Kitap
İlyada

İlyada

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
991 Kişi
3.655
Okunma
1.114
Beğeni
38,1bin
Gösterim
88 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 2 sa. 30 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Özyürek Yayınevi · 2018 · Karton kapak · 9786051773537
Diğer baskılar
Troya kenti sağlam surların içinde çok güzel bir kent... Zenginliği, binaların güzelliği ile denizlerin ötesinde bile bilinen bir kent... Yüzlerce kez kuşatılmış ancak kimse Troya'yı ele geçirememişti. Halkı gururlu, kimseye boyun eğmez. Sarayları, tapınakları altınlarla, mücevherlerle süslüdür. Herkesin gözü de Troya kentinin üstünde... Troya kralı Priamos'un on dokuz çocuğu vardı. Karısı Hekabe yirminci çocuğa hamile kaldı. Hekabe, çocuğunun doğumunun yaklaştığı günlerden bir gece bir rüya gördü. Rüyasında; karnından alevler fışkırdı, alevler kısa zamanda Troya'nın surlarını sardı, kısa zamanda Troya'yı yakıp küle çevirdi.
5 mağazanın 67 ürününün ortalama fiyatı: ₺21,38
8.7
10 üzerinden
991 Puan · 167 İnceleme
708 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yazıyor, yazıyor İlyada Destanı nasıl okunur yazıyor koşun…
Başlık biraz iddialı olmuş olabilir ancak ben bu şekilde okudum ve çok faydasını gördüm. Bu yüzden de herkese faydası dokunsun diye nasıl okuduğumdan bahsetmek istiyorum. İlk olarak şunu demek isterim ki: Mitolojiye giriş yapmadan önce Sümer ve Babil Destanlarını okudum size de o şekilde yapmanızı tavsiye ederim. Hem bir giriş oluyor az da olsa alışıyorsunuz destan okumaya hem de Homeros’tan yaklaşık 1500 sene önceki bir destanı okumuş oluyorsunuz. Okuduğum kitaplar şunlar: Gılgamış Destanı Gılgamış Hikayeleri Babil Yaratılış Destanı Sümer Kral Destanları Babil Hemeroloji Serisi İlyada ve Odysseia’yı sipariş ederken yanına kesinlikle Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü’nü de ekliyorsunuz. Çünkü Homeros'un kitapları ile ile Mitoloji Sözlüğü’nü beraber okumalısınız. Ama önemli kısım: Sözlükle kitabı beraber nasıl okuyacaksınız? İlyada’nın başında 85 sayfalık sunuş kısmı var orayı İlyada’nın bölüm bölüm anlatıldığı yer hariç dikkatle okumalısınız. Sunuş diye geçmeyin çok önemli bilgiler var. Bazı yerlerde spoiler da yiyebilirsiniz ancak umursamayın derim çünkü bu kitabı anlamak önemli olan. İlyada’nın bölüm bölüm anlatıldığı yeri de şu şekilde yapacağız: Hangi bölümü okuduysak dönüp bir de Azra Erhat’ın o bölümü özetlediği halini okuyacağız. Aynı özet kısmı sözlükte de var. Hem sözlüktekini hem de kitaptakini okuyabilirsiniz ki ben öyle yaptım. Tekrar oluyor ve daha iyi aklınızda kalıyor. Okuduğunuz bölüme de kurşun kalem veya fosforlu kalemle tik atabilirsiniz daha şık olur. Hem hangi bölümde kaldığınızı görürsünüz. Gelelim İlyada’ya. İlyada 24 bölümden oluşuyor. İlk 3 bölümünü okumam çok uzun zaman aldı. Neden derseniz şöyle anlatayım: Bir sürü tanrı ve insan hatta yarı tanrı yarı insan karakterleri var. Mitolojiye yeni başlamış biri olarak bu karakterleri kulaktan duyma bilgilerle tanıyordum. Yani hiç bilmiyormuşum. Zeus’un bile ne özellikleri varmış. Neyse ilk üç bölüme gelelim. İlk bölümü okuyorsunuz, okurken önemli olan karakterleri kurşun kalemle yuvarlak içine alıyorsunuz. Bölüm bittikten sonra o yuvarlak içine aldığınız karakterleri sözlüğü açıp kimmiş diye okuyorsunuz. Okuduğunuz karakteri İlyada kitabında fosforlu kalemle işaretliyorsunuz. Eğer o karakter sözlükte yoksa fosforlu kalemi kullanmıyorsunuz sadece yuvarlak içine almış haliyle bırakıyorsunuz. Gelelim sözlüğe. Sözlükte bir karakteri okurken onun önemli kısımlarını fosforlu kalemle işaretliyorsunuz. Çünkü sonra kitapta o karakterlerle yeniden karşılaşacaksınız ve sözlüğe bakmak istediğinizde tamamını değil sadece o işaretlediğiniz yerleri okursunuz ve hatırlarsınız. Sonra okuduğunuz karakterin yanına bir tik işareti atıyorsunuz ve en önemli kısma geliyorum. Sözlüğün arkasında üç adet dizin bölümü var. Okuduğunuz karakteri birinci dizinden bulup oraya da bir tik ve fosforlu kalemle üstünü çiziyorsunuz. Bunu yapmamızın nedeni sonradan sözlüğün nerelerini okuduğumuzu daha kolay tespit etmek ve okuduklarımızı bulmamızın daha kolay olmasıdır. Bir de sözlüğün en arkasında tablolar var ki; o tabloların hazırlanmasında kimlerin emeği geçtiyse onlardan Allah razı olsun. Kim kimin oğlu, kim hangi soydan geliyor devamlı bakıyorsunuz o tablolara bu sayede karakterleri karıştırmıyorsunuz. İkinci bölümde de aynı üstte dediklerimi yapıyorsunuz ancak ufak ipuçları vereceğim. İkinci bölümde çok fazla önemsiz karakter var. Homeros tüm Troyalıları ve tüm Akhalıları tanıtıyor okuyucuya. Bu bölüm sizi okumaktan soğutmasın. O karakterlerin hiçbirini yuvarlak içine almadan okuyun geçin. Kitabın ileriki bölümlerinde önemli olanlar tekrar karşınıza çıkacak o zaman yuvarlak içine alıp sözlüğe bakarsınız. Bundan sonra ki bölümlerde de aynı şeyleri tekrarlayacaksınız ancak hangi karakteri yuvarlak içine alıp sözlüğe bakmanız konusunda ufak bir şey demek istiyorum. Mesela bir karakter çıktı karşınıza tanımıyorsunuz hemen yuvarlak içine almayın. Devam edin okumaya gerçekten önemli bir karakter mi o karakteri öğrenmeniz gerekiyor mu ona bakın. Hatta ilk karşınıza çıktığında yuvarlak içine almayın derim eğer önemli bir karakterse zaten tekrar değinecektir Homeros o kişiye. Son olarak da şunu demek istiyorum: Bir karakteri yuvarlak içine aldınız ve bölüm bitiminde de o karakteri okudunuz sözlükten. Ancak üç dört bölüm sonra bir daha çıktı karşınıza ve siz unutmuşsunuz yine yuvarlak içine alın. Bölüm bitiminde sözlüğü açıp aynı karakterin bu sefer fosforlu kalemle işaretlediğiniz yerlerini okuyun ve tabloya bakın. Hatta bu dediğimi bazı karakterler için 4-5 kere yaptım. Çünkü unutuyorum karakterleri ve tekrar tekrar sözlüğe bakma ihtiyacı duyuyorum. Bu sayede de aklımda daha iyi yer ediyor. Yukarıda dediğim şekilde sabredip ilk üç bölümü okursanız sonrasında çokta sözlüğe bakmanız gerekmiyor. Ancak karakterlerin üzerinden bir daha geçmek için sözlüğe bakarsınız. Kitapta sonrasında akıp gidiyor zaten. Gelelim içeriğe. Bu kısmı hem kendim için hem de kitabı okumuş olanlar için özet mahiyetinde yazıyorum. Kitap, Akhilleus’un öfkesiyle başlıyor. Apollon ile Agamemnon ters düşer ve Apollon Akha ordusuna veba salar. Dokuz gün, dokuz gece ordu hastalıktan kırılır. Agamemnon da dayanamaz Apollon'un isteğini yapar ancak bu sefer de Akhilleus’un tutsağı Briseis’i alır. Bu yüzden de Akhilleus öfkelenip Agamemnon’a sırt çevirir ve savaşa katılmayacağını söyleyip barakasına çekilir. Zeus Agamemnon’a yalancı bir düş gönderir. Ve Akhaları Troya ile savaşmaya teşvik ettirir. Sonrasında iki ordu karşı karşıya gelirler ve gelgitli bir savaş olur. İlk önce Akhalar bastırır iyice üstünlük kurarlar. Hatta Akha yiğidi Diomedes Troyalıların yanında olan Tanrılardan Aphrodite’yi ve Ares’i bile yaralamayı başarır. Ancak sonrasında Zeus savaşa el atar ve Troya Kral’ı Priamos’un oğlu Hektor’a cesaret ve güç verir. Sonra Hektor yıkar geçer Akha ordularını. Hektor, Agamemnon’u Diomedes’i ve daha birçok Akha yiğidini yaralar. Agamemnon, Akhilleus’un en yakın arkadaşı Patroklos’a dert yanar ve Patroklos da koşarak olanları Akhilleus’a anlatır ve yardım ister. Akhilleus da savaşa gelmez ancak kendi silahlarını Patroklos’a verir. Patroklos da Akhilleus’un silahlarıyla savaşa katılır ve Troyalılar önce bozguna uğrarlar. Hatta Zeus kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon’u Patroklos’un öldürmesine müsaade eder. Ancak arkasında Zeus olan Hektor Patroklos’u öldürür ve tekrar üstünlük Troya’ya geçer. En yakın arkadaşı Patroklos’un öldüğünü öğrenen Akhilleus, demirci Tanrı Hephaistos’un yaptığı yeni silahlarıyla savaşa katılır. Akhilleus tüm dargınlıkları unutur ve Agamemnon ile barışır. Bu sayede Akhalar yeni taarruz başlatırlar ve üstünlüğü ellerine geçirirler. Akhilleus deli gibi olmuştur. Önüne geleni parçalayıp yoluna devam etmektedir. Karşısına arkadaşını öldüren Hektor’un çıkmasını beklemektedir. Sonunda Akhilleus Troya surlarına dayanınca mecbur Hektor da kapıya dikilir. Zeus yine kadere boyun eğerek Akhilleus’un Hektor’u öldürmesine karışmaz. Ve Hektor ölür. Kitabın son bölümünde de Hektor’un ölüsünü Kral Priamos Akhilleus’tan almaya gider. Akhilleus da hediyeler karşılığında Hektor’u babasına teslim eder. Hektor’a yapılan cenaze töreniyle İlyada biter. Son olarak da kitabı okurken aldığım notlardan bahsetmek istiyorum. Azra Erhat sunuş bölümünde Homeros’tan bahsetmiş. Ancak Homeros’un kim olduğu, nerede doğduğu, anne ve babasının kim olduğu kesin olarak bilinmiyormuş. Herkes kendi memleketlisi olarak görüyor Homeros’u. Belki de bu yüzden bu kadar çok seviliyordur Homeros. Eğer cennete gidersem olmasını isteyeceğim şeylerden biri de Dünya tarihini öğrenmek. Hatta 180 ekran bir televizyon versinler bana bir de dönem dönem Dünya tarihinin videolarını, ben de elimde cipsle izleyeyim neler yaşanmış. (: Homeros bu iki kitabıyla adeta mitolojiye giriş yaptırmış herkese. Çoğu karakter ilk İlyada’da ortaya çıkıyor. Örnek olarak Helena, Nestor, Hakabe ve Atreus ilk olarak İlyada’da geçiyor. Sonradan diğer mitolojik eserlere konu oluyor. Mitolojide üç kavram dikkatimi çekti: Birincisi kim ölürse ölüsünü almak için ayrı bir savaş başlıyor. Ölünün alınması çok önemli savaşlarda. İkincisi Tanrıların ölümlüleri kandırmak için sürekli kılık değiştirmeleri. Üçüncüsü de Zeus’un her olayı bir kuklacı gibi yönetebilmesi ancak kadere söz geçirememesi. Örneğin kurtarma imkânı varken oğlunu bile kaderi öyle diye ölüme bırakıyor. Herkese keyifli okumalar.
İlyada
8.7/10
· 3.655 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
55
Tayfun
İlyada'yı inceledi.
621 syf.
·
15 günde
·
9/10 puan
Hayal değil Gerçek!..
İlyada kelime anlamı olarak “İlyon’a Şiirler” manasını taşımaktadır. Dönemin İlyon’u ise günümüz Troya bölgesidir. Yani ismini tamamen bulunduğu bölgeden almıştır. Eser bize Troya Savaşı’nın sadece son 51 gününü 15600 dize ile anlatmaktadır. Tek bir ustanın eseri midir? Yoksa Homeros mu kaleme aldı? Homeros var mı? Yok mu? Gibi soruları bir kenara bırakıp, işin detayına inmeli ve bu güzel dizelerde anlatılmak istenen olayları yaşayarak okumalıyız. Homeros MÖ 9. yüzyılda yaşadığı sanılan bir ozandır. Gözlerinin görmediği bazı kaynaklarda bizlere söylenmektedir. Hayatı hakkında olduğu gibi ancak bu konu hakkında da kesin bir bilgi yoktur. Bildiğimiz tek şey ise İlyada ve Odyssiea diye iki kitap var ve bunların yazarı Homeros olarak bilinmesidir. İlyada öncesi… Rivayet edilir ki Paris, Troya Kralı’nın 68 oğlundan biridir. Doğumundan önce annesi Troya kralı Priamos’un karısı Hekabe – 19 çocuğu olduğu bilinmektedir – çok sancılı bir rüya görür. Rüyası Paris’in doğup büyüdükten sonra Troya şehrinin onun yüzünden ateşler içerisinde kalmış ve yıkılmış olmasıdır. Kan ter içinde uyandıktan sonra durumu Priamos’a anlatır ve Priamos ise kurulda bu rüyayı konu alan görüşmeler yapar. Sonuç olarak alınan karar ki kurulda çok fazla Priamos oğlu vardır. En büyük oğlunun da rüya bilici olduğu söylenmektedir. Herkes hemfikir olur ve Paris’in ölümünü isterler. İlyada da geçen Priamos bilgin bir kraldır ve çocuğunu kendi elleriyle ya da kendi şehrinde öldürmek istemez. Bir çobana verip, çobanın onu öldürmesini ister. Çoban Paris’i alır ve İda Dağı’nda ormana götürür bırakır. Tahminen altı gün sonra yanına varır ve hala yaşadığını, hatta çok sağlıklı olduğunu görür. Bu altı gün boyunca Paris’e dişi bir ayının baktığı en çok bilinen hikâyedir. Çoban bu durumu tanrılar tarafından bir hediye, bir lütuf ya da bir istek olarak görür ve Paris’i alır. Şehre getirirken de bebeği saklamak için para kesesi içerisine koyar; bundan dolayı ise Paris ismini alır. i.hizliresim.com/r5A0bm.jpg Hendrick de Clerck: The Nuptials of Thetis and Peleus – 17. Yüzyıl (Resim1) Aşil’e doğru… Aşil yani Achilleus, yarı tanrı bir baba olan Peleus ve su tanrıçası Thetis’in oğludur. Mitoloji genel olarak bakıldığında hep bir zincirin parçaları halinde devamı gelen konular –efsaneler- bütünüdür. Anne babasının düğünü tek bir tanrı çağrılmadan Olympos’ta yapılır. Düğünü bozmasın diye çağrılmayan tanrı ise Eris’tir. Eris fitne, fesat tanrısıdır. Düğünü öğrendiğinde ise doğruca düğün olanına gider. Elinde bir elma ile protokol masasına yanaşır. (Resim1) Bu masada Zeus ve karısı Hera, Afrodit ve aşkı Ares, Zeus oğlu Hermes, Zeus kardeşi Poseidon, Zeus kızı Athena, Kheiron –centaur-, gelin Thetis, damat Peleus vardır. Elindeki elmayı en güzele diyerek masaya fırlatır :) Ve kavga başlar. Bir yanda Hera, diğer yanda kızı Athena ve Afrodit. Kavganın sonuçlanmayacağını ve sonucun ise Zeus’un söylemesini isterler. Ancak Zeus bu duruma itiraz eder ki özellikle Hera ile karşı karşıya gelmekten kaçınır. Kararın bir ölümlünün vermesini ister. Hermes’i çağırır ve İda Dağı’nda çoban olan Aleksandros’a – Paris – yönlendirir. Hermes ve diğer üç tanrıça çobanı bulurlar, Zeus’un buyruğunu iletirler. Her tanrıça elmayı alabilmek için Aleksandros’a sayısız nimetlerle vaatlerde bulunurlar. Hera bir krallık vaat eder, babası Zeus gibi zekânın dibine vuran Athena en bilge kişi olacağını söyler ve Afrodit ise en güzel ölümlü kadını – Helen – vadeder. Aleksandros elmayı Afrodit’e verir. (Resim2) Afrodit işte o vakit kâinatın en güzel varlığı ilan edilir. Aleksandros yani Paris bu kısımdan sonra Troya prensi olduğunu öğrenir. Kaderde odur ki Afrodit dünyanın en güzel kadını olmasına rağmen kocası Hephaistos en çirkin tanrıdır. Bu hadiseden sonra 10 yıl sürecek İlyada – İlyon – yani Troya Savaşı’na zemin hazırlanmıştır. Tek eksik parça Paris’in Helen’i kaçırmasıdır. i.hizliresim.com/zj6Gzj.jpg Errard le jeune: The Judgment of Paris (Resim2) İlyada bilinen ilk doğu-batı savaşıdır. Yukarıda değindiğimiz ve aşağıda bolca bahsedeceğimiz bir tanrılar arası hesaplaşmadır. Achilleus ölümsüz bir anne ve ölümlü bir kralın oğlu olduğundan az da olsa bahsettik. Thetis’in istemeyerek Kral Peleus ile evlenmesinin ardından gelen bu erkek evlat Thetis için hep bir dert olacağına karar vermesi, doğumdan sonra Kral Peleus ile ayrılacağı ve ölümlü bir babanın oğluna neler sağlayacağını kestiremediğinden dolayı bir işe kalkışır. Achilleus’u ölümsüz yapamazsa bile bebekken yeraltı nehri olan Styx Nehri’nde yıkayıp, tenini çelik kesmez bir hale dönüştürmek istemesi bu kahramanı ölümsüzleştirir. Çünkü o dönemler yakın dövüş savaşların vazgeçilmeziydi. Kargı, ok ve kılıcın teninizde yara açmayacak olması ise tanrısal bir lütuftu. (Resim3) Resimde de gördüğünüz gibi Thetis Achilleus’u ayağından tutup Styx Nehri’ne sokup yıkamaktadır. Tesadüfte o dur ki bir ayağı nehrin dışında kalır ve Achilleus oradan aldığı darbe ile İlyada’dan daha sonraki eserde ölür. i.hizliresim.com/qd5Azd.jpg Antoine Borel (1743-1810) Thetis Immerses Son Achilles in Water of River Styx (Resim 3) Achilleus Styx’te yıkanıp çelik kesmez olduktan sonra eğitimi için Centeur’a –Kheiron- teslim edilir. Centaurlar göğüs alt kısımları at ve üst kısımları olan mitolojik savaşçı bir ırktır. (Resim4) İyi bir savaşçı olana kadarda orada eğitimine devam eder. Sonrasında ise kehanet düşer “Achilleus olmadan Troya şehri fetih olmayacaktır.” Bu kehaneti duyan Agamemnon ise kurnaz Odysseus’u Achilleus’a gönderir ve Troya Savaşı’na katılmasını ister. Achilleus Odysseus’u sever ve sayar. Odysseus ise bu savaşın ölümsüz bir ün getireceğine Achilleus’u ikna eder ve İlyada dizeler başlar dökülmeye. i.hizliresim.com/y6BGkk.png Thetis, Kheiron, bakıcı, Achilleus ve 2 Poseidon oğlu ile Achilleus’u Centaur’a teslim ederken.(Resim 4) Andromakhe Thebaili Eetion’un prenses kızı. Hektor’un karısı ve Astyanaks’ın annesi. Eetion Yunanistan’da bulunan Thebai şehrinin kralıdır. 7 tane oğlu ve bir kızı vardır. Troya ile hem ilişkilerini sağlamlaştırmak, hem de kan bağı olması için biricik kızını deniz aşırı olarak Hektor’a vermiştir. Hektor o dönemde geleceğin Troya kralı olacağına kesin gözüyle bakılan en yiğit Priamos oğluydu. Dolayısıyla oğlu Astyanaks’ta diğer Priamos oğulları arasında en yüksek olasılıkla kral olabilecek veliaht prensti. Andromakhe Troya savaşı boyunca en çok etkilenen kişidir. Akhaların 10 yıl süren Troya kuşatmalarında askerlerin ganimet için Troya’nın civar şehirlerine saldırmaları sebebiyle Andromakhe’nin doğduğu şehre de saldırılmıştır. Şehri eline alan Achilleus Kral Eetion ile yedi oğlunu öldürmüş ve prenses olan Andromahke’nin annesini elinden geldiği kadar en iğrenç şekilde kullanmış, esir edip Troya sahillerine getirmiştir. Hatta öyle kullanılmış ki Troyalılardan kurtarmalık alıp prensesi Troya’ya teslim ettiğinde ancak üç gün yaşayabilmiştir. i.hizliresim.com/pbd5Or.jpg Paris ile Menelaus düellosu akabinde Afrodit tarafından ölümden kurtarılıp, kaçırılan Paris’i savaş alanına çağırmak için gelen Hektor’un Andromakhe’yi odasında göremeyince şehrin surlarında karşılaşmaları. Bu hadiselerden anlayabileceğimiz gibi savaşın en dertlisi, en insansı varlığı Andromakhe’dir. Hayatında Hektor ve oğlu dışında kimsesi kalmamış, bu sebeple iyice yalnız kalmaktan korkup, Hektor’a kaçmayı dahi teklif etmiştir. Ancak ne Hektor Troya kralı olabilecektir, ne de oğlu Astyanaks. Agamemnon tam bir soykırım yapacak, değil beşikteki bebeği anne karnındakileri dahi öldürecektir. Sophokles’in de Elektra eserinde bahsettiği “iphigenia” Agamemnon kızıdır. Kendi kızı iphigenia ise kurban ettiği anlatılır. Buradan da Agamemnon’un ne tür bir kişilik sahibi olduğunu ve Troya’yı bekleyen kıyımı anlamak pek mümkündür. Bu şekilde sayısız efsaneyi sıralayabiliriz İlyada öncesi olarak. Ancak buna ne bizim gücümüz ne de zamanımız yeter. Göründüğü üzere Homeros yazdığı bu kitap ile dünyayı değiştirmiştir. Antik Çağ olsun, ilk çağ olsun, Rönesans olsun ve günümüzde bu eser üzerinden birçok sanat yapılıyor ve bizlerin beğenisine sunuluyor. Kitabın bu denli kıymetli olması ise her dönemde bir okuyucu kitlesi bulmasından kaynaklanmaktadır. Kitap içerisinde bulunan şiirsellik ve değinmeden edemeyeceğim benzetmeler ise harika. Öyle bir dönemde benzetmenin bu kadar güzel dile getirilmesi ve tasvir edilmesi gerçekten insanda hayret uyandırıyor. Bu sebeple tragedyanın ve şiirlerin babası demek en çok Homeros’a yakışır bir sıfattır. Kendinden gelen sayısız kişiyi etkilemiştir. Hatta okumakla kalmayıp araştırma yapanlar dahi vardır. Alman Heinrich Schliemann Troya şehrini 19. yüzyılda keşfeden bir meraklıdır. Gizli yaptığı kazılar sonrasında VII Troya şehrini bulmuş ve Priam Hazinesi’ni önce Atina’ya oradan da Almanya’ya kaçırmıştır. Kaçırılan bu hazineyi müzeye bağışlamış, savaş sonrasında ise hazine ortadan kaybolmuştur. Buradan çıkarılacak en büyük ders ise İlyada her ne kadar destan olsa da kesinlikle döneminin olaylarını gerçekleriyle beraber hikayeleştirerek aktarmıştır demekten kendimizi alıkoyamayız. Bu hadiseden Troya bölgesi değerlenmiş ve gerekli kazılar dönemin devletinde ve günümüzde devam etmektedir. Aklımız ise her zaman bir şeyleri kaybettikten sonra gelir başımıza. Zararın neresinden dönersek kardır diyoruz ve levye ile lahit açanları şiddetle kınıyoruz. Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan. Çevirisi işinin erbabı ve ödüllü Azra Erhat ile A. Kadir’den. Kesinlikle muazzam bir çevirisi ve dizgisi var. Kusur bulmak imkânsız. 84 sayfa bir önsöz ile başlıyor kitabımız, hemen ardından 24 bölüme sıkıştırılmış 15600 dize ile karşılaşıyoruz. Kitabın sonuna ise sayfa, bölüm numaralarıyla verilmiş bir isim sözlüğü konulmuş. Gerçekten muazzam bir içerik ve ona uygun önsöz ile sözlük. Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesidir. İçeriğindeki şiirsellik ve ölümlü ile ölümsüzlerin arasındaki rekabetler sizleri de heyecanlandırmaya yetecektir. Sevgi ile kalın. İncelemede resimleri görebilmek için sessizm.blogspot.com/2019/05/homeros-ily... adresinden okumanız tavsiye edilir. EK-1 Deniz perisi Tanrıça Thetis bilinenin aksine çok güzel ve alımlı olağanüstü bir tanrıçaydı. Zeus onunla birlikte olmak istemiş ancak Thetis’in üzerinde olan lanet Zeus’un gözünü korkutmuş ve işine gelmemiştir. Rivayete göre Thetis’in doğacak oğlu babasından çok güçlü olacaktı. Olympos tanrılarındaki kibir ise asla kendilerinden güçlü bir ölümlü ya da ölümsüz bir kişiyi kabullenemeyecek kadar fazlaydı. Bu sebeple Thetis isteksiz olsa da Zeus onu bilinçli olarak ölümlü Peleus ile evlendirdi. Doğan çocukları Achilleus kendi döneminin en güçlü insanı olarak mitolojiye geçti. Eğer ki Peleus yerine Zeus olsaydı babası, Zeus’un da sonu Kronos gibi Tartaros’a gönderilmek olurdu. Çünkü Achilleus ne kadar tanrıça çocuğu olsa da tanrılardan haz etmezdi.
İlyada
8.7/10
· 3.655 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
146
Kitaplar ve Kitaplar
İlyada'yı inceledi.
708 syf.
·
24 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
İlyada
_Spoiler_ Ettim çok büyük hata, şimdi ne olacak bana Zeus baba temalı bu kitap, Agamemnon'un bizim yiğit Akhilleus'un onur payını çalmasıyla başlar. Onur payı da ne diyececek olursanızz; onur payı askerler savaştan çıktıklarında onlara verilen ödüldür. Sonra bizim Paris ( Yok yok, Fransa'nın başkenti değil) Helen'i kaçırıyor. Helen'in eşi Menelaos ( Kral Agamemnon'un kardeşi) bu nedenle Troyalılar'a savaş açmak istiyor ve açıyor. Bizim yiğit Akhilleus'un kalbi kırıldığı için savaşa katılmıyor. Sonra Akhilleus'un annesi tanrıça Thetis Zeus'tan Akhaların Troyalılar'a karşı kaybetmesini ve oğlunun değerini anlamalarını istiyor ve böyle de oluyorr. En yiğit askerler bile fos çıkıyor. Akhilleus'a gel de bizi kurtar diyor. Akhilleus tüm hediyelere rağmen bunu kabul etmiyor. Kırıldı bi' kere gönlüm, savaşmam sizinle budur son sözüm diyor. DERKENN savaşın durumu iyice kötüye gidiyor ve Akhilleus'un en iyi arkadaşı olan Patraklos bizim Akhalara acıyor ve Akhilleus'u savaşa gitmesi için ikna etme çalışıyor. Akhilleus buna da hayır diyince artık Patraklos kendisinin gitmesini söylüyor. Akhilleus bunu kabul ediyor ama bulaşma Hektor'a diyor. Patraklos savaşta daha çok ün için Hektor ile savaşıyor. Hektor, " girdi mızrağım etine, gönderiyorum seni Hades evine" der. Akhilleus, Patraklos'un öldüğünü duyunca Hektor'u öldürmek ister ve onla savaşa girer. Hektor sarayın önünde bilmem kaç tur attıktan sonra Akhilleus ile savaşır. Ya bir pars gibi hemen savaşa atılıp yenecekti onu, ya da kaybedecekti. Akhilleus, "öldüreceğim şimdi seni, yem edeceğim köpeklere bedenini" der ve öldürür Hektor'u. Sonra babası ve annesi bu haberi duyunca, " gitti benim kuzumm, söyle tanrıça neydi benim suçumm" der ve gelir onlara keder, oysa oğlunu ne çok sever... Akhilleus, Hektor'un cesedini toz toprak içinde dolandırır. Priamos, oğlunun cesedini almak için Akhilleus'a yalvarır ve sayısız armağanlar verir. Akhilleus, Hektor'u onlara verir ve bir cenaze töreni yapılırr... Kısacasıı verdik armağanlar Akhilleus'a, getirdik biz onu savaşa; öldürdük Hektor'u biz, paylaştık armağanları hepimiz temalı bu destann ,,bizim için biir kitaptı..
İlyada
8.7/10
· 3.655 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
Roquentin
İlyada'yı inceledi.
621 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İlyada'ya Yeni Soluk
Yüce İda dağından bir top ışık doğar Sarı rubalı şafak, Okeanos'un akışlarından doğdu Tanrıların kralı Yüce Zeus, yazdı tekmil canlıların kaderini Doğdu dünyanın en üstün diyarında bu büyük destan Adı şanlı kendi şanlı Homeros'un dilinden Anlatıldı binlerce yıl önce Şimdi ben de bu şiirsel destanı anlatacağım size Homeros gibi değilse de Verdim kendimi bu kutlu göreve Anlayabilir okusa bilal oğlan bile. Bir güzellik müsabakası ile başladı Truva'nın kaderi Güzelliğiyle yarışan üç tanrıça ateşledi fitili Tanrıların kralı Zeus'a çevrildi gözler Öyle kurnazdı ki Zeus, işmar etti dağdaki çobanı Versin dedi o yargıyı Yarışanlar içinde ak kollu Here başta idi, hem Zeus'un kardeşi hem de sevgili eşi Zeus'un kızı, aşk tanrıçası Aphrodite bir diğeri Gök gözlü Athene'dir üçüncüsü, o da Zeus kızı idi. Geldi birbiriyle güzellikte yarışan üç tanrıça Seçilebilmekti niyetleri tanrıların en güzeli Çalıştılar kandırmak için Bu mal çoban Paris'i Her biri şanlı ihtişamlı hediyeler sundu Here; Avrupa Asya krallığı vadetti Athene; Truvalıların tüm Yunanistan'ı almasına yardım edeceğini Aphrodite de; dünyanın en güzel kadınını. Bizim gerzek de elbette kadını seçti Kaçırdı dünyalar güzeli Helen'i Yalnız Helen karısıydı Menelaos'un, O gür naralı Menelaos ki Tanrıların kralı Agamemnon'un kardeşi. Olymposlu Tanrı' nın keyfi gelir böylece Ölümlülerle oynamak için Ares'in kucağına atar onları Patlar gürleyerek kanlı bir savaş Süzülür parlak kanlı kargılar, vurduğu yeri parçalayan tolgalar, parıl parıl zırhlar, göbekli kalkanlar... Tanrılar da karışır ölümlülerin kavgasına Tekmil tanrılar taraf tutar da Gökyüzünden kana bulanır yeryüzü Troya'yı savaşa sokan aşkı veren zalım tanrıça; Aphrodite Akhalarin destekçisi, iç yakan Aphrodite'in dayakçısı; Athene Troyalıların koruyucusu, av tanrıçası, Athene'den de nasibini alan; Artemis Zeus'un kardeşi,Akhalılar'ı kışkırtan denizlerin tanrısı; Poseidon Güç verir Troyalılar'a Güneşin efendisi; Apollon Gözü yaşlıdır oğlunun kaderinden, Akhilleus'un anası, denizlerin tanrıçası; Thetis Kin nefret içinde Troyalılara büyük Here Yer altı ülkesinin tanrısı insafsız; Hades Savaşın gerçek adı, öç mimari; Ares. Bir yiğit çıkar Truva'dan Ödlek, baş belası Paris'ten utanan Zeus'un sevdiği tanrısal Hektor. Hiçbir insan kaçamaz kaderinden Ister korkak olsun ister yürekli Hektor da kaçamadı kaderinden Öfke dolu, savaştan, kan akıtmaktan başka bir meziyeti olmayan, kindar Akhilleus aldı canını Her şafak söktüğünde Sürükledi günlerce bedenini acımadan. Akşam yıldızı denen bir yıldız vardır hani, Yıldızların en parlağı, en güzeli Gösterdiğinde gökte kendini Dünyaya bir büyük Homeros gelir Homerosoğlu Yaşar Kemal'dir sonuncusu Unutturmaz yayar destanları tüm dünyaya Biz de ondan esinlendik Homeros anmaya. Peki bu yazıyı yazan mı kim Elifoğlan'dır namı. Çağrıldı Olympos'a rüyasında bir gece Fısıldadı ona Poseidon ile Thetis. Güç verdi yazsın bu satırları Yaysın bu efsaneyi tekmil yurduna Anlasınlar da yaşadıkları yerin şanını Kıymet versinler Atmasınlar elindeki çöpü Kronos'un topraklarına. Elifoğlan der bu savaşın İler tutar yanı yok Örnek alasın bu destanı. Yüce Zeus'un bile sevmediği Ares'in peşinden gitmeyesin Destana özeneceksen ille de Özen şiirselliğine Homeroskızı Elif.
İlyada
8.7/10
· 3.655 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
23
197