Çocuklar problemlerin birçoğunu ilişkileri aracılığı ile ebeveynlerinden miras alırlar fakat miras aldıkları bu problemler çoğunlukla çocukların, kendi hassasiyetleri, dikkat çekme ve onaylanma ihtiyacı, beklentileri ile başa çıkabilme güçlüğü, birini veya diğerlerini suçlama eğilimi, diğerlerinin mutluluğu için kendini sorumlu hissetme veya kendi mutluluğu için diğerlerini sorumlu görme ve oluşan bir anksiyete durumunda düşünerek veya düşünmeden hareket etme gibi durumlar ile ilişkili bir şekilde yaşamlarını etkiler.
"Benekli Kordon" Öyküsü İncelemesi
Arthur Conan Doyle'un yazdığı "Benekli Kordon" (The Adventure of the Speckled Band), Sherlock Holmes serisinin en başarılı ve en gerilim dolu öykülerinden biridir. İlk kez 1892 yılında yayımlanan bu eser, yalnızca sürükleyici olay örgüsüyle değil, aynı zamanda beklenmedik sonu ve ustalıkla kurulan gizemiyle de polisiye edebiyatının klasiklerinden biri kabul edilir. Doyle, bu öyküde okuyucuyu sürekli ipuçlarını değerlendirmeye yönlendirirken, gerçek suçluyu ve cinayet yöntemini son ana kadar ustalıkla gizlemeyi başarır. Hikâye, insan hırsının ve açgözlülüğünün insanı ne kadar acımasız hâle getirebileceğini gösterirken, Sherlock Holmes'un gözlem gücü ve mantıklı düşünme becerisini de en iyi yansıtan maceralardan biri olarak öne çıkar.
Öykü, genç bir kadın olan Helen Stoner'ın bir sabah erkenden Baker Sokağı'na gelerek Sherlock Holmes'tan yardım istemesiyle başlar. Helen büyük bir korku içindedir. İki yıl önce ikiz kardeşi Julia, evlenmesine kısa bir süre kala gizemli bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Ölmeden hemen önce korku içinde "Benekli kordon!" diye bağırmış, ancak bu sözün ne anlama geldiğini kimse anlayamamıştır. Olay sırasında odanın kapısı içeriden kilitlidir, pencereler demir parmaklıklarla kapalıdır ve odada dışarıdan girebilecek hiçbir yol bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalarda da cinayeti açıklayabilecek herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Bu nedenle Julia'nın ölümü çözülemeyen bir sır olarak kalmıştır.
Yıllar sonra Helen de evlenmeye karar verir. Ancak tam bu sırada evde yapılan sözde tamirat nedeniyle kardeşinin öldüğü odaya taşınmak zorunda kalır. O gece Julia'nın ölümünden önce duyduğu aynı ıslık sesini yeniden işitince büyük bir korkuya kapılır ve başına aynı olayın geleceğini düşünerek Holmes'a başvurur.
Holmes
"Herkes kendi mevki ve ikbalinin bânisidir. Türkler, meziyetin insanlarda irsiyet yoluyla intikal ettiğine veya miras kaldığına inanmazlar. Namussuz, tembel ve âtıl olanlar, hiçbir zaman yükselemezler, itibar göremezler, hor ve hakir olup, kenarda kalırlar."