Beyaz Kale

Orhan Pamuk
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·160 syf.··
2020 69. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 04:00
Kitap, 17.Yüzyıl Osmanlısında, Türk korsanları tarafından tutsak edilen Venedikli bir köle ile bu köleyi sorumluluğuna alan Hoca arasında geçenleri konu alıyor. İlginç olan şudur ki: Hoca ile Venedikli köle birbirlerine adeta bir ikiz gibi benzemektedirler. İlgi duydukları bilim dallarından tutun dış görünüşlerine kadar birbirlerine benzeyen bu kafadarlar, padişahın emir ve buyrukları üzerine birlikte bilimsel çalışmalar yaparlar. Roman ilerledikçe bu benzerliğin iyice farkına varacaklar ve "Senin gibi oldum ben.Ben, sen oldum." diyeceklerdir.. Eserde yine 17.Yüzyılda Dünya'yı kasıp kavuran Veba salgını da dolaylı olarak işlenmekte. Veriler aynı günümüzdeki gibi şeffaf olarak hazırlanıyor sadece mavi tabloları eksik...Arada 365 yıl olduğu için mazur görüyorum. Edebi yönünü ele alacak olursak, üslubun neden önemli olduğunu kanıtlar nitelikte bir eser. Çünkü burda yok. Evet, sonu fena değil, tarihsel verilerden çok iyi yararlanılıp gerçeğin üstüne oturtulmuş ancak gidişat o kadar yavan, o kadar üsluptan yoksun ki azcık merakı olmayan biri defalarca elinden bırakabilir bu kitabı.Bir de kurgu da bariz hatalar var ki okuyunca anlayacaksınız. Yazar da kabul etmiş gerçi bu hatalarını. Orhan Pamuk'a böyle bir romanla başladığıma üzüldüm, umarım hepsi bu tarzda değildir.
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 198711,2bin okunma
Kimin kalesi?
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 123. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2025 21:48
bir şeyler yazmak için çabalayan herkesin bu işin nasıl yürüdüğü hakkında bir ustanın fikirlerini rahatça öğrenebileceği bir kaynak. kitabın sonunda pamuk'un roman yazmak ve beyaz kale üzerine yazdıkları kitabı alelade bir kitap olmaktan çıkarıp yazma serüveni ve romancılık hakkında bir kitaba dönüştürüyor. yazarın ağzından kendi romanının analizini dinlemek ve işin kontorülünün nasıl elinden çıktığını, yaptığı göndermeleri, kullanığı kaynakları rahat rahat gözlemleyebiliyor olmak yazarla okur arasındaki bağlantıyı kitabın sonunda da olsa güçlendiriyor. kitaplarını okumuş olanlar kitabın sessiz ev'deki faruk darvınoğlu karakterinin önsözüyle başladığını hemen farkedebilirler. şahsen gerçekte de böyle birinin olup olmadığına dair şüpheye düşmedim değil ama yazdıklarını okuyunca hemen anlıyor yapılan hileyi insan. kitabın sonunda yazarın da açık açık dile getirdiği gibi tarih romanı yazmanın zorlukları nedeniyle bu yola başvuruyor. roman bir tarih romanı ve büyük bölümü padişahın çevresinde geçiyor ve yazarın olaylara müdahil etmek istediği pek çok olay ve kişi ne yazık ki herhangi bir zaman dilimine sığdırılamıyor. bu yüzden faruk darvınoğlu arşivleri karıştırırken böyle bir eseri bulduğundan dem vurarak hikayenin tarihsel bir değerinin olmadığını çünkü gerçeklerle uyuşmadığını anlatıyor buna rağmen hikayeyi yayınlamaya karar verdiğinden bahsediyor. tüm bunlar yetmezmiş gibi yazar biraz da abartarak bir de kitabı faruk'un kardeşine ithaf ediyor. yazar kitabın sonuna eklediği "beyaz kale üzerine" adlı bölümde bunu dile getirmesiyle ve yaptığının ne kadar akıllıca olduğunu farketmemizle bizden hemen bir artı puan kazanıyor. karakterleri nasıl oluşturduğunu, kitabı yazmadan önceki ilk fikrinin de neler olduğunu anlatıyor bize. böylece romanın nasıl aktığını,
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 198711,2bin okunma
Beyaz Kale
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2003 5. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2003 23:39
En çok para verdiğim Sahaf kitabımdır :) Aptal oldukları için başlarının üstünde gezinen yıldızlara bakıp düşünmüyorlardı, aptal oldukları için öğrenecekleri şeyin önce neye yarayacağını soruyorlardı, aptal oldukları için ayrıntılara değil özetlere meraklıydılar, aptal oldukları için birbirlerine benziyorlardı.
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 198711,2bin okunma
Tarihi dokularda seküler sorgular
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
Yıllar önceydi. Bu kitabı ilk okuduğumdan kalan tortular o kadar güçlüydü ki, bu akşam şöyle bir göz attığımda dahi aynı heyecanı tekrar yaşadım. Bu kitap doğrusunu isterseniz, yüzyıllar süren medeniyetimizin çöküş sebebini birkaç tarih kitabından daha güzel hatta net açıklıyordu bana. Konusuna gelince; 17. yy'da Türk korsanlarınca tutsak edilip İstanbul'a getirilen, astronomi ve fizikten anlayan Venedikli benzer ilgi alanına sahip bir Türk tarafından satın alınır. İşin garipliği odur ki, Hoca lakaplı bu Türk ile Venedikli ikiz kadar birbirine benzemektedir. Hoca kendi evinde bıkıp usanmadan yıllarca onun ilmini ve yazmayı tasarladıklarını öğrenmeye çalışır. Veba salgının kol gezdiği İstanbul ve çocuk yaştaki sultanın hayalleri de anlatıcı olan Venediklinin ağzından sıralanır kitapta. Bir de zamanın ötesinde insanların kullandığı örümcek şeklinde yürüyebilen bir silah yerleşmiştir hikayeye sembol olarak. Bu sembol yeni akım ve düşüncelerdir, ahali ile ordu içinde hoş karşılanmaz. Sonunda Hoca ile Venedikli bir gün yer değişirler ve Hoca İtalya'da ünlü bir yazar ile bilim adamı olurken Venedikli ise Hocanın yerinde bizim içimizde sıradan biri olarak kalır. Tıpkı o yüzyıl ve sonrasının Osmanlı'sı gibi... "Her şeyi birbiriyle ilgili görmek hastalığına yakalanmış çağdaş okur için bir gölge hikayesidir" yazıyor arka kapağında (!). Hasan Ali Toptaş üstadın da asla ödünç vermem dediği 10 kitaptan biri. Peki neden? Nedir genç yaşında yazdığı bu romanın sırrı Orhan Pamuk'un? Cevabı, oldukça sade bir dille, Osmanlı 'nın çöküş nedenlerinden en önemlisini bize hatırlattığı için olabilir mi? 15 ve 16yy'ın yarısı bizimdi pek çok tarihçiye göre (!!). Pozitif bilimlerdeki ilerlemeler biz ve bize bağlı ülkelerden çıkıyor, ordumuz yenilmiyordu(!) Zamanı tartışılır belki ama Yavuz
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 198711,2bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 106. kitabı
son kısmında orhan pamuk, kitap kurtları için, "çevrelerinde acılarını ve hazlarını paylaşacak kimse olmadığı zamanlar daha da hüzünlü bir güzelliğe bürünen hastalar" diyor. daha mütiş bir tanım okumadım sanırım.
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Can Yayınları · 198711,2bin okunma
Ben Kimim?
9/10
·133 syf.··
2020 48. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 13:01
Sartre'ın da dediği gibi: Tek tasamız zaten varolan düşüncelerimizin bize görkemli şekilde sunulmasıdır. Zihnimde yer edinmiş "varoluşsal mücadele", "bunalım", "anlam arayışı" gibi düşüncelere bir kitapta rastlayınca o kitabı özümsememem mümkün değil. Hayatımızın belirli evresinde kendimize sorduğumuz ve bizi belki de varoluşsal krizlere kadar götürecek bir soru vardır. Bu kim olduğumuzun ya da neden hayatta olduğumuzun sorgulanmasının ilk adımıdır. İçinde yaşadığımız bu dönemi seçemiyoruz fakat yapabileceğimiz tek şey bu dönem içerisinde kendimizin ne olacağını seçmektir. Çeşitli ruhsal ve kültürel devinimler deneyimlerle varolduğuna göre kendi özümüzü, karakterimizi, değerlerimizi kendimiz belirleriz. İşte bu eser bu varoluşsal mücadelenin, kimlik sorununun, seçilmiş hayatın bir kurgusudur. Kitapta geçen olayı içselleştirerek gerçek hayatta fiziken kendimize çok benzeyen biriyle yer değiştirip artık onun kendimiz gibi, kendimizin de onun gibi yaşam sürmesini düşününmek bile önce varolup sonra özü kazandığımız sonucuna çıkıyor. Varoluşçu bir bakış açısına sahip olmamla birlikte kitaptan şu sonucu çıkarıyorum: "Ruhsal benzerlikler aslında tek bir insanın yaşamıdır. Fiziken benzerlik ise bunun sadece somut görünüşüdür. Ayrıca seçtiğimiz, belirlediğimiz hayatımız ve kişiliğimiz kendimizin ne olacağına karar verir."
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
9/10
·152 syf.··
2020 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2020 21:18
Beyaz Kale, edebiyatseverler tarafından Orhan Pamuk'un kendi tarzını oluşturmaya başladığı ilk romanı olarak kabul edilmektedir. Böyle bir kabulün olmasının sebebi, Orhan Pamuk'un kronolojik olarak daha sonra yazdığı eserlerinde sıklıkla kullandığı "başkası olma" metaforunu ilk olarak bu eserinde kullanmasıdır. Zira Orhan Pamuk'u Orhan Pamuk yapan en önemli özelliklerden birisi budur. Orhan Pamuk eserlerini belirli bir düzen içerisinde okumayı başaramamış bir okur olarak, ilk paragraftaki gibi keskin bir yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum. Fakat Orhan Pamuk'un birçok kitabını okumuş bir okur olarak, bu eserinde diğer kitaplarındakine benzer bir dil ve üslup bulduğumu, buna karşın Beyaz Kale'den sonra yazılan eserlerindeki kadar usta bir anlatımın olmadığını ifade etmek isterim. Dolayısıyla bu esere Orhan Pamuk'un bir yazar olarak emekleme döneminden çıktığı ve o muazzam yürüyüşünün ilk ayak seslerini duyduğumuz eseri diyebiliriz. Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, 17. yüzyılda Türk korsanları tarafından tutsak edilen Venedikli bir köle ile kendisini satın alan Türk bir Hoca arasındaki ilişki anlatılır. Burada ilginç olan şudur: Türk Hoca ile Venedikli köle birbirlerine adeta bir ikiz gibi benzemektedirler. İlgi duydukları bilimden tutun fiziksel olarak dahi birbirlerine benzemektedirler. Roman ilerledikçe bu benzerliğin iyice farkına varacaklar ve "Senin gibi oldum ben. Ben, sen oldum." diyeceklerdir... Venedikli köle ile Türk Hoca, zamanla birbirlerini anlamak ve tanımak için aynı masanın ucuna oturup sohbet ederler. Kendilerine "Ben neden benim?" sorusunu sorarlar. Hatta aynanın karşısına geçip birbirlerine bakarak birçok derin sohbete dalarlar. Bu noktada, Türk Hoca ile Venedikli kölenin sürekli masanın iki ucuna oturmaları ve ayna karşısına
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
9/10
·156 syf.··
2025 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 20:57
Beyaz Kale – Orhan Pamuk Samimi Bir İnceleme Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale”si, insanın kendiyle yüzleşmesini neredeyse ürkütücü bir aynaya dönüştürüyor. Romanın merkezinde bir Venedikli esir ile onu tıpatıp andıran bir Osmanlı âlimi arasında geçen kimlik savaşı yer alıyor. Ve evet, bu sadece bir Doğu-Batı çatışması değil; aslında ben kimim? sorusunun etrafında dolaşan bir iç hesaplaşma. Pamuk bu kitapta çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Bazen bir bilim kurgu gibi, bazen felsefi bir deneme gibi, bazen de tarihi bir masal gibi akıyor. Anlatıcı, Venedikli esirin gözünden hem Osmanlı’nın düşünsel dünyasına tanıklık ediyor hem de onunla birebir benzerlik taşıyan Hoca adlı karakterle aralarındaki gerilimli ilişkiyi aktarıyor. Bu iki adam birbirlerinin zıttı mı, yoksa aynı kişinin iki yarısı mı? İşte asıl soru bu. Kitabın temposu yavaş ama dikkatle örülmüş. Eğer sabırsızsan sıkılabilirsin; ama biraz içine girdin mi, anlatının büyüsüne kapılıyorsun. Özellikle aynılık, kimlik, taklit, üstünlük gibi temalar yavaş yavaş işleniyor ve sonunda kendine dönüp sormadan edemiyorsun: “Beni ben yapan ne?” Orhan Pamuk’un dili bu kitapta daha ölçülü, daha simetrik. Metin hem mesafeli hem derin. Samimi ama steril; sanki duygudan çok fikir anlatıyor. Fakat bu mesafe okurun düşünsel olarak derinleşmesini sağlıyor. Bazı cümleler var ki altını çizip durup düşünmeden geçemiyorsun. ⸻ Kapanış: Beyaz Kaleye Dair Duygularım “Beyaz Kale” bence her okuyuşta farklı bir anlam sunabilecek bir roman. Gençken okursan kimlik arayışını, büyüdükçe yalnızlığı, yaş aldıkça benliğin parçalanışını görebilirsin. Kısa ama yoğun, sessiz ama çarpıcı. Kimsenin aynasında kendini arama hissini seviyorsan ve sorularla kalmaktan korkmuyorsan bu kitap seni içine çeker. Keyifli okumalar..
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
Kral çıplak devam!
Başı iyi başlamış olsa da sonrası maalesef akmadı, hem sıradan dili hem yavaş ilerleyen kurgusu oldukça vasat. Komik olmaya çalışmış ama olamamış. Aynı konunun çok daha başarılı versiyonu için bakınız: Kitab-ül Hiyel İhsan Oktay Anar
1000k
Beyaz KaleOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201211,2bin okunma
9/10
·133 syf.··
2018 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2018 21:53
Orhan Pamuk romanlarında genel olarak biliriz ki ağırlık olarak Doğu ve Batı karşılaştırması ve farklı görüşleri süzgeçten geçirme vardır. Bu kitabında ise farklılıklara baktığımız kadar benzerliklere de bakıyoruz. Bunun için de Orhan Pamuk sürekli olarak ayna imgesini kullanmış. Venedikli köle ile Hoca arasındaki benzerlik dile getirilirken bir aynaya bakma imgesi kullanmış. Doğu ve Batı’nın karşı karşıya geldiği noktaları gördüğümüz kadar ortak paydalarını da görüyoruz. Doğu ve Batı bakışlarının olduğu romanlarda karşımıza genel olarak çıkan unsurlar aynıdır, aslında bu unsurları bir romanda filan görmemize de gerek yoktur pek, ufak bir düşünme ile fark edebiliriz ki bu bakışlardaki bulguları günlük hayatımızda da rahatlıkla görebiliriz. Bir yerde okumuştum ama kaynağını hatırlamıyorum. Batı’nın Doğu’ya bakışı Doğu’nun Batı’ya olan bakışından değişiktir. Hem Doğu’ya karşı merak vardır hem de bu merakla beraber öğrenme ve tanıma isteği vardır ve tabii ki de bunlarla beraber Doğu Batı’nın gözünde sürekli olarak kolay yutulabilecek tek hamlelik bir lokma gibidir, zaten tarihteki ve günümüzdeki birçok olay da bu durumu doğrular niteliktedir. Doğu’nun Batı’ya bakışı ise yabancı, kâfir, gavur ve düşman olduğu kadar da bir kesimi tarafından sürekli olarak ulaşılmak istenen kültürdür. Beyaz Kale’de de bu unsurlar işlenmiş olup sürekli olarak Doğu ve Batı çatışmasını irdelerken benzerliklerini de gösteriyor. Aslında daha ilk sayfasından bu çatışmayı ve benzerliği okuyoruz. İlk olarak daha kitabın ilk sayfasında Doğu’nun ve Batı’nın gemilerinin çarpıştığını okuyoruz, Doğu Batı’nın gemilerini yendikten sonra Batı’nın kişilerini esir olarak alıyor ve devamında da Batı’nın aldığı kendi esirlerini kurtarıyor. Yani burada iki kesim tarafında da ufak bir benzerliği okuyoruz ama
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma

Yazar Hakkında

Orhan PamukYazar · 33 kitap
Ferit Orhan Pamuk (d. 7 Haziran 1952, İstanbul), Türk yazar. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra 2006 yılında Nobel Ödülünü kazanarak bu ödülü alan en genç yaşta alan iki kişiden biri olmuştur. Kitapları altmış dile çevrildi, yüzü aşkın ülkede yayımlandı ve 11 milyon baskı yaptı. 2006 yılında TIME dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçilen Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk'tür. Yaşam öyküsü Orhan Pamuk yazarlığa 1974 yılında başladı. 1979 yılında ilk romanı olan "Karanlık ve Işık" ile katıldığı Milliyet Roman Yarışmasında birincilik ödülünü Mehmet Eroğlu ile paylaştı. Bu romanı ancak 1982 yılında Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlandı. 1983 yılında bu kitapla Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görüldü. Pamuk'un daha sonra yazdığı kitaplar da çok sayıda ödül kazandı. İkinci romanı olan Sessiz Ev 1984 yılında Madaralı Roman Ödülünü kazandı. Bu romanın Fransızca tercümesi de 1991 yılında Prix de la Découverte Européenne ödülüne hak kazandı. 1985 yılında yayımlanan tarihi romanı Beyaz Kale ile 1990 yılında ABD'de Independent Award for Foreign Fiction ödülünü kazandı ve yurtdışında tanınmaya başlandı. Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımlanan Kar kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik meseleleri üzerine kurulu bir politik roman olarak tanımlamaktadır. Kar romanı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir. Yıllar geçtikçe Orhan Pamuk'un Türkiye dışındaki ünü artmaya devam etti. 1998 yılında yayımlanan Benim Adım Kırmızı 24 dile çevrildi ve 2003 yılında İrlanda'nın ünlü International IMPAC Dublin Literary Award ödülünü kazandı. Romanlarının dışında, yazılarından ve söyleşilerinden seçmelerin ve bir hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler (1999) ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz adlı filmin senaryosu (1992) vardır. Bu senaryo, 1990 yılında yayımladığı Kara Kitap romanındaki bir bölümden yola çıkılarak yazılmıştır. Orhan Pamuk ABD'de yayımlanan Time dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının "Time 100: Dünyamızı Biçimlendiren Kişiler" başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100 kişiden biri oldu. 2007 Mayıs'ında yapılan 60. Cannes Film Festivali'nde jüri üyeliği yapmıştır. Nobel Ödülü Orhan Pamuk 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak Nobel Ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tarihe geçmiştir. Akademi'nin 12 Ekim 2006 günü saat 14:00 civarında yayımladığı, “ 2006 Nobel Edebiyat Ödülü 'Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan' Orhan Pamuk'a verilmiştir. ” şeklindeki basın bildirisiyle Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verildiği resmen açıklandı. Pamuk 7 Aralık 2006'da, İsveç Akademisi'nde Babamın Bavulu başlığı altında hazırladığı Nobel konuşmasını Türkçe yaptı, Türkçe bilmeyen izleyiciler ellerindeki çeviri metinden konuşmayı takip etti, birçok televizyon kanalı konuşmasını canlı yayınladı. Orhan Pamuk ödülünü 10 Aralık 2006 günü Stockholm Konser Salonu'nda düzenlenen ödül töreninde İsveç kralı XVI. Carl Gustaf'ın elinden aldı. Romancılığı Orhan Pamuk'un romancılığı postmodern roman kategorisinde değerlendirilmektedir. Eleştirmen Yıldız Ecevit Orhan Pamuk'u Okumak adlı kitabında onun avangard romancılığını değerlendirmektedir. Özellikle Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı'dan yola çıkarak bize kendisini ve olayların gelişimini anlatır. Aynı şekilde edebiyat tarihçisi Jale Parla da Don Kişot'tan Günümüze Roman adlı kapsamlı yapıtında, Benim Adım Kırmızı'dan hareketle Orhan Pamuk'un eserlerini karşılaştırmalı edebiyat bağlamında irdeler. Parla'ya göre Pamuk, Türk romanının aldığı önemli dönemeçlerin sahibi olan bir yazardır. Doğu-batı sorunsalıyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardan birisidir Pamuk, bu sorunsalı kültürel ve felsefi içerimleriyle edebiyatına taşımış, özellikle Kara Kitap'ta bu tema bağlamında önemli, çok katmanlı bir edebi metin örneği sergilemiştir. Eleştiriler Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması değişik tepkilerle karşılaştı. Ödülün Pamuk'a Türkiye tarihi ile ilgili demeçleri dolayısıyla verildiği iddiasında bulunuldu. Orhan Pamuk Nobel ödülünü almadan on ay önce 19 Aralık 2005 Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan Erol Manisalı'nın "Orhan Pamuk Nobel'i Garantiledi" başlıklı yazısı Pamuk'un ödülü almasının ardından popülerleşti ve Orhan Pamuk'un Nobeli hakkındaki olumsuz eleştiriler bu yönde gelişti. TRT'de Banu Avar'ın hazırlayıp sunduğu "Sınırlar Arasında" adlı belgeselin Pamuk'un Nobel ödülünü almasından bir gün sonra yayımlanan bölümünde Pamuk, Nobel ödülleri ve İsveç ile ilgili olumsuz eleştiriler yer aldı. Demirtaş Ceyhun hazırladığı imza metninde Orhan Pamuk'un kitaplarını "Amerikan patentli postmodern romanlar olarak" adlandırmış ve "Nobel ödülünün Pamuk'a verilmiş bir ücret" olduğunu söylemiştir. Basında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Orhan Pamuk'u kutlamadığına dikkat çekildi. Ödüle yabancı basından olumsuz eleştiriler de gelmiş, ödülün siyasi sebeplerden dolayı verildiği belirtilmiştir. Orhan Pamuk'un eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup ve yazıları da kimi eleştirilere uğradı. Bir kısım edebiyatçı Orhan Pamuk'un eserlerindeki bazı bölümlerin diğer yazarlara ait başka eserlerden fazlasıyla esinlendiğini savunmakta, özellikle bazı romanlarındaki belli kısımların diğer kitaplardan neredeyse tamamen alıntı olduğunu öne sürmektedir. Hürriyet Gazetesi yazarı Murat Bardakçı 26 Mayıs 2002 tarihinde belgeleri ile yazarı sahtecilik ve intihal ile suçlamıştır. Murat Bardakçı'ya göre Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanı, hikâyesi ve anlatım şekli ile Amerikalı yazar Norman Mailer'in Ancient Evenings adlı romanının bir kopyasıdır. Ayrıca suçlamalara göre Orhan Pamuk'un Beyaz Kale adlı romanı Mehmet Fuat Carım'ın Kanuni Devrinde İstanbul isimli eserinden birebir pasajlar içermektedir. Orhan Pamuk günümüze dek bu konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Orhan Pamuk'un Sri Lanka'da düzenlenecek olan Edebiyat Festivaline katılması Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (Reporters sans frontières) tarafından eleştirildi. Örgüt Orhan Pamuk'u ve festivale katılmak isteyen diğer edebiyatçıları Sri Lanka'daki baskıları meşru hale getirmekle suçladı. Orhan Pamuk davası Yazar Orhan Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" açıklamasında bulununca hakkında TCK'nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açıldı. 16 Aralık 2005'de ilk duruşması yapılan Pamuk davası Adalet Bakanlığı'ndan beklenen yazı gelmediği için 7 Şubat 2006 tarihine ertelendi. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, bu tür davalar için Adalet Bakanlığı'nın yazılı izninin gerektiğini belirterek izin verilip verilmediğinin sorulması için bakanlığa yazı yazılmasına karar verdi ve duruşmayı da 7 Şubat'a erteledi. Duruşmanın ertelenmesi kararına AB yetkililerinden tepkiler geldi. Dava günü Şişli Adliyesi önündeki Pamuk ve yabancı yetkililere yönelik protesto gösterileri, Türkiye ve dünya basınında önemli yer tuttu. AB - Türkiye Karma Parlamento Eş Başkanı Joost Lagendijk, "hükümet, parlamentoya değişiklik yasası getirebilir. Yapılacak şey budur. Türkiye'nin imajına büyük bir zarar vermiştir. Avrupa'da kötü bir imaj doğmuştur. Ünlü bir yazar hakkında dava açarsanız, dışarıda milliyetçiler bu yazarı dövmek için arabasına saldırırsa, burada ciddi bir sorun vardır" dedi. AP Türkiye Raportörü Camiel Eurlings de, hükümetin yazar Orhan Pamuk davasını düşürmesi gerektiğini belirterek, hükümet reform taahhüdüne sadık kalmalı şeklinde konuştu. Türkiye ile AB arasında ciddi gerilime neden olan Orhan Pamuk’un hakkındaki dava 22 Ocak 2006 tarihinde düştü. Adalet Bakanlığı, Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda, Yeni Ceza Yasası gereği izin yetkisi olmadığını hatırlatarak, Pamuk'un yargılanması için Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. Ödülleri 1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazar arasında paylaşıldı) 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları 1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev 1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale 1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle) 1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz 1995 Prix France Culture (Fransa) Kara Kitap 2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı 2002 Premio Grinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 International Impac-Dublin Literary Award (İrlanda) 2005 Prix Médicis Etranger (Fransa) Kar 2005 Alman Yayıncılar Birliği'nin Barış Ödülü (Almanya) 2005 Richarda Huch Ödülü (Almanya) 2006 Le Prix Méditerranée étranger Ödülü (Fransa) Kar 2006 Nobel Edebiyat Ödülü (İsveç) 2006 Washington University'nin Seçkin Hümanist Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri)[24] 2006 Commandeur de l'ordre des arts et des lettres (Fransa) 2008 Ovid Ödülü (Romanya) 2010 Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri) 2012 Sonning Ödülü Fahri Doktoraları 2006 Tiflis Üniversitesi 2007 Berlin Serbest Üniversitesi 2007 Boğaziçi Üniversitesi 2007 Georgetown Üniversitesi 2007 Tilburg Üniversitesi 2007 Madrid Üniversitesi 2008 Floransa Üniversitesi 2008 Beyrut Amerikan Üniversitesi 2009 Rouen Üniversitesi 2010 Tiran Üniversitesi 2010 Yale Üniversitesi 2011 Sofya Üniversitesi Onur üyelikleri 2005 American Academy of Arts and Letters Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri) 2008 Social Sciences of Chinese Academy Onur Üyesi (Çin) 2008 American Academy of Arts and Sciences Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri)