Yaşar Kemal

Yaşar Kemal

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9
61,2bin Kişi
okuyor-dolu
204bin
Okunma
v3_begen_dolu
15,2bin
Beğeni
goz
204bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Kemal Sadık Gökçeli
Unvan
Senaryo ve Öykü Yazarı
Doğum
Hemite, Osmaniye, Türkiye, 6 Ekim 1923
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 28 Şubat 2015
Yaşamı
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır. Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır. Çocukluğu Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Sanat hayatı 1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi: "Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum." Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı. Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi. 1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı. Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi. Siyaset 17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir: "Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım." TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir. Temalar « Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. » Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.
438 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
YANDIM Anam ! ! !
✒ Hatçe.. Yazgısı kara, gün görmemiş, kara sevdalara düşmüş, mahpus yatmış, ölmüş ölmüş dirilmiş.. Dağı taşı yurt bellemiş, yazgısını terk etmemiş peşinden sürüklenip ahh etmemiş.. Bitlere karmış, aç kalmış, yol gözlemiş ses etmemiş.. Gebe kalmış ana olmadan yanmış, yitmiş Hatçem.. Analığımdan mıdır nedir, avratların çilesi taş oldu oturdu böğrüme, lokma oldu takıldı kaldı kursağımda yitmedi... Hatçe'ye mi yanayım Iraz anaya mı diz döveyim? Dertlerini dert belledim, gözüm yaşı aktıkça silmedim. Döndüm Hürü ana oldum sövgüyü kelam eyledim. Döndüm Iraz anaya dert söyledim derman bekledim. " Her tepeden bir gün doğar, " "Sabreyle kızım, sabreyle." dedi Iraz ana, pustum sükut eyledim... ✒ Mert.. Yiğit.. Karayağız.. Civan Memed.. İnce Memed.. İnce Memedimiz.. Yüreği yangılı, öksüz, fıkara.. Emme gözü kara, kanı deli, vicdanı Toroslar kadar böyük.. Köpeoğullarına aman vermeyen adil, cesur, yağız mı yağız.. Tepeden tırnağa yürek Memedim.. Gayri daha yazamam. " Yandım Anam " didim ya.. Hee..hakkat yandım. Ama her yanışta küllerimden doğdum. Umut hiç tükenmedi hiç bitmeyesiye her gönülde tekrar tekrar yeşerdi. " Hangi günü gördük akşam olmamış." dimedi mi Memed ? Göynüne tohum ekip filizlendirmedi mi? ✒ "Aslanım," didim, " Şahinim.. Bre İnce Memedim.. " Eşkıya dünyaya," didim " hiç hükümdar olur mu ? " var git yoluna.. Uğurola...
kamera
İnce Memed 1
yildiz
9.3/10 · 40,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
438 syf.
·
10/10 puan
Çukurova'da Zulüm ve İntikam
kamera
Yaşar Kemal
, gerçek adı ile Kemal Sadık Gökçeli.Osmaniye doğumludur.Çukurova bölgesini ve o bölgedeki halkı çok iyi bilir.Bunu
kamera
İnce Memed
kitabında da net görüyoruz zaten.
kamera
Abidin Dino
nun abisi
kamera
Arif Dino
onun düşünce ve yazım şeklini etkileyen en önemli isimlerdendir. En büyük etkilediği kalem
kamera
Zülfü Livaneli
dir.Nobel e aday gösterilen ilk Türk yazarıdır.Légion d'Honneur nişanı da vardır.Kürttür.PKK, Türkiye savaşını ciddi eleştirmektedir.Bu konu ile ilgili de yargılanmıştır.Ayrıca Komunizm politikaları nedeni ile 1 sene ceza evinde yatmıştır.
kamera
İnce Memed
, 1947 de yazılmaya başlandı ama yarım bırakıldı.1953 de 1.sini yani 6 senede, tüm seriyi yani 4lüyü ise 32 senede tamamlayabildi.Hürriyet in 100 kişilik jurisi tarafından
kamera
İnce Memed
serisi ayrıca Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En Iyi Romanı seçilmiştir. Kitap, kısaca bir köylü gencin ağalık sistemi ile mücadelesini anlatmaktadır.Yaşar Kemal in ilk romanıdır.1957 de Bulgarcaya,
kamera
Nazım Hikmet Ran
dan da Rusçaya çevirilmiştir.
kamera
Edouard Roditi
,
kamera
Tilda Kemal
İngilizceye,
kamera
Güzin Dino
Fransızcaya çevirmiştir.Toplamda 40 dan fazla dile çevrilmiştir.Dünyanın yüzde 70 inde de okunulmaktadır.Harika bir isyan hikayesidir.Zulüm, intikam,dram,romantizm, psikoloji gibi ögeler çok belirgindir. Memed My Hawk ya da The Lion and the Hawk adında İngiliz yapımı filmi de mevcuttur.Filmini de izledim bu arada.Filmin kitapla pek bi alakası yok.Ayrıca yabancılar çektiği için köylünün yaşamını doğru düzgün yansıtamamışlar.Sohbetler,şakalaşmalar çok çiğ.Oyunculuklar kötü.Özellikle Hatçe.Hatçe ayrıca filmde ölmüyor.Kısaca filmini önermiyorum.Türk film yapımcılarına da böyle bi filmin Türk yapımı olmamasından yani çekilmemesinden dolayı teessüflerimi iletiyorum. Bu yıl ilk 10 puanımı alan kitap İnce Memed oldu.Yukarıda da belirttiğim gibi intikam, baskı, zulüm gibi kavramlar genelde yazılı yada görsel sanat eserlerinde çok dikkat çekici eserler olmuşlardır oldum olası.En son hatırlanacağı üzere
kamera
Monte Cristo Kontu
bu şekilde idi.Dizi sektöründe
kamera
Taht Oyunları
serisi.Film sektöründe ise Joker, John Wick serisi.Oyun olarak son olarak filmi de sonrasında çekildi Max Payne vardı.Bunların iyi işlenip yazıldığında tutmama şansı yoktur.Rahmetli
kamera
Sabahattin Ali
ölmese idi
kamera
Kuyucaklı Yusuf
serisi de aynı bu şekilde devam edecekmiş.Yaşar Kemal, kitabı tek kitap olarak düşünmüş ama baktılar çok iyi tutuyor.Yayıncı baskıları ve satış rakamları neticesinde seri devam etmiş.Çok iyi de olmuş.Ağalık sistemi malumuz bir döneme damgasını çok iyi vurmuştur.Kemal Sunal,Şener Şen,İlyas Salman gibi isimler başta olmak üzere de filmlerde günümüze kadar çok güzel bir eleştirilerek gelmiştir.Hala ağa düzeni bazı bölgelerimizde devam etmektedir. Dili çok iyi.Sohbetler sıkmıyor.Akış kısaca kitapta çok iyi ve hızlı.Yöresel dil sade anlaşılır ve çok bizden.Herkes okusun, okutsun.Konu akışı ayrıca harika. PUANIM 10.
kamera
İnce Memed 1
yildiz
9.3/10 · 40,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
438 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnci Yazarımız Yaşar Kemal
Ben böylesine güzel betimleme, bu kadar güzel içine alan cümleleriyle hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen bir roman okumamıştım. Taaakiii İnce Memed’e kadar. Her bir sayfasında her bir paragrafında, cümlesinde romanı, karakterleri ve hikâyesini resmen yaşadım. Hem güldüm, hem sinirlendim, hem ağladım. Ben neden geç kalmışım bu eseri okumaya diye kendime kızdım. Çok kızdım.Kitap bitince kendime gelemedim vayyy be dedim. Yabancı yazarları okurken ne kadar güzel kitaplar var derdim ama
kamera
Yaşar Kemal
gibi inci bir yazarımız varken, müthiş bir adam. Bu öyle kıymetli bir eser ki Yaşar Kemal "Yakacak odunum olmadığı için birkaç ceketi üst üste giyip, eldivenlerle yazdım İnce Memed'i." der , varın gerisini siz düşünün... Bu kadar ödül alan romanı için ''Ben İnce Memed’e başladığımda 24 yaşındaydım. İnce Memed’de 21 yaşındaydı. Ben İnce Memed’in dördüncü kitabını bitirdiğimde 60’ımı geçmiştim.” demiştir. 32 YILLIK dile kolay bir zaman diliminde yazılan eseri ölmeden okumalısınız. Ben bir an önce diğer serilerini okumak için sabırsızlanıyorum. Son olarak kitaptan harika bir söz ile bitirmek istiyorum. Yaşar Kemal, İnce Memed’de “İnsan olmak başka iş, insanlık başka. Korkudur insanı alçaltan, insanlıktan çıkaran.” der. Devrin daim olsun, ruhun şad olsun büyük usta, güzel insan. Saygı ve özlemle...
kamera
Yaşar Kemal
kamera
İnce Memed 1
kamera
İnce Memed 1
yildiz
9.3/10 · 40,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
436 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Vay anam vay! Ben böyle roman okumadım kardaş. Böylesine güzel betimlemeylen, bu kadar güzel içine alan cümleleriylen hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen bir roman okumadım. Hele romanı bitirdikten sonra yüzümü yudum da öyle kendime geldim, birçok sayfasında duygularımlan yaşadım da okudum işte. İpil ipil ışık gibi parlıyor kitabın cümleleri, ipil ipil parlayarak oluşturuyor kelimeler cümleleri. Epey zamandır okuyacaktım emme nedense bekletir dururdum Yaşar Kemal gibi kalem efendisinin bu eserini. Daha zamanı değil, daha çok yaşayacağım daha çok içine girebileceğim zamanı beklerdim ve bu zamanlarda da okumak nasip oldu işte. Her bir sayfasında her bir paragrafında romanı, karakterleri ve hikâyeyi yaşadım. Yaşadım ya, öyle bir yazmış ki Yaşar Kemal Allah billah yaşatıyor yazdıklarını, kâh güldürüyor kâh sinirlendiriyor veya hüzne boğuyor, hepten ise sizi köylerde, dağlarda yaşatıyor. Hele o çakırdikenleri yok mu, vay anam vay, itin dölü nasıl da her bir toprakta yetişiyor öyle, her bir toprakta bitmiş de her bir sayfamızda her bir paragrafımızda ayaklarımıza, üstümüze başımıza dalıyor kardaş. Vay anam vay, yok kardaş yok bu çakırdikenlerin olduğu yerde tarla mı sürülür, davar mı sürülürmüş. Yaşar emmi diyor zaten bu çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter diye. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter de büyür gelişir. Bir metreye bulur bu çakırdikeninin boyu kardaş, dalar da pisler üstünü başını, canlıdır ya mübarek ama sanki de hareketli bir canlı gibi dalar, parçalayıverir üstünü başını. Vay anam vay, Allah billah görmedim ben böyle bir şey, gördüysem de te bu kadar büyüğünü görmedim de duymadım kardaş, vay anam vay. Ne bilinsin çakırdikeni ne menem bir beladır. Abdi ağalar var oldukça da İnce Memedler var olacak deriz ya, bak emmi bu Abdi ağa gavuru yok mu, az gavur değildir hin oğlu hin. İnsanların yaşamını kolaysız yapar da rahat ettirmez kimseyi. Ölümünü gözümle görmek istediğim gavurlardan biridir işte. Dikenlidüzü içindeki ahan da bu beş köyün hepisi bu gavur Abdi’nindir işte. He bu Dikenlidüzü dediğim yer de adından belli olacağı üzere çakırdikenlerinden bolca olduğu düzlüklerden biridir. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı olan tepeler geçildikten sonra kayalar birden başlar ki işte tam da bu vakit insan birden korkuverir. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. Billur parıltısında sakızları çamların buralarda toprağa sızar kardaş. İlk beriki çamlar geçildikten sonra, gene bu sefer düzlüklere varılır. Boz topraktır işte buralar, verimsiz ve kıraç. Dikenlidüzü insanları dünyanın dışında, kendine göre kanunları, töresi olan bir dünyadır. Köylerinden gayrı bir yer buraların insanları, bileni de çok azdır zaten. Gavur Abdi ağa da istemez zaten insanların bilmelerini, kasabalarına gitmeleri bile Abdi ağayı rahatsız eder. Hal bu şekil olunca kardaş dışardakiler de pek bilmez Dikenlidüzü insanlarını. Hani köylünün ayaklarına çakırdikeni batar da bacaklarına üstüne başına dalar ya, bu keçi sakallı Abdi gavuru da bütün bu köyün halkına, insanına çakırdikeni gibi batar, hayatlarına dalar da hayatlarına batıverir. Te yakılır o çakırdikenleri, yakılır da çatır çatır, cayır cayır yanarlar ve sonrası yok edilirler, haliyle elbet o gavur Abdi de göçertilecektir. Alınacaktır canı da toprağa gönderiliverilecektir gavur Abdi. İnce Memed, düzene karşı ses çıkartan, baş kaldıran, kişisel davasından insanın, insan olabilmenin sesi olan Memed’in zorda kalan mecburi destanıdır. Toplumsal olaylar işleniyor ama cumhuriyetin ilk yıllarından ötürü oluşan karışıklıklardan da maalesef toplumsal olaylara toplumsal çözüm getirilemiyor. Aksine de yöneticilerin, ağaların köylüyü sömürdüğü, köylünün de kendi kaderine terk edilip sömürünün daha da büyüdüğü dönemler. Köyün, köylünün geri kalmışlığı, sefaletin hâkim olduğu yaşamı içindeki düzene başkaldırının destansı öyküsü. İnsanlığın, insan olmanın kitabı gerçekten. Zulme, haksızlığa karşı olmanın, sessiz kalmayıp da ses çıkarmanın insan onurunun en büyük göstergesi olduğunun güzel bir örneği, edebiyatımızın ise şüphesiz en iyi örneği. Görkemli bir yapıt. Hele ki iki giriş bölümündeki olan betimlemeler ne kadar da güzeldir öyle. Ne çok fazla olup kelimelere çok yük bindirir, ne de çok az olup kelimelerin gücünün az gösterildiği cinsten. Tam kıvamında olup da uzundurlar aslında. Uzar ve uzar da bir toprak parçasından başlayıp, böceklerden ota, ottan çiçeğe, çiçeklerden ağaca, ağaçlardan dağın zirvesine ve gökyüzüne gider de yörenin her bir ayrıntısına hâkim eder bizi. Demem o ki ağa betimlemeler cuk oturmuştur kitaba. Diyaloglar da çok güzel ve başarılıdır. Köy halkının şivesini, sesinin rengini duyarız adeta. Konuşmuş olduğumuz Türkçemizi bile sorgularız, çünkü bu kadar güzel gelir bu şiveli diyaloglar, bu kadar içine alır da etkisi altında tutar bu güzelim betimlemeler. Okuyun bu kitabı, bu efsaneyi okuyun tabii, içiniz ısınsın da okurken seve seve okuyun. Hele bi okumaya başlayın da şimdi ısınır içiniz, ısınır ya beğenirsiniz kolayca. Hiç küşüm çekmeyin de rahatça okuyun ve yaşayın bu destanı. youtube.com/watch?v=nHWIv-aWny4...
kamera
İnce Memed 1
yildiz
9.3/10 · 40,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
459 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu cihandan gidişim MEMLEKET sevdasından..
✒ " Dünya ne sana ne de bana kalmaz.. Sultan Süleyman'a kalmadı böyle hiçbir kitap yazmaz.." Kalmadı ya koca Süleyman'a kalmadı. Deyin hele şimdi ağalar paşalar, kalır mı dünya kimselere ? Kefeninde; daşını toprağını, evini damını, parasını pulunu götüren var mı ola gördünüz mü heç ? Düşünün hele bir bunca dövüş niye o vakit ? Nece düşündü Memedim aklını yitirdi cevap bulamadı. Düzene karşı koydum ne oldu bir şey değişmedi, didi. Bir ağa gidiyor diğeri geliyor. Bir gidiyor bin geliyor. Gelen daha kötü daha beter geliyor. Amma fıkara hep fıkara.. olan hep ona oluyor. "Yoook" didim. Sen yılamaz yitemezsin sen İnce Memed'sin.. Vicdansın, adaletsin.. Sen umutsun, şahinsin.. Kalk ! kendine gel, silkelen. Boynu bükük koma köylüyü, umutsuzluğa teslim eyleme.. Ne etti ? Acep kalktı mı ayağa yoksa pıstı kaldı mı?? Yok öyle "Armut piş ağzıma düş." Okuyun ola okuyun. Sonra.. Derdini dert eylediğim bir avrat buldum yine kendime bu kitapta da. Seyran.. Güzelliği dilden dile dolanmış, kim görse eli ayağı çözülmüş hayran kalmış.. Bir garip Aziz'e yanmış karasevdalara dalmış. Hor görmüşler garibi sürgüne yollamışlar. Seyran; diz bükmemiş, boyun eğmemiş. Varmış bulmuş sevdalısını.. canına can eylemiş ömrünü ömür bellemiş. Amma duyulmuş şey mi sevdalılar mutlu mesut yaşasın? Yoook ! Komamışlar yaşasın fıkaralar.. Sonra... sonrası " Vay Anam vay"... Bitmedi gardaş ! Umut hiç bitmedi kitapta.. Tam bitti dediklerim hep küllerinden yeniden doğdu. Yaralı kalpler birbirlerini tanır, derler ya... Heee hakkat tanıdılar.. Göz göze gelince yürekleri bi' hop etti. Yıllar sonra çıra gibim yanıp tutuştu tenler.. diller lâl.. gözler kör.. kulaklar sağır.. Ahhh AŞK.. bildim ben merhem olacaksın, onulmaz yaraları saracaksın.. Ne Yiğit ne Mert bir yüreğe düştü göynün Seyran bacım.. Ne diyem a dostlar a gardaşlar.. Sizinde yüreğiniz nece güzellere nece yiğitlere düşsün de sevda dumanı her daim başınızda tütsün..
kamera
İnce Memed 2
yildiz
9.1/10 · 20,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
9,1bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;