William Shakespeare

William Shakespeare

Yazar
8.6/10
15.743 Kişi
·
57.207
Okunma
·
6.351
Beğeni
·
157702
Gösterim
Adı:
William Shakespeare
Unvan:
Yazar
Doğum:
Stratford-upon-avon, 26 Nisan 1564
Ölüm:
Stratford-upon-avon, 23 Nisan 1616
William Shakespeare, İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır. 26 Nisan 1564'de Stratford-Upon-Avon'da doğan Shakespeare'in yaşamı hakkında bildiklerimiz kilise, mahkeme ve tapu kayıtları gibi resmi belgelerle çağdaşlarının onun kişiliği ve eserleri hakkında yazdıklarına dayanır. Klasik oyunlar ile yazarların yaşamlarını oyunlaştırmada usta bir yazar ve yönetmen olarak kabul edilen, yazılan ve sahnelenen Şu Bizim Will (William Shakespeare'in Yaşamı) adlı oyun, şairin oyunlarına da ilginç bir dramaturjiyle yaklaşmaktadır. William 23 Nisan 1616 tarihinde İngiltere'de Stratford-Upon-Avon da ölmüştür
''Erkekler mi daha akıllıdır kadınlar mı ?
Elbette ki kadınlar.
Çünkü bacağı güzel diye, hiçbir kadın askıntı olmaz bir erkeğe...”
“Kaybettiğin yerde bekleme, güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
kapanan kapıyı acizler çalar.”
133 syf.
·Puan vermedi
Şiddetle başlayan hazlar,
Şiddetle son bulurlar.
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan,
Ateşle barut gibi..

ROMEO VE JULİET yoksa ROMEUS VE JULİET’mi demeliyim ?!

Zira ozan ve yazar ARTHUR BROOKE tarafından 1562 yılında kaleme alınan ROMEUS VE JULİET, pek tahsili olmayan, hayatı muammalarla dolu WİLLİAM SHEKESPEARE tarafından ufak değişikliklerle 1597 yılında bu sefer ROMEO VE JULİET ismiyle sahnelenmiştir! Ayrıca bu trajedi oyununda olduğu gibi Shakespeare aynı intihali CHRİSTOPHER MARLOWE’un MALTALI YAHUDİ eserinde yapmış ve bu seferde ismini VENEDİK TACİRİ olarak değiştirip oyunu sahneye sürmüştür. Bazı kaynaklar shakespeare’nin sanat yaşamında başka yazarların piyeslerini ufak değişikliklerle sahneye koyduğunu doğruluyor.
Peki nasıl oluyorda orjinal sanat eserlerinin doğru düzgün esamesi okunmazken açık bir sanat ve fikir hırsızlığı yapan shakespeare’nin eserleri 400 yıldan fazla bir süredir hala büyük bir ilgi görüp, oyunları sergileniyor ve kitapları çok satıyor?

Şüphesiz ki shakespeare’in orjinal eserlere yeniden kattığı muhteşem ruh ve deha, küçük farkları büyük ayrıcalıklara dönüştürüyor ve daha sıradan görünen orjinal eserler seçkin sanat yapıtlarına evriliyordu. Düz metinler muhteşem cümlelerle izleyici ya da okuyucuyu içine çekiyor, insanlık tarihi ile neredeyse aynı anda doğmuş evrensel trajedi, drama yada aşkı insan duygusallığının doğasına ustalıkla bırakıyordu. İlham kaynaklarının kendisine bahşettiği bu hazine gerçek yaşamındaki trajedilerle birleşince, shakespeare’in kalemi insan ruhunda tıpkı müziğin yarattığı duygusal etkiyi yaratabilen bir tür sihirli değneye dönüşüyordu..

PEKİ KİMSİN SEN SHEKASPEARE ?

bir çok kaynağa göre aslında William shakespeare diye biri hiç var olmadı ! Bazı kaynaklara göre de nisan 1564 de doğup nisan 1616 da aşırı alkol yüzünden öldü.
Yaşamı 400 küsür yıldır gizemini korumaya devam ediyor. Yine bazı kaynaklara göre shakespeare ismiyle yazılan eserler aslında SİR FRANCİS BACON tarafından yazılmıştır. Yine Bazı iddialara göre de saraydan çıkma eserlere burun kıvıranlar olduğu için dönemin en iyi edebiyatçıları gizlice bir araya gelip eserleri yazıyorlar ve bunu aslında var olmayan birine itaf ediyorlardı.

Köylü, kasap çırağı, marangoz, bakkal çocuğu ve alkolik olan eğitimsiz birinden bu muhteşem eserlerin çıkması hep kafaları karıştırmıştır. Asıl ilginç olan ise shakespeare’in İngilizce’ye 1700 yeni kelime katmasıdır sanırım (excellent, fragrant, homicide, countless) bir kaç örnektir..
— kendisi ayrıca 1. James tarafından kraliyet patentiyle ödüllendirilmiştir.
— geçmişten günümüze ilhamını aslında uzaylılardan, cadılar’dan yada cinler’den aldığına dair bir çok köşe yazısı, tv programı ve belgesel yapılmıştır
— OSCAR WİLDE Bay W.H nin Portresi kitabında shakespeare’in sonelerini aslında bir kadına değil bir erkeğe ithaf ettiğini yazmıştır.
— nasıl ki günümüzde Mark Zuckerberg’in facebook’una büyük şirketler yatırım yaptıysa, o dönemin zengin iş adamlarıda shekespeare’ye yatırım yapmışlar ve kurdukları tiyatro ile hem shekespeare’ye hemde kendilerine büyük servet kazandırmışlardır.

ASIL MESELEYE GELİRSEK

— romeo ve juliet yazılması 5 yıl sürmüştür
— 5 perde ve 24 sahneden oluşmaktadır
— trajedi türünde şiirsel bir dille süslenmiştir
— 160 sayfadan oluşmaktadır
— ingiltere de yazılan hikaye verona’da geçmektedir
— iki düşman aile; Capulet ve Montague’lerin çocukları olan romeo ve juliet’in birbirine aşık olması ile trajediye dönüşen olaylar silsilesini anlatmaktadır.

SONUÇ

Romeo ve Juliet shakespeare’in diğer trajedilerine göre daha zayıf bir eser olmasına rağmen, yüzeysel hikayesi (ki aslında düşman aile çocuklarının aşık olması klişe bir hikayedir) ve aforizma tadındaki şiirsel diline, dramatik finali de eklenince bir şekilde gelmiş geçmiş en ünlü aşk hikayesine dönüşmeyi başardı.
Bir kaç saatlik okuma süresine sahip kitabı,
Bugünlerde kitapçıların indirimli ürünler rafında kolaylıkla bulabilirsiniz..
133 syf.
Sözlerle anlatılabilir mi, bir acının derinliği... Konuşabilir miyiz, hissedemediklerimizi... Romeo ve Juliet gibi delicesine sevmişsek birini.

Tarih boyunca iki düşman aileye mensup, sevgililerin ölümsüz aşkları dolanmıştır dilimize. Aslı ile Kerem, Leylâ ile Mecnun misâli. Romeo ve Juliet'de ailelerin düşmanlığına rağmen, baş koymuşlardır aşkın yoluna. Bu öyle bir aşktır ki, anlatılmaz... Onlar gönül verseler de birbirlerine, bakalım kader yollarını birleştirecek mi?

Ah! Ebeveynler... Hep kendi pencerelerinden bakarlar dünyaya. Düşünmezler mi, evlatları mutlu olsun, huzurlu bir yuva kursun. Keşke engel olabilsek öfkeli düşüncelerimize... Öfkeli düşüncelerimizin adaletsiz bencilliğinden yaşanmaz mı, bütün bu kavgalar. Hep bir isyan, hep bir başkaldırı. Ne var ki bunda, iki genç birbirini sevdiyse. Neden rahat bırakmayız onları. Destek olacağımıza, köstek oluruz, acımasızca...

" Sevgi olmasaydı, dünya donardı. " diyen, Mevlânâ Celaleddin Rumi'ye inat, sevgi yerine nefret dağıttığımız halde, geleceğe dair umutluyum yine de. Bir gün, insanlığı felakete sürükleyen bu kan davaları son bulacak ve sevenler sevdiklerine kavuşacak!
Sanmayın ki, bütün aşklar yarım kalacak! Elbette bu atmosferde, vuslatın mahşere ertelenmediği kavuşmalarda yaşanacak.

Shakespeare'in eşsiz kaleminden, muhteşem bir eser. " Bir yapıtın ölmezliği işin öyküsünde değil, o öykünün yazarı tarafından ele alınışında var olur. " der, Özdemir Nutku. Shakespeare hakkında bütün dile getirmek istediklerimi diğer eserlerin incelemelerinde ifade etmiş olsam da, keskin nükte ve kelimelerle oynamasına değinmeden geçemiyorum. Hele ki, Romeo ve Juliet'i ışık imgelemine benzetmesi, Shakespeare'den başka hangi yazarın aklına gelir.

Harry Potter serisini bilmeyen yoktur. Şimdi dikkat edin bakalım, bu cümle size bir yerden tanıdık gelecek mi!
" Ya duyarsam topraktan sökülen adamotlarının çığlıklarını? ( sayfa: 108 ) " Benim gibi sizde, J. K Rowling'in adamotları imgelemini Shakespeare'den aldığını anladınız, değil mi?

" Doktor olmasak da, reçetemiz şudur:
Öfkeyle kalkan zararla oturur.
Unutun,
Bağışlayın,
Barışın,
Ve anlaşın. "
Shakespeare ( 2. Richard- 7 )

" Daha acıklı öykü yoktur, bunu böyle bilin
Bu öyküsünden, talihsiz Romeo ile Juliet'in. "
188 syf.
·2 günde·9/10
Birçok filme konu olan bu Dünya Klasiği eser 1599 ile 1601 yıllarında yazılmış, "taa oralardan" günümüze kadar ulaşmış, trajedi temalı bir tiyatro oyunudur.

İntikam nedir ? Niçin intikam almak isteriz ki ? İntikam neden aklı baştan duyguyu kalpten alır götürür ? Yaşayacağı mutlulukları yaşatmamak için mi? Yoksa sadece izzetinefsi rahatlatmak için mi ?

Danimarka'da geçen eser Shakespeare'in en sevilen eseri olarak da bilinmekte ve günümüzde hala geçerliliğini korumakta. "Avon'un Ozanı" olarak da bilinen ünlü yazarın gerçekte var olup olmadığı konusunda da keşmekeş bir durum söz konusu. Genel olarak kabul edilmiş görüş, yazarın 1564''te Avon nehri kıyısındaki "Stratford" doğumlu William Shakespeare olduğunu kabul etsede, masaya kanıtları vuran birçok bilim insanı, bu yazarın 17. Oxford Kontu Edward de Were'nin tasarladığı hayali bir karakter olduğunu iddia etmişlerdir. Dönemimizde bu aksi görüşü savunan kesimler hala bulunmaktadır.

Eserde ise Hamletin intikam, hırs ve öfkesini işleyerek başına gelenler anlatılmış. Danimarka kralı olan babasını öldürüp, yerine geçen amcasından intikam almak isteyen hamletin macerası ele alınmıştır. Bir gece Hamletin dostlarının, Eski kralın hayaletini görmesiyle başlayan kuşku ve endişeleri, onu kuşkularını daha derinden araştırmaya iter ve gerçeklerin acı rengi ortaya dökülür. Öğrendiği tatsız havadislerle çılgına dönen Hamlet planlar kurmaya başlamıştır. Ama Hamletin bu hareketleri amcasını, yani yeni kralı rahatsız etmektedir. Yeni kral hamletin başına açaçağı işlerden kurtulmak ve onu ülkeden defetmek için İngiltere'ye techir emri çıkartır ve adamlarından bir yolunu bulup, Onu gemide öldürmelerini ister. Ama hamlet o gemiden kurtulup, Kral ve Sevdiği kadının abisi ile tekrar karşılaşacaktır...

"Ne azgın bir atılış haram döşeğine!
İyi değil, iyilik de çıkamaz bundan. Ama
boğ kendini yüreğim; dilimi tutmak gerek!"

-Hamlet, William Shakespeare
158 syf.
·19 günde·10/10
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmayan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için." der Shakespeare "Korkuyor" adlı şiirinde. Ben de korkuyorum Shakespeare, senin bu güzel sonelerine hakkını verecek inceleme yazamamaktan. Kitabı resmen gıdım gıdım okudum, bitmesin diye. Ben sevdiğim kitaplara -özellikle de şiir türü kitaplara- hep böyle davranıyorum. Sen ne kadar güzel, ne kadar büyülü, ne kadar yürekten duygu yüklü yazmışın ki böyle yüreğime dokundun be Shakespeare..

154 sone... Denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisi. İlk kez 1609 yılında topluca basılmış, dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde neler yok ki? Sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm... Her duyguyu böylece içimize işletip, ne güzel bir eser sundun bize.
İncelememe "Korkuyor" şiiriyle başlamamın sebebi şudur: Shakespeare korkmuyor. Sevmekten de, kaybetmekten de, duygularını ifade etmekten de korkmuyor. Öyle ki soneler bir anahtardır, Shakespeare bu anahtarla gönlümüzün kilidini açmıştır.

Ben biraz sonelerin biçim ve özelliklerine değinmek istiyorum. Sone, ilkin İtalyan yazınında görülen, klasik Avrupa edebiyatında yaygın olarak kullanılmış, bizim Türk şiirinde az görülen 14 dizeden oluşan nazım biçimidir. Shakespeare ise İtalyan sonesinden biçim bakımından değişik olan İngiliz sonesini kullanmıştır. İngiliz sonesi, üç dörtlükle bir beyitten meydana gelir. Shakespeare ise İngiliz sonesinden yola çıkarak; birinci dörtlükte konuyu sunar, ikinci dörtlükte konuyu genişletir, üçüncü dörtlükte geliştirip doruk noktasına çıkarır, son iki satırda ise bizlere şiirin özünü ve özetini verir.

Peki, bu sonelerin konusu nedir? Yukarıda belirttiğim gibi genel konu sevgidir, öyküsü ise bir sevgi serüveni. Zannımca bu öyküde dört kişi var: Ozan( Shakespeare'in kendisi olduğunu düşünüyorum), sarışın erkek sevgili, esmer kadın ve rakip ozan.
Shakespeare 154 sonesinin ilk 126'sını güzel, sarışın ve soylu bir gence yazmıştır. Bu güzel satırlar aslında güzel bir kadına bahşedilmiş gibi dursa da, gerçeğin öyle olmadığını görüyoruz. Ama ben şiirlerin kime yazıldığını veya gerçek kimliğini değil de, sonelerin şiirsel kimliğini göz önünde tutmamızın daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Shakespeare ile sevdikleri arasındaki ilintileri estetik olarak yorumlayacak olursak; belki de sarışın genci ideal güzelliğin simgesi olarak görüp öyle yaratmıştır. Peki Shakespeare hep ideal güzelliği mi övmüştür? Tabi ki hayır. 126. Sonesinden itibaren şiirler esmer bir kadına yazılır. Öyle ki, ideal güzellik anlayışını yerle bir eder, kusurlarına rağmen esmer kadını dünyanın en güzel kadını ilan eder. Hatta esmer oluşundan dolayı öyle güzel bulur ki bir sonesinde şöyle dile getirir:
"Güzel ancak karadır" diye yemin ederim,
Senin renginden yoksun olan çirkindir derim."

Ve bir diğer kişimiz rakip ozan. Rakip ozanın göze girmesiyle, bizim ozan bitap düşer, çaresiz kalır. Onu da şu sözleriyle dile getirir:
"Gel gör ki cömert yüzün gülmüş öbür ozana,
Güçsüz kalmış şiirim, konu kalmamış bana."

Biliyorum, fazlaca uzattım ama 154 sayfalık bir kitabı tam 168 alıntı paylaşarak kapatıyorsam, siz anlayın nasıl çok sevdiğimi. Benim gönlümü fetheden bu kitabı tabi ki sizlere de tavsiye ederek incelememi bitiriyorum. Sevgi ile kalın!
190 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=PZTVcKTLDjk

Günlerdir okuduğum 2 kitap var. Birisi Rus edebiyatına ait ağır bir kitap, diğeri de felsefi ve siyasi bakımdan oldukça ağır ve sindirmesi zor bi kitap. Ve ben bunların arasında gidip gelirken biraz dinlenmek için "hafif" bir kitap okuyum diyerek Hamlet'i okumaya başladım.
Ne kadar da hafifmiş meğerse(!)
Shakespeare'in okuduğum ilk kitabıydı açıkçası.
Sizlerin de bildiği gibi hayatta amaçsızca övülen şeyler vardır.
Oreo yahut star wars gibi. Bunları neden övdüklerini hiç anlayamadım. Sizler için de bu örnekler değişebilir ama herkes bir şey için bunu neden övmüşler acaba diye sormustur kendisine.
Açıkçası ben Shakespeare'in de bu amaçsızca övülenlerden olduğunu sanıyordum. Ama okumaya başladığım zaman ben böyle güzel bi dil görmedim. Kelimeler sanki bir ipliğin ardına sıralanmış gibi art arda geliyor ve hepsi öyle bi ahenk barındırıyor ki...
Demek istediğim şey şu: Kitabı, yarısına geldiğim anda bile çok beğenmiştim ki direkt 10 puan verdim :)
Övgüyü sonuna kadar hak eden bi kitap ve yazar.
Bütün kitaplarını kitaplığımda gururla sergilemek isterim.
Demem o ki ben Hamlet'i çok beğendim herkese de tavsiye ederim. Tiyatroyu çok seven bi birey olarak da sahnelenirse ve izlemek nasip olursa keyifle izleyeceğim.
Herkese iyi okumalar dilerim :)
175 syf.
·1 günde·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda kitaplar hakkındaki yorumlarımı izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/...oHVW_FSN58EE52V193Ag

KİŞİLER
Oğuz - Yaşıyor.
Oğuz'un ölü hali - Yaşanacak olan.
Anneannem - O artık bir ölü.
Dedem - O artık bir ölü.
Hamlet - Eski kralın oğlu.
Yaşama sevinci - Hepimizin istediği.
Ölüm - Hepimizin yaklaştığı.
Kader - Hepimizin bağlı olduğu.
Amaç - Hepimizin boşluğu.
Baba spermi - Hepimizin geldiği.
Anne karnı - Hepimizin doğduğu.

PERDE I
SAHNE I
(Hamlet ve Oğuz sahneye girer.)

Hamlet: Kim var orada?
Oğuz: Önce sen konuş, kimsin söyle.
Hamlet: Benim ben. "Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu." cümlesiyle tanınan. Monologlarıyla yürüyen. Ölümle savaşan. Babasının ölümünü aklından atamayan.
Oğuz: Tamam, tanıdım seni. Ne işin var burada? Ne arıyorsun benim kitaplığımda?
Hamlet: Bu soruyu sana sormak lazım Oğuz. O kadar Shakespeare kitabı okudun sonuçta. Mantıken Shakespeare'in tarihi oyunlarında iktidarlar arasındaki iç savaş ile benim ruhum ve bedenim arasındaki iç savaşın ne kadar benzer olduğunu fark etmiş olman gerekirdi.
Oğuz: Haklısın Hamlet. Sen de ölümle savaşıyorsun benim gibi. Ölümle savaşıyor olma ihtimalini seviyorsun. Ölüm senin için bir kaçış değil, tam tersine zamanı gelince yaşanması gereken bir deneyim. Laertes adlı karakterin isyan edip seni alt etmeyi istemesi gibi senin de yazarının tarihi oyunlarında anlattığı şey iktidarların iç mekanizmalarındaki isyanların, insanların içlerindeki isyanlara ve beyin adı verilen kontrol mekanizması tarafından bastırılmasına benziyor olmasıydı. Ama bu da nedir?

(Oğuz'un ölü hali girer.)

Oğuz'un ölü hali: Sen bana dönüşeceksin Oğuz. Bundan hiçbir kaçarın yok. Öleceksin. İntikamımı alacağım senden bütün o güzel günlerin. Donuk ve gözlerin kapalı bir şekilde yatıracağım seni bir mezara, oradan geliyorum zaten. Benden kaçamazsın Oğuz, ben zaten senim ve geleceğindeki şimdiki zamanım.
Oğuz: Aman Allahım! Bu da neyin nesi Hamlet?
Hamlet: Ona iyi bak, o senin geleceğin. Hepimizin kaçamayacak olanı. Benim de babam bana böyle görünmüştü. Sonrasında ölümden intikam almam gerektiğini anlamıştım. Ölüm hakkında ne düşünürsün Oğuz?
Oğuz: Ölüm, öldürmek istediğimdir Hamlet.
Hamlet: Peki, ölümü öldürseydin ortada yine bir ölüm olmaz mıydı Oğuz?

SAHNE II
(Hayat adlı bir savaş alanında yaşama sevinci ve ölüm kıyasıya çarpışıyordur.)

Yaşama sevinci: Hayat ne güzel! Hiçbir derdim yok. Karnım o kadar tok ki göbeğim ve enerjimle istediğim her şeyi yapabilecek bir durumdayım. Yaşamı seviyorum!
Ölüm: Hayat ne kadar soğuk. Berzahtayım, beni iki dünyaya da bağlayan şey yine kendimim. İnsanların gözlerini kapatırım. Ruhlarını çekip alırım.
Yaşama sevinci: Herkes beni görmek istiyor!
Ölüm: Hiç kimse beni görmek istemiyor.
Yaşama sevinci: Yarınlar için umut kaynağıyım!
Ölüm: Her geçen gün yaklaşanım.
Yaşama sevinci: Hayatı yaşanılır kılan benim!
Ölüm: Sen olmasaydın olmazdı hiçbir albenim!
Kader: Hop, hop, hop... Durun bakalım, nedir böyle alıp veremediğiniz şey? İkinizi de ben belirliyorum, nedir arzuladığınız?
Ölüm: İlk o başlattı.
Kader: İkiniz de zıttınızla anlamlısınız. Ben yaşama sevincine derim sevindir şu insanı, sevinir, yaşama tutunur o insan. Ben ölüme derim öldür şu insanı, ölür o insan. Hatırlasanıza... Hamlet'in monologlarında da siz yok muydunuz? Babasının ölümü üzerine intikam almak istememiş miydiniz? İnsanın kimliği de bir arkeoloji değil midir ve sizler de o kimliğin arkeologları değil misiniz?

SAHNE III
(Oğuz, Hamlet ile sohbetinden sonra yaşama sevinci ve ölümle birlikte yaşamayı öğrenir.)

Oğuz: Gelin bakalım, gelin. İkinize de yer var burada. İkiniz de çektiniz kolumdan bugüne kadar. Biriniz dedi, hayat ne güzel, hiçbir dert yok. Diğeriniz dedi, hayat ne kadar soğuk, her yer berzah. Nereden geliyorum ve ben kimim? Neden sizlerle birlikte dünyaya geldim? Neden atıldım buraya seçimim sorulmadan? Nedir bu her insanın başarı isteği hiç yorulmadan? Hamlet'i hala okumayan insanlar görüyorum. Fakat Hamlet okumadan önce Shakespeare'in tarihi oyunlarının ve Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi büyülü gerçekçi ögeler içeren kitaplarının da okunması gerektiğini söylüyorum. Nedir bana Shakespeare'i okutan? Nedir bu kader tanrıçalarının ipliğini bana dokutan?

(Anneannem ve dedem sahneye girer.)

Anneannem: Biziz.
Dedem: Biziz.
Oğuz: Ben sizi hiç görmedim bugüne kadar. Ben doğduğumda siz yoktunuz. Yoksa doğum düşmanı mıdır ölümün? Peki ölüm hangi safhasındadır bu hayat bölümünün?
Anneannem: Eğer biz olmasaydık annen ve baban da olmazdı değerli torunum. Biziz senin varlığının nedeni. Fakat bizden de yüksekte bir Allah vardır seni baştan sona var edeni. Bak, istersen konuş geldiğin yerle. İnsanın gittiği yeri öğrenebilmesi için geldiği yeri bilmesi gerekir derler...

(Anne karnı ve baba spermi sahneye girer.)

Anne karnı: İşte! Biziz varlığının sebebi.
Baba spermi: İşte! Biziz varlığının sebebi.
Oğuz: Nedir bu hengame? Nedir bu bana sorulmayan her şey? Hamlet, nedir bu seçemediklerimizin karşımıza sonradan bir seçim olarak çıkması? Ey ölüm, eşitsizliklerimizi eşit hale getiren, sen söyle madem. Nedir elimdeki seçenekler? Hiç doğmamış olmayı istemek, sen söyle, sırf "Keşke doğmasaydım" cümlesine karşı bir "İyi ki doğmuşum" cümlesini söyleyebilmek için mi Şahane Hayat filmini izledim? Verin bir balta, keseyim bu spermin yolunu ve her şey uçsun havaya! Gösterin bir yol, anlaşayım kader denen tefeciyle ve biriktireyim hiç olmayacak borçlarımı. Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu deyip de yaşam çelişkisini çözebilmek mümkün mü Hamlet? Peki seni yaratanın oğlunun adı Hamnet olduğu için ve onun ölümünün acısından dolayı mı senin adın Hamlet?
(Oğuz'un ölü hali girer.)

Oğuz'un ölü hali: Bırak şimdi Hamlet'i, Hamlet'ten sana ne! Sen bensin, ben de senim. Mezardayken yanında Hamlet olmayacak. Sadece ben olacağım. Bak anneannene, o artık benle. Bak dedene, o artık benle. Herkes bir gün burada olacak. Bak ölüme! Nasıl da kıkırdıyor arkandan, nasıl iş çeviriyor sen yaşama sevinci ile doluyken. Bak Hamlet'e, nasıl okutuyor sana kendini içindeki bütün kelimelerle. Odur sana bir hayaletle barışık olmayı öğreten. Odur senin içindeki iç savaşları sana tanıtan. Hamlet'in kendisi gelsin, o söylesin sana bütün bunların niye olduğunu...

Hamlet: Ben değilim beni esas ben yapan. İntikamımdır benim tek isteğim. İntikam alınınca kimliğim de tamamlanır ve çıkarım hayat denen bu sahneden. Dünya bir sahnedir ve kadınlar da erkekler de onun oyuncuları demişti Jaques, Nasıl Hoşunuza Giderse kitabında. Neresidir bu sahnenin bulunduğu bina? Neden ve niçin intikam alıyorum ben?

SAHNE IV

(Amaç sahneye girer.)

Amaç: Heheyyt, çekilin hepiniz önümden! Hepinizin sebebi benim. Benim ölümü anlamlı kılan. Benim yaşama sevincini sevindiren. Benim Oğuz'u anneannesiyle ve dedesiyle konuşabilme bilincine eriştiren. Benim ona Shakespeare'i okuması gerektiğini söyleyip Hamlet'i ona ulaştıran. Izdırari ve ihtiyari kader dostlarımla birlikte çalışırım bu yolda. Ölümü öldürmek istedi Oğuz, oyunun başında. Fakat ölümü öldürmek de bir ölümdür Hamlet'in dediği gibi.

Ey insanlar, benim hepinizin boşluğu ve doldurulması gereken! Benim bu hayat denilen oyunun tek perde oluşunun sebebi! Dostoyevski, içinde ben ve ben isteği olmadan kimse yaşayamaz dedi, haklıydı! Montaigne, bana bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder, her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır dedi, haklıydı! Hamlet de onlarla birlikte işte şimdi. Her yerde olmayı isteyip hiçbir yerde olan, benimle birlikte intikam alan ve Oğuz'a da bunları yazdıran.

(Herkes çıkar, sadece Oğuz kalır.)
125 syf.
·1 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda kitaplar hakkındaki yorumlarımı izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/...oHVW_FSN58EE52V193Ag

Kadınlar... Birazdan yazacağım şeyler hiç hoşunuza gitmeyecek. Zira Shakespeare okumaları için 2. durağım olan Hırçın Kız kitabını okumam sırasında öğrendiklerim maalesef benim de hiç hoşuma gitmedi.

Biraz kitap dışı bir konudan bahsedeyim öncelikle. İtalyanca virtu sözcüğü, Latince virtus'tan ve virtus da erkek anlamındaki "vir"den geliyor. Peki virtu ne demek? Virtu, erdem demek. Bu kelime, İtalyan erkekler tarafından erdemin sadece erkeklere özgülüğünü göstermek için icat edilmiş, öyle de kalmış. Bırakın dönemi, kelimelerin bile ataerkilleştirildiği bir dönemden bahsedeceğim size, toplanın...

Shakespeare'in bu kitabının orijinal adı "The Taming of the Shrew" yani tıpatıp çeviri yapacak olursak "Cadalozu Evcilleştirmek" manasına geliyor. "Tame" kelimesi aslında hayvanları evcilleştirmek için kullanılan bir kelime ve kadınlar arasından erkeklerin isteklerine itaat etmeyenleri de "shrew" kelimesiyle cadaloz ve cadı kadın diyerek etiketlemişler. Bu konu bana nereden tanıdık geldi diye araştırdığımda ise Prag'da gezdiğim bir İşkence Müzesi'nde gördüğüm alet aklıma geldi. Onun adı: "Scold's bridle"

Erkeklere itaat etmeyen kadınlara özel olarak tasarlanmış bu alet, kadınların konuşmasını ve bağırmasını engellemek için kafalarına yerleştirilen metal bir aletmiş. Kökeni 16. yy'ın ortalarından sonraki İskoçya ve İngiltere'ye dayanıyormuş. Zaten Shakespeare de bu kitabı 16. yy sonlarında yazdığına ve İtalya'daki komedya kültüründen etkilendiğine göre kitabında hırçın kadın evcilleştirilmesi - dominant ve maço erkek olumlaması kullanması aslında normal bir durum gibi görülmesi gerek.

İşin ilginç tarafı, daha bugün okuduğum bir haberde asitli saldırıya maruz kalan Berfin Özek'in sevgilisini affettiğini, sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini okudum. İşte, Shakespeare'in bu kitabındaki Katherine karakterinin başlarda çok hırçın olup da sonradan erkek hakimiyetini bir tehditle, bir eril hegemonyayla kabullenip onun himayesi altına girmeyi istemesi de bu yüzden çok tanıdık geliyor. Hatta bakınız, Ekşi Sözlük'te bu konunun başlığı bile vardır: https://eksisozluk.com/...pic-tercihi--1087525

Kadınlar, biliyorum, tarih boyunca pek çok acı deneyimlediniz. Zamanı geldi Hypatia oldunuz ve sorguluyor olmanız birilerine battı, öldürüldünüz. Biliyorum, Farkhunda oldunuz ve üzerinize aslında hiç dememiş olduğunuz bir konuda iftira atıldı, öldürüldünüz. Biliyorum, Anne Frank oldunuz ve hiçbir suç işlemediğiniz halde toplama kamplarının içerisine atıldınız, binlerce acıyla yıkandınız...

O yüzden Virginia Woolf'un dediği gibi,
Ey kadınlar, sizin de kendinize ait bir odanız ve paranız olsun, siz de yazın ve erilliğin önünüze geçmesine izin vermeyin!
O yüzden Didem Madak'ın yaptığı gibi,
Ey kadınlar, eril hakimiyetinde dönen bu dünyada edebiyata da, ev düzenine de, toplum yaşamına da kadınlığınızla dokunun!

"Bu dünyaya, yemeğin pişmesini, bebeğin doğmasını, çamaşırların kurumasını beklerken, çamaşırların kuruduğunu, yemeğin piştiğini ve bebeğin doğduğunu yazan bir kadının gelmesini diliyorum." Pulbiber Mahallesi, (s. 54)

Erilliğin karşısında dişilliğinizle yükselin!
Benim bunları dememe ihtiyacınız olmadan ve yine Woolf'un dediği gibi kadınlık olgusunun korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan kurtulduğu zaman kadınlık olduğunu söylemesiyle birlikte özgürlüğünüze kavuşun!

Siz, tomaların önünde duran siyahlı ve kırmızılı kadınlar oldunuz.
Siz, Sukeyne bint Hüseyin olup kocanıza itaat etmediniz.
Siz, Nilgün Marmara, Didem Madak, Birhan Keskin olurken aklınızda Wollstonecraft işletim sistemiyle yaşadınız.

Erkekler olarak kadınları değil, öncelikle kendimizi evcilleştirmeliyiz.
160 syf.
·3 günde·8/10
Bir arkadaşım bana " İnsanları tanımak istiyorsan psikoloji kitapları değil, tiyatro kitapları okumanı tavsiye ederim." demişti. Hak verdim.

Fitne ne büyük bir zehir! Hele de güvene oynanmışsa...Bir kanser gibi yavaş yavaş hissettirmeden ele geçirir ruhunuzu.Bütün masumiyeti bir canavara çevirir. Öyle bir parazit ki bütün huzuru yer bitirir. Geriye zombileşmiş ruh kalır. Bütün dünya ayaklarınıza serilse de her şeyde bir bit yeniği arar durursunuz. Boğazınızda hep bir düğüm varmış gibi sürekli yutkunursunuz. Uykusuzluğun esiri olur geceleriniz. Huzursuzluğun esiri olur gündüzleriniz. Ve şüphe ve güvensizliğin getirdiği kara bulut sevdiklerinizi bir bir alır elinizden.

Güvenin güvesi şüpheden uzak kalmanız temennisiyle. Fitnesiz dostluklar dilerim.
196 syf.
·3 günde
Bazı okurlar sırf okumuş olmak için okur. Anı değerlendirmektir maksat. Bazı okurlar da var ki tıpkı benim gibi, eksik olan bilgi hazinelerini doldurmak gailesindedir. Düşünsel bağlamda kendimizi ham sayarız ve her yeni öğrendiğimiz bilgilerin ışığında olgunlaştığımıza dem vururuz.

Bazen öyle eserlere denk geliriz ki, kendi benliğimizin bir aynası yansımasıdır anlatılanlar. Zihnimizin karanlık dehlizlerine gizlediğimiz anılarımız bir, bir çıkar gün yüzüne! Salt kendi öz benliğimiz de, bir aydınlanmadır yaşadığımız. Öyle bir aydınlanma ki yaşanılan hem içten, hem de dışardan.

Kış Masalı adlı eserle, Shakespeare'in yedinci eserini okumuş olmaktayım. Siz deyin, yumuşak ve ince duyguları keskin ve nükteli bir anlatımla dile dökmesi; ben diyeyim, karakterleri derin bir şekilde analiz ederek, karşı görüşlere ve çarpıcı karşıtlıklara yer vererek insan davranışlarını sorgulaması. Sebep ne olursa olsun! Shakespeare olan ilgim ve akabinde gelişen hayranlığım artarak çoğalmakta.

Montaigne'nin Denemeleri 1603'te yazdığında, İngilizleri etkisi altına aldığı zamanlar, Shakespeare'in de oyunlarında monarşi yönetiminin huzursuz ve kuşkucu ortamını halka yansıtmakla meşgul olduğunu, biliyor musunuz? Öyle ki eserlerine aşina olan okurlar mutlaka bilir, Shakespeare'in soylu ile yoksul halk arasındaki sınıf farkını nasıl irdelediğini. Shakespeare iki sınıf farkını da en ince ayrıntılarına kadar irdelediği için, farkında olmadan büyük bir kalkınma akımının öncüsü olmuş ve ortaçağdan kalma sınıf farkı sorgulanmaya başlanmıştır.

Kış Masalı beş perdelik bir tiyatro eseri olmasına rağmen Özdemir Nutku'nun yapmış olduğu araştırmalar ışığında, dramatik sahneler arasına komik geçişler serpiştirilmiş olduğundan bir romans olarak değerlendirildiğini öğrenmekteyiz. Eserde kraliyet ailesine mensup bireylerin hayatlarının irdelenmesi, rastlantı olamayacak kadar hakikattir. Tarihsel verilere göre oyundaki karakterler ile, iktidarda hüküm süren kraliyet üyeleri hemen hemen birebir özdeşleşmekte. Shakespeare'in oyunlarında ki tek gayesi soylu ve yoksul halk arasındaki farkı görünmez ince bir çizgiyle çizmek olduğuna göre de, sanırım bir okur olarak anlatılanlara şaşırmak çok anlamsız kalır.

Oyunun konusuna değinecek olursak, Rus İmparatorunun kızı olan Hermione ile Sicilya Kralı Leontes'in mutlu giden bir evliliği vardır. Ama ne zamana kadar! Ta ki Leontes'in kardeşim dediği Bohemya Kralı Polixenes, Sicilya'ya adım atana kadar. Polixenes ve Hermione arasında gelişen yakınlığa Leontes aşırı anlamlar yükleyince olanlar olur. Bundan sonra olaylar felaketler zinciri gibi, birbiri ardınca gelişir ve her şey içinden çıkılamaz karmaşık bir hal alır.

Karşıdan bakmak, mütemadiyen insanı yanıltır. Hele bir de aklımız yanlış düşüncelere kapılırsa, yandığımızın resmidir yaşanılan. Yanlış düşünceler, fesat düşünceleri de beraberinde getirir ve sonuç her iki taraf içinde geri dönülemez büyük bir yıkımdır, mücadele etmek zorunda kalınan.

Özellikle oyunda dikkat edilmesi gereken önemli bir mevzu var ki, o da güven duygusunun çiftler arasında ne kadar çok önem arz ettiği. Shakespeare çiftler arasındaki en önemli unsurun güven duygusu olduğuna, aksi olası muhtemel bir durumda ise güvensizliğin kıskançlığı tetikleyeceğine ve akabinde gerçekleşek olan manevi yıkıma dem vurmuştur.

" Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez! " diyen, Shakespeare kulak vermenizi ve eserlerini önemle okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
William Shakespeare
Unvan:
Yazar
Doğum:
Stratford-upon-avon, 26 Nisan 1564
Ölüm:
Stratford-upon-avon, 23 Nisan 1616
William Shakespeare, İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır. 26 Nisan 1564'de Stratford-Upon-Avon'da doğan Shakespeare'in yaşamı hakkında bildiklerimiz kilise, mahkeme ve tapu kayıtları gibi resmi belgelerle çağdaşlarının onun kişiliği ve eserleri hakkında yazdıklarına dayanır. Klasik oyunlar ile yazarların yaşamlarını oyunlaştırmada usta bir yazar ve yönetmen olarak kabul edilen, yazılan ve sahnelenen Şu Bizim Will (William Shakespeare'in Yaşamı) adlı oyun, şairin oyunlarına da ilginç bir dramaturjiyle yaklaşmaktadır. William 23 Nisan 1616 tarihinde İngiltere'de Stratford-Upon-Avon da ölmüştür

Yazar istatistikleri

  • 6.351 okur beğendi.
  • 57.207 okur okudu.
  • 1.106 okur okuyor.
  • 33.357 okur okuyacak.
  • 389 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları