İnsan umudunu öte yaşama bağlar; ama insan yaşamın kendi özlemlerine yanıt vermediğinin bilincine varınca, intihara başvurmaz içinde bulunduğu absürt durums başkaldırır, özgürlüğüne kavuşur ve yaşamının şimdiki anlarını çoğaltmaya koyulur.
Yalnızca duygularımız değil, zekamız da bize içinde yaşadığımız dünyanın sonunda bizi ölümün beklediğini dünyanın absürt, saçma, bizimle uyumsuz olduğunu söylemektedir.
Çocukta aidiyet hissinden önce güven duygusunun oluşması gerekir. Kişi ilk yıllar annesinden güven duygusunu edinememişse ailesiyle aidiyet de kuramaz. Dolayısıyla bu iki duyguyu da dışarıda aramaya başlar.
Mesela erkek çocuk küpe takmak ister. Kız da annesinin ve ailesinin tarzından çok uzakta kalarak absürt şekilde giyinir. Aslında buradaki problem çocuğun anneyi babayı dinlememesi, verilen nasihatleri anlamaması değildir. Çocuğun aidiyet hissiyle bir başka gruba dahil olması, orada kendini emniyette-güvende hissetmesidir. Bunlardan dolayı da davranış kopyalaması gerçekleşir. Mesela sigara içmek gibi ...
Sigara içmeye başlayan genç diğer sigara içenlerle aidiyet kurmuş, onlarla bütünleşmiştir. Yoksa annesi babası sigara içmeyen birinin aidiyet hissi kurmadan, kendi istek ve iradesiyle sigara içmesi mümkün değildir.
Yalnız ebeveynler bu örnekten yola çıkarak taklit ile çocuğun bilinçli tercihini birbirine karıştırmamalıdır. Taklitte bilinçsiz bir yol alış vardır.
"EGO "muz ya da kendi kendimizi algılayışımız hava kaçıran bir balona benziyor: sönmemesi için sürekli sevgiye ihtiyaç duyuyor, hor görülmeler ve görmezden gelinmelerse onu pış diye söndürebiliyor. İşin ilginç ve absürt yanı da bu: diğerlerinin ilgisi bizi doyasıya neşelendirirken ilgisizlik büyük bir yıkıma sürüklüyor.
Bir şeyin hiçlikten/yokluktan var olması için en azından bir şekilde kuvvete veya illiyet/nedensellik bağına ihtiyacı vardır. Hiçlik, var olan şeylerin yokluğu/yitikliği anlamına geldiğine göre, illiyet bağı da dahil, hiçbir şey hiçlikten gelemez.
(... Mesela, bir bina birdenbire ortadan kaybolsa bu fertler hiçbir şekilde şaşırma-malıdır, çünkü varlıklar hiçbir sebep olmaksızın ortaya çıkabiliyorsa mantıksal olarak bu varlıkların hiçbir sebep olmaksızın yok olması da mümkün olmalıdır. Fakat şu var ki, varlıkların hiçbir illiyet bağı veya sebep olmaksızın ortadan kaybolması üzerine tartışmak akli açıdan absürt/garip olur.
yoksul ve utangaç bir müşteriyim ben
sizde güneş bulunur mu biraz/kaktüs alıcam
saksılarım yeşersin üç beş bulut verin de
çok üşüdü güneşten şizofreni olucak
çabuk olun lütfen dikenleri solucak