İlk defa bir Zweig kitabını beğenmedim. Anlatımı her zaman ki gibi güzeldi ancak konusu beni içine çekemedi ve sıkılmamı engelleyemedi malesef. Yahudilerin kutsal simgesi Menora'yı konu edinmiş. Hiç bir çaba göstermeyen yahudiler sadece Tanrının çabasını bekliyorlar. Harika psikolojik tahliller yapan Zweig bu kitabında şahıslardan çok, olaylar üzerinde durmuş. Kitap kesinlikle okunmayacak bir kitap değil ancak Zwig'i ilk defa okuyacak birine bu kitabı değilde ne bileyim Korku, Olağanüstü bir gece kitaplarını öneririm. İyi okumalar...
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
GÖMÜLÜ ŞAMDAN-STEFAN ZWEIG,136 sayfa!
Menora,Yahudilerin kutsal yedi kollu şamdanlarına verilen isim.Kitap Menora’nın Roma’dan Kartaca’ya ve Kudüs’e kadar 80 yıllık yolculuğunu bize tarihi ve dini bilgilerle,araya mitolojiyi de katarak anlatıyor.
Hikaye 455 yılında geçiyor.Vandalların Roma’yı on üç gün boyunca yağmalaması ile Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdan ellerine geçiyor ve bu cemaat içinde şok etkisi yaratıyor.Cemaatin yaşlıları,tüm olanları gelecek kuşaklara aktarmak üzere yanlarına yedi yaşındaki Benjamin’i alarak şamdanın hangi gemiye yüklenip,nereye götürüldüğünü takip ediyorlar.
Uzun yıllar geçer,Benjamin yaşlanır ama Roma’da huzursuzluklar hiç bitmez,şehir defalarca yağmalanır .Kutsal şamdanı en son gören kişi Benjamin olduğundan onu da kutsal kişi gibi görmeye başlamıştır Yahudi cemaati.Roma’ya çok uzak yerlerden bir yabancı gelir.Durum tersine dönmüştür.Doğu Roma İmparatoru Justinianus’un gönderdiği ordu Vandallara saldırıp Kartaca’yı ele geçirmiş ve Vandalların yıllarca ellerinde tuttukları ganimetler bu sefer Bizans’a gidecektir ve bunların içinde kutsal yedi kollu şamdan da vardır.
Benjamin çocukken başaramadığı,kutsal topraklara götüremediği şamdanı bu kez yaşlı bir adam olarak kurtarmaya karar verir.Allah’ın kendisini bu yaşa kadar bunun için yaşattığını düşünür.Gelecek nesillere tanıklık etmek için yanına genç ve güçlü bir genç alır ve şamdanı kurtarma macerası başlar.
Kutsal emanet yerine ulaşacak mı ,onu da kitap sonunda bir sürpriz finalle öğreniyoruz.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
Suç ve Ceza’dan sonra kurgusunu akıcı bulduğum ikinci kitap diyebilirim. Hangi dine ait olursa olsun kutsalların her çağda, inanan insanlar için olağanüstü öneme sahip, her zaman saygı duyulan ve vazgeçilmez bir unsur olduğunu iliklerime kadar hissettiren bir kitaptı. Okurken sanki o karakterlerin yanında, olaylar gerçekleşirken onları izliyor, gittikleri yerlere beraber gidiyor yaptıkları planları onlarla birlikte yapıyormuşum gibi gerçeklik hissi uyandırdı.
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
Yahudilerin, ne olursa olsun inanmaktan vazgeçmemeleri ve dünyanın neresinde olursa olsun birbirleriyle sıkı ilişkide olmaları her zaman dikkatimi çekmiştir. Zaten kitap da Yahudilerle ilgili bir hikayeyi anlatıyor.
Yahudiler her zaman dışlanmış ve sürgün edilmiş bir halktır. Bunu zaten herkes biliyor ancak zulüm gören halkları en çok onların anlaması gerekiyorken bunun tam tersi şekilde kendileri gücü eline aldıktan sonra başka halklara zulmetmeleri düşündürücüdür.
Kitaba gelecek olursak Yahudiler hakkında yazılmış bir kitap olduğunu zaten belirtmiştim. Stefan Zweig, yine usta kalemini konuşturup hikâyeye harikalar katmış. Okuyup okumamak size kalmış. İyi okumalar dilerim.
Gömülü şamdan, dini ve tarihi, dili oldukça sade ve akıcı olan bu kitap yahudilerin dini için önem arz eden yedi kollu şamdan olan Menora'nın Vandallar tarafından kaçırılması ve 11 yaşlının yanlarına 7 yaşındaki Benjamin'i alıp peşlerine düşmesi ve Benjamin'in büyüyüp seksen küsür ömründe şamdanın peşine düşmesini konu alır. Bakalım sonunda şamdanı alabilecek mi?
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
Onlar için Ne Kartaca ne Vandallar ne Romalılar ne Bizans ne de bitmek bilmeyen savaşları önemliydi...Onlar Kutsal Menora'nın peşindeydi.Onu alıp Kudüs'e götürmek orada bir tapınak yapıp Menora'yı sonsuza dek orada tutmaktı amaçları...Bu göçebe yaşamlarının bu şekilde son bulacağına inanıyorlardı.
Onlar Yahudilerdi, göçebe olmaya mahkum, güçlü karşısında ezilmeye mahkum...Tanrının onlara savaşma gücü vermediğine inanıyorlardı ama Tanrı onlarla beraberdi.Ve artık yedikollu şamdan da...
Kitap çok güzel başladı, enerjisi hiç düşmeden devam etti ve huzurla bitti
Zweig sevgim artık tartışılmaz lakin bu kitabını okuduğum diger kitaplardan ayrı bir yere ve neredeyse "Satranç" kitabı ile aynı kefeye koyuyorum.
Size de gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
sahafta incelerken kitabın arkasında roma imp. hakkında özet görünce tarih kitabı sanarak almıştım ancak alakası yokmuş. yahudilerin süleyman tapınağında ki yedikollu şamdan menoranın hikayesini anlatıyormuş ana karakter benjaminin çocukken şamdan ile başlayan hikayesi ona yahudiler arasında ün kazandırıyor ve ölene kadar devam ediyor.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
Gömülü şamdan çok akıcı ve 2 günde bitirdiğim bir kitap oldu çok sevdim. Konusu ise çok ilginçti ve gerçeğe dayanıyordu. Tevrat’ta geçen 7 kollu şamdan yani menora yahudiler için kutsal bir sembol. Onlar için o kadar değerli ki şamdan yanlarında olduğunda kendilerini çok huzurlu hissediyorlar. Menora ilk olarak, Musa’nın talimatıyla çölde yapılan Ahit çadırında kullanılıyor daha sonra M.S 70 civarında Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti olan Yahudiye topraklarında yahudilerin bulunduğu bölgede yer alıyor.
Yahudiler için önemli olan bu şamdan bir gün romalıların onların topraklarını işgal etmesiyle ele geçiriliyor ve halk bu duruma çok üzülüyor. Romalılar kaçıp saklanan bir grup insan şamdanın peşine düşüyorlar. İşte tam bu macerada öğreniyoruz şamdanın onlar için neden bu kadar önemli olduğunu. 10 kişiden olan yaşlı bir grup yanlarına 7 yaşında Benjamini alıyorlar ve gemiyle götürülmeden önce şamdanı ellerinden almak istiyorlar. Ancak başaramıyorlar hatta Benjamin minik bedeniyle o büyük şamdanı kurtarmaya çalışırken kolunu kırıyor.
Seneler geçiyor Benjamin artık 78 yaşında ve şamdanı asla görememişler. Fakat şamdanı en son o olduğu için ve uğruna kolu sakat kaldığı için ona yahudi halkı büyük hürmet gösteriyor bir nevi ilah gibi görüyorlar onu. Bir gün şamdanın Bizans yani şimdiki yeri İstanbul’da olduğu haberi geliyor ve Benjamin şimdiye kadar yaşamasının sebebini onu kurtarmak olduğunu düşünüyor. Halk da ona destek oluyor yanına genç bir çocuk alıp 3 hafta süren bir yolculuğa çıkıyorlar.
Benjamin şamdanı Bizansların elinden alacak mı peki bunu söylemeyim ama hayal kırıklığı, umut, heyecan ve empati duyduğum harika bir kitap okumuş oldum. Onlar için bu kadar değerli olan bu sembol için verdikleri mücadele taktir edilesiydi.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Olympia Yayınları · 200317,9bin okunma
Stefan Zweig’in en az sevdiğim kitabı oldu.Diğer kitaplarını daha heyecanla okusamda akıcı bir kitaptı.Yahudiler hakkında bilgiler içeren bu kitabı tavsiye ederim.
Musevilikte kutsal kabul edilen Yedi Kollu Şamdan (Menora) üzerinden kurgulanmış bir kitap. Stefan Zweig, bu kitabında karakterlerin psikolojisi yerine bir toplumun dinî inanışı ve değer yargıları üzerine yoğunlaşmış, dolayısı ile okura da kurgusal olarak sunmuş. Bu beklentiyle kitabı okumaya başlarsanız keyifle okuyacağınızı düşünüyorum
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.