1000Kitap Logosu
Yüz İlin Tənhalığı
Yüz İlin Tənhalığı
Yüz İlin Tənhalığı

Yüz İlin Tənhalığı

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.3
6,7bin Kişi
24bin
Okunma
6,9bin
Beğeni
172bin
Gösterim
464 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 13 sa. 9 dk.
Basım
Azerice · Azerbaijan · Qanun Neşriyyat · 2016 · Karton kapak · 9789952361506
Diğer baskılar
“Yüz ilin tənhalığı” romanında Buendia nəslinin yaran­ma­sı, yük­sə­lişi, qürubu və məhvi əks etdirilmişdir. Bu nəslin tarixi – hər bir Buendia üzvünün taleyində bu və ya digər şəkildə təzahür edən tən­halıq hekayətidir. Tənhalıq, ailə üzvlərinin bir-birindən aralı düşməsi, onların bir-birini anlaya bilməmələri romanda, hə­qi­qətən, mifik xarakter daşıyır. Buendia ailəsinin bir neçə nəs­li­nin ta­rix­çəsinin özü və bununla yanaşı onun xarakterik xüsu­siy­yətləri – insestə meyil və onun lənətlənməsi, qəhrəmanların tale­lə­rinin qabaq­cadan müəyyən edilməsi nəsil mifi xarakteri qazanır. Ro­manda o, Makon­do­nun və bütün Buendia üzvlərinin həlakına bir neçə dəqiqə qalmış bu nəs­lin sanskrit dilində yazılmış tarixçəsini açmış qaraçı Melkiades surətində təcəssüm edir. Eyni zamanda, romanda mif parodiyası da var. Qəsdən yaratdığı mifoloji qur­ma­larda, nəql etmənin adiliyində təzahür edən, hərdən cəfəng və aş­kar fan­tas­tik hadisələrdən danışan müəllifin xüsusi kinayəli gü­lüşü parodiya vasitəsidir. Latınamerikan nəsrinin mifyaradıcı “mö­cü­zə­nin reallığı”, “magik realizm” romanda Amerikanın tək­rarsız sima­sının yaradılmasının va­cib vasitəsi və eyni zamanda özünə bir pa­ro­diya kimi çıxış edir.
4 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺26,63
8.3
10 üzerinden
6,7bin Puan · 1077 İnceleme
Seher
Yüzyıllık Yalnızlık'ı inceledi.
464 syf.
İncelemeye başlamadan önce kitabın da belli kısımlarında yer verdiği "Muz Cumhuriyeti" ve "Muz işçileri katliamı" hakkında konuşmak istiyorum. 11 Kasım 1928'de, Kolombiya'da 30.000 Muz işçisi, haksız ve ağır çalışma koşullarına, ücretlerini alamamalarına karşı Chiquita firmasına (eski adıyla United Fruit Complay) baş kaldırırlar. Buna karşı Kolombiya ordusu harekete geçer. Sokağa dökülen halkı durdurmak için General, "dağılın" bildirisini okur. Halk verilen emre uymayınca ateş emri verilir. Greve katılan işçiler, işçilerin eşleri ve çocukları öldürülür. Ordunun başındaki Generale göre bu sayı 47, başka kaynaklara göre 3000, halka göreyse öldürülen insan sayısı " tren vagonlarına üst üste doldurulacak kadar"dır. 20 yıl sonra ise 2. katliam gerçekleşir. 20 yıl önceki Muz katliamını araştıran ve mecliste bunu dile getiren tek kişi olan Jorge Gaitán 9 Nisan 1948'de bir suikastla öldürülür, aynı gün yoksullardan ve emekçilerden de 10 bin kişi katledilir. Bu yüzden genellikle hukuksal olarak gelişmemiş, bağımsızlığını tam olarak kazanamamış ülkeler için "Muz Cumhuriyeti" tabiri kullanılmaktadır. Bizim gülerek "Çikita Muz" diye söylediğimiz bu kelimelerin böylesine derin bi anlamı olması beni çok etkiledi ve sizinle de paylaşmak istedim. Kitabı okurken aklıma ilk gelen şey Franz Kafka'nın "Benim yalnızlığım insanlarla dolu" sözü oldu. Bir aile düşünün o kadar kalabalık ki yemeği bile iki grup halinde yiyorlar ama hepsi yalnız. Buendia ailesi benim için tam olarak öyleydi. Akraba evliliğinden sonra çocuklarının domuz kuyruğuyla doğacağı söylenen bir lanetle yaşıyorlar. Hayatlarında her şey normal gözükse de ensest ilişkileri, aldatmaları bu lanetin soydan soya aktarılmasına neden oluyor. Kısa bir mutluluktan sonra yalnızlıkla ölümlerini bekliyorlar. Kitapta hoşuma giden birçok şey vardı. Olayı anlatırken bi anda gelecekten spoiler vermesi, bu kadar ölümü ajitasyon yapmadan hissettirebilmesi, gerçeküstü olayları sanki doğanın bir parçasıymış gibi yadırgatmadan anlatması, kitabın başrolünün olmaması... Eleştirdiğim 1-2 nokta tek vardı. İsimlerin çok karışık olması ki benim gibi üşengeç bir insan için başa dönüp tekrar tekrar soy ağacına bakmak çok yorucuydu. Bende küçük bir not kağıdına yazdım, yeni karakter girdiği zaman not alıyordum bende çok işe yaradı. İkincisiyse aile arasındaki cinsel ilişkiydi. Onun dışında her şey çok güzeldi. Bazı yorumlarda yazılan şeyler beni çok rahatsız etti. Onlar için de birkaç şey söylemek istiyorum. Kitaba o kadar büyük bir önyargı ile başladım ki. Birçok kişi kötü bir şekilde eleştirmişti. Biraz ilerledikten sonra yorumların tam aksine kitabı çok fazla akıcı bulduğumu, bu kadar büyük olayların bu kadar az sayfaya sığdırılmış olmasına çok şaşırdım. Bu kitap yarım bırakılan kitaplar arasında 7. sırada. Bunun sebebinin daha çok kötü yorumların insanları yönlendirmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Tabi ki kişi herhangi bir şeyi beğenmeyebilir ya da yarım bırakabilir, bunlar çok olası şeyler ama kendisi bile tam olarak kitaba hakim değilken bir başkasına "kötü bir kitap, okumayın, sizi zaman kaybından kurtarıyorum" gibi başkalarını da yönlendirecek yorumlar yapması, buna karşılık kitap hakkında bilgisi olmayan insanların da kişiye "bizi boşa zaman kaybından kurtardığın için teşekkürler" tarzı yorumlarla cevap vermesi gerçekten içler acısı bir durum. Yazarın kullandığı dilin kalitesinden tutun romanın kurgasallığı ve vermek istediği mesajlar, o kadar güzel ve derinken nobel ödülü almasını, siyaset yapmasına bağlayanlar bile var. Umarım kötü yorumlara aldırmadan bu kitabı okumayı başarabilirsiniz.
Yüzyıllık Yalnızlık
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
174
Nazlı Demir
Yüzyıllık Yalnızlık'ı inceledi.
464 syf.
·
19 günde
·
7/10 puan
Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz. Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konuyu, isimlerin benzerliğinden dolayı kim kimdi ya diye karışan karakterleri başarıyla atlattınız. Şimdi size ne kattığını düşünmeye geçebilirsiniz. Hristiyanlıkta geçen 7 günahı ve sonuçlarını kesinlikle karakterlerle birlikte tek tek öğrenmiş oldunuz. Ayrıca gerçekte yaşanan muz işçileri katliamına* değinmesi ile birlikte günümüz olaylarından bir facianın nasıl olduğunu artık biliyorsunuz. Ne zorlamalarla, okumak için kendinizi ittirmelerle dolu, acaba bıraksam mı düşünceleriyle başa çıkarak Nobel ödüllü bir kitabı daha bitirmiş olmanın şevkiyle çerez kitaplara yönelip kafanızı dinleyebilirsiniz. * Bu sayede nobel'i almıştır.
Yüzyıllık Yalnızlık
OKUYACAKLARIMA EKLE
30
836
Ayşe*
Yüzyıllık Yalnızlık'ı inceledi.
461 syf.
·
9 günde
·
10/10 puan
BURASI MUZ CUMHURİYETİ DEĞİL!! Bir çoğumuzun aşina olduğu hele hele siyasetin şu hararetli günlerinde dilimize pelesenk olmuş bir deyim ''Burası muz cumhuriyeti değil!'' Peki nereden çıkmış bu deyim hiç düşündünüz mü? 11 Kasım 1928 tarihinde Kolombiya'da muz işçileri, fazla mesai saatlerinden, iş kazalarına yeterli önlem alınmamasından, asgari ücret yetersizliğinden işçi birliği isimli sendikayı göreve çağırıp greve gitmiş, gelin görün ki pastadan büyük lokmayı alma telaşında olan emperyalist Amerikan şirketleri orduyu kullanarak 5 Aralık 1928 tarihinde net rakamları bilinmemekle birlikte direnişe katılan bütün muz işçilerini öldürmüş. Söylenene göre -ki kitapta da bu şekilde geçiyor- , bir tren istifi dolusu insan cesedi o gece yok edilmiş. Sabahında da ordu muz işçilerinin bir avuç çapulcudan ibaret olduklarına dair bir bildiri okumuş. ''Çapulcu!! '' Katliamdan 20 yıl sonra, ülkenin meclisinde katliamı araştıran, ve seçimlerde devlet başkanı olmasına kesin gözüyle bakılan, Liberal partinin başında bulunan Jorge Gaitán suikaste uğrayıp öldürülüyor. Aynı gün çıkan halk ayaklanmasında başkentte yaklaşık 10.000 kişi öldürülüyor. Genç Fidel Castro'da bu katliama tanıklık edenler arasında. Tarihsel kısmı ortalama bu şekilde, Marquez ile olan kısmı ise bu olaylardan ve katliamları dile getirenler hakkında yakalama kararı çıkaran Kolombiya hükümeti, Marquez Nobel ödülü alana dek kendisini hapse tıkmak istiyor ve Marquez topraklarına hiç dönemiyor. Yıllarca bir çok platformda halkının haklarını savunmak için elinden gelen her şeyi yapan ,barıştan başka yegane isteği olmayan bu adam, ülkesi tarafından yıllarca dışlanıp suçlanıyor. Öldükten sonra da, ülkesinde yas ilan edilmesi iki yüzlülüklerinin tecellisidir. Gelelim kitaba, kitap şu ana dek okuduğum en iyi on kitap arasında yerini çoktan aldı ve on sene sonra tekrar okunacaklar listesine adını yazdırdı. Marquez'in büyülü gerçekçilik denilen o kendine has tarzını okuduktan sonra daha iyi idrak ediyorsunuz. Yüzyıllık Yalnızlık Buendia ailesinin altı kuşak soyunun hikayesidir ve Marquez çocukluğunda babaannesinden dinlediği hikayelerden etkilenerek o sihirli dilini kullanarak bir soy ağacı eşliğinde bizi kitapla yüz yüze bırakmıştır. Yüz yüze diyorum çünkü kitapta sihirli, fantastik ,distopik bir hava var fakat, bahsedilen olaylarda yazar klasik roman kurgusundan hiç kopmamış ve en iyi örneklerinden birini ortaya çıkarmış. Benim en beğendiğim nokta, sürekli birilerinin ölümüne şahit oluyorsunuz ve bu çok önceden size haber veriliyor, öyle bir tevekkülle okumaya devam ediyorsunuz. Kitaba başlamadan evvel girişte ki soy ağacı gözümü korkutuyordu, bir çok arkadaşım da isimleri çok dikkatli okumamı sürekli soy ağacına bakıp duracağımı söyledi, bunların aksini iddia ediyorum arkadaşlar :)) Marquez öyle muazzam bir romancı ki Buendia'lardan bahsederken hangisinden bahsettiğini öyle güzel ilmik ilmik işlemiş adeta örmüş ki kimin, kim olduğunu anlamak gayet kolay, ilk bir kaç bölümden sonra ben geriye dönüp bakma gereği duymadım. Son olarak eğer kütüphanenizde bu kitap mahzun mahzun size göz kırpıyorsa hiç durmayın okuyun, tabi sonra bittiği için uzun bir süre hüsrana uğrayacağınızı da söylemeden edemeyeceğim :} Çok çok beğendiğim bir kitap oldu, iyi ki okumuşum. Kitaba başlayarak feyz almamı sağlayan İbrahim (Sisifos) 'e ayrıca teşekkür ederim. Keyifli okumalar diliyorum.
Yüzyıllık Yalnızlık
OKUYACAKLARIMA EKLE
40
545