Merhabalar
Mustafa Kemal Atatürk’ün tavsiye ettiği ve okul müfredatına alınmasını istediği kıymetli bir eser.
Öyle bir ülke düşünün ki ; Eğitim, sağlık,ekonomi vs. her alanda çağın gerisinde kalmış.
İşte çaresizliklerle boğuşan ülkenin adı Finlandiya.
Ne kadar çaresizliklerle boğuşmuş olsalarda en büyük değişime de kucak açan yine Finlandiya olmuştur.
• Bir ülke küllerinden nasıl doğabileceğini,
•Gelişmişlik düzeyini sıfır noktasından alıp zirveye nasıl taşınabileceğini,
•Bireysel menfaatten uzaklaşıp, toplum yararını gözettiğimizde neler olabileceğini...
Bize en iyi anlatan bu eser: Beyaz Zambaklar Ülkesinde’dir.
️Bizlere bataklıklar ülkesinden bir orman yaratmanın sürecini gözler önüne seren bu kitapta; Fin halkının inanmışlığıyla, fedakarlıklarıyla ve çabalarıyla ülkesini geliştirmesine şahit oluyoruz.
•Fin halkı bireysel menfaatinden uzaklaşıp, toplumu nasıl yeşertebiliriz gözüyle yola çıkmasalardı, yeterince empati kurmasalardı, eğitime inanmasalardı ...
Sizce gelişmiş ülkeleri en zirvesine yerleşirler miydi ?
️Şunu bilmeliyiz ki,
~Şartlar ne kadar kötü olursa olsun eğitimin aşamayacağı bir engel yoktur.Bireyler milletinin yararını düşünüp yola çıkarlarsa; emin olun ki, bu yolda güçlenerek devam ederler. Bu yolun sonu ise ZAFERdir.
Bizler yeterince inanırsak, Her şeyle başa çıkabiliriz ve bataklıklarımızı ormana dönüştürebiliriz.
Herkesin hayatta bir kez bile olsa okuması gerekli bir eserdir.
Şimdiden sizlere keyifli okumalar....
YouTube kitap kanalımda Kardeşini Doğurmak kitabını yorumladım: ytbe.one/XvACJzZtwCM
"Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" Ensest suçunu kabul eden bir "baba"(!)
Uzun zamandır kurgu romanların arasında kaybolmamla birlikte oluşan rahatlığımı bozabilecek ve beni içindeki saf gerçeklerle rahatsız edebilecek bir kitap arıyordum. Kardeşini Doğurmak kitabı doğru bir seçimdi.
Peki, neden bazı gerçeklerden rahatsız olmalıyız?
Marcel Proust'un düşüncesine göre, merakımızın tam olarak uyanması için bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekiyor.
Ray Bradbury, rahat bırakılmamıza gerek olmadığını, bazı gerçeklere kayıtsız kalmamak için arada sırada rahatsız edilmemiz gerektiğini belirtiyor.
Sabahattin Ali ise dünyada rahat yaşamanın aptalca olduğunu, aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamanın daha gerekli olduğunu savunuyor. Buraya başka sevdiğim yazarların da rahatsızlık hakkındaki düşüncelerini yazabilirdim ama şimdilik bu kadarı yeterli.
Bir soru sorarak başlayayım. Bu yazıyı okuyan kadınlardan kendi kardeşini doğuran var mı? Aramızda böyle bir kişinin olduğunu hiç sanmıyorum. Peki bu durumda kalmış biri, hiçbiri, binlercesi için ne kadar oranda bir empati duygusuna sahip olabiliriz? Merakımızın tam olarak uyanması için artık bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekmez mi rahatça yaşayıp gülüp geçtiğimiz gerçeklere karşı? Türkiye'deki ve belki de mahallemizdeki komşumuza kadar inmiş olma ihtimali olan ensest gerçeği hakkında nelerden haberimiz var?
Ensest: Başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder.
1,5 aylık bir çocuğun cinsel istismar sonucu bağırsakları patlayarak öldüğünden haberiniz var