirler. Vahşetin Çağrısı veya Beyaz Diş gibi klasiklerini çoğumuz çocukken okumuşuzdur. Martin Eden, Deniz Kurdu, Yıldız Gezgini eserleri ise benim ve birçok okurun en sevdikleri arasında yer alıyor. Gelgelelim bu kitaba; " Yol " bambaşka bir seviye. Kitabı bitirdiğimde "İşte London bu!" dedim. Hadi gelin, bu sert ama bir o kadar da gerçek yolculuğun detaylarına birlikte bakalım. Jack London'ın bazı kitaplarının yarı otobiyografik olduğu, kendi hayatından izler taşıdığı bilinen bir şeydir. Beni bu kitapta en çok vuran şey ise, anlatılanların tamamen otobiyografik olmasıydı. Yani karşımızda hayal ürünü bir karakter değil, bizzat gençliğinin henüz başlarındaki Jack London var. Yazarın daha sonra dünya çapında bir isim olacağını bilerek, onun gençliğinde nasıl bir "hobo" (evsiz/gezgin) olduğunu okumak müthiş bir deneyim. Trenlerin altına, sahanlık denilen kısımlarına, kör vagonlarına saklanarak eyalet eyalet gezmesi, bir lokma ekmek için kapı kapı dolaşması ve hapis hayatıyla tanışması... Bunların hepsini bizzat yaşamış olması, kitaba öyle bir ağırlık ve samimiyet katıyor ki, her sayfa sanki bir itirafname gibi. Jack London’ı neden bu kadar seviyorum biliyor musunuz? Çünkü adamın kaleminde gram süs yok. Lafı dolandırmıyor, "şöyle romantikti, böyle hüzünlüydü" diye edebiyat yapmıyor. Hayatı, yani gerçeği, olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yüzünüze çarpıyor. Kitaptaki dil o kadar akıcı ve keskin ki; bir sayfada polisten kaçarken sizin de nefesiniz kesiliyor, diğer sayfada bir yük vagonunun içinde titrerken üzerinize bir battaniye örtme ihtiyacı hissediyorsunuz. O sert üslup, aslında anlattığı hayatın sertliğiyle mükemmel bir uyum içinde. Kitap, sadece bir gezi anısı değil; aynı zamanda bir zeka ve
Edebiyat
YolJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,457 okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2022 95. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 11:54
Merhabalar, Kitabı az önce bitirdim (7 Aralık 2022). Kitap yine her yerde yazıldığı ve galiba Jack London'ın her kitabında yaptığı gibi otobiyografisi :) Kitabın karakteri kendi adını açıkça söylemese otobiyografi demezdim ama söylüyor ve akıllara hemen Jack London'ın son okuduğum birkaç romanı geliyor. Martin Eden, Vahşetin Çağrısı... Martin Eden'deki Martin karakterinin denizci olması, bu kitaptaki Jack London'ın da denizaşırı seyahatlerinden yer yer bahsetmesi ve son olarak gerçek Jack London'ın da Japonya'ya gemi ile gitmesi vs. derken iyice iki kitap birbirine giriyor. Kitabı beğendim gerçekten. Hoş bir okuma keyfi verdi bana. Zaten ince 200 sayfalık bir şey. Farklı bir dünyaya bakış atmış oldum. Adalet sisteminden çevre insanının evsizlere, serserilere bakış açısına ve "aynasızların" meslek ahlakına kadar birçok konudan bahsedilmiş. İlgimi çeken bir şey de şu oldu: kitapta hiç aşk meşk işleri dönmüyor. Kimse kimseye aşık olmuyor. Zaten Jack London dışında uzun süreli bir karakter de yok, insan kitabın sonuna gelince artık diyor ki "Böyle hayat mı geçer ya!". Her gün karnını doyurmaya çalışıyorsun, her gün yalan dolan, başını sokacak bir yerin sırtını yaslayacak kimsen yok. Son zamanlarda karşılaştığım her şey, "daha mutlu bir hayat" idealime hizmet ediyor gibi. Umarım ulaşabilirim. Sanırım şu okumalar beni anarşik yapacak :) Kendi bildiğimi yapacağım en sonunda yine. Bir de kitapta çok fazla geçen ve bu kitaptan öğrendiğim bir kelimeyi not etmek hatta bunu sonraki okumalarda da tekrarlamak istiyorum. Bu kitabın asalak kelimesi: "marşandiz" Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünü esas alırsak marşandiz, yük treni anlamına geliyor. Bu da burada dursun. Kitabı sanırım herkese tavsiye ederim. Şöyle bir Ankara-Erzurum yolculuğu yapsam o esnada bitecek bir kitaptı,
Demiryolu SerserileriJack London · Alfa Yayınları · 20214,457 okunma
7/10
·184 syf.·
2026 22. kitabı
Hobolar... Tren yolculuğu yaparak iş arayan insanlar topluluğu... Maceralarla geçen tehlikeli olabilen tren hikayeleri.. Monikalar, Aynasızlar.. Hayatta kalmaya çalışan insanlar... Kaçak seyahatler, işsizlik, göçler, evsizler.. . Yazarın 18 yaşındaki kendi çılgın hikayesi.. Biraz akıcı biraz maceralı sürdü gitti. Sevdim mi tartışılır. Ama #jacklondon kalemi kendini okuttu o kesin. Alıştığım kitaplarından farklı bir hikayeydi. Bu kısa kitabın otobüs yolculuğuma eşlik etmesi güzel oldu. Yazarı sevenlere tavsiyemdir.
1000Kitap
YolJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20244,457 okunma
Yaşama Tutunmanın Bedeli Zincirsiz Ama Tutsak
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2025 224. kitabı
Kendimi sadece bir yazarın anılarında değil, insanın en çıplak haliyle hayatta kalma mücadelesinde buldum. Tren raylarının gürültüsü, açlığın midede bıraktığı boşluk, bir lokma ekmek için göze alınan riskler… Hepsi öylesine canlı, öylesine sahici anlatılmış ki, sanki sayfaların arasından ben de rayların üzerine düşecekmişim gibi hissettim. Bu kitapta beni en çok çarpan şey, yoksulluğun ve açlığın insanı ne hale getirdiğini görmek oldu. Bir trenin peşinden koşan o genç serserilerin içinde kendimi düşündüm; hayatın bir döneminde ben de imkânsızlıkların kıyısında, sadece “bir gün daha” yaşayabilmenin derdindeydim. London’un anlattığı açlık, bana kendi gençliğimdeki çaresizlikleri hatırlattı. Cebimde yol paramın bile olmadığı, bir simidi bölüp gün boyu idare ettiğim zamanlar geldi aklıma. Belki tren kovalamadım ama yaşamak için aynı çaresizliği iliklerime kadar hissettim. Jack London’un serserilik günleri aslında özgürlüğün ve esaretin aynı bedende nasıl buluştuğunu gösteriyor. Çünkü bir yandan zincirlerinden kurtulmuş, hiçbir yere bağlı olmayan insanlar… ama diğer yandan açlığın, soğuğun, kanunun baskısının esirleri. Bu çelişki bana insanın hayat boyu sürüklenişini düşündürdü. Bazen “özgürüm” dediğimiz anlarda bile görünmez zincirlerin tutsağı olduğumuzu fark ettim. Okurken aklıma şu geldi: Hayat bazen bizi rayların kenarına bırakıyor. Önümüzden geçen trenler, fırsatlar, hayaller gibi… Kimi zaman atlayacak cesaretimiz oluyor, kimi zaman donup kalıyoruz. Jack London atladı, düştü, kalktı, yaralandı ama yaşadı. İşte bu yüzden onun hikâyesi bana sadece bir macera değil, yaşamın ta kendisi gibi geldi. İnsan her durumda “bir çıkış yolu” bulabilir. Aç kalsa da, dışlansa da, itilip kakılsa da… İnsan, yaşamak için hep bir yol bulur. Ve bazen o yol, rayların üzerinde açlıktan
Duygu ve Düşünce
Demiryolu SerserileriJack London · Alfa Yayınları · 20214,457 okunma
Hayat Rayında Münferit bir Vagon: Jack London
8/10
·206 syf.··
2021 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2021 23:38
Orijinal ismi ‘’The Road’’ yani ‘’Yol’’ olan ve Türkçemize ‘’Demiryolu Serserileri’’ olarak çevrilen bu eser Jack London’dan okuduğum üçüncü kitap oldu. Bu inceleme boyunca sürekli Demiryolu Serserileri demek yerine orijinal adı olan Yol’u kullanacağım ben. Jack London’ın eserlerinde her zaman bir şey uğruna verilen bir mücadele vardır. Bu mücadele bazen hayata, bazen insanın kendisine, bazen de doğaya karşıdır. Martin Eden, Beyaz Diş, Doğanın Çağrısı ve Yol bu mücadelelere verilebilecek en güzel örneklerdendir. Jack London tarafından otobiyografik bir anı yazısı olarak ele alınan ve 1907 yılında yayınlanan Yol, 1890’lardaki Birleşik Devletler’in en büyük ekonomik buhranlardan birinin yaşandığı döneme ışık tutuyor. Bu ekonomik buhran döneminde binlerce insan işsiz kalmış ve birçok iş yeri kapanmıştır. Jack London da o zamanlar, gençliğinin daha henüz başındayken hayatını bir ‘’hobo’’ yani bir serseri olarak idame ettirmiştir. Bu hobolar o zamanın en modern ve ulaşılabilir ulaşım araçları olan trenlere gizlice atlayarak, karın doyurma, iş bulma, hayata atılma ve seslerini duyurma umuduyla oradan oraya seyahat ederlermiş. Yeri gelir iki üç gün boyunca boğazlarından tek bir lokma geçmez, yeri gelir bir damla su için kapı kapı dolaşıp dilenirlermiş. Kendi yoksulluğunun kahramanı ve bu hobolardan biri olan Jack London, bu serserilerin hayatını ve tecrübe ettikleri pislik yaşamı ironik bir üslupla kaleme almış. Yol’da serseriliği, başıboşluğu, suça meyilliliği ve hırsızlığı kullanarak Amerikan yaşam tarzına ve buhran dönemine ince ve nokta atışı bir hiciv yapıyor aslında. London’ın başkaldırıcı kalemini ve kapitalist düzene eleştirisini diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de sezebiliyoruz. Kalemi o kadar güçlü ki yansıttığı serseriliğe karşı bir sempati duyuyor, olayların içinde kendinizi
Edebiyat
Demiryolu SerserileriJack London · Alfa Yayınları · 20214,457 okunma
3/10
·158 syf.··
2024 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 14:41
Kitap, yazarın bir dönem serserilik olarak adlandırdığı veya hayatını özgürce, rastgele yaşadığı bir dönemini anlatıyor. Yani bir otobiyografi. Serserilik demesine bakmayın, aslında bu kelime olumsuz bir durumu ifade ediyor fakat yazar bu dönemini ve bu ifadeyi büyük bir gururla taşıyor. İnsanların sırtından geçinerek yani dilenerek, gitmek istedikleri yere de biletsiz şekilde trenlerle kaçak olarak giderek bir şekilde hayatını idame eden yüzlerce çocuk. Çoğunluğu da bunu isteyerek yapıyor. Sevgili yazarımız, bu dilenme ve kaçak yolculuk esnasında onlara istediğini vermeyenleri de yerden yere vuruyor. Bu kadar mantık dışı ve tamamen bencilce hareket eden bir insanın kitaplarını okuduğumu düşününce rahatsız hissettim açıkçası, çünkü kendisi bariz şekilde suçlu ve asla pişman olmayanlarından. Kötülüğün bu kolunda, insanları sömürmek keyif verir ve sömürülmeye karşı koyanlar da onların aksine kötüdür. Esasen kitapların konularına değil yazara bakarak kitap alıp okuyorum. Ve yanlış yapıyormuşum, bunu birkaç kez tecrübe etmiş oldum. Ve bu kitap da benim için konu itibariyle tamamen can sıkıcı ve zaman kaybıydı. İşleniş olarak da birçok yerinde sıkıldığımı belirtmeliyim. Yani, biyografinin hiçbir türünü sevmem, hele böylesi saçmalığı hiç sevemedim.
YolJack London · Kapra Yayıncılık · 20204,457 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2024 182. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2024 16:13
1890'lı yıllarda büyük bir ekonomik buhranın pençesinde can çekişen Amerika'da, 18 yaşında evinden kaçıp yollara düşen Jack London'ın tren yollarında geçen macerasını anlatır Yol kitabı. Kaçak bir şekilde trenlere binen London ve onun gibilere "hobo" denmektedir. Jack London'ın kondüktörlere, polislere yakalanmama; yakalansa bile hapishane de yaşadığı maceralarını okuduğumuz yarı otobiyografik bir kitap diyebiliriz Yol için. Jack London okumayı sevenlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Onun aykırı ve dizginlenemez ruhunu bu kez denizlerde değil, tren raylarında yaptıklarıyla görüyoruz. Jack London'ın bu hoboluğu kapitalizm karşısında bir hayatta kalma mücadelesidir. Ve söylemeden geçemeyeceğim Jack London okumak isteyenler Levent Cinemre çevirisinden okurlarsa çok memnun kalırlar. Jack London=Levent Cinemre olduğunu düşünüyorum. Kitabın sonundaki dipnotlardan ve açıklamalardan bile ne kadar kapsamlı bir çalışmanın ürünü olduğu görünüyor.
Edebiyat
YolJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,457 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 33. kitabı
“Köpeğe kemik vermek yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, o köpek kadar aç olduğunda bile kemiği onunla paylaşmaktır.”(s.3) Jack London ‘ın gençliğin ateşiyle yollara düştüğü ve bu başıboş yıllarını yıllar sonra anlatıya dönüştürdüğü kitabı Yol orijinal ismi The Road bazı çevirilerde Demiryolu Serserileri kitabında yazar hobo olarak trenlerle kaçtığı, açlıkla boğuştuğu, tutuklandığı ve hayatta kalmayı öğrendiği dönemleri otobiyografik bir açıklıkla aktarıyor. London hikayelerinde yalnızca macera anlatmıyor, kendi yazarlık damarının nasıl beslendiğini de gösteriyor. Kapı kapı dolaşırken uydurduğu hikayelerin, ilerideki edebi gücünün provası olduğunu anlatıyor. “Benden edebi bir gerçekçi yaratan şeyin, hoboluğum sırasındaki bu çırak yazarlığım olduğuna kesinlikle inanırım.” (s.7) Jack London “Yol”dayken hayatı kolay olmuyor. Açlık, aşağılanma, kovalanma ve kaçak olarak soğuk tren yolcuları günlük gerçeklik haline geliyor. Hikayeleri keyifli akıyor, satır aralarında kara mizah dolaşıyor. Zenginlere kapıların yüzü kapanırken yoksulların merhameti daha görünür oluyor. Gençlik zamanındaki serseriliğin sosyolojik ve psikolojik tespitlerde barındırıyor, yol ilerledikçe insanın sınıfsal konumu, gururu ve çaresizliği aynı potada eriyor. Yaşam gailesi, her durakta başka bir yüzle karşısına çıkıyor. Ertesi gün hobonun parçaları raylardan ve etraftan toplanır; yerel gazetede iki satırlık bir haber olur. (s.17) Kitabıyla hayatta kalmanın yalnızca fiziksel bir direnç olmadığını gösteriyor. Yol aslında zihinsel bir mücadele alanına dönüşüyor. İnsanın içsel gücünün parçalarını birleştirerek ayakta kalmayı öğrendiğini konu ediniyor. Açlıkla baş ederken onurunu korumaya çalışıyor, korkuyla yüzleşirken cesaret üretiyor. insanın kendi sınırlarını zorladıkça kendini tanıdığını
Bercesteden
YolJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,457 okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.