Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197670
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Mehmet Rauf (d. 12 Ağustos 1875 - ö. 23 Aralık 1931), Türk edebiyatçı. İstanbul´da doğmuş ve küçük yaşta edebiyat ile ilgilenmeye başlamıştır. Bahriye Okulu´na gitmiş, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Yakından takip ettiği Halit Ziya Uşaklıgil´in eserlerine ve realizm akımına ilgi duymuştur. Fransız yazar Paul Bourget´yi okudu ve ondan etkilendi. 1896 yılından itibaren Servet-i Fünûn´da yazmaya başladı. Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserler vermiştir. Psikolojik tahlillere büyük önem verir. Bu yüzden eserlerinde kahraman sayısı azdır.[kaynak belirtilmeli]

Romanlarında genelde İstanbul ve çevresinde yaşayan seçkin ailelerin arasında geçen aşk ilişkilerini konu almıştır. Zaman zaman şiirler de yazmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
302 syf.
·Beğendi·10/10
İlk psikolojik roman olması sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir Mehmet Rauf'un Eylül'ü. Bir bakışın, gülüşün tahlilini sayfalar, sayfalarca anlatarak bir psikolojik roman olmanın hakkını fazlasıyla veriyor. Konu örgüsü açısından zayıf olduğunu söylersem, haksızlık yapmış olacağımı sanmıyorum. Bir bağ evinde başlayan roman, oradaki ortamdan bahsederek aile bireylerini de tanımamızı sağlar. Sonrasında tatilin devamı için yalıya geçiş... Ve işte öykünün tamamına yakın bölümünün anlatılacağı sahne! Suat'ın olgun, sevecen, anlayışlı, iyi niyetli, uysal hâlleri, Süreyya'nın, ki Suat'ın eşi olur kendileri, şen şakrak, şakacı, yüzeysel, yer yer bencil, ciddiyetsiz fakat insancıl kişiliği ve Necip'in beyefendi, olgun tavırları öyle bir işlenmiştir ki yıllardır tanıyor hissini kazanıyorsunuz.
Roman kişilerinin ne iş yaptığına öyle pek dikkat edilmemiş. Tek işleri, gezmek, eğlenmek, sevmek! Para, hiç sorun olmuyor; eli cebe atınca, kendiliğinden çıkıveriyor! Tıpkı Aşk-ı Memnu'da olduğu gibi, Türk toplumunun küçük bir kesimi ele alınmış. Yalılarda, konaklarda yaşayan iyi eğitimli, müzikten anlayan, görgülü insanlar. Zaten dil olarak da Halit Ziya'ı anımsattığını söyleyebilirim. Buna rağmen, dönemin en değerli romanlarından biri. Psikoloji sevenler için birebir.
365 syf.
·Beğendi·10/10
Günümüze kadar gelmiş psikolojik bir başyapıt. Eserin ilk başları biraz ağır olsa da Suad'ın aşkı, suçluluk duygusu, bunalımları ve vicdan muhasebesini yaptığı güzel bir eser...
Eylül, ismi gibi hazin bir yasak aşkın romanı...
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (1.829 Oy)1.567 beğeni10.505 okunma1.840 alıntı31.526 gösterim
  • İntibah
    7.7/10 (1.478 Oy)1.242 beğeni7.843 okunma1.931 alıntı28.882 gösterim
  • Vadideki Zambak
    7.8/10 (2.128 Oy)4.265 beğeni9.730 okunma6.567 alıntı121.240 gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.8/10 (2.114 Oy)1.895 beğeni11.217 okunma1.248 alıntı32.933 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (1.448 Oy)1.350 beğeni9.131 okunma615 alıntı24.565 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (2.192 Oy)2.089 beğeni10.891 okunma1.630 alıntı33.402 gösterim
  • Kaşağı
    8.2/10 (991 Oy)863 beğeni7.597 okunma136 alıntı21.234 gösterim
  • Araba Sevdası
    7.0/10 (1.012 Oy)871 beğeni6.301 okunma448 alıntı26.240 gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (5.128 Oy)5.059 beğeni16.059 okunma8.094 alıntı135.155 gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (2.713 Oy)2.753 beğeni9.785 okunma3.241 alıntı80.650 gösterim
365 syf.
·5 günde·9/10
Kitap için çevremdekiler sıkıcı olduğunu ve sadece ilk psikolojik roman olduğu için okunduğunu söylemişlerdi.Bu yüzden kitabı elime alırken biraz endişeliydim acaba yarım mı bırakacağım, çok mu sıkıcıdır diye.Ama öyle olmadı.Yani tabii her kitapta olduğu gibi bu kitapta da sıkıcı bölümler vardı ama, kitabın bitişi o kadar muhteşemdi ki diğer bölümleri sildi attı!

Suad ile Necib'in arasındaki o aşk, o tutku o kadar güzeldi ki Süreyya'ya hiç acıyamadım.Hacer'den ve Fatin'den aldığım gıcığı kelimelerle anlatmak pek mümkün değil..

Son olarak kitap kesinlikle müthişti.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
365 syf.
·Beğendi·10/10
Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmış ve gelişen zaman süreçte büyük beğeni toplaması neticesinde, 1901 yılında kitap haline getirilerek Türk edebiyatı klasik romanları arasında kendisine pay edinmiştir.

Etkin olduğu koşullar ile günümüz koşulları arasında ki farklılıklara rağmen, Eylül hala okunabilirliğini muhafaza etmektedir. Çünkü Eylül, simgesel olarak yasak bir aşka konukseverlik yapmış olsa da, saf ve tertemiz bir aşka timsaldir. Bir aşk düşünün ki bedensel arzular ile kirletilmemiş olsun! Bir aşk düşünün ki sadece gözlerdeki bakışlarda yaşansın. O bakışlar ki bütün varlığınıza tesir edip, ruhunuzu etkisi altına alsın.

Eylül, baharın sonlanması ile gelen kışın habercisi. Ya da şairlerin dizelerinde yansıttıkları gibi, keder ve ayrılığın ardından dile gelen hazan yağmurları. Nasıl ki yaprakların ağaçlara vedasının, ayrılan sevgililerin ardından dökülen gözyaşlarına benzetilmesi gibi... Boşuna mı hayıflanır insanoğlu, gelen kış mevsimini yansıtan o soğuk havaların dem vurmasıyla, geçen yaz günlerinin geçtiğini anladığı zaman.

Kurguda da Suat'a hayatının bu çağı, ömrünün, kadınlığının Eylül'ü gibi gelmektedir. Süreyya ile evli olan Suat'ın hayatında bir şeyler eksiktir. Belki de son zamanlarda Süreyya'nın vurdumduymaz tavırlarıdır, kendisini değersiz ve önemsiz hissetmesini sağlayan. Kim bilir... Ne yazık ki çiftler arasında paylaşım azalınca, ilişkilerin ortak resmidir duygusal sadakatsizlikler. Aradığı ilgiyi yasak ilişkide bulan Suat, mantığı ve hisleri arasında sıkışıp kalır. Bir okur olarak Suat'ın yerinde olmak istemezdim. Her ne kadar vâki olanda hayır var, deseler de zordur seçim yapmak. Birine gitme, kal derken. Diğerini yolcu etmek! Birini seçerken, diğerinden vazgeçmek...

Yazar, kitapta kişilik analizlerini derinlemesine irdelediğinden dolayı, anlatım okuru biraz sıkabilir. Ama yazıldığı dönemi baz alırsak, yazarın neden kahramanlarının ruh hallerine ayrıntıyla değindiğini anlamamız mümkün olacaktır. Bana günümüz hayat koşullarında bile, hâlâ gözlerde yaşanan bir aşk var mı, dedirten eser, mutlaka okunmalı...
336 syf.
İlk okuduğum psikolojik romandı Eylül fakat kitaplığımın en şansız kitabıydı aynı zamanda da. Kitaplığıma 2011 yılında öğretmenim tarafından katılmış bu kitabı şimdi okuduğumu duysa bakışlarını tahmin edebiliyorum ama ne bileyim sırası, zamanı gelmemiş sanırım gerçi şanssız kitabım benim elimdeyken bile bir çırpıda okuyamadım ki seni elimde sen aklımda şiir dizeleri olarak okudum seni affet beni Mehmet Rauf yanlış zamanda aldım elime seni =)
Kitaba gelirsek bir daha incelemeleri okuyamayacağım tüm spoileri aldığım için acaba bu ne zaman olacak şu olay hangi sayfada derken kendimi olaylara kaptıramadım bir türlü... Evet keyif aldığım sayfalar oldu ve birazcık sıkıldığım bölümler ama okuduğum içşn pişman mıyım hayır, hatta elimdeki kitap kapağı sitedeki ile aynı olsatdı daha önce bile okuyabilirdim. Neyse size keyifli okumalar bana da şiirlere koşma zamanı =)
280 syf.
·1 günde·1/10
Kitap hakkında inceleme yapmadan önce bana hediye ettiği iki kitaptan birisi olan bu kitap için de Ahizer'e teşekkür ederim.(https://1000kitap.com/Ahizerr)

Linç yiyeceğim gıcık mı gıcık bir inceleme olacak ama umurumda değil. Romantizmin etkisine kapılanlar ya da boş milliyetçilik taslayanlar incelememi okumaya bile kalkmasın!

Dünya üzerinde yaşanan binlerce yıl ve milyarlarca hayat için en boş ve gereksiz şey ne diye sorulursa, aşk derim.

Zaten önceki incelemelerimi okuyanlarda bilir ki bundan nefret ediyorum. Nedenleri daha önce de anlatmıştım o yüzden tekrarlamayacağım.

Kitapta 3 tane kişi var.
Birincisi Suad adında silik bir kadın.
İkincisi Süreyya adında ki Cemal Süreya'ya benzediği için de ayrı bir sinir oldum yazara, bu kişide bir çeşit boynuzlu...
Üçüncü karakterimiz de Necip adında salak birisi.

Suad ile Süreyya evli. Tabii ana baba zengin olunca bunlar da evin birinde oturup duruyorlar. Sonra çok sıkıldıkları bu evden kaçıp başka bir eve yerleşiyorlar.

O arada bu ikilinin bir çeşit dostu olan Necip de bunlarla takılmaya başlıyor.

Tabii iyi güzel yaşarlarken bizim Süreyya bi' deniz hastası olup çıkıyor. Her gün sandalla denize açılıp duruyor. Suad ise denizi sevmediği için evde kalıyor.
Bizim Necip ise Suad'ın yanında kalayım diye ayak yapıyor.

Süreyya'mız nasıl bir g.vat ise hiç işkillenmeden her gün gidip gidip geziyor sandalla...

Sonra olanlar oluyor işte bu Suad ile Necip güya birbirlerine aşık oluyor(!)

Ama çok salak oldukları için bir türlü birbirlerine kavuşamıyorlar.
Necip kendisine hakaret ediliyor bunlara katlanıyor falan. Suad desen ise çok sünepe bir tip olunca hiç söz etmiyor falan...

Neyse ya daha fazla yazmak istemiyorum ki zaten neden hep böyle kitaplar bulur beni anlamıyorum!

Boş bir kitap. Edebiyatımızda ilkmiş güya(!)

Neyse işte romantik biri iseniz çok hoşunuza gidebilir ama benim gözümde hiç değeri yok. Hediye olmasa çeyreğine gelince falan atardım herhalde...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim...
336 syf.
İlk Psikolojik romanımızdır diyerek giriş yapayım. Sonra da nasıl okumaya başladığıma değineyim;
Bir süre önce üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan biriyle tanıştım. Kitaplar üzerine sohbet ederken derslerinde hocalarının söylediği kitapları okuduklarını ve ders esnasında incelediklerinden filan bahsetti. İstersen derse sende katıl demesi üzerine aklımda yokken Eylül romanını okumaya başladım ve sonrasında derse katıldım. Kitap da kaçırdığım ayrıntıları filan fark ettim. Yakın çevrem pek kitap olmadığı için başkalarının konu ve karakterler üzerinde neler hissettiklerini filan söylemeleri hoşuma gitti. Romanı okurken İlk başlarda biraz zorlansam da sonradan konusunu beni içine çekti. Necip karakterine hayran kaldım.

Kitabın konusuna gelirsek;
Babasının bağ evinde yaşamayı sevmeyen Süreyya ile eşi Suad denize bakan bir yalı tutup oraya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise ziyaretleri sırasında Suad’a âşık olur. Suad ise kocasına sadık olmasına rağmen zamanla Necip’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ve hikâyemiz böylece ilerlemeye başlar…
Süreyya bu aşkı öğrenecek mi?
Necip ve Suad birbirlerine kavuşabilecek mi?
Onları mutlu bir son mu bekliyor?

Servet-i Fünun da sanat için sanat anlayışı olduğundan dolayı genellikle iç çatışmaların, ruhsal çözümlerin konu olduğunu görüyoruz. Halit Ziya’dan etkilenmiş olmalı ki Mehmet Rauf bu romanında yasak bir aşkı anlatmış.

Necip kendi ile çatışmalar içindedir. Yalnızdır, Sevilmeye ihtiyacı vardır. Ruhsal sıkıntılar çekmektedir. Düşüncelerinde zıtlıklar vardır. Suad’a âşık olması fakat Suad’ın evli olması yüzünden beslediği bu duygulardan dolayı kendinden iğrenmektedir. Sürekli kaçmak ister ama bir türlü uzaklaşamaz. Ondan uzaklaştığı an acı çekmeye başlar. Birçok evli kadının namussuz olduğunu gördüğü için güven duygusu zedelenmiştir. Bu yüzden Suad’ın Süreyya’ya ne kadar sadık olduğunu gördükçe ona olan hayranlığı artar. Evlenmeye karşıdır fakat bazen bu konuda zaafa düşmektedir.

Süreyya babasının zıttı olarak otoriter olmayan bir adam. Bağ evini sevmez, denize bakan bir yalıda yaşamak ister, yalnız kalmayı tercih eder. Karısını mutlu etmeyi çok ister. Süreyya karakteri roman ilerledikçe ne kadar güçsüzleştirilmişse, Suad karakteri de sadakatinden dolayı bir o kadar yükseltilmiş.

Suad ise kocasına karşı çekingen bir karakterdir. İçinden geçirdiği şeyleri kesinlikle ona söyleyemez. Ne derse onu yapar. Necip’in gözünden baktığımızda eşine son derece sadık ve onunla mutlu olduğunu görüyoruz.

Süreyya’nın Otoriter babası kızı Hacer’i görücü usulü Fatin ile evlendirmiştir. Oysa Hacer onunla mutlu değildir. Suad’ı yüceltirken Süreyya’nın kız kardeşi Hacer de o kadar alçaltılmış. Kıskanç ve kötü biri olarak gösterilmiş.

Fatin ise tamamen kötülenerek anlatılmış. Çok cimri ve maddiyatçı bir kişiliktir. Süreyya’nın babası Fatin için mücevher buldum derken aslında kendisinin gençliği gibi olduğunu kastetmiş olabilir.

Babası otoriter ve katı bir kişi olduğu için Hanımefendi ezilen kişi konumunda, kendi istediklerini yapamıyor. Kocasının sözünden dışarı çıkamıyor.

Beyoğlu betimlenirken orada, hayatının eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı bir hali olduğuna değinmiş. Orada görünen bin bir renkli hayatın aslında tek renk olduğundan bahsetmiş.

Keyifli okumalar…
365 syf.
·Puan vermedi
kitap sık sık tekrarlarla dolu haddinden fazla uzun en çokta insanın umuduna sıkılan kurşun gibi genellemelerle dolu. bitince diyosun ki şükür ki insandan insana fark var keşke mehmet rauf da bunu farketmiş olsaydı. aynı yolda olmadığımız gibi kendisiyle yan koltukta da iyi ki degiliz...
365 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilenmiş . Karakterlerin ruh hallerini çok iyi bir şekilde okuyucuya aktarıyor . Yalnız biraz ağır olduğu için okurken zorluk çektim ve birazda sıkıldım. Kısaca evli olan Suat ve eşinin akrabası olan Necip arasında yaşanan yasak aşkı konu alıyor. Yıllardır okumak istemiştim. Sonunda nasip oldu. Iyi okumalar dilerim..
365 syf.
·74 günde·Beğendi·9/10
Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilemiştir. Şahısların ruh hallerini çok iyİ bir şekilde okuyucuya aktarmaktadır.
286 syf.
·26 günde·3/10
Bu neydi șimdi?
Daha yeni bitirmenin sıcaklığı ve dehșeti ile geldim buralara. Mehmet Rauf'un Servet- i Fünun döneminin, Türk Edebiyatımızın ilk Psikolojik romanı diye nitelendirdiğiniz "Eylül" kitabı hiç de iyi değildi.
Baștan belirtmek gerek: Buhran.. Buhran... Sadece buhran. Kitap boyunca yalnızca iki karakterin hayata yenik düșüșlerini, iç çatıșmalarını okuyoruz. Belli süre sonra sersemliyoruz yahu! Yeter. Ișlenecek konu bulunamayıp neden böylesine uğursuz ve iğrenç bir tema ile kitap yazılıyor ki?
Süreyya Beyefendi, hakkında dolu dolu betimleme istiyor insan. Karısına sarılmasını ve ondan bașkasını önemsememesini, onunla bütünleșmesini, Onu Necip'e kaptırmamasını istiyor insan. Ama Pöh! Masal bunlar. Mehmet Rauf, inatla iki karaktere yoğunlașıp, önemsenmesi gereken karakteri Maymuna çevirmiș resmen.
Sevmedim arkadaș ben! Olmamıș! Beğenmedim. 3 puan veriyorum. Gereksiz bir kitap. GEREKSIZ.
Bu büsbütün başka bir aşk... Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği için seviyordu, bakışı için, gülümseyişi için...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059197670
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Mehmet Rauf (d. 12 Ağustos 1875 - ö. 23 Aralık 1931), Türk edebiyatçı. İstanbul´da doğmuş ve küçük yaşta edebiyat ile ilgilenmeye başlamıştır. Bahriye Okulu´na gitmiş, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Yakından takip ettiği Halit Ziya Uşaklıgil´in eserlerine ve realizm akımına ilgi duymuştur. Fransız yazar Paul Bourget´yi okudu ve ondan etkilendi. 1896 yılından itibaren Servet-i Fünûn´da yazmaya başladı. Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserler vermiştir. Psikolojik tahlillere büyük önem verir. Bu yüzden eserlerinde kahraman sayısı azdır.[kaynak belirtilmeli]

Romanlarında genelde İstanbul ve çevresinde yaşayan seçkin ailelerin arasında geçen aşk ilişkilerini konu almıştır. Zaman zaman şiirler de yazmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9.243 okur

  • merve deniz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları