Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Aydınlanma basit bir nedenle aniden gerçekleşebilir çünkü o sizin kendi doğanızdır. Sizi içten etkilemesine izin verdiğiniz her söylem, mucize yaratabilir. Bu, söylemin çok önemli olup olmaması sorunu değildir. Bazen çok önemsiz bir söylem, bir tokat, bazen ustaya sorulan soruya ustanın yanıt vermeden sessiz kalması.....sessizlik!
Duygu ile doldurmak, kendini süslemek istiyor, fakat musikîden o kadar anlamıyorlar ki, şarkıları güfteleri için seviyorlar. Zavallı , siz garip bir adamsınız. Sizin bahsettiğiniz ölçüler geçmiş zamanda kaldı. Onlar, hani şu demin söylediğiniz, ustadan ustaya mektuplardı. Şimdi artık o klasik devirde değiliz. İsfahanla Acemaşiranı birbirinden ayırmak kimsenin aklından geçmez.
Reklam
“Bizim ilişkimizde olduğu gibi aşk,dengi dengine sanatıdır. Sen hiç zengin bir genç kızın, yakışıklı diye kapıcı Ahmet efendiye inşaat işçisi Hasan ustaya âşık olup evlendiğini Türk filmleri dışında bir yerde gördün mü?”
Sayfa 206Kitabı okudu
Dilimizi yaşatan, günümüzü renklendiren, bize her iklimden unsurlar getirip, kültürü, hayali ve sevki ile, onlardan eserler döşeyen şairlerle yazarlar, tanınmalı ve sevilmelidirler. Son zamanlarda biz bu kadarını bile yapmıyoruz. Ustaya, âdeta hınç beslemekteyiz. Okumamakta, tanımamakta, sevmemekteyiz. Gençlerin onları sevmesine kılavuz olacağımız yerde, gençlikle onların arasına sed çekmekteyiz.
Manifaturacı Haim efendiden kundura tamircisi İsmail Ustaya
Ölmedikçe umut var. Sen eskimişleri usanmadan yeni yapmak istersin. Bu az iyimserlik mi? Hep neşeden olmasa da kahkahalarımız...
Hızlı yazabilmek için, çocukluğunda gördüğü bir mobilya ustasını taklit etti Usta, yapacağı mobilyanın önce resmini çiziyor, kalfalarını çağırıp bu mobilyanın nerede kullanılacağını ve ne işe yarayacağını anlatıyordu Sonra, parçaları ayı ayrı çizip ölçulerıni belli ediyor, bunları kalfalarına bölüştürüyordu Ustaya, kalfaların hazırladığı parçaları birleştirmek kalıyordu A Dumas da böyle yaptı Yazacağı roman veya tiyatro eserlerinin senaryosunu hazırlıyor, karakterleri ayrı ayrı belli ediyor, sonra sekreterlerine senaryoya ve karakterlere uygun malzeme toplamalarını söylüyordu A. Dumas'a bu malzemeyi kendi üslubu ile birbirine eklemek kalıyordu.
Reklam
Yağmurla Gelen
Bir adam ustanın çırağı; takaların kalafatlanması,yakılması ve boyanması için çırak bulur ve bulduğu çırakların haftalıklarının yarısını alır.Bu kişi ustaya iyi görünür.Yoksa usta çok iyi birisi haftalığın yarısını aldığını duysa müsade etmez.
Sayfa 38 - ykyKitabı okudu
; insanın kendine ve içindeki ustaya güvenmesi gerektiğiydi.
Sayfa 17
Kalktım, giyindim, dışarı çıkıp yüzümü yıkadım. Sofraya oturdum. Anam boyuna konuşuyor. Ben ağlamaklıyım. Lokmalar boğazımdan gitmiyor. Zorla yiyorum. Bitse, bitse de şu kahvaltı, kendimi bir Pehlivan Ustaya atsam. İnsanların zulmünden, kötülüğünden, güzelliğinden, iyiliğinden konuşsak...
Ama bana bir iş gerek. Yoksa kahrımdan, bu her günkü anamın halinden çatlayıp öleceğim.Kitabı okudu
“Bizim ilişkimizde olduğu gibi aşk, dengi dengine sanatıdır. Sen hiç zengin bir genç kızın, yakışıklı diye kapıcı Ahmet Efendi’ye, inşaat işçisi Hasan Usta’ya âşık olup evlendiğini Türk filmleri dışında bir yerde gördün mü?”
Sayfa 206Kitabı okudu
Reklam
"Ben var ölmek istemek diyen ustaya inat ben istedi yaşamak izin vermedi hayat."
Ezana yarım saat falan var, son pideleri veriyoruz artık. Kan ter içinde kaldım acemilikten... Bir pide daha sardım, uzattım önümdeki müşteriye. Dalından kanatlanan kuş gibi bir ses, ‘Bir ekmek alabilir miyim?’ dedi. Nasıl güzel göz, nasıl güzel yüz, nasıl güzel ses... ‘Ekmek mi?’ dedim. Ekmek yok. Pide var, ekmek yok. ‘Ekmek yok mu?’ diye ustaya
"Sanatçı olunmaz sanatçı doğulur" diye aptalca bir söz vardır. Sanada ilgisi olmayanla­rın iki de bir söyledikleri bir sözdür bu. İnsan sanatçı doğuyorsa okula ustaya öğretmene gerek var mı! Sanat yapmak adına avaz avaz bağıran bir takım sözde şarkıcılar doğuştan sanatçı ya da en azından doğuştan yetenekli sanatçı adayları olduklarına inanırlar. Oysa yeteneklerimizi dünyayla ilişkilerimiz içinde kazanıyoruz ve nasıl kazandığımızı da bilmiyoruz. Doğa kişiyi anasının karnında sanatçı yapacak kadar iyilikçi değildir. Bilinçlenme olgusu alttan alta sessiz sessiz gerçekleşen bir olgudur.
İlk günde başka bir araç benim arabama çarptı ustaya götürdüm”ustam,ilk günkü gibi olur mu?” Diye sormuştum onun verdiği cevap “hocam bozulan hiçbir şey tam anlamıyla eskisi gibi olmaz”dedi
Dilimizi yaşatan, günümüzü renklendiren, bize her iklimden unsurlar getirip, kültürü, hayali ve sevki ile, onlardan eserler döşeyen şairlerle yazarlar, tanınmalı ve sevilmelidirler. Son zamanlarda biz bu kadarını bile yapmıyoruz. Ustaya, âdeta hınç beslemekteyiz. Okumamakta, tanımamakta, sevmemekteyiz. Gençlerin onları sevmesine kılavuz olacağımız yerde, gençlikle onların arasına sed çekmekteyiz.
Sayfa 4 - Ahmet KabaklıKitabı okudu
1.285 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.