• Dünya tarihinde gelmiş geçmiş sayısız süper güç gibi, Pers imparatorluğu da barbar istilalarından dolayı değil, barbarlara, tehlikeli hasımlara dönüşme fırsatı verdikleri için çöktü.
    Jona Lendering
    Sayfa 15 - Kitap Yayınevi
  • Evrendeki hassas ayarların ortaya çıkmasından önce bir ateist olan astronom Fred Hoyle evrendeki mükemmel düzenin sadece Tanrının yaratışı işe açıklanabileceğini şu sözleri ile ifade etmiştir:
    "Evren, süper hesaplama yapan entelektüel güç tarafından yaratılmıştır. Aksi takdirde, bu kadar çok ilgisiz ve imkansız tesadüfün muhteşem bir şekilde bir arada işleyip yaşamı mümkün kılan bir evreni meydana getirmesi beklenemezdi."
  • 2016 yılında bir akşam işten çıkmış arkadaşlarımla bir yerde çay kahve içiyordum. Üstümüzde f16 sesleri duymaya başladık. Noluyor ki diye konuşmaya başladığımızda, 'eskiden asker meclise müdahale etmek istediğinde f16lar böyle alçak uçuş yaparmış.' dedim, daha sonrasında ayrıntılarıyla sizinde bildiğiniz elim olaylar henüz yaşanmadan.Peki 15 temmuzu neden yaşadık? Bu sürece bizi iten neydi?
    Öncelikle şunu söylemeliyim ki Fetö öyle birçoklarımızın düşündüğü gibi 2002'de varolan bir örgüt değil. Fethullah gülen, eski başbakan ve cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'dan tutunda Bülent Ecevit'e kadar, hepsiyle ilişkilerini ileri düzeyde tutmuş, Türkiye'den giderken de önüne bir dolu imkan sunulmuştur. Yurtdışında türk okulları ve yabancılara türkçe eğitim hareketiyle de sağcısı solcusu büyük bir kitlenin takdirini kazanmayı başarmış idi. Ancak herkes cambaza bak oyununda ki gibi okullara ve türkçe öğretmesinin önemine methiyeler dizerken, Fetö'nün kendine bu okullarda yetiştirdikleri sayıları onbinleri belki yüzbinleri bulan bir ordu oluşturduğunu öngörememişti. Bu öngöremeyiş(akpartinin en büyük hatası) devlet kurumlarının, millet ve vatandan çok hizmet dedikleri hain girişime itaat eden onbinlerle dolmasına sebep oldu. Bu onbinleri aynı zamanda CIA gibi dünyanın süper gücü ülkesinin, en önemli istihbarat servisinden destek alıp, onlarada destek veriyor olduğu zaman, başedilmesi, çözülmesi ve alt edilmesi çok güç bir örgüt haline gelmiş oluyor.
    Zaten ülkede istedikleri atı koşturan hale gelmişlerken, son darbeyi vurup tamamen iktidara sahip olma hevesine giriştikleri anda, zamanlama hatası, Mit'in son anda ki dikkati ve milletin ferasetiyle, ilmek ilmek örüp 40 yıl emek verdikleri sistem, çözülmeye dağılmaya başladı. Kaderin cilvesi o ki herşeye sahip olacakları gün herşeylerini kaybetmeye başladılar. "Kaderin üstünde kader vardır!"
    Hala devam eden mücadeleler, temizlenmesi gereken isimler olsada eskiye nazaran Fetö bugün yok hükmündedir.
    15 temmuzda yaşanan elim olaylar onların sonu 'Yeni Türkiye' nin başlangıcı olmuştur. Bugünlerde yapılan yenilikler sistem değişiklikleri savunma sanayiindeki atılım, Pkk ile yapılan dev mücadele ve verilen derin yaralar, o gün verilen emeklerin meyveleridir. Bardakta ki son damla 15 temmuzdur. Topuyla mücadeleye başlanmış, halkın desteği asker içinde ki vatansever kahramanların dik duruşu sayesinde terör örgütlerine içerde dışarda derin darbeler vurulmuştur. 15 temmuz bir uyanış, hainliklerden ve bağımlılıklardan kurtulmaya başladığımız gün olmuştur.
    Kutlu olsun!!!
  • Selamlar olsun hepinize bir kez daha ... Bugün size bir dönem kitabından bahsedeceğim .. İllallah dediniz ama yine uzun incelemelerden biri olacak bu .. Uzun olacak çünkü kitapçıya gidip baktığınızda muhtemelen dikkatinizi hiç çekmeyecek bu kitabın, şu sitenin yarısı kadar basan bir tonajı var .. Site geneli yirmili yaşlarda olduğundan bahse konu olayı eminim ki hiçbiri bilmiyor ..O dönemde oynanan bu oyunun boyutundan neredeyse hiç kimsenin haberi yok .. Bilin istedim .. O yüzden sarıldım klavyeye .. 6 Eylül 1955 – 7 Eylül 1955 arasında olanlardır bu kitabın konusu .. O dönemi ve toplumun genel yapısını daha iyi anlayabilmeniz için 50 lere uzanarak başlayacağız .. Kahve , bira , votka neyin varsa kap gel ..Başlıyoruz !

    Öncelikle '950 ' de iktidara gelen Demokrat Parti'yi değerlendirmekte yarar var ..DP , Osmanlı -Türk uluslaşma ve modernleşme sürecinde tutucu kanadı temsil eden, dini politikaya alet edecek olan "sözde" muhafazakar ama özde emperyalizmin işbirlikçisi olacak kanadın temsilcisiydi ..Bundan kelli kendilerine Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın devamı dersek yanılmış sayılmayız.. Devrimlere , aydınlanmaya ve modernleşmeye direnen , komprador burjuvazi ve feodal sınıfların sancağını taşıyan , onların sesi olan bir parti idi .. 2. Dünya Savaşı' nın ortalığı yıkıp yok ettiği bir dünyada , Türkiye savaşa alenen girmemiş olsa da , ekonomisi perişan durumdaydı ..Halk savaşın getirisi olarak yoksulluk içindeydi ve geniş köylü yığınları ağır vergiler altında eziliyordu..İsmet İnönü savaşa girmeye girmemişti ama uyguladığı yanlış politikalar yüzünden Türkiye'yi dünyada yalnız bırakmıştı..Savaşta sözde tarafsızdık ama bu politikayı da tutarlı bir şekilde yürütemedik .. Önce kazanacağı düşünülen Almanya ' ya ile örtülü işbirliğine gidildi .. Bu nedenle ülke içindeki solu ve sosyalistleri köfte harcına çevirip kıyma makinasından geçirdiler bir güzel .. Sonrasında Almanya 'nın yenileceği anlaşılınca, oklava bu kez aralarında Nihal Atsız , Reha Oğuz Türkkan ve Alparslan Türkeş gibi isimlerin bulunduğu ülkedeki Nazi yanlısı ırkçı - turancı güruha yöneldi.. Tutuklandılar ve haklarında " Irkçılık - Turancılık Davası" açıldı..Ancak Nazi Almanya'sı ile yaşanan bu yakınlaşma ,1922 'de Türkiye ile SSCB arasında yapılan Dostluk Antlaşması' nın ihlali anlamına geliyordu..Nitekim savaştan dev bir güç olarak çıkan ve Nazileri kovalıyorum diyerek demir perde bloku olarak anılacak olan ülkeleri birer birer bünyesine katan Sovyetler de durumu böyle algıladı .. Sonrasında paniğe kapılan Türkiye , kendisini bir zamanlar göğüs göğüse carpıştığı ve anti-emperyalist bir Kurtuluş Savaşı verdiği batının kapısı önünde buldu..ABD ve İngiltere başta olmak üzere emperyalist ülkelerin tüm istek ve operasyonlarına açık hale geldi.Böylece , bugün ve dün başımızın belası olan Nato üyeliğine giden kanlı yolun kapısı aralanmış oldu..
    Komprador yani avantacı ve işbirlikçi burjuvazinin ve toprak ağalarının partisi olarak kurulan , osmanlının tortusu ve gerici likle işbirliğine giden DP işte böyle bir ortamda iktidara geldi..Yaptıkları ilk icraat sanayileşmenin önünü kesmek oldu .. Eğitimimizi de baltaladılar.. Kendimizin ürettiği uçağa , uçak motoruna ne gerek var diyerek uçak ve uçak motoru fabrikalarımızı , askeri mühimmat fabrikalarımızı ; komunist yuvası , kızlı erkekli öğretim olmaz , dinimiz elden gidiyor diyerek ve Cumhuriyet devrimlerini TUTANLAR VE TUTMAYANLAR diye ikiye ayırarak Halk Evleri ve Köy Enstitülerimizi kapattılar..Partinin neredeyse tümü toprak ağalarından oluştuğu için TOPRAK REFORMU YASASInı da iptal ederek rafa kaldırdılar.. Ekip biçecek toprağı olmayan köylü bu yüzden şehirlere göç etmeye başladı .. Dolayısıyla İstanbul' un gecekondulaşmasının sebepleriinden biri dersek kendileri için yalan söylemiş olmayız..Tüm bunlar olup sayaç aleyhimizde ve geriye dönük işlerken , ne meclise ne de halka sormadan Kore' ye asker gönderdiler .. Bizden bunu isteyen olmamıştı lakin Mehmetçik ' in kanı-canı ucuzdu ?!?!?! tabii!!! Ne diyordu ABD Dışişleri Bakanlarından John F. Dulles daha 1950'ler de? "NATO'ya en ucuz askeri Türkiye sağlıyor. Bir Türk askerinin bize maliyeti 23 centtir!" Bunun üzerine Adnan Menderes ve orkestrası dörtlüleri açıp , uzunları da yakıp sinyalli verince ve emperyalizme yönelik sınırsız işbirliğine dair bağlılığını da ispatlayınca Nato' ya üyeliğimiz resmen onaylanmış oldu .. Nazım Hikmet' in vatandaşlıktan cıkarılıp sol muhalefetin ezildiği günler.. DP ,1954 ' te ilk iş olarak gerçek üssü PENTAGON' da olan , dünyadaki asıl daha doğrusu esas isminin Süper Nato olduğu belirtilen , Nato'ya bağlı gizli bir örgütlenme olarak KONTRGERİLLAyı kurdu .. O sıralar bizdeki adı Seferberlik Tetkik Kurulu idi .. Nasıl masum bir isim öyle değil mi? Olası bir Sovyet istilası sırasında halkı örgütleyecek milis kuvvetler (sizin anlayacağınız şekliyle NENE HATUNLAR - KARA FATMALAR - HASAN TAHSİNLER , SÜTÇÜ İMAMLAR ) yetiştirmek amacıyla kurulan bu örgüt Türkiye' de sayısız cinayet ve katliama imza attı .. Bu sadece bizde değil Nato' ya üye olan tüm ülkelerin bünyesinde yaşandı.. Misal vermem gerekirse ,siyah ciplere 8 er kişi binmek suretiyle dolanan minik polat alemdarların dillerine doladıkları Gladio , bu oluşumun İtalya'daki adıydı..Ülkemizdeki versiyonu ise başta solu ve sol muhalefeti ezmek için kullanıldı .. Çünkü Nato' nun başındaki güç ABD ,kendisine göbekten bağlı olan ve SSCB korkusuyla hizaya getirdiği ülkelerin iç siyasetinin asla komunizme ya da sol cenaha kaymasını istemiyordu emperyalist bir ülke olduğundan dolayı .. Aksi eşyanın tabiatına ters olurdu zaten ..Şimdi zurnanın zarıldadığı yerlerdeyiz pek sevgili fındık fıstık kemiren sayın Cevizkabukları ..


    - ESAS KİTABIMIZA KONU OLAN İNCELEME BURADA BAŞLIYOR! -


    DP iktidarındaki en büyük ve en kapsamlı kontrgerilla hareketi , 6-7 Eylül 1955 tarihinde İstanbuldaki Rum asıllı yurttaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen yağma ve talan hareketiydi .. Atatürk' ün Selanik' te doğduğu evin bombalandığı , yakılıp yıkıldığı yönündeki yalan haberlerle halk galeyana getirldi ..İstanbul' a göç etmiş köylü kitlesi provoke edilerek ve yönlendirilerek , Rum vatandaşlarımızın ev ve işyerleri iki gün boyunca yağmalandı .. Olayın nasıl kapsamlı ve organize bir iş olduğunu görmeniz açısından bir örnek vermek istiyorum .. DP 'li milletvekili ve İstanbul Expres gazetesi sahibi Mithat Peril , ciddi bir tirajı olmayan gazetesini bu olaylar öncesinde 290 bin adet bastırarak bedava elden dağattı .. Manşet ne miydi ? ATA'NIN EVİNİ BOMBALADILAR!!!
    Otuzarlı kişiden ve organize gruplardan oluşan ekipler kalabalıkları yönlendirdi..Bu arada "Kıbrıs Türk'tür Cemiyeti" gibi gerici ve faşizan örgütler de ateşe benzin döküp kitleleri kışkırtıyorlardı..Esasen Yılanların Öcü kitabına yaptığım incelememde de ( #26316052 )belirttiğim üzere DP' nin başlangıçta azınlıklara karşı yürüttüğü liberal politika , sonrasında ülke ekonomik krize girince , başta Rumlar olmak üzere gayrimüslüm azınlığın varlıklarının yağmasına dönüşmüştü..Velhasıl kelam , iki gün süren olaylar dahilinde yaklaşık 5300 işyeri ve ev yağmalandı , iş makinaları , mallar , kumaş topları , çeşit çeşit üretim aletleri parçalanarak yollara saçıldı..73 kilise , 1 sinagog ve 26 azınlık okulu yakıldı ..Saldırılar sırasında 25 ila 30 arasında kişinin öldüğü bildirildi , 300 kişi de yaralandı..Yaklaşık 400 kadına tecavüz edildi .. Yıkımın boyutları korkunçtu .. Peki aslında ne olmuştu ?

    Atatürk' ün Selanik' te doğduğu eve gerçekten de "tahrip gücü düşük bir bomba atılmıştı .. Sonrasında yapılan araştırmada bombayı atan kişinin Oktay Engin isimli bir Türk olduğu ortaya çıktı.. Hakkında hemen bir dava açıldı ve ne yaptılar dersiniz ? BİNGOO!!! Davayı hemen kapattılar!! Oysa Oktay Engin daha sonraki yıllarda kendisinin Mit mensubu olduğunu ve bombayı kendisinin attığını itiraf edecek , tüm bunlara karşın 1992 - 1993 yılları arasında mükafatlandırılarak Nevşehir valiliği yapacaktı !!! NASIL ? GÜZEL DEĞİL Mİ?!?!?

    Tüm bu olanlardan sonra on binlerce Rum vatandaşımız ülkeyi terk etti.. İstanbul'un gerçek anlamda gecekondulaşması da bu sayede oldu..Olayların önlenemez boyuta gelip çığrından çıkması üzerine DP üç büyük ilde sıkı yönetim ilan etti .. Uluslararası baskıya dayanamadıklarından dolayı bir kısım Rum vatandaşımıza tazminat ödendi.. Fakat olay öylesine çığrından çıkmış öylesine dallanıp budaklanmıştı ki üstünü kapatmak mümkün değildi ..Ve en önemlisi kendisine devlet diyen bir birimin sorumluluğunu alamayacağı kadar VAHŞİ ve ÇAĞDIŞIYDI!! İşte asıl KARA KOMEDİ , söz konusu olayların sorumluluğunun omuzlarına yükleneceği hedeflerin arandığı soruşturmalar esnasında yaşandı .. EEEEEEYYY 1K !!! KARA KOMEDİ DİYİNCE KİM GELİYOR AKLINA ? DP hükümeti olayları komünistlerin kışkırttığı iddaasıyla aralarında AZİZ NESİN, Kemal Tahir , Asım Bezirci ve Hasan İzzet Dinamo gibi yazarlarında bulunduğu solcu aydınları tutuklattı .. İDAMLARI KONUŞULUYORDU !!! TARİHTE BÖYLE ALÇAKLIK GÖRÜLMÜŞ DEĞİLDİ!!! Görülmemişti çünkü Aziz Nesin o dönem mimli ve yasaklıydı..Yazılarını takma isimle dahi yayınlattıramıyordu .. Varımı yoğumu ortaya döküp kaç şehirde kaç sahaf dolaştım bilmiyorum ama o dönemde Aziz Nesin ' in yazdığı bir tek satır , bir tek yayın dahi bulamadım.. Yasaklayıp yetmezmiş gibi mimledikleri , gasp edip haksız yere hapsettikleri , yaşam hakkını İDAM ile elinden almaya çalıştıkları bir adamın üstüne bunca suçu yıkmaya , akılları sıra hem rum vatandaşların malına mülküne konup , hem de sorumluluğu üstlerinden atıp ellerini temizleyerek aklanma hesapları yapıyorlardı .. YEMEDİ!!

    Bakın o sıralarda sıkıyönetim komutanı Orgeneral Nurettin Aknoz neler söylüyordu :

    "SOLCULAR SALKIM SALKIM ASILACAK!"

    BABA ORDAN ÇIKMAYA ÇIKTI .. HEM DE İKİNCİ EŞİ OLAN MERAL ÇELEN' E CEZAEVİNDE NİŞANI TAKIP , DP 'NİN YÜZÜNE DE TOKADI BASIP ÇIKTI !! YER Mİ OĞLUM !! DEMİR LEBLEBİ BU !!! =)) VAR OL SEN "BABA" !! ALÇAĞA ,NAMUSSUZA , YALANCIYA GEÇİT VERMEDİN NEFES ALDIĞIN MÜDDETÇE !! VAR OL!!

    İşbu kitap NAMERTLİĞİN , ALÇAKLIĞIN , UTANMAZLIĞIN BELGESİDİR!! Suçsuz yere hapis yatırılan AZİZ BABA'nın cezaevinde başından geçenlerdir.. Özellikle dönemi merak edenlere kafadan tavsiyemdir..Aziz Nesin bu pek tabii!! Cezaevine girmişsin be adam !! Orda da boş durmamışsın !! Tüm kitap ama özellikle Kemal Tahir'le bazı anıları cidden okunmaya değer !!

    Son not : 6-7 Eylül bir Özel Harp işidir' diyerek Türkiye tarihine geçen eski Özel Harp Dairesi Başkanı emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu bakın yaptığı röportajda neler diyor 6 - 7 Eylül olayları için .. İYİ OKU !!! ATATÜRK ' ün ordusuna DP iktidarı ile sızdırılan NATO PAŞALARINI İYİ OKU !!

    "Gazeteci bana 'Bu olay neden yapıldı?' diye sorunca ona akademik düzeyde konuştum. Şunun için yapılır dedim; 'eğer bir yerde halkın galeyana gelmesini, bir mukavemet göstermesini arzu ederseniz, sizin saygın değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp'te bir kural vardır: Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela..."

    Muhabirin "Cami mi yaktınız?" şeklindeki sorusu üzerine ağzından bir sırrı kaçırdığını fark eden Yirmibeşoğlu, "Mesela diyorum..." diyerek toparlamaya çalıştı. Peki emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu kimdir, bugüne kadar hangi görevlerde bulundu? Türkiye Yirmibeşoğlu'nu nasıl tanıdı?

    1980'lerin sonunda Milli Güvenlik Sekreterliği yapan ve bu görevden emekli olan orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nu Türkiye, gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun 'Tanksız, Topsuz Harekat' isimli kitabıyla tanıdı.

    1991'de yayımlanan kitapta Sabri Yirmibeşoğlu'nun ağzından şu cümleler yer aldı:

    Sabri Yirmibeşoğlu: “– Sonra 6/7 Eylül olaylarını ele alırsak...”

    Fatih Güllapoğlu: “– Pardon Paşam, pek anlayamadım. 6/7 Eylül olayları mı?”

    SY: “– Tabii... 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden de soğuk terler boşandı) Sorarım size? Bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?

    FG: “– Evet Paşam !”
  • 15. Asırda haritaya bakarsanız, üç süper güç, İstanbul, Tebriz ve Delhi merkezli üç Türk devleti görürsünüz.
  • Felaket krizlerinin çözümlerini Amerikalıların bulması da ABD'nin ''süper güç'' ''dünya devleti'' sıfatını pekiştirmesinden ibarettir tabii ki.
  • Dünyalar farkı
    DÜNYA diken üzerinde... Amerika ihracat yaptığı ülkelere vergi duvarları örerek füze gönderiyor. Kanada önceki gün Washington'a 12 milyar dolarlık vergi duvarı ile cevap veriyor.
    Çin para savaşlarının merkezinde... O yüzden etrafı Amerikan savaş gemileri ve terör örgütleri ile sarılıyor. Ülkedeki en büyük nüfusa sahip müslüman toplumu terörize edilip Çin'in başına bela edilmeye çalışılıyor. Çin'in etrafındaki ülkelerde FETÖ büyütülüyor... DEAŞ hücreleri ile yığınak yapılıyor. Tüm ekonomik göstergeler yakın zamanda Çin'in 22 trilyon doları aşan gelirle dünyada süper güç olacağını gösteriyor. Amerika Pekin'in yeniden inşa ettiği İpekyolu ile Londra'ya kadar uzattığı Çin Seddi'ni yıkmak için kendini yırtıyor. Bunun yolu da Avrupa Birliği'nin dağıtılmasından geçiyor. O yüzden Avrupa başkentlerinde yeni terör dalgalarının oluşması bekleniyor. Bu kıtada yer alan ülkelerin tüm istihbarat ülkeleri sürekli önlenen terör saldırılarını açıklıyor. "Saldırılar artacak" diye devamlı halkı uyarıyor. ABD, Avrupa Birliği'ni dağıtacağını artık açık açık beyan ediyor.
    Trump gidiyor, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a "AB'den ayrıl, seninle özel ticaret anlaşması yapalım" diye açık çek veriyor. Planları adeta AB ülkelerinin gözüne sokuyor. Daha da ötesi, Çin'i durdurmak için çırpınan ABD, bu ülkenin en büyük müttefiki Rusya'yı koparıp yanına almak için ter döküyor.
    Ancak karşısına Çin'e trilyonlarca dolarlık yatırım yapan Küresel Sermaye çıkıyor.
    Ellerindeki medya gücü ile halkı sokaklara döküyor, Rusya ajanı olmakla suçladıkları Trump'ı devirmek için Washington'da yoğun mesai yapıyor. Böyle bir ortamda Trump, Helsinki'de Putin ile buluşmaya hazırlanıyor. Avrupa'nın ödü patlıyor, "Bu ikili anlaşırsa yanarız" diye ağlıyor. İngiltere'den "Biz biteriz" feryatları geliyor. O yüzden Helsinki buluşması yerden yere vuruluyor, provoke etmek için her yola başvuruluyor.
    Görüştüğüm bir Rus Generali "Trump- Putin görüşmesi Helsinki yerine Ankara'da gerçekleşseydi çok güzel olurdu, dünyanın başına kaynar sular dökülürdü" diyor. "Ancak Ankara'yı göze sokmak, Batı'yı çıldırtırdı. Putin Trump anlaşırsa Washington-Moskova-Ankara ekseni kurulur" diye ekliyor. Her yol Ankara'ya çıkıyor, Ankara'yı yanına alan uçacağına inanıyor. Bu yüzden AB 3 milyar euroluk mülteci parasının yolunu apar topar açıyor, NATO'dan "Türkiye daha da önemli rol oynayacak" açıklaması geliyor. Trump Türkiye'ye iki defa yenildiği BM'yi dağıtmaya hazırlanıyor, Ticaret anlaşmalarını yerin dibine sokuyor. İklim, Nükleer ne kadar anlaşma varsa hepsini gömüyor. 1. Dünya Para Savaşını ilan ediyor. Böyle bir ortamda Almanya bize yanaşmaya çalışıyor, İngiltere Ticaret bakanı "Türklerle partner olma konusunda anlaşabilirsek ortaya 1 trilyon dolarlık ekonomik portföy çıkar" diyor. Diğer yandan ABD ve Rusya Suriye'den çıkmayı konuşuyor...
    Yani bu gidişle bölge Türkiye'ye kalıyor...
    Ankara milyonlarca mülteciye yaptığı evsahipliği ile bölgede en güçlü ve söz sahibi ülke konumuna doğru hızla ilerliyor. Kimsenin hayal edemeyeceği kadar büyüyeceğiz. Yeter ki içerideki kısır kavgalara değil dışarıya odaklanalım.
    Muhalefetten bunu beklemiyorum.
    Onların gündemi başka... Kemal Bey "Muharrem İnce memleketi gezecek.
    Bütün il başkanlarımız karşılasın" diyor. Muharrem Bey "Çok ayıp bu açıklama... Bunu söylemeye gerek var mıydı?... Tabii ki karşılayacaklar" diyor... CHP "Karşılama merasimi"ni ve "Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan'ı tebrik edecek mi etmeyecek mi" konusunu tartışıyor. Kemal Bey "Tebrik etmem" diyor. Muharrem İnce "Yahu adam kazanmış. Tabii ki tebrik ederim" diyor. Kemal Bey yerinde kalacak mı, kim tokalaşacak, kim kaçacak? Böyle bir gündem olur mu? Yahu dünya kaynıyor...
    Yeni eksenler, dengeler kuruluyor...
    Almanya bile Ruslara yanaşmak istiyor ama Trump "Hükümetleri düşecek" diye sopayı gösteriyor, Merkel'in koalisyonu çatırdıyor, AB patırdıyor... Dünyada acayip şeyler oluyor... Bizim muhalefette ise daha acayip şeyler... Çünkü dünyaları farklı...
    O yüzden kazanamıyorlar... Ve asla da kazanamayacaklar.
    .