Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·352 syf.··
2022 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2022 19:08
Ölü doğmuş bir yasak aşk hikâyesi. Okurken sıkıldığımı söyleyemem, ilk psikolojik roman olmanın hakkını fazlasıyla vermiş, edebi bir tatmin ile okudum diyebilirim. Karakterlerin iç dünyaları, gelgitli ruh halleri, hissettikleri saadet ve elemin derinlemesine incelenip yansıtılması okurken gerçekten zevk veriyor. Gel gör ki ben bu kitaptan daha farklı şeyler bekliyormuşum (kendim de kitap bittikten sonra fark ettim evet). Ben daha ziyade Aşk-ı Memnu fırtınası bekliyormuşum sanırım zira Suat ve Necip’in aşkını hep bir beklentiyle okudum. Kavuştular mı/kavuşacaklar mı, konuştular mı/konuşacaklar mı, yakınlaştılar mı/yakınlaşacaklar mı derken bir bakıyorum kendi iç dünyalarında konuşuyorlar konuşuyorlar, birbirlerine çıt yok. Yakınlaşma namına zaten hiçbir şey yok, kavuşmak veya kavuşamamak fikri dahi sadece hayallerinde, iç dünyalarında. Hele Suat o kadar sessiz bir karakter ki “konuş be kızım artık,” dememek için zor tutuyor insan kendini. Kitabın yazıldığı dönemden olsa gerek, erkeği mütemadiyen alttan alan, erkeği mutlu eden kadın iyi kadındır algısı var. Suat’ta da fazlasıyla mevcut olan bu algı sayesinde her ne kadar ruhu zaman zaman Necip’e duyduğu sevgiden ötürü isyan etse de bu rol, beklenti olarak toplumsal olarak kadınlara da erkeklere de çoktan kodlanmış olduğu için Süreyya’yı çekmeyi boynunun borcu görüyor ve Necip’e beslediği hislerden dolayı yoğun hicaplar yaşıyor. Keza Necip de aynı toplumsal kodlanmalardan ötürü benzer hicaplar yaşıyor ama Suat’a göre daha cesur, daha konuşkan ve daha hırslı. Tüm bunların neticesi olarak Necip’in ruh hali Suat’a göre çok daha fazla gelgitli. Aniden kin duyup acıtmak için davranırken Suat’ın tek bir sözüyle o kini eritip sevgisini yeniden yoğun bir şekilde yansıtabiliyor. Belki bu sebepten, belki Necip’in kadınları
EylülMehmet Rauf · Parıltı Yayıncılık · 201749,9bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Eylül: Ezberlenen Değil, Sorgulanan Bir Roman
6/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 22:04
Lisede sayısal okuyanların en çok zorlandığı konulardan biri ezberdir. Eylül denince de çoğu zaman “ilk psikolojik roman, Mehmet Rauf” diye ezberlediğim günlerin hatrına bu kitabı okumaya karar verdim :) Bir yasak aşk hikayesi okudum.Roman diye bu yasak aşkı normalleştirmeyeceğim. Kadın evli, Necip ise kuzeninin eşi olan bu kadına aşık oluyor. İç çatısmalar müthiş anlatılmış FAKATTTT Karakter deyip geçemeyiz roman diye de alkışlayamayız. Süreyya evliliğin verdiği rahatlıkla eşini ihmal ederken Necip de kuzeninin eşine karşı duygular besliyor. Bu durum ahlaki olarak sorgulanması gereken bir durum. Üstelik bu sadece romanda kalan bir şey de değil. Günümüzde de benzer örnekleri görmek için etrafa bakmak yeterli. insanın nefsine yenildiğinde nasıl yanlışlara sürüklenebileceğini de gösteren bir romandır. Her insan yanlış yapabilecek güce sahiptir ama önemli olan bu güce rağmen kendini tutabilmektir. Romanı okurken bunu da düşünmek gerekir.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Eylül ayında okuduğum “EYLÜL...”
8/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2022 44. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 13:03
“VEDALARI BİLE BİR SAADET OLUYORDU.. ONLAR BİRBİRİNDEN AYRI BULUNMAKLA AYRILMIŞ OLMUYORLARDI...” Eylül (s. 178) Edebiyat derslerinin vazgeçilmez sorularından biri de şudur: İlk Türk psikolojik romanımız; Mehmet RaufMehmet Rauf’un EylülEylül kitabı. Ayrıca bireyin öznel yaşantısını doğrudan konu alan ilk roman olarak da bilinir.. İlk olarak 1900 yılında Servet-i Fünûn Dergisinde yazı dizisi olarak yayınlanmış. Başlarda ilgi görmeyen bu seri sonlara doğru beğeni toplayınca, 1901 yılında kitap haline getirilmiş.. Kitabın ilk sayfasında Mehmet Rauf’, “ilk eserim son üstadıma” ifadesiyle kitabı Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiğini belirtiyor. Kitabı yazma nedenini ise şöyle açıklamış: bir gün Halit Ziya’nın gözlerinde bir acı görür. Kendisi için saadetin imkansız olduğunu anlamaktan kaynaklı gözlerinde gördüğü bu acıdan 2 hafta sonra Eylül kitabını yazma fikri oluşur yazarımızda. Bu esası oluşturan fikir; Eylül’de baharın geri gelmesi nasıl imkansızsa, geçip giden gençliğin de akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmadığı, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olma düşüncesiymiş.. Roman’a ismini veren ‘Eylül’, yaz mevsiminde başlayan bir aşkın bitişini, hüznü simgeler. Romanda Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik konuları, bu insanların iç dünyaları, ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri anlatılıyor. Kitap ismini Suat’ın kendi ruhsal durumunu içinde bulundukları Eylül ayına benzetmesinden alıyor.. Ayrıca kitapta eski İstanbul’dan ve manzaralarından da sıklıkla bahsedilmiş. Bugün İstanbul dendiğinde aklımıza gelen görüntü ile kitapta anlatılan İstanbul arasında dağlar kadar fark var. Trafik, gürültü, kalabalık caddeler yerine huzurlu, havası temiz, insanların yalnız kalmak istediğinde bir kenara
Psikolojik Roman-Türk Klasikleri
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
7/10
·272 syf.··
2024 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 10:36
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olan Eylül; Süreyya - Suad - Necib üçgeninde yaşanan olayların ve duyguların anlatıldığı, diğer yardımcı karakterlerin bu durumun içine dahil olduğu yeşilçam tadında bir eser. Kısa bir özet geçecek olursak Süreyya, hanımı Suad ile babasının köşkünde ikamet etmektedirler. Memur olarak çalışan Süreyya yaz tatillerini babasının bağ evinde geçirmeyi sıkıcı bulup, İstanbul'un serin sularında ve adalarda yaşamayı hayal etmektedir. Aldığı maaş geçimini zor sağlarken yalıda yaşama isteği ancak hayal olarak kalır. Necib ise çalışmadan geçinen, hayatını eğlenceye adamış, evlenmekten uzak, arada sırada köşke misafir olarak gelen bir karakterdir. Suad, kocasının hayali olan yalıda yaşama isteğini babasından aldığı borç para ile gerçekleştirir. Daha sonra eşi Süreyya ile buraya taşınırlar ve Necib'i misafir olarak kalması için sürekli yalıya davet ederler. Bundan sonrasını anlatırsam kitabı okumanın bir anlamı kalmayacak. Kısaca konusunu ele alacak olursak aradığı kadını ve aşkı bir türlü bulamayan Necib'i, aradığı mutluluğu evliliğinde bulamayan ya da bulduğunu zannedip yanılan Suad ile aralarında geçen yasak aşkı anlatılır. Yazar biz okuyuculara ailenin önemi ve kavramını, ahlâki değerler ve insani duygular arasındaki bağlantıyı, ayrıca İstanbul'un çekici yaşamını anlatıyor. Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Benim gibiyseniz okumayın :)
Puan vermedi·320 syf.··
2026 21. kitabı
Raflarda görüp, üniversite hazırlık döneminden akılda kalan bilgilerle; yok ilk psikolojik roman şu, ilk realist roman bu, ilk tarihi roman öbürü diye okuyacaksanız hiç zahmet etmeyin. Eziyet olur kendinize. Ben böyle bulaştım. Hele hele aşk acısı çekenler külliyen uzak kalsın. İnceleme değil esasen; naçizane yorumum. Bir okuduğum yeri tekrar tekrar okuduğum(anlamak için), defalarca "bu nerden çıktı" dediğim, o "psikolojik roman" oluşun ağırlığını ziyadesiyle hissettiğim, Müge Anlı ile Türk edebiyatı arasında gidip geldiğim bir eser oldu benim nazarımda. Ben gibi bu minvalde okuyacağınız ilk eser olmasın. Önümüzdeki kış tekrar okuma kararıyla kitabı kapattım. Zira geceler kısalıyor malum, kısa olan geceleri depresyona feda etmek istemem, sağlıcakla kalın :)
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Panama Yayıncılık · 201949,9bin okunma
Eylül-İnceleme
Puan vermedi·376 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2024 18:30
"İlk psikolojik roman", yazarlarımızın kaleminin bu kadar yetenekli olması ne muhteşem, okurken gerçekten hayranlık duydum, karakterlerin içsel dünyasını, hesaplaşmalarını, çatışmalarını hem psikolojik hem sade, akıcı anlatması gerçekten takdir edilesi. Olay Suat-Süreyya-Necib üçlüsü ettafında geçiyor genelde. Bir de arada bir dahil olan Fatin ve Hacer var, Hacer Süreyyanın kardeşi, Fatin Sürayyanın kocası, onların da durumu üzücü bence çünkü Hacer de babasının bulduğu damat Fatinle kendi isteği olmadan evlenmiş, onun da ruh haline üzülmeden edemedim. Süreyya roman boyunca hiçbir şeyden haberi olmadı çünkü Suad ve Necib o kadar kendi içinde yaşadı ki sadece birkaç bakışma birkaç sözden ibaret kaldı, kendi içlerinde genelde düşünüp söyleyemedikleriyle bitti aşkları, Suad'ın çok seviyorum ve seviliyorum sandığı eşinin aslında tamamen kendi itaatkarliği, suskunluğu, alttan almasıyla evliliğinin devam etmesini fatk etmesiyle hüsrana uğraması, Necib'in kendisi içten saf ve tutkulu bir aşkla sevdiği için kısa bir heyecan duyması, Necib onun gibi namuslu,gönülden bağlı, seven birini bulma arzusu ile günden güne artan aşkı, sadece bir eldivenle bile yetinme çabası... Sonunda ise çıkan bir yangınla zaten yarım kalmış olan her şeyin son bulması... Tabi burda böyle kısa yazması kolay o sözcükleri kesinlikle okumalısınız ama kesinlikle tavsiyem iş bankası yayınlarından okumanız, ben kütüphaneden sadece bu yayını bulduğum için aldım, konuyu bilmesem muhtemelen devam etmezdim. Kelimelerin tabii ki açıklaması paragraf altında belirtilmişti ama cümle içinde türkçe haliyle okumayı tercih ederdim. Kısaca bilindik bir roman herkes okumalı ama doğru yayınevinden. Kitapla kalınız.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)