• Ölüm ve Aşk,

    Tüm dünyevi otoriteler bu iki kavrama karşı acizdir.
    Tüm dünyevi otoritelerin
    kendisini red edene, itiraz edene, karşı çıkana tehdidi
    bedeni üzerindedir.
    Beşeri sistemleri en rahatsız eden,
    Otoritelere karşı çıkanın ölümü göze almasıdır.
    Semavi dinlere iman edenler için, Şehitlik
    Semavi dinlere iman etmeyenler için, Ölüm orucu …
    Otoriteleri aciz bırakan diğer kavram Aşk tır.
    Aşk ön kapından girince başka inançlar arka kapıdan çıkar
    İnsanlar arası olan aşk, çatışma ve kavga ile biter.
    Kırgınlık kabul edilirse ilişki sürer, yani
    ( amiyane tabirle ) Ya numara yapılır ya da ilişki red edilir.
    Bu sebeble kişi en üst sevgisini, Alemlerin Rabbi Allah a hasretmelidir.
    “ Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir.” (2/165)
    “,,,öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O’nu (Allah’ı) severler.” (5/54)

    Psikoloji günlükleri,
  • "Zenginlik insana ait bir özellik değil" diyorum. "Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram bir takım sıfırlar... Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz... "
  • "Aşkın bu denli sıradan bir kavram olmadığına inanıyorum ben."
    Canan Tan
    Sayfa 22
  • Seferber, iki ayda bir çıkarılması planlanan edebiyat, düşünce ve gençlik dergisidir. ilgili Türkiye nin bilinen düşünce adamlarının yazıları derginin temel vizyonunu oluşturmaktadır.  Türkiye nin ve  dünyanın meselelerine karşı gençliğin bakışını yansıtması bakımından üniversiteli öğrencilerin yazıları da sık sık yayımlanacaktır.

       Derginin Amacı

       Türkiye nin önemli düşünce adamlarının ve üniversiteli öğrencilerini ilgilendiren birçok konuda yazıların yer alacağı Seferber dergisi ile eylem ve düşünce ufkunu yansıtmak amaçlanmaktadır. Bu anlamda insanlığın genelini ilgilendiren konularda bir duruşun dergi üzerinden ortaya konulması amaçlanmaktadır. 
       “Seferber” günümüzde düşünmenin ve yaşamanın bütün boyutlarıyla ilgilendiren sahalarda nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin çabaların bir araya geldiği bir dergi olmayı amaçlamaktadır. Tarihlerinden, geleneklerinden kopmadan geçmişin değerlerini alarak bugünün zaman ve zemininde yaşanılabilir bir huzur anlayışını sağlıklı bir şekilde oluşturmak amacıyla çalışmalarına başlamıştır.
    Ayrıca üniversite öğrencilerinin fikirlerini ortaya koyabilecekleri ve birbirleri ile paylaşabilecekleri bir platform olarak “Seferber dergisi” vesilesiyle gençler arasında iletişimin artması ve bilgi paylaşımının geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

       Derginin İçeriği 


       Seferber; birçok konuyu ihtiva edecek şekilde dikkat çekici, okuyucuyu sıkmayacak akıcılıkta ama sadece boş vakit geçirmek için okunmayacak ciddiyette bir içerikle yola çıkmaktadır. Dolayısıyla içeriğinde kimi zaman güncel, sosyal, siyasi olayların ciddi birer analizi sunulmakla birlikte karikatürler, film analizleri ve seyahat notları gibi keyifle okunacak içeriklerle de okuyucuyu karşılamaktadır.
       Seferberin her sayısı belli bir dosya konusu ile başlayacaktır. Dosya konusunda ise bir dünyada tanınan öncülerin hayatı ve mücadelesi farklı açılardan konu edilecektir. Dolayısıyla her sayı insanlığın problemlerine nasıl çözüm aradığını ve tarihin önünü nasıl açtığını okuyucuya sunmaya çalışacaktır. Öncülerin biyografisi ortaya konulduktan sonra öncüye ilişkin ciddi bilgi sahibi yazarların yazılarından oluşan bölümler dosya konusunda okuyucuyla buluşacaktır.  
       Öncüler ile ilgili yazılar nihayete erdikten sonra derginin diğer üçte ikilik kısmına geçilecektir. Bu kısımda ise birbirinden farklı birçok başlık okuyucuya sunulmaya çalışılacaktır. Fakihlerin, seyyahların, şairlerin ve daha birçok karakterin tanıtılacağı denemeler, seyahat notları, şiirler ve daha birçok yazı örneklerini okuyucular ilgiyle takip edebileceklerdir. Ayrıca tarih şuurunu yansıtmak adına tarihten farklı olaylar ve kişiler birbirleriyle mukayeseli olarak ele alınacaktır.
       Seferber, insanlığın farklı renklerini ve değerlerini anlamak adına ülkelerin kültürlerini ve hayata bakışlarını ilgili konular üzerinden okuyucuya aktarmaya çalışacaktır.
       İnsanlığın siyasal şuuruna katkıda bulunmak amacıyla asrı saadetten bu yana uygulanmış siyasi politikaların ve kararların bugün nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiğine dair ufuk açıcı analizler Seferberin okuyuculara sunacağı konulardan bir başkasıdır.
       İnsanlığın coğrafi ufkunu zenginleştirmek adına birçok ülkenin tarihi ve kültürü ele alınacak ve bunların ülkemizle mukayesesi yapılacaktır.
       Seferber, insanlığın ilmi, kültürel ve sanatsal açıdan özgün bir bakış açısı kazanması amacıyla çeşitli röportajlar, film ve fotoğraf analizleri, karikatürler ve kitap tahlilleri gibi birçok farklı konuda yazılarla da okuyucuların karşısına çıkacaktır.
       İnsanlığın nazariyatını oluşturan kavramlar, tarihi süreklilikleri ile birlikte incelenerek bir kavram bilinci oluşturulmaya çalışılacaktır. Bu anlamda tarih içinde çeşitli nedenlerle anlamı değişmiş birçok kavramın asli anlamını öğrenerek zihnin inşasına mütevazı bir katkı yapmak amaçlanmaktadır.
       Seferber, güncel olaylar üzerine de gerektiği kadar eğilerek yaşanan olaylara karşı nasıl tavır takınması noktasında lokomotif rol üstlenmeyi amaçlamaktadır. Böylece insanlığın maruz kaldıkları olaylara batının yönlendirme ve kışkırtmaları üzerinden değil bizzat kararları üzerinden tavır takınmanın yolları aranacaktır.
    Ne mutlu Sefere çıkanlara ve Seferber olanlara…
  • İnsanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram.
  • “Başıboş olmanın bizi her zaman heyecanlandırmış olduğu inkar edilmemeli. Bu kavram zihnimizde geçmişten ve baskıdan, kanun ve usandırıcı yükümlülüklerden kaçışla birlikte, mutlak bir özgürlükle de ilintilenmiştir. Ve tüm yollar her zaman batıya çıkar.
    Jon Krakauer
    Sayfa 22 - Siren yay.
  • Zülfü Livaneli, Huzursuzluk romanında, çok yakınımızda olan bir insanlık trajedisini konu alıyor. Bu roman, ismindeki gibi insanın içine huzursuzluk düşürüyor ve kitabın ana karakteri gibi, okuyuculara da "İnsanlık diye yücelttiğimiz şey aslında ne aşağılık bir kavram" diye düşündürüyor. 8 yaşındaki Nergis'in başına gelenler ise huzursuzluktan da öte, insanlığından uyandırıyor okuyucuyu.
    Hikayenin temelini ise, tüm Ortadoğu'nun adeti denilen, kendi kanından sarhoş olan devenin öyküsü özetliyor bence. Fakat Hüseyin'im Amerika'daki faşist cinayeti de bu deve öyküsünü evrenselleştiriyor. Birbirimizi dinimize, ırkımıza, inançlarımıza göre bölüp, düşman belleyerek kendimizi öldürüyoruz aslında.