Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·368 syf.··
2020 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2020 00:43
Kitabın konusu, müreffeh fakat kötürüm bir genç kızın kendisine acıyıp gününün bir kısımı ona ayıran subaya teskin edilmez şekilde aşık oluşu ve bütün gayesini, hayatını, tedavi sürecini subaya duyduğu namütenahi aşk üzerine kurmasıdır. Karakterlerin duyguları dile üstadane şekilde getirilmiş. Güzel bir kitaptı fakat merak ederek, heyecanlı okumadım. Sonu baştan belli gibiydi. (sırf yazmış olmak istediğim için yazdığım bir inceleme.)
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2020 13:36
Zweig' ın en sevdiğim kitabı diyebilirim. Beni çok etkilemişti. Merhamet ederken bile haddini bilmek gerektiğini, Tanrı olmadığımızı, herkese yetişemeyeceğimizi çok sarsıcı bir hikayeyle işlemiş. Okuduğunuza pişman olmazsınız...
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
Zweig'in küçük kitapları yanında pek görünür olmamış ama aslında oralarda anlattığı her şeyi daha kapsamlı ele aldığı, aslında çok iyi bir roman yazarı da olabilecegini kanıtladığı, bize ait olmayan veya bambaşka sebeplerle tutundugumuz, tutunur gibi yaptigimiz duyguların onlarca(en iyi ihtimalle) insanın hayatini etkileyebilecegini gösteren, duyguların, söylemlerin eylemler kadar, hatta onlardan bile daha güçlü olabileceğini söyleyen, külliyatındaki nadir ve benzersiz parça.
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 00:00
Gerçekten bayılarak okuduğum kitaplardan biriydi. Kesinlikle okunması gereken bir kitaptı. Yer yer kendimi gördüğüm, öz eleştiri yaptığım bir kitaptı. Gen teğmenin acıma duygusu ve engelli kızın umutlanışı çevresel müdahaleler dolayısıyla " Keşke" lere boğulduğum bir kitaptı.
Edebiyat
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Yıllardır kitaplığım da duran bir kitaptı. Ve şimdiye kadar okumadığım için çok pişmanım. Genelde Stefan Zweig kitapları ince olurdu bu kitabın yazarının o olduğu bile dikkatimi çekmemişti. Fazlasıyla güzel bir kitaptı. Bayıldımmm
Edebiyat
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
9/10
·368 syf.··
2019 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 12:11
Stefan Zweig gibi bir kalemi şimdiye kadar okumamış olmamı kendi adıma talihsizlik olarak görüyorum. Yazar hem anlatım diliyle duygularınıza çarpıcı bir şekilde dokunuyor hem de karakterlerin yerine kendinizi koymanıza neden oluyor. Kitap her ne kadar roman olsa da ve çok akıcı olsa da ben ağır ağır okumak istedim. Psikolojik olarak öyle analizleri vardı ki düşünmeden kafa yormadan geçemedim. Anlatılan her çıkmazda ben olsaydım nasıl çıkardım işin içinden dediğim çok oldu. Kitap klişe bir hikaye üzerinden başladı izlenimi verse de okudukça öyle olmadığını anlıyorsunuz. Felçli bir kız, bir süvari subayı, bir doktor ve kızını çok seven babanın etrafında işleniyor. Okurken yer yer her karakterin penceresinden bakıyor ve ona hak veriyorsunuz. Merhamet neye sebep oluyor sevmek mi sevilmek mi gibi soruların cevaplarını buluyor ve içinize sine sine bu cevapları öğreniyorsunuz. Keyifli okumalar.
AcımakStefan Zweig · Akvaryum Yayınları · 20127,5bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 3. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 22:23
Eğer karşınızdakine sevdiğiniz yada sevmediğiniz sırf kalbi kırılmasın diye “hayır” , “yapmam” diyemiyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun derim . Örnek bir eser olmuş bu konuda . Eski ben i gördüm eser de açıkçası, biraz kendimi okudum sanki.. Keşke bunu yıllar önce okusaydım da hayatta tecrübe ettiğim şeyi bu eserde yıllar önce öngörseydim..
1000Kitap
Sabırsız YürekStefan Zweig · Can Yayınları · 20147,5bin okunma
Puan vermedi·451 syf.··
2023 55. kitabı
Sabırsız Yürek Teğmen Hofmiller bir gün bir malikanenin davetine katılır. Orada genç bir kızı dansa kaldırmak ister. Ama gelgörelim kol değneklerini masanın altından göremediği genç kız, engellidir. Sonra Delikanlı, yaptığı mahçubiyeti içine yer edinir ve elinde çiçeklerle af dilemek için malikanenin yolunu tutar. Önceleri Edith bu duruma bir anlam veremez. Ama gittikçe teğmene alışmaya başlar. Condor, Edith'in doktoru.. Sık sık malikaneye Edith'i muayeneye geliyordur. Orada doktorla samimiyetini ilerleten teğmen, doktordan Edith'in durumunu öğrenmeye çalışır. Edith hiçbir zaman yürüyemeyecek mi? der. Condor maalesef durum çok kötü.. Delikanlıyı acıma duygusu sarmıştır bir kere.. Edith'e yardım edecektir. Hatta bunun için yeni bir tedavi bulundu diye de elinde olmadan onu ve ailesini umutlandıracaktır. Gerçi delikanlı umutlandırmakla kalsa yine iyi.. Kendini Edith'in duygularını istemediği halde, ona karşılık verirken bulacaktır. Arkadaşları "hayırlı olsun, Kekesfalva'nın sakat kızı ile nişanlanmışsın" der onunla alay eder. Oysa teğmen durumu inkar eder. Ve bu yüzden onursuzluk ettiğini düşünüp intihar etmeyi düşünür. Neyse ki vedalaşmayı düşündüğü albayı, onu karargahın adına leke gelmesin diye, başka bir şehre tayin eder, konu kapanır. Nitekim arkasında gözü yaşlı engelli kızı bıraktığını bilen teğmen rahatsızlık duyar. Ve tren istasyonunda Edith'e telgraf çeker. Ama aksilik bu ya.. O sıralarda ülke, Avusturya Macaristan velihattının süikasti ile çalkalanmaktadır. Bu yüzden telgraf ulaşmaz. Edith terkedildiğini düşünerek intihar eder. Babası ise kızının acısına daha fazla dayanamaz. Olayları duyan teğmen.. Vicdan azabı çeker, velihat prensin öldürülmesiyle başlayan 1. Dünya Savaşı'na gönüllü olarak katılır. ### Son söz Bu kurguda sabırsızlanan biran önce
Sabırsız YürekStefan Zweig · Can Yayınları · 20067,5bin okunma
Acımak
9/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 08:24
1881 Viyana doğumlu Stefan Zweig, oldukça varlıklı bir ailenin çocuğudur. Yaşadığı Habsburg İmparatorluğu, çağının en renkli ve çok kültürlü dönemlerinden biridir. Çünkü bu imparatorlukta Yahudiler, Hırvatlar, Macarlar, Slovaklar ve Balkan halkları gibi birçok ulustan insanlar bir arada yaşar. Bu çok kültürlü yapı; din, dil ve kimlik zenginliği; ayrıca Zweig’in çok yönlü aile ortamı, onun dünya görüşünü ve yazarlığını derinden etkilemiştir. Bu nedenle Zweig’in düşünce dünyası, milliyetçi duyguların çok ötesine taşarak evrensel bir insancıllığa dönüşmüştür. O yalnızca Avusturyalı bir yazar değildir; tüm insanlığı kucaklayan bir dile ve bakış açısına sahiptir. Onun için milletten önce “insan olmak” gelir. Eserlerinde insan onuru, vicdanı ve kişiliği her şeyin önündedir. Milliyetçi değildir, ırkçı hiç değildir. “Biz ve onlar” dilini kullanmaz; o yalnızca insanı anlamaya, çözmeye ve insana dair her duygunun özünü yakalamaya çalışır. Acımak romanı da bu insancıl anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Romanın konusu birçok okuru kolayca ağlatacak kadar hüzünlüdür; ancak Zweig, kötürüm bir genç kızın dramını asla melodrama düşmeden, duygu sömürüsüne kaçmadan anlatır. Okur roman boyunca hem kendini hem de karakterleri sorgular; Zweig adeta insan olmanın resmini çizer. Romanın kadın kahramanı Edith, yürüyemeyen genç bir kızdır. Annesi ölmüştür; babasıyla birlikte bir villada yaşar. Zengin ve konforlu bir hayatları olsa da Edith’in dünyası sınırlıdır. En yakınında ona arkadaşlık eden kuzeni vardır. Edith, onunla sıkıntılarını ve hayallerini paylaşır. Aynı bölgede görev yapan Teğmen Anton Hofmiller, gösterişli fakat yüzeysel bir subaydır. Edithlerin davetine katıldığında romanın kader anı yaşanır. Teğmen, dikkatsizliği yüzünden Edith’i dansa davet eder; ancak Edith
İnceleme
AcımakStefan Zweig · Altın Kitaplar Yayınları · 19737,5bin okunma
9/10
·464 syf.··
2026 162. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 22:09
~Sabırsız Yürek Acımakla sevmek arasındaki çizgi ne kadar ince? Bu kitabı okurken çokça kendime sorduğum soru tam olarak buydu :) Ana karakter Toni’nin yaşadığı o vicdan muhasebesi beni aşırı gerdi. Bazen “yok artık bunu da yapmazsın” dedim, bazen de “aslında ben de olsam aynı hataya düşerdim” diye aklımdan geçirdim. Özellikle sırf birini kırmamak için yapılan şeylerin nasıl daha büyük bir yıkıma dönüştüğünü görmek gerçekten baya çarpıcıydı. Kitap boyunca içimde sürekli bir huzursuzluk vardı. Hani böyle bir şeylerin yanlış gittiğini bilirsiniz ama durduramazsınız ya… tam olarak o his. Zaten adı gibi: sabırsızlık, acele kararlar, duyguların net olmaması… hepsi üst üste geliyor. En çok da şu fikre takıldım: Birine gerçekten yardım etmek mi istiyoruz, yoksa sadece kendimizi iyi hissetmek için mi “yardım ediyoruz”? Genel olarak eseri ele almak gerekirse insanı biraz rahatsız ediyor ama iyi anlamda. Sonunda Edith ve Toni’nin birebirlerini seven bir çift olmasını isterdim ama Stefan Zweig onları bir daha hiç birleşmeyecek şekilde ayırdı. Bu bir tık üzücü olsa da okumak isteyenlere çokça tavsiye ederim, şimdiden keyifli okumalar dilerim. Stefan Zweig
Duygu ve Düşünce
Sabırsız YürekStefan Zweig · Can Yayınları · 20147,5bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.