Konuşmaktan, anlaşılmayı ummaktan vazgeçmiş kadınların derin kırgınlığı, vücudunun tüm devinimlerine igne oyası gibi işlerdi. Kocasını sevmediğini his-seder, bunu garipsemezdim.
Sayfa 122·Kitabı okuyor
1000Kitap
Her şeye bir lezzet sinerek her şeyi biraz kendine, güzelliğe, ümide ve hayale doğru çeken bu saatlerde denizi, üstünde duran diğer bir deniz gibi karanlık kaplar. Karşıki sahilde, birer mabet kandilini düşündüren lambaların hafif ışıkları toprağa düşmüş yıldızlar gibi hayal meyal parıldamaya koyulur. Sanki sevmekle incitmekten korktuğumuz birer kalp kadar tesirli bir eda ile sulara ak- seder.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Paskalya
Yahudi Paskalyası'ni çok eski bir gelenek düzenler. Paskalya, her yiyeceğe simgesel bir anlam verilen Seder'le -aile yemeği-başlar. Ma-sanın ortasında "seder yemeği" bulunur. Bu yemeğin üç bölmesinde de peçeteye sarılı bir parça hamursuz vardır. Matsoth adı verilen bu mayasız ekmek hem köleliğin sefaletini hem de Misır'dan aceleyle özgürlüge doğru yola çıkışı belirler. Bütünü çevreleyen küçük kapla dizilidir sofrada, Misır'daki hayatın anısına acı otlarla dolu kaplar Ilkbahar için maydanoz, acılı gözyaşları için tuzlu su ve sirke, Fira-vun'un istediği tuğlaların harcı ve kili için de şaraba doğranmış bir elma, badem ve tarçın karışımı. Közde kızartılmış bir parça kemikli et binlerce yıl öncesinin paskalya kuzusunu simgelerken, külde pisi-rilmiş bir yumurta da kimine göre bu bayram için katlanılan yoksun-lukları, kimine göre de Tapınağın yıkılışını gösterir. Mezmurlarla ila hilerin sonunda, gece süresince dört kere boşaltılması gereken şarap kadehleri de konukların yerlerini belirler. Ikinci şarap kadehinden sonra, en genç erkek tarafindan en yaşlı erkeğe dört değişmez soru sorulur. Aşağı yukarı iki bin yıl önce, Tapınağın Titus tarafindan yr kıldığı günden beri, bütün bir ulus dördüncü kadehi "Gelecek yil Kudüs'te buluşmak" dileğiyle boşaltır.
Sayfa 310
Din
O halde "ilim perdedir" sözünün manasını mükâşefe derecesine ulaşmış bir kimseden duyarsan, böyle bil, inkâr eyleme ! Fakat, emir ve yasaklara uymayıp bozuk delillerle haramlara mübah diyen kafirler ve nefislerine tabi olan zavallılar, zamanımızda zuhur eyledi. Kendilerinde bu haller asla bulunmadığı halde, sofilerin sekir halinde söyledikleri lüzumsuz, saçma sözlerden birkaç tanesini alıp kendilerine süs veriyorlar: Yaptıkları iş, her gün yıkanıp taranmak, güzel elbiseler giyip seccadesini yaymak, sonra da ilmi ve âlimleri kötülemektir. Böyleleri öldürülmelidir. Şeytan ahlaklıdırlar. İnsanları aldatıyorlar. Allahü Teâlâ ve Resûlü (sal-lAllahü aleyhi ve sellem) ilmi ve âlimleri övüyorlar. Bütün dünyayı ilme davet ediyorlar. Her şey mubah diyen bu zavallı, hai sahibi olmadığı ve ilmi elde etmediği için, onun bu sözü söylemesi nasıl doğru olabilir? Bu şuna benzer: Bir kimse kimyanın altından daha iyi olduğunu, ondan sayısız altın yapıldığını işitir. Altın hazinelerini önüne getirseler, onlara elini uzatmaz ve, Altın ne işe yarar, onun kıymeti nedir ki... Bana kimya lazımdır ve asıl odur», der. Altını almaz. Halbuki kimyayı da asla tanıyamaz, bulamaz. Altın da yapamaz. Çaresiz, müflis ve aç kalır. Ben derim ki: Kimya, altından daha iyidir, şeklinde söylediği sözün sevincinden bağırır ve coşar. İşte peygamberlerin ve evliyânın keşfi kimyaya benzer. Ålimlerin ilmi de altına benzer. Kimyaya sahip olan, altına sahip olandan daha faziletlidir. Fakat burada bir başka incelik daha vardır: Bir kimsede bulunan kimya yüz altından fazla yapmasa, bu kimse kendisinde bin altın bulunandan faziletli olamaz. Kimya kitapları kimyadan bah-seder ve onu arayanlar çok olduğu halde, bunun hakikati uzun zamanda bile herkesin eline geçmez. Onu temin etmek isteyenlerin çoğu kalp para elde
Sayfa 35 - Bedir yayınevi/haziran 2024/ist
Alıntı
Nev-i şahsına münhasır (özgün)
Kendi vahşi güzelliğimizi kabullendiğimizde, artık o da bakış açısı­ nın bir parçasıdır ve bîr daha bundan ne etkilenecek kadar haberdar oluruz ne de onu yüzüstü bırakır ya da reddederiz. Bir kurt, sıçradığı zaman ne kadar güzel olduğunu bilir mİ? Bir aslan, oturduğunda ne ka­ dar güzel bir şekil oluşturduğunu bilir mi? Bir kuş, gürültüyle kanatla­ rını açtığında duyduğu ses karşısında hayranlıkla karışık bir duygu his­ seder mi? Biz de onlardan öğrenerek sadece kendi gerçek tarzımızla davranır ve doğal güzelliğimizden geri çekilmez ya da saklanmayız. Yaratıklar gibi, biz de olduğumuz gibiyizdir ve doğru olan da budur.
Sayfa 215
Yahudiler nerede olurlarsa olsunlar ve hangi saatte dua ederlerse etsinler mutlaka Kudüs’e dönmek zorundadırlar. Yemek dualarında Kudüs’ün yeniden inşası dileği yer alır. Yahudi geleneğinde günlük ibadetler Kudüs’e dönülerek yapılır. Bu duada Kudüs’e dönme, şehri ve Davud saltanatını yeniden tesis etme arzusu ifade edilir. Yahudi Fısıh bayramının seder sofrası ve kefâret günü ibadeti “Seneye Kudüs’te” dileğiyle sona erer. Yıllık üç oruçta Kudüs’ün yıkılışının anısına yas tutulur.