Feminist, Kitap düşkünü, daimi öğrenci,hayalperest ve gözlemci. Uygulamayı okuma konusunda kendimi geliştirmek ve motive amaçlı ismi gibi kullanma niyetindeyim. Sadece okuduğum kitaplar hakkında fikir paylaşacaksanız DM atın lütfen
Daha önce Afrika Edebiyatı okuduğumu pek söyleyemem. En azından aklımda kalan bir kitap daha önce gelmedi. Sanırım Hıfzı Topuz'un Kara Çığlık isimli kitabını okumuştum. Siyasetine dair beğendim belgesel kitaptı. Fakat roman okumadım galiba. Yazarın kendisi Nobel Edebiyat Ödülü aldığı için ilgimi çekmişti herkes gibi. Ülkemizde fazlada öne çıkmayan bir yazar oldu diğer ödüllü yazarlar arasında. İletişim Yayınlarının fiyat politikası da etkili olmuştur diye düşünmedim değil. Kitabı almadım malûm fiyattan kaynaklı. Lakin Storytel'de görünce de şans vermek isterdim. Erdem Akakçe zaten harika seslendirme yapanlardan. Favori seslendirenlerimden biridir kendisi. Roman, evet, Zanzibar'ın geçirdiği dönemlere değiniyor fakat ben kitapta daha çok yaşadıkları sıkıntıları içsel yolculuğuna yedirmeye çalışan karakterler gördüm. Bu açıdan sevdiğimi söyleyebilirim. Nobel ödülü hak edip etmediğine dair de bir çok tartışma gördüm. Edebiyat uzmanı kesinlikle değilim fakat kişisel fikrime göre hak ettiğini düşünüyorum. Kazuo Işiguro'ya benzeyen bir yazar bence. Diğer kitaplarına da şans vereceğim Abdulrazak GurnahKumdan Yürek
Kitabı zamansızlık sebebiyle uzun bir sürede dinledim. Açıkça söyleyeyim; kitabı beğendim kesinlikle. Tüm ebevynlere şiddetle öneririm. Profesyonel hayatımda karşılaştığım bir çok anne ve baba çocuklarını psikoterapiye ihtiyacı olduğunu düşündüklerinde (özellikle 15 yaş altı çocuklara sahip ebevynler) gözlemlediğim durum çocuğun kendi düşünce biçiminde problem olmadığı daha çok anne ve babanın davranışlarına karşı örüntüler ve kalıplar geliştirdiği problemlerdi. Bu kitap, bu davranışları ele almış ve onların gelecekte ne gibi davranış kalıbı ya da karakter kalıplarına dönüşebileceğini göstermiş. Sesli okunmasını önermem. Tam aksine kitabı edinip içindeki uygulamaları hem kendileri adına hemde çocukları adına doldurmalarını öneririm. Uygulamalı ve davranış ödevleri veren bir kitap çünkü. Fakat gözümde çok da büyütmediğim iki eksiği gözüme çarptı. Bunlardan birisi son bölümünde yer alan Psikoterapistlerin duygusal boşlukları ele alma ve çözümüne yönelik bölümün oldukça kısa olmasıydı. İkincisi ise kültürel bazda hiç bir çalışma kaynağı olmaması, örneğin atadan gelen davranış kalıplarının kırılmasına yönelik çalışmalardan bahsedilmemiş. Dolayısıyla bu kitabın üzerine daha bir çok kitap yazılması gerekiyor gibi görünüyor. Genç ya da çocuk demeden her evladı olana tavsiyemdir Boşluk HissiJonice Webb
Biraz elimde süründü. Bunun ilk sebebi maalesef geçtiğimiz haftalarda yoğunluk sebebiyle okumaya az vakit ayırmam oldu. Diğer sebepse uğraştırıcı bir kitap olmasından kaynaklanıyor. Fakat okuduğum için kesinlikle hiçbir pişmanlığım yok. Her anlamda dolu dolu, düşündüren bir romandı kesinlikle. Márquez'den daha önce seneler (ama gerçekten baya bir sene) önce Kırmızı Pazartesi ve Benim Hüzünlü Orospularım isimli kitapları okumuştum. İkisinde yine aşırı derecede beğendiğimi hatırlıyorum. Fakat benim gibi yazar da acemiyseniz bu kitapla başlamanızı önermem. Çünkü aşırı durağan bir kitap. Yoğunlaşmak ve olay beklentisinde olmamak gerekiyor bence. Ayrıca kitap çoğunlukla monolog şeklindeki düşüncelerden ve durum tahlillerinden oluşuyor. Aşk üçgenleri ya da aşk ilişkileri üzerine yazılan bir kitap beklentiniz varsa başka bir kitaba yönelmenizi öneririm. Bu kitapta karakterlerin bakış açısıyla aşkın tahlilleri yapılıyor aslında. Gençlikten yaşlılığa uzanan, sağduyu ve delilik arasında gidip gelen, yabanıl veya evcil rollere bürünen aşk anlayışını yazmış Márquez. Şu sıralar ciddi, dolu, düşündüren, sorgulatan bir roman okuyayım diyorsanız buyrunuz işte... Gabriel Garcia MarquezKolera Günlerinde Aşk
Bir süre önce dinleyerek bitirdiğim kısacık bir kitaptı. Son zamanlarda fark ettiğim Latin Amerika ve İspanyol Edebiyatı eksikliğim gözüme fazla battığı için okumak istedim. Ve sanırım 2024'te Don Quijote'ye başlamak niyetindeyim. Şu Kazım Taşkent Klasikleri baskısını okumak için hazırlık maiyetinde olsun dedim. Neyse Erdem Akakçe seslendirmesini de seviyorum açıkçası. Bunlar bir araya gelince kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Çingene Kızı aşk hikayemsi kısacık bir novella. Tam bir aşk hikayesi diyemem çünkü daha çok Çingene olmanın ne demek olduğunu ve hayata bakışları anlatılmış kitap. Aşk üstün körü bir biçimde ele alınmış. Sonu da apar topar yazılmış gibi. O dönemde tabi Cervantes ne şekilde yazdığını bilmediğimiz için başımız üstüne... Yine de bu kitap bir oyun olsaydı Shakespeare'in Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı oyununa benzerdi. Elbette doğa üstü unsurları olmamış hâli... Kitap yine de benim gibi Cervantes'e başlamak isteyenlere başlangıç olabilir Çingene KızıMiguel de Cervantes
İlk kitabı elimde vardı ve ince diye yakın zamanda okumuştum. Nasıl da güzeldi... Ağlanacak halimize katıla katıla güldüğüm bir kitap olmuştu benim için. Çocuk gözünden ülkemizde kızlara ve kadınlara verilemeyen değerleri gözlemleyen incecik ama hazmedilmesi zor olan bir kitap yazmış Figen Şakacı. İkinci kitapta da bu etki devam ediyor fakat bu sefer gülmek yerine ağlamak istiyorsunuz. Öncelikle kitap elinizde yoksa tüm seriyi sesli dinleyin derim. Ben malûm kitap fiyatlarından dolayı ikinci ve üçüncü kitabı dinlemeye karar verdim fakat dinlemek daha iyiymiş bunu anladım. Etkisini daha fazla hissetmenize sebep bence. Bu kitapta çocuk olan Hayriye büyümüş, genç bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Bir yere ait olamayan, kendisini etiketlere sığdıramıyan bir kadın Pala Hayriye. Üstelik her şey, tüm zaman, herkes değişse de değişmeyen tek kişi olmanın uyumsuzluğunu, burukluğu da anlatıyor kısacık roman. Seslendiren Canan Çiftel harika seslendirmiş eline sağlık. Tavsiyemdir. Pala HayriyeFigen Şakacı