·
Okunma
·
Beğeni
·
12.813
Gösterim
Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756963302
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Bir seyyahla, onun çölde karşılaştığı yırtıcı hayvanları anlatan o şark masallarını kim bilmez ki. Seyyah, hayvandan kurtulmak için susuz bir kuyuya atar kendini. Orada, kuyunun dibinde bir ejderha görür. Onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarıya çıkmaya cesaret edemezken ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasındaki bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur. Elleri uyuşur ve az sonra, her iki tarafta bekleyen felaketin kucağına düşeceğini hisseder, ama hala sımsıkı yapışıp durmaktadır dala. O sırada biri beyaz biri kara iki farenin onun tutunduğu dalın çevrisinde dolaşıp dalı kemirmekte olduklarını görür. Birkaç dakikası vardır. Dal kopacak ve o da canavarın ağzının içine düşecektir. Seyyah bunu görür ve kurtulma şansının olmadığını bilir. ama havada debelendiği sürece, çevresine bakınmaktadır. Çalının yapraklarından bal damlaları görür. Dilini uzatıp bunu yakalamaya koyulur. işte ben de aynı, beni parçalamaya hazır olduğunu bildiğim halde, hayatın dallarına tutunuyorum ve bu azaba niye düştüğümü bir türlü aklım almıyor ve şimdiye kadar bana teselli vermiş olan balı emmeyi deniyorum. Ama bal bana tat vermez oldu artık; beyaz ve siyah fareler gece gündüz tutunduğum dalı kemirmekteler...
Lev Nikolyeviç Tolstoy-İtiraflarım

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!

Sene 1870. Rusya'ya kadar gideyim de bir Oblomov'u ziyaret edeyim. Dönüşte de Aleksey Dmitriyeviç Nejdanov'un mezarına bir karanfil bırakır dönerim diye düşünüyordum. Ne yazık ki Oblomov, Oblomovka'da değilmiş, üzüldüm. Onu bir daha görebileceğimi düşünmüyorum, ondan bana kalan sadece hayaller oldu. Yapacak bir şey yoktu. Döndüm mezarlığa şans eseri yolda Grigori Mihaylovic Litvinov ile karşılaştım el ele verdik gittik. Mezarlığa karanfili bırakırken hissediyordum bu son karanfildi, bir daha görüşemeyecektik. Sevemedim vedaları diyerek Litvinov ile de vedalaştım. Tren garına geldiğimde karşımda tuhaf giyimli yaşlı bir adam duruyordu. Başladı anlatmaya, dedim Kadir seni de düzgün biri bulmaz ki... Rusya'da çok ünlü biri olduğundan ama kimse tarafından dinlenmediğinden şikayetçi idi. Ben de konuşmayı pek sevmediğimi ama iyi bir dinleyici olduğumu söyledim.
Ve başladı anlatmaya İtiraflarım diyerek...
Ailesinin Ortodoks olduğunu bu sebepten ötürü kendisinin de sorgusuz sualsiz bunu kabul ettiğini belirtti. Dindar olan abisinin acı çekerek ölmesinden sonra sorgulamaya başlamış dini...
Genç yaşta Voltaire, Jean-Jacques Rousseau okuduğunu söyledi. Dindar olduğunu söyleyip aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaştığını; zihin olarak en iyi olduğu zaman Rus köylüsüne, Ortodoks kilisesine, geleneğine koştuğu zaman hissetmiş. Onların saflığına-belki cahilliğine- gıpta ile bakmış yıllarca. Ama gerekli olan mutluluğu, zihin olarak rahatlığı bulamamış. Anlatmaya devam ederken etrafıma bakıyordum. Sanırım alındı ve gençler yaşlılara gerekli olan saygıyı göstermiyorlar dedi ve döndü gitti. Ama öyle değildi, trenim kalkıyordu ve dönmek zorundaydım. Daha sonra yurda döndüm ve elime Alemdar Gazetesi geçti. Tren garında donarak ölen bir Rus yazarın haberini yapmışlardı. İyice baktığımda garda konuştuğum adamın ta kendisi idi. Meğerse o yaşlı adam Lev Nikolyeviç Tolstoy imiş.
Ne demişti Sokrates: "Bildiğim bir şey varsa; o da hiçbir şey bilmediğimdir." Ne de doğru demiş.
Tolstoy’u seviyorsanız, okuyorsanız, bu kitap kritik bir basamak...
Sıradaki adresimiz;
Vüs'at O. Bener/Buzul Çağın Virüsü
Keyifli okumalar...
Kendi iç dünyasındaki sorgulamalarını bizlere aktarmış Tolstoy bu eseriyle. Yazmak işlevi de henüz o sıralarda sadece para kazanmak için yaptığı bir eylem.

İlk başta ailesinde herkesin inandığı din, Ona da sorgusuz, sualsiz kabul ettirilmiş. Abisi çok dindardır. Bu noktada diğer aile üyelerinin üstündedir. Abisi genç yaşında, dindar olmasına rağmen acı çekerek öldüğü için Tanrıyı sorgulamaya başlamış. Abisinin böyle bir ölümü haketmediği düşüncesi ile.
Felsefeci ve düşünürleri, bilim insanlarını araştırmış. Görüşlerini benimsemiş. Hiçliği ve varoluşunu anlamlandırmaya, kendi içinde savaş vermeye başlamış. Bu görüşleri benimseyip araştırmayı sürdürdükçe, çıkış yolu ararken, çıkmaza doğru sürüklenmiş. Dindar olup aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaşmış. Emekçi olup alınteriyle para kazanarak yaşamını devam ettiren, aynı zamanda da gerçekten dinini yaşayan kişilere yönelip, onlara sonsuz sevgi duymuş.

İntihar düşüncesi sıkça aklından geçmiş. Ancak "Tanrıyı aramak" isteği bir türlü tükenmemiş ve umudu içinde hep varolmuş. Bundan dolayı yaşamını sonlandırma fikrine uzak durmuş.
Bu şekilde kendi görüşlerini, yaşadığı iç sıkıntılarını, arayışlarını ve savaşlarını bizlere anlatmış Tolstoy.

Bu soruları sorar kendine birçok kişi.
Bazı kişiler Tanrının varlığını kabul edip de aramaya, sorgulamaya devam eder. Bu tükenmez arayışla kendini tüketir. Bir sonuca ya ulaşır ya ulaşmaz.
Bazı kişiler zaten sorgusuz inanırlar. Bazıları da tamamıyla reddeder.
Herkes kendine göre bir yol belirleyip, kendi doğrularına inanırlar. Bunlar olabilen gayet normal şeyler. Ama en kötüsü dayatma...
Kaç kişi birilerine bir şeyleri dayatmadan yaşayabiliyor? Hoşgörü ile yaklaşabiliyor? İnanan inanır inanmayan da inanmaz.
Kendilerince dindar olanlara göre inanmayanlar cahilken, inanmayanlara göre ise inananlar ya da dindarlar yobaz. Bu şekilde etiketlemek ne kadar doğru? İşte benim de sorgulamam en çok buna.

İncelemeyi burada sonlandırıyorum.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaplarla kalınız.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.048 Oy)19.979 beğeni45.748 okunma3.627 alıntı193.437 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.966 Oy)9.236 beğeni30.324 okunma918 alıntı147.048 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.177 Oy)13.999 beğeni36.289 okunma3.811 alıntı154.244 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.776 Oy)9.739 beğeni27.343 okunma2.012 alıntı126.563 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.281 Oy)9.273 beğeni27.680 okunma2.949 alıntı122.100 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.765 Oy)8.233 beğeni22.389 okunma4.704 alıntı137.518 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.812 Oy)8.422 beğeni24.097 okunma964 alıntı96.240 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.935 Oy)6.044 beğeni20.741 okunma931 alıntı107.710 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.555 Oy)3.693 beğeni11.187 okunma6.107 alıntı102.094 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.957 Oy)9.490 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.607 gösterim
Tolstoy'un kendi ideolojik ve inançsal sorgulamalarını içeren İtiraflarım'ım Tolstoy-severler için kesinlikle okunmaya değer bir eser. Tolstoy bilindiği gibi inanç konusunda birçok buhran yaşamış bir yazar. Hristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap getiremediğini düşündüğü için geleneksel Ortodoks Hristiyanlığına olan inancını yitirir. İtiraflarım ise bunun karar aşaması gibidir. Hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular. Tabii Tolstoy İtiraflarım'da her şeyin başına gidiyor; çocukluğuna.

Rus klasiklerinden aşina olduğumuz bazı durumlar vardır. Mesela o dönem Rusya'sında inanç konuları önemini büyük bir ölçüde yitirmiş, onların yerine nihilizm veya ateizm gibi Kilise'yi reddeden ideolojiler Rusya'yı sarmıştır. İşte Tolstoy'un çocukluğu da tam bu döneme denk geliyor. Bu dönemde inanç kavramı öylesine zayıflamış ki (bunu kötü anlamda söylemiyorum) örneğin -Tolstoy'un anlattığına göre- birinin yemekten önce ettiği duayı gören o kişinin ağabeyi "Bunu hala yapıyorsun ha?" dediği için o kişi inanç kavramına tutunmayı bırakmış. Belki de buna büyük bir oranda toplumsal zihin etkili olmuş. Bu oldukça geniş ve tartışmaya açık bir konu. Dolayısıyla bu kavram düşmesi ile büyüyen Tolstoy, inanç konusunda bir nevi tarafsız olarak yetişiyor.

Daha sonraları hayatın akışına kapılan Tolstoy için bu konu gün geliyor ona sıkıntı vermeye başlıyor. O da her şeyi en baştan sorgulamaya ve araştırmaya başlıyor. Bence bu nokta çok önemli. Herhangi bir olguyu bulmak adına tüm önyargılardan arınıp sorgulamaya başlamak ile sorgulama yapmak arasında büyük bir fark var. Taraflı bir sorgulama ne denli isabetli bir sorgulama olur? Tolstoy bu hataya düşmüyor, her şeyi kafasından silip en baştan kafasında sorular üretiyor ve bunları insanların inandığı şeylerle karşılaştırıyor; cevap almaya çalışıyor. Tolstoy'un bu açıdan tarafsızlığı ve azmi beni gerçekten hayran bıraktı.

İtiraflarım felsefi bir eser olmasının yanı sıra bana kalırsa aynı zamanda sosyolojik bir eser olarak da nitelendirilebilir. Çünkü Tolstoy eser boyunca yalnızca kendinden bahsetmiyor. Rus halkının ideolojik ve inançsal durumunu gözden geçiriyor. İnsanların bu durumlarını gözden geçirmek için de bir süre toplumdan uzaklaştığı da oluyor. Şöyle bir tabir vardır; toplumu en iyi anlayanlar toplumdan dışlanmış kişilerdir diye, belki de Tolstoy da bunun farkında idi. İnanç konusunu dıştan inceliyor belki de herhangi bir inancın etkisine kapılmamak için. Sonuç ise ne oluyor onu da yeni okuyacaklara bırakıyorum.

Tolstoy'un inançla ilgili iç sorgulamalardan oluşan İtiraflarım kesinlikle okumaya değer.
İlk Tolstoy okumamı İnci Hanım'ın etkinliği sayesinde yapmıştım. Buradan kendilerine selam ederim. :)
"İnsan neyle yaşar?" kitabıyla tanışmış oldum Tolstoy'la.
Lakin ben de itiraf etmeliyim ki Dostoyevski gibi ilk okuyuşta kuvvetli bir bağ kuramamıştım kendileriyle.
Ta ki "İtiraflarım" kitabını okuyana kadar.
Bu kitabı okuduktan sonra kendime sorduğum soru: "Neden ilk bu kitabını okumamışım ki ben?" oldu.
Bir yazarla tanışırken ilk kitap seçiminin bile ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.
Diğer kitaplarını henüz okumadım ama Tolstoy'la henüz tanışmadıysanız bu kitabının doğru bir tercih olacağını düşünüyor ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Günümüzde birçok insan ne yazık ki kafasını kemiren sorulardan inşa edilmiş bir hastalığa düçar olmuş durumda.İddia ediyorum ki bu kitap sayesinde hastalıklı durumundan kurtulabilir, sorularına muazzam cevaplar bulabilir.
Eğer gerçekten arıyorsa ve sonunda da doğruyu kabullenip o yolda ilerlemek istiyorsa.
Bu kitapla beraber çetrefilli bir arayış serüvenine şahit oluyorsunuz.

Öyle bir arayış ki beyninizin varlığını hissettiren öyle bir arayış ki her buldum sandığınızda bir kaybedişi yaşatan ve yine öyle bir arayış ki sonunda güzel bir buluş olan...

Akıl ile inancın farklı kutuplarında gidip gelirken yaşama sebebinizi sorgulayacak ölümün varlığını ve yakınlığını hissedeceksiniz.
Beynim yana yana okurken hayranlık duymadım desem yalan olur.
Yeni ufuklar açan varlığımın sebebini yeniden bulduran bir kitap oldu benim için.

Zweig, Woolf gibi yazarların bu durumları yaşayıp bu evrelerden geçtiği fakat Tolstoy kadar şanslı olamadıkları düşüncesi de geçti aklımdan.

Bunu Tolstoy'un şu satırlarından çıkarmak mümkün: "Bunun için yollar da vardır:Boynun etrafına geçirilen bir ip, su, kalbe saplanan bir bıçak ya da raylardan geçmekte olan bir tren."

Arayış evrelerinde neler düşünmüyor ki neler geçmiyor ki beyninin karanlık dehlizlerinden?
Kaç kere vazgeçip kaç kere hayata tutundu kim bilir?
Bulmuş olan için aramak ne kadar kolaysa arayan için de bulmak bir o kadar zor.

"İtiraflarım" ise yaşam ile ölümün arasında bir yol.Tutunulan tek ve son kolon.

Tavsiyemdir, ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listenizde kesinlikle yer almalı.
Neden varım ?
Neden şunu şunu yapmak zorundayım ?
Neden yaşamalıyım ?
Yaşamımın sonunda ne olacak ?
Neden , niçin .................

Dini öğretilerin '' şahsi fikrimde '' daha ağır bastığını gördüm ..
Okunması gereken bir kitap , özelliklere de müslümanlara okutulmalı ..
Hani neden eğilip kalktığını bilmeyen , ibadet ettiği Allah'ı ( Yaratıcı , Tanrı ) tanımayanlara ve en önemlisi ilk gelen ayetin '' OKU ! '' olmasına rağmen okumaktan bi haber insanlara okutulmalı .. Oku , seni yaratan Rabbinin sanatını oku , anla nasıl büyük bir Zat'a iman ettiğini anla ..

Ve bence kitaptaki en can alıcı alıntı şu ;
''Demiri onlar çıkardılar , ormanları kesmeyi bize onlar öğrettiler , inekleri ve atları onlar evcilleştirdiler , tahıl etmeyi ve birlikte yaşamayı bize onlar öğrettiler , yaşamımızı onlar düzenlediler ve bana konuşmayı ve yazmayı onlar öğrettiler ..
Ve onların bir ürünü olan , onlar tarafından yedirilen , içirilen öğretilen ben , onların düşünceleri ve sözcükleriyle düşünerek bütün bunların saçmalık olduğunu savundum .
( Yanlış olan bir şey var ! ) dedim kendime . ( Bir yerlerde büyük bir hata yaptım . ) Ancak nerede hata yaptığımı anlamam çok zamanımı aldı . ''

Dedelerimiz bize öğretti , Allahı , nasıl ibadet etmemiz gerektiğini ..
Peki biz onlar ne verdi ise onu kabul ettik ..
Düşünün ve sorgulayın lütfen ..
Bu sorgulamak kelimesini yanlış anlamayın ..
Allahı siz tekrar bulun , bir yaratıcının varlığını tekrar gösterin kendinize , insanlığa ...
Bütün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? Neden yaşıyorum? Okudum, yazdım, öğrettim, öğrendim... Bütün bunların ben öldükten ve yok olduktan sonra anlamı ne?

Tolstoy'un iç dünyasına kısacık da olsa tanık oluyoruz İtiraflarım sayesinde. Aslında küçük çocukların bile sorabileceği basit bir soru ve cevaplanması bir o kadar zor. Dünyevi hırslar ve zevkler içinde yaşama amacının nasıl solup gittiğini; ahlaki açıdan mükemmelliğe ulaşma ile başlayan serüvenin nasıl olup da herkesden daha güçlü, daha zengin, daha başarılı, daha önemli, daha ünlü olma hırslarına yenildiğini ve sonunda yolunu kaybedip nasıl karamsarlığa düştüğünü açıkça anlatıyor. Akıl danışabildiği herkese akıl danışıyor yine de tatmin edici bir cevap alamıyor. Sonsuzluk içinde sonlu bir varlık olma düşüncesi onu yiyip bitiriyor.

Sadece kendi düştüğü durumdan da bahsetmiyor Tolstoy, Rus halkının çeşitli eğitim seviyesindeki faklı yaşamlar süren insanlardan da kesitler sunuyor. Bu bağlamda hem sosyolojik hem piskolojik hem felsefik bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Bu incecik kitaptan öğrenebileceğiniz, kendinizi sorgulayabileceğiniz çok şey olduğuna inanıyorum.

Beyaz ve siyah fare tutunduğunuz asmayı kemirirken balı yalamaya devam mı edeceksiniz yoksa bütünün bir parçası olup inancınıza mı sarılacaksınız? Karar sizin. Keyifli okumalar...
Esasında yaratıcıyı arama gayesinde olan yazarın kitabı,aynı zamanda otobiyografik bir eserdir.İnancı sorgulaması nedeniyle 1984'te yasaklanmış. Tolstoy'un varoluşunun sebebini sorguladığı bu itiraflarında inanç sistemlerine eleştirisini samimi ve etkileyici bir dille yapmış. Yazması cesaret gerektiren bu eseri Tolstoy severlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Daha önce hiç Tolstoy okumamış olmamın üzüntüsünü ve sonunda okumuş olmamın sevincini yaşıyorum. Tolstoy ile tanışmama vesile olan inci hanıma teşekkür ediyorum. :)

Tolstoy derin bir hakikatin peşinde olan; önceleri bu hakikatın inkâr da, sonraları iman da olduğunu düşünen bir insan.

Gençlik yıllarında inkâr ile yaşamış ve -kendisinin tabiriyle- ne öğreteceğini bilmeden insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmış.

Sonra inkâr etmek artık ruhuna ağır gelmeye başlamış ve imanın huzur sağladığına kanaat etmiş. Ve elbette bunu öğrenmek için de dine ihtiyaç olduğuna..

Daha Sonra dinleri araştırmaya başlamış, kitabında en çok Hıristiyanlık geçiyor, kiliseler arası ayrılıkta oraya buraya savrulmuş bir nevi. Ama aradığını orada bulamamış.

Aslında benim gördüğüm kadarıyla, yazarın istediği inanç biçimiyle İslâm çok benziyor birbirine. 82 yaşındayken 1910 yılında İstanbul'a gelmek istemiş ama ömrü yetmemiş. Belki de İslâm'ı öğrenmek içindi, en doğrusunu Allah bilir.

Sana dua ediyorum sevgili Tolstoy, umarım Müslüman olarak vefat etmişsindir..
Tolstoyun iç dünyasına yolculuk... Kendi iç dünyamla karşılaştırabiliyorum ve sonucu şaşırtıcı ortak yanlarımız çıkıyor. Tolstoyun yıllar süren arayışlarını konu alan bu kitabı okurken siz de benim gibi benliğinize yolculuk yapacaksınız.Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını herkes gibi anlamsız bulan Tolstoy kendini, dini ve hayatı anlamaya çalıştığı bu kitabı okumaya devam ediyorum ve yolculuğum uzun sürecek gibi :))
Merhabalar Tolstoy’un en beğendiğim kitabı olan İtiraflarım’ın incelemesine bir alıntı ile başlamak istiyorum ; “Artık kendimizi ile tımarhanede yaşayanlar arasında fark olmadığını görüyorum ; o dönem bu hususta yalnızca belli belirsiz şüphelerim vardı ve her deli gibi benim dışındaki herkes delidir diye düşünüyorum.”
Esere gelecek olursak yazar çocukluk döneminden başlayarak kendini anlatamaya başlıyor.O dönemlerde hissetikleri,yaşadıkları,çevresindekileri ve hayatı sorgulayışı yer almaktadır.Yaşamının her döneminde hiç bir zaman değişmeyen tek şey vardı o da hayatı sorgulaması ve arayışıydı.Yazarın dönem dönem nasıl bir ruh halinde olduğu görme imkanı sağlamaktadır.Yazarın kendi kaleminden onu tanımaya çalışmak eşsiz bir deneyimdi.
Keyifli Okumalar Dilerim
On yedi bölümden oluşan bir eser. Kitap karamsarlıklar, ruhsal bunalım, düşünce ve inanç çıkmazları ile dolu. Tolstoy'un inanç kapsamlı otobiyografik eseri diyebilirim. Aynı zamanda felsefi ve psikolojik bir kitap.

Kitap Tolstoy'u ve onun gibi hayata anlam veremeyen diğer insanları biraz daha iyi tanımam açısından faydalı oldu. Kitabın sekizinci bölümüne kadar bunaldığımı ve sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim. Sebebi Tolstoy'un içine düştüğü duruma yabancı oluşum olabilir. İntiharın eşiğine hiç gelmedim, intihar etmeyi hiç düşünmedim.

Hayatı, insanları, hayvanları, doğayı, bitkileri seven, idealleri olan, inançlı bir insanı, hangi düşünce veya sorular intihara sürükleyebilir?

İşte ben tam bu soruyu sorduğum anda Tolstoy zihnime tokadı yapıştırıyor. Sekizinci bölüm itibariyle içine düştüğü intihar sarmalından dini  inanç yardımıyla kurtuluşunu anlatmaya başlıyor ve kendine de bana da zulüm etmeyi bırakıyor. Ağır ağır giden, ilerlemeyen kitap Tolstoy'un imana gelmesiyle hızlanarak bir çırpıda bitiyor.
15 li yaşlarda felsefi kitaplar okuyarak inançtan ve dinden uzaklaşmaya başladığını yirmili yaşlarda üniversiteyi bitirdiğin de tamamen ateistlige geçtiğini ve tek gerçek olarak akıl ve aklın gerçeği modern bilimi kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor
Ateist olarak kalmasının otuz yıl kadar sürdüğünü ve bu esnada bir sorunun cevabını hep aradığını
Bu sorunun " Hayat nedir?  Hayatın anlamı nedir ? Sorusu olduğunu ve bu soruların cevabını modern bilimler ve Felsefe içerisinde asla bulamadığını,  bulduğu cevapların aklına yatmadigini çok içtenlikle belirtiyor
Ve Grek Ortodoks rus kilisesi inanç sisteminde aradığı  sorunun cevabını buluyor hayatın amacı hayatı yarstan Tanrının arzusu doğrultusunda yaşamaktır
Daha sonra Hristiyan mezheplerini karşılaştırır ve yanlış ve yalan bilgiler karıştığını farkettigini ve Hristiyan ilahiyatı hakkında okumalara başladığını belirterek kitap sona eriyor.
Neticede modern dünyada felsefi akım ve ideolojilerin olduğu bir çevre de bir insanın hayat serüveninde doğruyu arama itiraf ve değerlendirmeleri ki oldukça cesur bir kendini yargılama
Ve Allaha tekrar  inanarak iç huzuruna kavuşan Tolstoy.

Yaşamın anlamı ve imkanı, yalnızca inançla bulunabilir 56

Ölümlülüğün gölgemsiligini kavriyorsa, o zaman sonsuz olana inanmak zorundadır 56

Benim hayatım,  yani şımarıklık,  eğlence ve sefahatla dolu bir yaşam, manasız ve kötüydü. 65

Ben sebepsiz yere , sebepsiz ve anlamsız olarak dünyaya gelmiş olamazdım 70

Kıyı, Tanrıydı;
Yön;  gelenek;
Kürekler, bana verilen özgürlük;
Kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Tanrıyla birleşeyim diye...

73

Bizim çevrelerin hayatından kopardım kendimi ; çünkü bunun hayat değil, hayatın yalnızca bir yansıması olduğunu, bolluk şartlarının hayatı kavramamizi imkansız hale soktuğunu farketmistim 75

"Her insan Tanrının iradesiyle dünyaya gelmiştir " Tolstoy  75

Ve Tanrı insanı öyle yaratmıştır ki , her insan ruhunu mahfedebilir ya da kurtarabilir 75
Soluk alabiliyor, yiyebiliyor, içebiliyor, uyuyabiliyordum.
Bunları yapmamak zaten elimde değildi, ama yaşamıyordum..
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 23 - Antik Kitap 1.Basım
İyiyle kötünün ne olduğuna insanların söyledikleri ve yaptıklarına bakılarak karar verilemez.

Hakem benim yüreğimdir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 17 - Antik Kitap 1.Basım
Her şey boş.İnsanın yeryüzünde sarf ettiği çabadan eline geçen ne? Bir nesil gidiyor,
diğeri geliyor; ancak dünya sonsuza dek kalıyor:Olup biten şeyler ne oluyor? Daha sonra ne olacak? İnsanın yaptığı şey nedir? Daha sonra yapacağı şey nedir?
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 38 - Kumsaati Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756963302
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Bir seyyahla, onun çölde karşılaştığı yırtıcı hayvanları anlatan o şark masallarını kim bilmez ki. Seyyah, hayvandan kurtulmak için susuz bir kuyuya atar kendini. Orada, kuyunun dibinde bir ejderha görür. Onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarıya çıkmaya cesaret edemezken ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasındaki bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur. Elleri uyuşur ve az sonra, her iki tarafta bekleyen felaketin kucağına düşeceğini hisseder, ama hala sımsıkı yapışıp durmaktadır dala. O sırada biri beyaz biri kara iki farenin onun tutunduğu dalın çevrisinde dolaşıp dalı kemirmekte olduklarını görür. Birkaç dakikası vardır. Dal kopacak ve o da canavarın ağzının içine düşecektir. Seyyah bunu görür ve kurtulma şansının olmadığını bilir. ama havada debelendiği sürece, çevresine bakınmaktadır. Çalının yapraklarından bal damlaları görür. Dilini uzatıp bunu yakalamaya koyulur. işte ben de aynı, beni parçalamaya hazır olduğunu bildiğim halde, hayatın dallarına tutunuyorum ve bu azaba niye düştüğümü bir türlü aklım almıyor ve şimdiye kadar bana teselli vermiş olan balı emmeyi deniyorum. Ama bal bana tat vermez oldu artık; beyaz ve siyah fareler gece gündüz tutunduğum dalı kemirmekteler...

Kitabı okuyanlar 1.916 okur

  • Umut Temelli
  • Cansu Elmas
  • Yakuphan Ustaoğlu
  • Kadir
  • Zehra Betül Akbal
  • M. ϜϓſϞ ^-^
  • Şüheda
  • Cansu
  • Cumhur
  • Kübra K.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (4)
9
%0.3 (2)
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları