• Zifiri karanlık gecede, çekildi silahlar
    Gök kubbede, ne yıldız nede hilal var
    Yağmur gibi, ölüm kusan namertler var
    Bizde bir iman, bir de vatan aşkı var

    Menzili belli değil ki, sanki iblisin oğlu
    Bizde ne tank, ne uçak, nede silah var
    Gücümüz damarlarımızdaki asil kanda
    Muhammedin ordusu gibi, herkesin içinde birer hamza

    Kana susamış hainler, sinsice bekler pusuda
    Demokrasi uğruna, canı pahasına, duyan koştu meydanlara
    Tarih yeniden yazıldı, zifiri o kara gecede
    15 Temmuz ruhunu unutturma

    Namerde boyun eğmez, şanlı tarihin oğlu
    İslamın son direğidir, kanla sulanmış anadolu
    Gidecek tek yer, şehadetle rabbe doğru
    Gök kubbede, yeniden yıldız ve hilal doğdu

    Bir kez daha gördü cihan, türkün gücünü
    Çanakkale ruhu gibi, melekler semadan indi
    Peygamber duası gibi, zırh nuru üzerinde
    Cennetin kapıları, açıldı size o gece

    Uğur Furuncu
  • Biz insanlar güzel günlerin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız.Bana kalırsa bu bakış açısı doğru bir bakış açısı değil. Tanrı’nın bize sunduğu her güzel şeyin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa, başımıza gelen kötü şeylere katlanacak kadar gücümüz olur.
  • 346 syf.
    ·10 günde·7/10
    Büyük çoğunluğunu okuduğum için tamamen okudum varsaydığım bu kitapla aile ile ilgili bir araştırma yapmak istediğim sırada kütüphanede tanıştım.Daha önce bu kitabın adını duymadığım gibi , "cinsel sözleşme " diye bir kavramın varlığından da haberdar değildim.
    Fakat şansıma şükürler olsun ki bu kitapla karşılaştım.Hem araştırmam için ailenin temellerini anlama katkıda bulundu hem de aileye ve toplumsal cinsiyet ilişkilerine eleştirel gözle bakmama...
    Cinsel sözleşme kavramına gelecek olursak,Carole Pateman'ın aslında bu kitapta yaptığı klasik sosyal sözleşme kuramlarına ve klasik sosyal sözleşmecilere eleştirel bir gözle bakmak ve onların sosyal sözleşmede bilerek veya fark etmeden eksik bıraktığı ikinci yarısı olan , cinsel sözleşme kısmını ele almak.

    Cinsel sözleşme kısaca , toplum sözleşmesinde nasıl ki toplum kendi yetkisini başka bir iktidar odağına devrediyorsa ya da başka bir iktidar odağı oluşturuyorsa ve toplumun kendi isteği ile iktidarı devrettiği hikayesi diğerlerine doğru geliyorsa aynı ilişkilerin bireyler arasında toplumun en küçük birimi olan ailede de gerçekleşmiş olabileceği yani kadın-erkek ilişkilerinde de toplumun şu anki yapısını oluşmasını bir sözleşmenin oluşturabileceğidir.

    Carole Pateman'ın bu kitapta uyguladığı yöntem , öncelikle klasik sosyal sözleşmecilerde kadın-erkek ilişkilerini dolaylı olarak aile ilişkilerini doğuran "cinsel sözleşmenin" izini sürüyor.Onların bu konuda ne dediğini araştırmaya çalışıyor.Daha sonra ise çeşitli feminist yazarların bu sosyal sözleşmeci ve görüşleri hakkında ne düşündüğünden bahsediyor.Sonra ise kendi fikrini söylüyor.

    Toplum sözleşmelerine ve toplumsal eleştiriye kapı aralıyan bu kitap bence sosyal bilim dünyasında çığır açacak niteliktedir.İlgilisi olan herkese okumasını tavsiye ederim
  • 185 syf.
    ·41 günde·Beğendi·9/10
    Okudukça aldı beni varoluşsal bir çürüme
    Çoran emmi zehir kattı sanki yaşam kürüme
    Bir küp buzdum, her sayfada aldı beni erime
    Diyor ki ben çok yaşadım, intihar et sen yerime

    Kırk bir günde bitmiş kitap; kalmadı güç, oldum bitap
    Pek karamsar Çoran emmi, herkeslere etmez hitap
    Nasıl da kahkaha atar düşse kafamıza mehtap
    Seni hiç mi sevmediler, az munis ol Çoran emmi

    Aşık Hüsüş bezdi candan, zerk ettin zehrini bana
    Al kanımı, gözyaşımı; iç rahatla kana kana
    Zaten mutsuz, derbederiz sonuçta Türkiye bura
    Gene de pek sevdim seni, haydi uğurlar olsun sana

    "Çürümenin Kitabı"na her ne kadar içinde kitap ismi de geçse, bir kitap tanımın tüm sıfatlarını barındıyor da olsa kitap demek kolaycılık ve hafifsemecilik olur. Bu "şey", kitaptan farklı bir "şey". Elinizde bu "şey" olsa ve gözleriniz sayfalarında dolaşırken biri gelip de size dünyanın en saçma sorusunu sorup "Ne yapıyorsun?" dese, "Kitap okuyorum." demek doğru bir cevap olmayacaktır.

    Abarttım mı biraz? Benimki abartmaysa siz bir de Cioran'ın abartmalarına kulak verin: " Bir din, kendini dışlayan doğruları hoşgördüğü zaman tükenir; artık adına öldürülmeyen bir tanrı da gerçekten ölmüş demektir." s.176. Aynı sayfadaki bir başka tespit: "Ürküntü devirleri sükunet devirlerini bastırır; insan, olay bolluğundan ziyade olay yokluğundan rahatsız olur; tarih de onun can sıkıntısını reddetmesinin kanlı ürünüdür." İşin tuhaf yanı başlangıçta abartılı gelen bu cümlelerin kısa bir süre sonra makul geliyor oluşu.

    İlçemizdeki küçük bir okuma grubuyla Mart ayında belirlediğimiz bu kitabı satın alan on kişiden sanırım iki ya da üç kişi bitirebilmiştir şu bir, bir buçuk aylık süreçte. Yarısı da yarısına gelmeden havlu attı. Yani Bereketli Topraklar Üzerinde'de sık geçen bir kalıpla ifade etmek gerekirse Çürümenin Kitabı "zorlu" bir kitap. Peki neden? Kitap iyi kitap, sıkı kitap, farklı kitap ama bir kere kitaptaki neredeyse her cümle ağır ve kompleks önermeler içeriyor. Yani bu kitabı milföy hamuru gibi düşünebiliriz: Uzaktan bakınca ince, düz bir hat ancak yaklaşıldığında aslında çok katlı, çok katmanlı olduğu fark ediliyor. Her bir bölümü hakkını vererek, anlamaya anlamlandırmaya çaba harcayarak okumak istenirse beş sayfadan sonra dayak yemiş hissi uyandırıyor. Sonra bu önermeler maalesef hiçbir şekilde somutlaştırılmaya sokulmamış, örneklendirilmemiş. Cümleler oldukça soyut kalıyor. Son olarak da Cioran farkında olup da duymak istemediğimiz şeyleri bağırmak; görmemek için kafamızı devekuşu gibi yerin dibine sokmak istediğimiz şeyleri domuzuna gözümüze gözümüze sokmak istiyor. Bu da insanı bir yerden sonra tehlikeli bir ruh haline sevk ediyor ama girince alışıyorsun.

    Ben okurken ilk otuz sayfada çok zorlandım; elli ve doksanıncı sayfalar arasındaki bölümleri anlayabilmek namına birkaç kez okumak durumunda kaldım ama bir süre sonra ya yazarın dili daha anlaşılırlaştı ya da ben yazarın anlatımına alıştım, bir şekilde daha akıcı bir okuma sürecine girdim. Tüm zorluğuna, yıpratıcılığına rağmen iyi ki okumuşum dediklerimden oldu "Çürümenin Kitabı".
  • Düşünmeyen beyinler, düşüncesizlere esir olmaktan öteye gidemezler. Mustafa Kemal Atatürk
  • Günümüzün yaygın Müslüman tipi, eskiden öğrendiği bazı yanlışlıkları terketmeden, o yanlışlar üzerine bina kurmak isteyen öğrencilere benziyor; sonraki bilgiler ne kadar doğru olursa olsun, bu bilgiler yanlış bir temel
    üzerinde yükseltilmek istendiğinden neticede muhkem bir yapı ortaya çıkartılması imkânsız bulunuyor.