İnsanlık tarihi boyunca bir başka yaygın uygulama da erkeklerin kadınları korunaklı haremlerde tutması olmuştur. Harem kelimesi, "yasak" anlamına gelir. Gerçekten de çoğu zaman kadınların haremden çıkması, dışarıdaki erkeklerin içeri girmesi kadar zordu. Krallar ve diğer hükümdarlar haremlerini korumak için hadımları kullanırlardı.
Araştırma-İnceleme
Bir gün, limandan bahsederken, şöyle dedi Vitellius: "Bir cumhuriyet, büyük çaplı kamu hizmetlerini asla bir monarşi kadar başarıyla yürütemez. Dünyanın bütün büyük eserleri krallar veya kraliçeler tarafından gerçekleştirildi. Babil'in asma bahçeleri. Halikarnassos'taki Mozole. Piramitler. Sen Mısır'a hiç gitmedin, değil mi? Ben gençliğimde askerken oradaydım. Aman Tanrım, o Piramitler! Gören herkesin üstüne çöken o müthiş huşu hissini kelimelerle anlatmak mümkün değil. İnsan çocukken, ilk kez evde duyup sorar: 'Nedir Piramitler?' ve 'Mısır'da kocaman taş mezarlar; üçgen biçiminde, üstleri süslemesiz, beyaz çimentoyla sıvalı,' cevabını alır. Hiç ilginç veya etkileyici gelmez. 'Kocaman' sözü, tanıdık büyük bir binadan, örneğin şuradaki Augustus Tapınağı'ndan veya Julia Bazilikası'ndan daha büyük bir şeyi akla getirmez. Sonra Mısır'a gidince, çölün bir ucundan, uzakta çadır benzeri küçük beyaz şeyler görürsün ve 'Ama neden, o kadar övülecek nesi var bunların?' dersin. Ama birkaç saat sonra yanlarına varıp başını kaldırınca... Sezar, inan bana, havsalanın almayacağı kadar büyükler. İnsan eliyle yapıldıklarını düşünmek bile fiziksel bir baş dönmesi yaratıyor. Alp Dağları'nı ilk kez görmek, bunun yanında hiç kalır. Öylesine beyaz, pürüzsüz, insafsızca ölümsüzler. İnsanoğlunun yücelme arzusunun dehşetengiz bir anıtı... " "Ve insanoğlunun aptallığının, zalimliğinin, acımasızlığının da anıtı," diye kestim. "Büyük Pirarnidi yaptıran Kral Keops, bereketli ülkesini mahvetti, iliğine kadar sömürdü, soluksuz bıraktı; ve bütün bunları kendi boş gururunu tatmin için ve belki insanüstü gücüyle tanrıları etkilemek için yaptı. Peki, ne işe yaradı bu piramit? (...)"
Sayfa 179·Kitabı okudu
“Okyanus gökyüzüne ait değil.” “Ama unutma, gece yarısı gökyüzünündür yıldız ışığım.”
Alıntı
Ama benim için krallar, palyaço­lardı. Hiçbir şeye, hiç kimseye benzemiyorlardı.
Sayfa 64·Kitabı okuyor
İnsan ziyanlığı...
Başkalarına üstüne olduklarını hissetmek, onlardan farklı yerlere vardıklarını elle tutulur bir biçimde görebilmek için kurbanlar seçtiklerini gördüm. En zavallı insanlardan kurbanlar buluyorlardı; ne dünyanın ne de ahiretin farkında olmayan ve bir ekmek parası için ezilmişliklerini satan insanlardan yararlanıyorlardı, onları kötü ruhlar sayarak cezalandırıyorlardı. Neden kurban edildiklerini bilmeyenleri, kötülüğün yeryüzündeki temsilcileri olarak görüyorlardı. Irmak kıyılarında, karanlık mağaraların serinliğinde parçalıyorlardı onları. Sakatlar, deliler ve ne yaptıklarını bilmeyenler, fakir ailelerine birkaç kuruş sağlamak için, kötülük sembolü olarak yerlerde sürükleniyordu. Iyiliğin hissedilmesi için Bilerek ya da bilmeyerek kötülük ediliyordu. Tıpkı bana yapıldığı gibi. Öldürülecekleri daha baştan bilinen zayıflar, kısa süre için krallar gibi ağırlanıyordu; sanki bilmiyormuşçasına saygı gösteriliyordu onlara.
Sayfa 85 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bütün büyük adamların maiyetlerinde çalışanlara daimi elbiselerini ve öte berilerini vermeleri bu yüzdendir .Roma imparatorları, krallar ,büyük diktatörler hep kendileri gibi düşünsünler diye eşyalarını dostlarına hediye ederlerdi
Sayfa 21