Homeros’un İlyada’sı, tutku, öfke, onur ve savaşın acımasız doğasını yüzyıllar öncesinden bugüne taşıyan, Troya Savaşı’nın dokuz yıllık kuşatmasının son günlerini anlatan, kahramanlıkla trajedinin iç içe geçtiği, tanrıların insan kaderine karıştığı büyülü bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Hasan Ali Yücel Klasikleri dizisindeki bu kitap, İlyada’yı okumaya başlamadan önce destanı anlamayı kolaylaştıran dolu dolu bir önsözle karşılıyor okuru. Destanın öncesinde yer alan kısa özetler, karmaşık olay örgüsünü çözmede büyük bir rehber niteliğindeyken ayrıca kitabın sonunda yer alan karakter açıklamaları, sayısız kahraman, tanrı ve savaşçının arasında kaybolmadan ilerlemeyi sağlıyor. Bu yönüyle, hem ilk kez İlyada okuyacaklar hem de destana derinlemesine dalmak isteyenler için gerçekten doyurucu bir çalışma.
Ancak çeviri dili zaman zaman okuru biraz zorluyor. Cümlelerin dizilişi, sanki “tersten okuyormuşsunuz” hissi uyandırabiliyor. Bu durum, Homeros’un şiirsel anlatımının Türkçe’ye aktarılırken korunmak istenmesinden kaynaklanıyor sanırım ama akıcılığı sekteye uğratıyor diyebilirim.
Destanın kalbinde yer alan, öfkesi ve onuruyla savaşın kaderini belirleyen Akhilleus (Aşil) insani duygularıyla trajik bir kahramana dönüşürken Agamemnon ise gururu, iktidar hırsını ve otoriteyi simgeliyor, ikisinin savaşı da iki dünya görüşünün çatışmasını.
Bu güçlü kahramanların etrafında Hektor, Patroklos, Priamos, Helen, Paris ve tanrılar olarak da Zeus, Hera, Athena gibi figürler var. Her biri, zafer-yenilgi, sevgi-öfke yüzünü temsil ediyor.
Paylaşılabilecek bir dolu detay var ama son sayfayı kapattığımda, hem savaşın gürültüsünü hem de insan ruhunun sessizliğini hissettim. Sırada Odysseia var.
Keyifli okumalar.