Hayırlı Geceler!
Yazarın kendisinin de bu romanı içinde yaşadığını öğrendiğimiz ilginç bir eser geride kaldı. Tam bir psikolojik roman ki aynı zaman da yazarın 1 numaralı kategoride değerlendirdiğimiz eserlerinden. Toplumun gerisinde kalmış, itilmiş, aciz ve zavallı kimselerin tema olarak işlendiği; onların düşkünlükleri, problemleri ve olumsuzluk olarak söylenebilecek her şeyi konu edinen eserleridir.
Saflığı ve temizliği temsil eden İffet, romanın kahraman kişisi olup yoksul ama onurlu bir yaşam mücadelesi verir. Trajik bir durum tabi. Latif ise onu tamamlayan, nişanlısı, ahlaklı ve iyi bir insandır, tabi öyle yansıtılmış ben öyle düşünmüyorum. Birazdan açıklayacağız onu da. Raziye ise iticiliği temsil eder. Yaptığı kötülüklerle ün yapmış ama en son yaptığı sonrası iyi biri olmaya karar vermiş, pişmanlığı ve yanlış kararlarıyla dikkat çeken karakterdir. Son pişmanlık fayda etmez mesajını Gürpınar da bu karakter vasıtasıyla iletecektir.
Kadınlar ve düşünme biçimleri üzerine düşüncelerini anlatırken aynı zamanda mizahi bir dil yerine de ciddi bir sosyal eleştirisi yapması etkileyici ve anlatım dili açısından önemli bir noktadır. Bunun için belirli bir sıra üzerinden ilerlemeyi de ihmal etmez.
Önce İffet’in babası vefat eder. Oldukça eğitimli bir kızdır. Babasının vefatıyla hasta olan annesi ve kardeşinin yükü onun omuzlarına biner. Öncelikli amaç artık geçinmek ve karınlarını doyurmaktır ama para kazanmak o kadar kolay değildir. Çoğu akşam aç kalırlar hatta bazıları sadece kuru ekmek yerler. İlginçtir bu yokluk içinde bir anda konu komşuları da onlara yüz çevirmiştir. Bu durumlarını bildikleri halde yardımcı olmak şöyle dursun onlardan kaçmaktadırlar.
Aynı zamanda düzgün bir iş bulamaması, çaresizliğin onları ailecek zora sokması, annesinin ilaçlarını alamamaya