• "Çocuklar, dikkatleri hangi yöne yönel­miş olursa olsun, hayatın ne olduğunu aslından öğren­mezden önce suretten öğrenmemelidirler. Bu yüzden el­lerine alelacele kitaplar ve sadece kitaplar tutuşturmak yerine, adım adım şeylerin kendileriyle, insan hayatının koşullarıyla tanışmalarına izin verilmelidir. Ayrıca her şeyden evvel onlara, gerçekte nasılsa öyle, dünya hak­kında açık ve nesnel bilgi edinmeyi, her zaman fikirleri­ni doğrudan doğruya gerçek hayattan devşirmeyi ve bu fikirleri gerçek hayatla uyum içerisinde şekillendirmeyi -onları kitaplar, masallar ya da başkalarının söyledikle­rinden çıkarmayı değil- ve daha sonra bu tür hazır fikir­leri gerçek hayatta kullanmayı, bunlardan yararlanmayı öğretmeye özen gösterilmelidir. Eğer böyle değil de di­ğer türlü olursa neticede kafalan khimeralarla dolacak, bazıları şeyler hakkında yanlış bir kavrayışa sahip ola­cak (gerçekliği yanlış yorumlayacak) ve diğerleri de bey­hude yere bu khimeralara göre dünyayı yeniden şekil­lendirmeye kalkışacak ve böylelikle hem teoride hem de uygulamada yanlış yollar tutmuş olacaklardır. Bir ço­cuğun dünyaya gözlerini açtığı bu ilk yıllarda zihnine, daha sonra önyargılardan başka mahsûl vermeyecek olan yanlış fikirlerin tohumlarının ekilmesiyle ne büyük bir zarar verildiği bırakın açıklamayı tasavvur dahi edile­mez; dünyadan ve gerçek hayattan aldığımız daha son­raki eğitim o zaman bu erken dönemlerden kalma fikir ve tasavvurları yok etmek için kullanılacaktır."
  • Yaşamak etkilere maruz kalmaktır; insanın ne zaman, nereden, kimden etki alacağı, hangi rüzgarın onu savuracağı, hangi ocağın onun ateşinin alevlendireceği, hangi fikrin onun zihnini darmadağın edeceği pek belli olmaz. Esasen asıl öncü hayatın bizzat kendisidir, asıl kanaat önderi hayattır! Kişiler, olaylar, durumlar, haller, resimler, kitaplar, simalar, yollar, sesler, mevsimler, mekânlar, zamanlar, şehirler, coğrafyalar hayatın suretleridir. Hayat ibret hazinesidir. Hayat nazar deryasıdır. Her şey ve herkes hayat hazinesinde insana hep bir şeyler söyler, ona bir şeyleri hatrlatır, ona
    değişik yolları gösterir, onun sürekli bakıp kendini seyredeceği bir ayna haline gelir. Hayatın her hali, hayatın her fısıltısı, hayatın her bakışı bir öncünün göz kırpmasıdır.
    Köksal Alver
  • 440 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Mira Yelkenci’nin kalemine bayılıyorum. Her hikayesi bir önceki hikayesini bastırıyor, alışagelmiş klişe şeyler bile onun hayal dünyası ve kalemiyle bambaşka bir hale bürünüyor.
    Gelelim bu harika harikası kitabının konusuna, tabii ilk önce karakterler!..
    .
    Ali Tekin Giritli; nam-ı diyar Akhilleus!
    Ah yani ah! Bu yazarın hemcinslerine acıma duygusu yok. Öyle bir erkek karakter yazmış ki hangi insan evladının dibi düşmesin!
    Yakışıklı, zeki, başarılı…
    ("Cadıcım öylesi zaten sadece kitaplar da yani hayali karakterler" dediğinizi duyar gibiyim)
    Yalnız bu çam yarmasının everestte bir egosu var ki, tam saydırmalık. Lakin Mekin öyle bir adam ki bir an aşırı sinir olurken, bir an geliyor şeytan tüyünün etkisi altına giriyor, yumuşuyorsunuz.
    Akla zarar, kalbe zarar zalımın oğlu
    Siz hala tanışmadınız mı onunla kızlarrr?
    Kapın selpaklarınızı ve hemen tanışın derim.
    (Not: Selpak salyalarınız için lazım olacak.)
    .
    Hülya “Rüya” Baysal; geçmişi acılarla dolu, kardeşine annelik ederken tek başına güçlü durmaya çalışan, zeki, adı gibi güzelliği ile hayaller kurduran afeti devran…
    Ama gelin görün ki üstün zekasına rağmen aşk söz konusu olunca salaklıkta nirvanaya ulaşan klasik bir kadın.
    .
    Normal şartlarda bir araya gelmesi, hele ki âşık olması imkânsız gibi görünen bu iki insan, gittikleri tatil beldesin de tuhaf ama güzel bir rastlantı sonucu bir araya geliyor ve kocaman bir yanlış anlaşılmanın ortasında, akıl almaz bir aşka tutuluyorlar.
    Bu süreçte ve sonrasın da neler mi oluyor? Öğrenmek istiyorsanız hemen okuyun derim.
    Kimi yer de güldürecek, kimi yer de sinirlendirecek, kimi yer de ise içinizi acıtacak akıcı, tatlı, eğlenceli ve hayatın içinden bir şeyler bulabileceğiniz bir hikaye sizleri bekliyor.
    .
    Sizce, aşk mı tesadüfleri sever, yoksa tesadüfler mi aşkı?
    Peki ya ilk görüşte aşk? İnanır mısınız?
  • Birbirinden güzel kitaplar satın aldım ve videosu yayında! İzlemek isterseniz eğer;

    https://youtu.be/vfu9Yfjdim4

    Siz hangi kitapları önerirsiniz?
  • 292 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhaba
    Yemek; hepimizin günde birkaç defa yaptığı bir ihtiyaç. Peki yemek kültürünü ne kadar tanıyoruz yani tarihsel gelişimi hakkında ne kadar bilgiye sahibiz?
    Pardon unuttum birde uzmanlar yemek demezler onlar "Beslenme" derler. Peki incelemeye bende beslenme diyerek devam edeyim.Gün içinde beslenmesine kim dikkat ediyor? Yani doktorların tavsiyesine kim uyuyor?
    O koşuşturmaca karbonhidratı,proteini ,bilmem vitaminleri,kalsiyumu yeterli miktarda aldım diyen var mı?
    Beslenmeden önce Aşık olun ,aşk varsa yemekte istemiyor insan:) ( Kısa bir inceleme molası olarak kalsın bu da)
    Kitaba geleyim hafiften,içersinde kakaoyu ,domatesi, çikolatayı kahveyi.... İlk kimler bulmuş, nasıl kullanmışlar .Sanki ,hormonsuz, organikmis o zaman herşey tadları nasıl güzeldir dediğinizi duyar gibiyim.
    Haklısınız, o zaman dünya başka güzelmiş, su sıralar soluduğumuz hava bile inorganik ,heryer radyasyon.
    Gizemli kısımları da var kitabın, sıkmadan okutuyor kendini,sürükleyiciliği 10 üzerinden 6.
    Ya sürükleyici dedin 6 verdin demeyin,öyle kitaplar okudum ki inceleme yapamadım bile çünkü 3-4 saatte ne olduğunu anlamadan bitirdim çok sürükleyiciydiler ama bu kitap çok sürükleyici değil lakin okutuyor kendini
    Eski uygarlıklar nasıl besleniyormuş ,kim hangi besini bulmuş. Merak ediyormusunuz?
    Hadi buyrun bu kitabı okumaya o zaman
    Keyifli okumalar;)
  • 208 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Onu sevmem, bunu yapmam, nefret ederim, şu zamana ölürüm, ... zaten hep öyledir, biliyorum çünkü hep bilirim......

    Bu ve bunun gibi daha nice nice cümle kalıplarından oluşan, akıcı ama akmayan bir kitap. Bu yüzden hayal kırıklığı yaşattı benim penceremden.

    17 yaşındaki Holden'ın dünyaya bakışını anlatırken ben az biraz ergenlikte olur böyle şeyler mesajını aldım, katılamadım ama aldığım bu mesaja. Holden'ın serkeş hallerini okurken bizde buna benzer bir kitap vardı, neydi neydi diye söylendim durdum. Sonunda Evraka!!!

    Islıkla Çağrılan Ergen Kadir'in dünyaya bakışı ile baya bir yerden yere vurulmuştuk. Emine Batar'ın 4 yılda yazdığı, her bir kelimenin hayatımıza dokunduğu, kendi içinde tutarlı ve bize bir ergenlik dönemine hangi pencereden bakacağımız konusunda da farkındalık oluşturan bir roman.

    Birbirlerine tematik olarak çok benziyor bu iki kitap. Ama Kadir'in hayatında etkinlendiğim halde Holden'ı gözümde hiçbir yere taşımayan şey aslında ergenlik dönemi gelişim özelliklerinin tüm olumsuz yanlarını üstünde taşıyor olması. Egosantrik bakış açısıyla dünyaya bakarken bir anda karşılaştığı rahibeler için içinde fedakarlık ırmakları akması, samimiyeti; bir tarafta nefret ettiği arkadaşına yapışması halinde, aslında uyumlu olduklarını anladığımız arkadaşını hiç aramaması. Bunu canının istememesi :D
    Tutarsızlıkla ilerleyen bölümlerin neresinde ne olacak derken bitiyor Holden'ın yürüyüşleri :D
    Mutlu kelimesinin 2 yerde geçtiği, buna karşılık lanet olsun kelime grubunun her sayfada gözümüze çarptığını da belirteyim.

    Üstüne seni neydi bu kadar ünlü yapan diye biraz interneti karıştırınca, beni kendine çekemeyen Holden, John Lenon katilinin idolüymüş, onu öğreniyorum. En yasaklı, en popüler, en çok sansürlenen kitaplar listelerinde iyi sıralar elde edilen kitap da anladığım kadarıyla işte o Holden'ın bana işlemeyen ruhu.


    Ben, kendimce daha iyi bir 17 yaş kafası,
    dünyayı daha iyi yorumlayabilecek muhakeme gücü ve içindeki egosantrik bakışı kendi özüne döndürebilen, kendini keşfetme sürecini başlatan bir gençlik diliyorum.

    Yoksa,
    Her şeyi ben bilirim diyenler,
    Bananeciler kadar çoğalmış sananeciler
    Canım istemiyor yapmam, canım istedi üzebilirim, vurabilirim, keyifciğim diyenler
    Ve
    Dünyadan banane ben mi kurtarıcam diyen, tahammülü bitik, sorumluluklarına sırt çevirmiş, "mış" gibi yaşayan vitrin insanlarının sayısı katlanarak artıyor.

    İçinizdeki Holden'dan kurtulun ;)

    Daha iyi kitaplarla, keyifle...