Adı:
Ölü Canlar
Sayfa sayısı:
326
Format:
Karton kapak
ISBN:
1962
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
484 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Gogol, Gogol.. Dostum nasıl anlatmalı seni.. Yaptığın muzipliklerden mı bahsetmeli yoksa ince zekandan mı? Bu arada şundan da sitem etmeden geçemeyeceğim, sırf tasarladığın gibi olmadı diye yakmak zorunda mıydın bu güzel eserin ikinci cildini?

Ben Gogol okurken her zaman kendimi çok sevdiğim bir arkadaşımla vakit geçiriyormuşum gibi hissederim. Hani neredeyse hepimizin çevresinde bir arkadaş tipi vardır; size ağzına geleni söyler ama kızamazsınız, aksine o bunları söylerken gülmekten karnınıza ağrılar girer. Tabi ne demek istediğini anlarsınız ama söyleyişi o kadar komiktir ki, kızamazsanız. İşte benim için Gogol o dur.

Gogol’un her eseri ince bir zekanın ürünüdür. Sizi doyasıya eğlendirir, eğlendirirken de bir o kadar eleştirir. Eleştirinin de en kayda değeri budur herhalde. Kimseyi üzmeden, kızdırmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yapılan. Ayrıca Gogol’un eserlerinde bir diğer unsurda; Dostoyevski, Tolstoy gibi tanınmış diğer Rus yazarlarından daha gerçekçi daha toplumsal olmasıdır. Örneğin Dostoyevski genel de düşünce üzerine yazar, eserlerinde işlediği alt tabakadan kişilerse Petersburg’un sarhoşları, ayyaşları ve faişeleridir, yer mekan genelde Petersburg’dur. Gogol ise Petersburg dışına da çıkmıştır eserlerinde. Mujikleri, memurları, toprak sahiplerini, subayları kısacası neredeyse tüm rus insanın işlemiş, adeta yaşadığı dönemin fotoğrafını çekmiştir.

Esere geçecek olursak, eser İlahi Komedya’ dan esinlenerek üç cilt olarak tasarlanmıştır. İlk ciltte Rusya’nın kötü yanları yazılmış ve yayımlanmıştır. İkinci ciltteyse olması gerekenler, iyiler düşünülmesine rağmen yazar bir türlü istediği karakterleri oluşturamamış ve geçirdiği bir bunalım esnasında ikinci cildini yakmıştır. Elimizde kalan ise birinci cilt ile ikinci cildin bazı parçalarıdır. Yani bu kitap tamamlanmış değildir. Yaklaşık 350. Sayfadan sonra eksikler başlar, bazı bölümler yarıda kesilirken bazı bölümler hiç yoktur. Eserde baş karakter Rus çiftlik sahiplerinin çiftliklerini gezerek onlardan ölü canlar satın almaktadır. Yazar böylece Rus toprak sahiplerini, köylülerini ve yaşadığı dönemin feodal sistemini tüm açıklığıyla anlatmış ve eleştirilerini yapmıştır. Ayrıca bütün eserlerinde olduğu gibi dönem memurlarının yozlaşmışlığını işlemeyi de eksik etmemiştir.

Eseri, benim gibi Gogol okumaktan hoşlananlar ve dönem Rusya’sının feodal yapısını görmek isteyenlere tavsiye ediyorum. İlk defa okuyacaklar içinse Gogol’a bu eserinden başlamamalarını öneririm. Öncelikle birkaç hikayesini okuyup tarzını görmeleri faydalarına olacaktır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
484 syf.
·5 günde·9/10 puan
Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün "Ölü Canlar" isimli bu kitabı, edebiyat otoritelerince onun en önemli eseri olarak kabul edilmektedir. Gogol bu eseri üzerinde on yıldan fazla süre çalışmıştır; fakat geçirmiş olduğu psikolojik bir kriz (manik depresif psikoz) neticesinde eseri tamamlayamamıştır. 1852 yılının 11-12 Şubat tarihlerinde Gogol geçirmiş olduğu son ve en büyük kriz esnasında eserinin ikinci cildine ait el yazmalarını ateşe atarak yakmıştır. Eser böylece yarım kalmıştır; ancak ateşten kurtarılan bir takım sayfalarla Rus basım editörlerince eserin ikinci cildi de "tamamlanmıştır."

Gogol'ün uzun süre üzerinde çalıştığı bu romanını yazmasında elbette bir amacı ve vermek istediği bir mesajı vardır. Zaten daha kitabın hemen başında amacını açık bir şekilde bizlere söylemektedir. Onun amacı, yaratmış olduğu bir kahramanı (Pavel İvanoviç Çiçikov), Rus topraklarında dolaştırarak Rus insanının eksiklerini, ayıplarını göstermektir. Yani Gogol, Ölü Canlar isimli bu kitabında Rus toplumunu anlatmaktadır. Fakat "Rus toplumunu anlatıyor, bizi ilgilendirmez," diyemeyiz. Çünkü fazlasıyla bizi de ilgilendirmektedir. Peki yazarın vermek istediği mesaj nedir? Yazar Rus toplumu nezdinde Dünya'ya neyi öğütlemektedir? Anlamaya çalışalım bakalım:

Öncelikle her yazar, mesajını okuyucuya iletirken farklı teknikler kullanmaktadır. Kimi yazar semboller kullanır, kimi yazar net ifadeler kullanarak açıkça mesajını ortaya koyar, kimi yazar ise yarattığı karakterlerin kişiliğinde mesajı verir... Tabii ki yazarların kullanmış oldukları teknikleri çoğaltmak mümkün. Gogol ise seçtiği karakterler nezdinde mesajını vermeyi seçen bir yazardır. Bugüne kadar 4 kitabını okudum, hepsinde de Gogol'ün seçtiği karakterler mesajın ta kendisiydi. Bu sebeple onun eserlerinde detaylı karakter analizleri büyük önem taşımaktadır...

Romanın konusu, Pavel İvanoviç Çiçikov isimli bir dolandırıcının, Rusya'daki son nüfus sayımdan sonra ölmüş olan ama resmiyette hala yaşıyor gibi görünen köleleri, onların sahiplerinden canlıymış gibi satın alarak bunları devlete ipotek etmek, devletten de ipotek karşılığında para almaktır. Esasında Rus halkı ölmüş köleleri sattığının farkındadır; ama yine de Çiçikov onlara para teklif ettiği için seslerini çıkarmamaktadırlar. Böylece devletin dolandırılmasında dolaylı yoldan yardımcı olmaktadırlar.

Pavel İvanoviç Çiçikov ortalama bir Rus insanıdır. Gogol kasıtlı olarak böyle seçmiştir. Çünkü amacı Çiçikov'u veya dolandırıcılığın kötü yönlerini anlatmak değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi, onun amacı, Çiçikov'u karşılaştırdığı diğer Rus karakterleri nezdinde Rus insanının eksiklerini ve ayıplarını göstermektir. Gogol bu yöntemle, yaşadığı dönemin Rusya'sını, toprak ağalarını, soyluları, rüşveti, memuriyeti, bürokrasiyi, Rus halkını adeta bir tablo gibi resmederek önümüze koymuştur.

Peki yazar neden erdemli ve mükemmel bir karakter seçerek Rus insanının eksik yönlerini göstermemiştir? Sonuçta en kolay yol bu olurdu. Zira dönemin diğer yazarları genelde mükemmel karakterler seçerek mesajını vermektedir. Gogol bu duruma kitapta şöyle cevap veriyor:

"Evet, her şeye karşın romanımıza kahraman olarak erdemli bir insan seçilmemiştir. Bunun nedenini de açıklayabilirim. Çünkü bırakalım da şu zavallı erdemli insan bir rahat soluk alsın artık. Çünkü olur olmaz herkesin ağzında bir erdemli insandır gidiyor. Çünkü adeta bir beygire döndürüldü erdemli insan: Üzerine binip, kıçına sopayı basmayan yazar kalmadı. Çünkü erdemli insanın anasından emdiği süt burnundan getirildi ve ondan artık ne erdemin e’si, ne de kemik üzerine gerilmiş bir deriden başka bir beden kaldı. Çünkü erdemli insana hep ikiyüzlü davranıldı. Çünkü erdemli insana hiç saygı duyulmadı. Yeter artık! Sıra alçakları arabaya koşmada! Öyleyse biz de bizim alçağımızı koşalım arabaya!."

Peki erdemli olmayan, hatta yazarın tabiriyle "alçak" olan Çiçikov mu suçludur, onu böyle yetiştiren anne-babası mı, yoksa Rus halkı mı? İşte yazarın mesajı, Çiçikov'un babasının onu yatılı okula bırakırken verdiği öğütlerde saklıdır. Çiçikov'un babası onu yatılı okula bırakırken şu şekilde öğütler vermiştir:

"Bak Pavelciğim, derslerine çalış, yaramazlık yapma, en önemlisi de öğretmenlerinin ve okul yönetiminin gözüne gir. Yönetimin gözüne girdin mi derslerinde başarısız da olsan, Tanrı akıldan, bilimden yana yüzüne gülmemiş de olsa, işlerin yine de yolunda gider. Sınıf arkadaşlarınla pek düşüp kalkma, onlardan sana hayır gelmez; ille arkadaş olacaksan zengin çocuklarıyla arkadaş ol, gerektiğinde sana bir yardımı dokunsun. Kimseye bir şeyini verme, öyle bir tutum içinde ol ki başkaları sana bir şeylerini versinler; paranın değerini bil, her meteliğin üzerine titre: Para dünyada en güvenilir şeydir."

Yani Gogol diyor ki, sen çocuğuna böyle öğütler verirsen, onun da erdemli ve düzgün bir insan olmasını bekleyemezsin. Sen erdemli ve düzgün bir vatandaş olmazsan ve çocuğunu bu şekilde yetiştirmezsen, memurun rüşvet alması da devlet büyüklerinin zulüm etmesi de gayet doğaldır. Zira onlar da senin gibi biri tarafından yetiştirilmiştir ve kendisinden önce giden kişilerin aynı davranışlarını sergilemektedir. Önce sen kendini, dolayısıyla çocuğunu düzelt, sonra devlet ve kurumlar düzelecektir...

Katılırsınız veya katılmazsınız; ama Gogol'ün düşüncesi ve mesajı budur. Ben bu görüşe çoğunlukla katılmıyorum. Acaba bizi bu kadar ahlaksız ve alçak yapan nedir? Sadece yetiştirilme şeklimiz ve çevremizden gördüklerimiz mi? Yoksa ahlaklı ve düzgün biri olmanın değer görmemesi mi? Eğer sen devlet olarak seçimlerinde liyakatsizliği ve her türlü "olumsuz muameleyi" meşru kılarsan, vatandaş da liyakatsizliği ve olumsuz davranışları benimser...

Gogol'ün beni en etkileyen yönü, yönetim sistemlerinin açıklarını ve eksiklerini muazzam bir şekilde tespit edip acımasızca eleştirmesiydi. Hatta bu sebeple onu Dostoyevski'den daha fazla sevebileceğimi düşünmüştüm. Oysaki Gogol'ün sisteme karşı gelen bir yazar olmadığını, onun eleştirdiğinin halk olduğunu bu kitapla daha net gördüm. Biraz hayal kırıklığına uğradım; ama Gogol tamamıyla haksız sayılmaz. Elbette düşüncesinin tutarlı yönleri var. Sonuçta çözülemeyen bir kısır döngü bu. "Halk iyi olursa yönetim iyi olur diyenler" ve "yönetim iyi olursa halk iyi olur" diyenler tarih boyunca çatışmıştır.

Son olarak, Gogol'ün zaman zaman romanı yarıda kesip biz okurlarla sohbet havasında derdini anlatmaya çalışması benim adıma güzeldi. Sevdiğiniz bir yazarın bizzat sizinle iletişime girmesi bence hoş bir şeydir. Eleştirenler olmuş; ama onlara katılmıyorum. Ayrıca bu durumun Gogol'ün aslında bir öykü ve senaryo yazarı olması ile yakından ilgili olduğunu da düşünüyorum. Romanı okurken onun bir öykü yazarı olduğunu hissediyorsunuz.

Peş peşe okuduğum 4 Gogol kitabından oldukça olumlu izlenimlerle ayrıldım. Herkese keyifli okumalar dilerken Gogol okumaları yapmam konusunda beni sıkça uyaran ve tüm Gogol kitaplarımı bana hediye eden https://1000kitap.com/MadameAdeline 'e teşekkürlerimi iletiyorum.
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (2.423 Oy)2.976 beğeni10,3bin okunma18,4bin alıntı109bin gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (5,1bin Oy)4.764 beğeni20bin okunma18,4bin alıntı197,5bin gösterim
  • Budala
    8.6/10 (2.723 Oy)3.213 beğeni10,7bin okunma30,1bin alıntı113,4bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (3.305 Oy)2.914 beğeni15,2bin okunma11,3bin alıntı92,9bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (3.791 Oy)4.027 beğeni15,4bin okunma22,5bin alıntı80,7bin gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.2/10 (4.607 Oy)5,3bin beğeni14,5bin okunma60bin alıntı232,8bin gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (4.099 Oy)4.754 beğeni15,3bin okunma27,7bin alıntı121,3bin gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (2.953 Oy)2.687 beğeni12bin okunma4.997 alıntı62,3bin gösterim
  • Robinson Crusoe
    8.3/10 (4.438 Oy)2.382 beğeni11,6bin okunma3.023 alıntı122bin gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (6,1bin Oy)6,2bin beğeni22,7bin okunma21,8bin alıntı165,1bin gösterim
448 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölü canlar, hayatta; ama hayatın güzelliğini yaşayamayan ruhu ölü; fakat bedeni canlı yaşamlar değil, hayır. Bildiğiniz terk-i hayat eylemiş, Allah'ın rahmetine kavuşmış gariban köylüler. Eeee, o zaman her şey bitmiş, bu neyin romanı ki? Her şey bu ölü canlar için bitmiş; ama kayıtlarda öldükleri geçmiyor ve dolayısıyla devlet bunların ölü olduğunu bilmiyor. İşte her şey böyle başlıyor. Uyanık kahramanımız Çiçikov bu zaafı fırsat bilerek ölü canlar ticaretine adım atıyor.

Farklı konusuyla dikkat çeken roman, Gogol'un usta kalemiyle buluşmuş ve böyle şahaser bir eser, yarım da olsa bizlere kalmış. Seneler hatta asırlar öncesinde yazılan, ağır eleştirilerden dolayı da devamı imha edilip yarım bırakılan bu kitapta neler mi bulabiliriz? Söyleyelim: Siyasetin çirkin gerçekliğini, insanların yani bizlerin ikiyüzlülüğünü, eğitim sisteminin yanlışlarını ve aslında bunu düzeltmenin ne kadar kolay olduğunu, her insanın hata yapabileceğini... Yazarın başarısında birkaç faktör var benim görebildiğim. Özgün bir konunun başarılı bir şekilde işlenmesinin yanında; yazarın, gördüğü gerçekleri ustaca dile getirmesi. Dürüst insanlar yalandan rahatsız olurlar, riyakarlar ise gerçeği susturmak ister. "Delikanlı güç bela amcasının torpili sayesinde bir bakanlığa kapılandı." Bırakın yıllar öncesini, şimdi bile ben bu cümleyi şuraya yazarken, korkuyorum bir sıkıntı yaşar mıyım diye. E Sayın Gogol sen nasıl bir cesaretle yazmışsın, inandığın gerçekleri haykırmışsın, tebrikler. Ve insan bir kere daha anlıyor ki asırlar geçse de bazı değişmeyen yanlışlar var. Ve bu yanlışlar bazı kesimin menfaatinde maalesef. O yüzden de bize doğruymuş gibi yansıtılıyor. Gerçekleri bu kadar cesurca yansıtan Gogol bile eserin tamamını yayınlayamıyor, bazı cümleleri değiştirmek zorunda kalıyor...

Usta yazarın okuduğum ilk eseri, sadece bu kitabı okuduğunuzda bile yazara usta demeniz için birçok nedeni rahatlıkla göreceksiniz. Kitapla ilgili tek tavsiyem kaliteli bir yayınevinden okumanız. Ölü Canlar gibi büyük bir kitabı basan yayınevi kötü bir basım yapmamalı diye düşünüyorum. Kitap siteden bir arkadaşımız Sherlock Holmes/Duvar/'nin hediyesi olduğu için yayıncıyı çok kötüleyemeyeceğim. Gerçi hediyeyi gönderen okur arkadaşımız şu an sitede; ama her an kaybolabilir de kendisi, sağı solu belli olmayabilir. Giderse belki daha çok olumsuz eleştiri yapabilirim. Ama yapmayabilirim de dönüp buna kızabilir. Çünkü kendisi bana kızdığı için tanıştık. Gördünüz, yazılı gibi başladı, sözlüye karar verdi, çok korkuyorum kendisinden. Şaka bir yana bu şaheseri okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.
Sonuç olarak çok güzel bir hediyeyi kötü bir yayınevinden okudum. Her ayırma çizgisi yanlış yazılmış, kasıtlı mı yapılmış anlamadım.

Gogol zamanın yasaklarını, dost görünen hainleri, makam düşkünlerini yılar yıllar öncesinden mükemmel bir şekilde anlatmış. Geç veya erken, okunması gereken eserlerden...
484 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Beni epey zorlayan bir kitap.İlk sayfalarda kitabın içine girmekte zorlandım.sonra işler daha karmaşık bir hal aldı.Karakter ve olayların yoğunluğundan dolayı çok dikkat istiyor. Kitaptan çok kitabın yazılma sürecinden etkilendim diyebilirim.Gogol manik depresif psikoz hastasıymış.Birinci cildi yazdıktan sonra hastalığının krizlerini yaşamaya başlamış.Birinci ciltte hep olumsuz karakterler yazdığını düşünen yazar ikinci cilde olumlu karakterler üretmek istemiş ama olmamış.Bundan dolayı Ölü Canlar'ın ikinci cildi Gogol'u çok bunaltmış.Bu esnada hastalığı da devam ediyormuş.Hem ruhsal sıkıntılarına deva bulmak hem de Ölü Canlar'ın ikinci cildiyle ilgili kilitlenmişliğini aşmasına yardımcı olur umuduyla Hac'ca bile gitmiş yazar.Ancak bu durumda hayal kırıklığıyla sonuçlanmış.Üzerinde on yıldır çalıştığı ikinci cilde ait bütün el yazmalarını ateşe atmış.Ancak bir kısmı ateşten kurtarılabilmiş. Yanıp yok olan romanıyla birlikte yaşamın anlamı da yok olmuş Gogol için ve resmi belgelere göre kendini aç bırakarak öldürmüş.Bir nevi intihar.Benim okuduğum basımda birinci ve ikinci cilt aynı kitapta toplanmış.İkinci cildin bir kısmı yandığı için yanan ve tümüyle okunmaz hale gelen kimi sözcükler ve satırlar Rusça basım editörlerince tamamlanmış. Klasikler hep hüzün veriyor bana nedense ;) Okuyun derim...
484 syf.
·10 günde·9/10 puan
Edebiyat hocamın zorunlu tuttuğu kitaplardan biriydi Ölü Canlar.
Ancak 2 kere yarım bıraktım kitabı.
Çünkü hayatımın bir yerine iliştiremedikten sonra özetini çıkarıp not almam neye yarardı?

Neyse sonunda okudum kitabı ve muhteşemdi diyebilirim. Bu süre zarfında hiciv ustası Gogol ile sohbet ettim sanki. O kadar samimimiydi.

Ancak muzdarip olduğu manik depresif psikoz yüzünden hayat dayanılmaz gelmeye başlamış olmalı ki eserlerini yakıp intihar etmiş.
O yüzden kitap bitse de aslında hiç bitmeyecek.
Ah be Gogol, eserlerinin ne suçu vardı..

Kitapta kısa yoldan zenginliğe kavuşmak isteyen Çiçikov'un hayatı ve Rusya'nın o dönemdeki bozuk ortamı anlatılıyor.
İşte sırf bu özelliği sayesinde bile günümüze ayna tutuyor.

Asla başkahramana hoş davranışlar bahşetmemiş Gogol, ruhumuzu okşayacak güzelliklere dem vurmamış.

Adaletsizliğin, rüşvetin, hırsızlığın, tembelliğin bir ülkeyi ne hale getirdiğini gözler önüne sermiş.

Keşke kitabını yakmasaydın Gogol, gezileri cehennemin dibine kadar giden Çiçikov'un başına gelenleri okuyabilseydim...

"Evet, benim iyi yürekli okurlarım, insanın sefil hallerinin gözler önüne serilmesini hiç istemezsiniz."
484 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ah Gogol..
Ah Ölü Canlar..
Ah Ahlarımın Ahı..

Bu kitabın bende yeri öyle ayrıdır ki hayatımın sonuna kadar unutmayacağım kadar değerlidir. Ölü Canım'ın bir göstergesidir bu kitap. Ruhumun ilacı, tek dayanağımdır. Hayatımın bir dönemine damgasını vurmuş kalanında da izini görebileceğim bir kitap.. Sizlerden belki bazılarınız, Merak ediyorsunuzdur, niye böyle yazdığımı. Bu kadar önemli ne olabilir ki diye soruyorsunuzdur belki.. Kusura bakmayın söyleyemeyeceğim.. Binbir tılsımla oluşturduğum bu sihrin, büyüsünü bozamam sizlere söyleyip. Ama bilin ki, dünyanın bir yerlerinde bir insan, belki bir insan daha bu eseri çok seviyor. Sizde sevin, en azından bir kere sevin, ve unutmayın sevgiyi. Yaşarken ölmeyi. Ölü can olmayı unutmayın.

Kitapla ilgili edebi bir inceleme yazmak için bir çok not almıştım, yorumlar yapıp hatta makaleler bile okumuştum, boşverdim sonra. Edebi olmayıversin dedim, varsın inceleme olmasın ne çıkar.. Duygularımı yazayım bir kerede.

Yine de kitapla ilgili önemli olduğunu düşündüğüm bir kaç cümle etmek isterim. Kitap Gogol'un açık bir şekilde en iyi kitabı olmakla beraber, Müfettiş oyunundan büyük diğer kitaplarından da küçük ama belirgin izler taşıyor. Kronolojik bir okuma yapmanın faydası olarak okurken oldukça fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Yine, döneminin belkide yazılmış en iyi 3 kitabından biri arasına girerdi, ta ki ikinci cildi yakılmamış ve güzel bir sonla tamamlanmış olsa idi.

Bir iki cümle de ne anlattığıyla ilgili konuşayım. Kitapta ne yaparsa yapsın hayata nasıl tutunmaya çalışırsa çalışsın, tüm zeki ve çevikliğine rağmen "kaybeden" bir adamın yaşama tutunma, hayallerini gerçekleştirme yolundaki yaşadıklarına, düşüncelerine, hissettiklerine tanık oluyoruz.

Ayrıca, bir çok yerde doyurucu öğütlerle bizlere de sesleniyor karakterleriyle Gogol. Herşeye rağmen yazdıkları için teşekkür ediyor;

Sizlere de iyi okumalar diliyorum.
484 syf.
Ölü Canlar, büyük Rus yazarı Nikolay Gogol'ün başyapıtıdır. Gogol, hayatının en az on senesini bu eserini yazmak için harcamış lakin eserini tamamlayamadan hayatını kaybetmiştir. Aslında eserin ilk cildi bitirilmiş ve sansürdeki birtakım engeller aşıldıktan sonra eksiksiz şekilde yayınlanmıştır ve oldukça beğenilmiştir. Eserin ikinci cildi de üç defa yazılmasına karşın, bu her versiyon birtakım nedenlerle Gogol tarafından yakılmıştır. Son yakma olayı artık Gogol'ün hayatının sonlarına tekabül eder ve hemen ardından kendisi de hayatını kaybetmiştir. Bu yakma olaylarında etken olanlar ise Gogol'ün mükemmeliyetçiliği ve onun akıl sağlığını giderek yitirmesi diyebiliriz. Buna ek olarak, Gogol eserin ilk cildinde Rusya'daki tenkit unsuru profilleri gözler önüne sermiş; ikinci cildinde de bunun aksine Rusya'da övgüye layık profilleri ele almak istemiş hatta bunun için birçok arkadaşından yardım istemiş -pek yardım eden olmamış- ancak sonuç olarak heralde istediği kadar ve şekilde veriye ulaşamamiş. Ayrıca kitabın konusunu Gogol'e, Puşkin vermiştir.

Romandaki kahramanımızın adı Çiçikov'dur. Çiçikov'a babası küçükken hayatta en önemli şeyin para olduğunu öğütlemistir. Çiçikov da hayatı boyunca babasının bu öğüdüne riayet etmiştir. Tabi babasının başka öğütleri de olmuş olmali ancak Çiçikov'un kulağı bu öğüdü daha çok duymuş olmalı. Nitekim Çiçikov oldukça hırslı, çalışkan biridir. Çeşitli memurluklarda bulunmuş ve bu memuriyetlerde yükselmek için her türlü dalavereden de geri kalmamış bir insandır. Gümrük memurluğu sırasında işini layikiyla yani legal olarak yaparak herkesin güvenini kazanmış, ardından da asıl amacını gerceklestirmeye başlayarak görevli memur arkadaşıyla beraber yüklü bir miktar illegal paranın sahibi olmuştur ancak her zaman olduğu gibi işler tersine dönmüş ve Çiçikov'un bu emegiyle(illegal) biriktirdigi parası elden gitmiştir. Çiçikov'un elinde ise on bin ruble kalmıştır.

Çiçikov dediğimiz gibi oldukça hırslı, çalışkan, zeki, aklı her türlü hinliğe çalışan ve en büyük tutkusu zengin olup rahat bir yaşam gecirmek olan biridir. Bundan dolayı yaşadığı terslikler onu durduramamis ve bu sefer de kitabın konusu olan, 'ölü canlar'ın peşine düşmüştür. Rusya'da o zamanlar kölelik vardır ve bu köleler haliyle olebiliyorlardi, ancak bir dahaki sayıma kadar kağıt üstünde canlı sayilmaya devam ediyorlar ve toprak sahipleri de bu normalde ölü olan köleleri için can vergisi vermeye devam ediyorlardı. Çiçikov da bu herkesin elinden çıkarmaktan memnun kalacağı ölü canları alıp, bunları göstererek devletten kredi sağlamayı düşünüyordu. Bunun için de N.. kasabasına gelmiştir.

Burada ölü canlar peşindeki Çiçikov'la beraber dolaşırken aslında Rusya'da mevcut insan karakterlerine şahit oluyoruz. Bunlar arasında, Gogol'ün Evlenme oyununda ele aldığı ve İvan Gonçarov'un Oblomov karakterinde ölümsüzlestirdigi geleneksel tembel Rus insan profilini görebiliyoruz. Sonra, oldukça cimri, bir sürü malı olmasına karşın eski püskü hirkayla dolaşan varyemez profillerlerle; sorumsuzluktan elindeki verimli araziyi değerlendiremeyen ve mujikler üzerinde otorite kuramayan ve bunun akabinde haciz altında inleyen ama öte yandan da hala kasabadaki memur sınıfına ve konu komsuya gösteriş yapacağı balolar düzenlemek derdinde olan profillerle karşılaşıyoruz. Mujik demişken onlar da oldukça serkeş, hayattan bezmiş tiplerdir. Öte yandan Rus insanında kendi diline önem vermeme ve özelikle Fransızca'ya özenme 'hastalığı' vardır. Bu adeta toplum içinde üstünlük göstergesi haline gelmiştir. Hatta evlenecek kızlar arasında, ileride işlerine yaramasa da Fransızca öğrenmek gibi bir adet yerleşmiştir. Bu durumun sonunda sorun olan taraf Rus diline önem verilmemesi, haliyle de devamında Rus kültürüne önem verilmemesi gelmiştir. Yolculugumuza içkici, zevk düşkünü, önünü arkasını hesap etmeyen kumarbaz toprak sahipleri ve dedikodu merkezi vazifesi gören yalancı toprak sahipleri ile devam ediyoruz. Ardından da rüşvet konusunda master yapan kasabanın memur sınıfına geliyoruz. Kasabanın en yüksek mülki amirinden başlıca beklenen ise soylulara bol bol balolar vermesidir. Gelen amirler başta idealist davranmaya çalışsalar da zamanla Rusya'nın bu miskin kasabalarindaki insanın uykusuna getiren uyuşuk düzenine kendilerini teslim ediyorlar. Sonra bu yolculukta, adı güzel ama sadece tabelada kalan kurumların ve vakıfların kurulduğunu, yargının ve genel olarak tüm bürokratik işlerin üzerlerine kilolarca yük bindirilmis eşek gibi olduğunu görüyoruz. Ancak tabi bunda memurların kamuya değil de kendilerine hizmet etmeyi hedef haline getirmelerinin etkisi büyük.

Sonuç olarak Çiçikov, samimi ve komik diyaloglarla amacı olan ölü canları toplayarak bu klasik kendi halinde miskin ve geleneksel Rus kasabasından ayrılır; kitabın ilk cildi de biter.

Burada şunu belirtmek gerekir; Gogol, eserinde sık sık araya girişler yaparak konular ve kişiler hakkında, yer yer de alakasız diyebileceğimiz açıklamalar yapmış. Bunda sansür kurumunun tepkisini aşağı indirecek -Rusya'yı oven vs- kısımlar eklemek, halk ve eleştirmenler tarafından doğru anlaşılmak -Nitekim Müfettiş eserinde doğru anlaşılamadigini düşünmüştü-, mükemmeliyetçiliği bu tekniği kullanmasına neden olmuş olabilir. Beni rahatsız eden bir teknik olmadı ancak eğer romanın akışına müdahale edilmemesini isteyen biriyseniz belki sizi rahatsız edebilir.

Girişte de biraz belirttigim gibi ikinci ciltte Rusya'daki olumlu profilleri anlatmak isteyen Gogol, arkadaşlarından da kendisine yardimci olmalarını istiyor. Yeterince yardım edilmediğini söylemiştim. Bunda oldukça tepki çeken Seçme Parçalar eserinin payı var. Hepimizin belki de sisteme karşı, isyankar, Rusya'daki hiyerarşik düzene ve hatta monarsiye karşı diye düşündüğümüz Gogol'un aslında bunların zitti bir yapıda insan olduğunu anladığımız Seçme Parçalar eserinde Gogol; koleligin devamını, köylülerin okumamasini, hiyerarşik düzende herkesin bulunduğu konumu sevmesini ve bu konumda iyi olmaya çalışmasını, her insanın Tanrıya teslim olmasını ve Çar'a bağlılığını korumasını vs gibi fikirlerini ifade etmiştir. Ayrıca arkadaşlarını da çokça eleştirmistir. Haliyle de her kesimden tepkiler almıştır.

Sözün özü Gogol, yenilikçi biri değildir; aksine değişimi sevmeyen -hatta bundan dolayı Paris'i hiç sevmez- aksine gelenekten, duraganliktan yana -Roma'yı çok sever-. İkinci ciltte toprak sahibi Tentenikov, belki buna yönelik bir profil olarak verilebilir. Tentenikov oldukça çalışkan, disiplinli bir toprak sahibidir. Miskin ve tembel mujikleri disipline ederek kısa zamanda zenginliğini kat be kat arttirmistir. Romanda Çiçikov'un belki de tek saygı duyduğu insan olmuş diyebiliriz. Ayrıca tembel, haciz yemiş ve toprağını Çiçikov'a satmış karaktere daha sonra idealize edilmeye çalışılan insan tiplerinden birisi; Rusya'yı dolasmasini ve insanların Tanrıya ve düzene teslim olmalarını, sabırlı olmalarını vs tavsiye etmek için dolasmasini öneriyor.

Tabi, ikinci cilt, ateşten kurtarılan parçaların düzenlemesinden olustugundan dolayi eksiklik ve kopukluk vardır. Ancak nihayetinde verilmek istenen mesajın, bozulmuş düzenin düzelmesinin yolunun, her Rus'un kendisini duzeltmesinden ve önce kendisinin adil olmasından geçtiği düşüncesi olduğunu söyleyebiliriz.

Çiçikov illegal işler yaparak, zengin olmaya çalışan bencil bir karakter olmasına karşın okurken onun bu tarz olumsuz özelliklerinden rahatsızlık duymuyoruz aksine bu karakter bize sempatik geliyor. Buna etken olan nedir diye düşündüğümde, Çiçikov'un samimiyeti diyebilirim. Tabi yalancı ve amacı için Nabza göre şerbet şekilde insanlara yanaşan birinde samimiyet biraz garip duruyor. Ama o zamanki Rusya'da çizilen tabloda, nerem düzgün ki cevabını veren deve gibi! Bir nevi
duzenin kendi 'ölü'dür; Çiçikov da bu ortamda küçüklukten beri arzusu için mücadele eden bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Aslında eğer suclayacaksaniz beni değil, sistemi suclayin ve hem de ben sadece kağıt üstünde yaşayan ve aslında legal bir iş diyebileceğimiz bir iş yapıyorum, siz asıl kendisi 'ölmüş' düzeni hapsedin veya kurtarın der gibidir. Ama öte yandan romanın teması da bunun zittidir; yani önce herkes kendini düzeltsindir. Yani tam Gogol'e yakışır şekilde zitliklar barındıran bir durum vardır.

Gogol'ün biyografisi: #55493045


İyi okumalar...
484 syf.
·26 günde·Puan vermedi
Çiçikov'un ölü köleleri satın aldığı zenginlerle olan muhabbeti ekseninde Rusya'nın toplumsal yapısı eleştirilir. Çiçikov evet ,bir suç işlemiştir fakat ölü köleleri satan zenginler işin sonu cezalandırılmaya gelince ;hep bir ağızdan Çiçikov 'u abartılı derecede suçlu gösterip,sahtekar olarak ilan derler. Çünkü işin ucu onlara da dokunmaktadır.
Toplum olarak da böyle değil miyiz,sadece Rusya mi ? Her tür pisliğin yapılmasına müsamaha gösteririz , çünkü zararımiza olan bir şey yoktur , fakat işin sonunda nedense ortada tek bir suçlu vardir ve en ağır cezayi da ona yükleriz . Paçasını kurtaran daima soylular, zamanımızda dayısı olanlar,zenginler ..., değil midir ?
Evet , Çiçikov suçlu . Daha rahat yaşamak uğruna hem onursuz davranmış hem de hukuka aykırı bir satış işlemi gerçekleştirmistir.Aslinda ölü köle satımı o zaman Rusyası'nda suç değildir ama yine de cezalandırılır ,burasını anlamış değilim. Peki zenginlerin ,herhangi bir zarar etmeyecekleri ,aksine ölü de olsa kölelerin vergisinden kurtulacakları düşüncesiyle ölü kölelerini satmaları da suç değil midir ? Hukuk neyi cezalandirmaktadir? Ahlaki olmayan davranışıysa eğer zenginler neden yargılanmiyor? Kitapta bunun gibi yer yer sorularım olsa da bunu kitabın eksik sayfalarının olduğuna bağlıyorum.
Roman, bu eksikliklere rağmen oldukça esprili bir anlatımla ,iyi bir toplum eşleştirisi içeriyor:)
448 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Nikolay Vasilyeviç Gogol'un bu eseri XIX. Yüzyılın en iyi romanlarında biridir. Eserinde Rus bir taşra kasabasındaki yaşantıyı ince bir ironiyle yansıtırken yöneticilere de eleştiri ve sitemde bulunmaktadır. Kitap o dönemin Rusya 'sını en iyi, en sade, en akıcı ve mizah eşliğinde başarılı bir şekilde yansıtmıştır.

Kitabımızın kahramanı olan Çiçikov, zengin olma hayaliyle Rusyanın bütün bölgesini gezerek, ölü canları satın alır. Ve başında geçenler anlatılmaktadır. Buda Rusya' nın iç yüzünü, toplumsal yapısını, bozukluklarını gözler önüne seriyor.
484 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Baş karakterimizin adı: Çiçikov
Yaşamı : hırsla dolu, özünde iyi olsa da engin bir dünya
Ölü Canlar, zenginlik hevesiyle köylerden kaçak olan köylüleri/çalışanları ve ölü canları yani ölmüş köylüleri toplayıp, onları kendine ait bir köyün üzerinde gösterip voliyi vuracağını sanan masum bir uyanığın hikayesi aslında.

Masum bir uyanık: Çiçikov
Burada her karakteri inceleyecek ne yeti ne de yürek yok bende. Ama Çiçikov'la onca badireden geçiyor kişi.. bir kaç söz etmeden duramam. Hani çevremizde tanıdığımız insanlarda dahi yanar döner hallere rastlarız. Biliyoruzdur aslında o kişiyi, iyi biridir.. ama geçenlerde de falan olaya verdiği tepkiyle ilginç bir yanını çıtlatmıştır bize. Benim nazarımda Çiçikov böyle biri işte. Herkesin iyiliğini isteyen ama yine de kendi çıkarını düşünen. Başarılı olmaya çalışan, yardımcı ama para düşkünü. Ailesi olsun, evlatçıkları olsun isteyen ama lüksün kolayca mütevazı amaçlarını uçuk hayallerle soğurabildiği biri.

Ne anlatırsam anlatayım, tıpkı kitabın aslı gibi eksik kalacak benim incelemem de, çünkü yazarın da dediği gibi ancak eylemde bulunarak, okuyarak anlayabiliriz kitabı.
Öncelikli olarak bahsetmek istediğim şeylerden biri aslında benim ikinci cildin başında öğrenmiş olduğum şeydir. Gogol manik depresiflikten muzdaripmiş. Hayatta seçilemeyen onlarca şeylerden biridir rahatsızlıklar. Fakat yazınında nasıl bir yansımayla ulaşıyor bize?

Özellikle birinci ciltte Gogol, Rusya'daki insanları, askeri rütbelere ve gösterişe verilen önemin ne boyutta olduğunu, toprak kesimi ve şehir kesimi arasındaki uçurumu, kesimler arasındaki birbirlerini anlayamama ve yanlış anlaşılmaları, devletin sistemsel yapısının aslında yazarın da değerin temel üreticisi olarak gördüğü toprak emekçilerini anlayamayan, yardımcı olamayan ve bu nedenle sürekli bir karmaşa, toplumsal kesimler arasındaki uyumsuzluk ve toprak emekçisi insanlarda özellikle süregiden ezilme gibi konulardan bahsetmiş. Yani denebilir ki, birinci cilt bir eleştiri, gözlem ve hicivler anlatısıdır.

İkinci ciltte ise(ki bu cilt tamamlanamamıştır) yazar, yine kahramanımız Çiçikov üzerinden iyiliğe, güzelliğe ve aslında birinci ciltte hile hurda, zenginlik, yanar döner ateş kırmızısı fraklar gibi dünyevi zevklerden "u" bir dönüşü okuyoruz. İnsanın gerçek gözünün yüzünde değil, kalbinde olduğunu belirtmek istercesine Çiçikov'u(ne kadar maddi-manevi iç çatışmalar, gelgitler yaşasa da) daha uhrevi, çalışkanca, ideal bir yolda görüyoruz.

Nitekim buna en güzel aydınlanma anlarından biri sayılabilecek kısım olan Çiçikov'un Konstanjoglo'nun köyüne gittiğinde yaşamış olduğu kafayı, iyilik, çalışkanlık, ahlak ruhunu- adeta soğukta çırılçıplak kalmış bir insanın kalın giysilerini hızla giyip ısınmaya çalışırmışçasına- o ruhu giyindiğini görüyoruz. Çiçikov'un aslında iyi olamaya çalışan ama nefsine kolay yenilen biri olduğunu, her şeye rağmen iyi biri olduğunu anladım okurken.

Tıpkı Gogol'ün de dediği gibi " insan hayret etmeden duramıyor". Bir insan etrafından bu kadar mı etkilenir? "Etkilenir dostum, etkilenir." diyor insan kendi kendine. Vallahi ben pek çok kez dedim. Etrafının ruhunu bedenine bunca sıkı sıkı giyen, o ruhları bedeninde hücre hücre yaşayan Çiçikov'un serüvenlerinde bunu en uç noktalarda gösteriyor bize yazar.

Ama bu esnada, hani Çiçikov'un maceralarını okurken, sık sık insan doğasına dair öyle güzel, doğru analizlerle karşılaşıyor ki insan; içindeki kentli soysuzu da görüyor, gönlügüzel ayyaşı da görüyor, toprak insanı özverisini de, hatta Benekli atın uyanıklığını bile görüyor.

Yazarın en etkileyici bulduğum yanlarından biri tıpkı bir hikaye anlatıcısı gibi büyüleyici, akıcı bir üslubunun olmasıydı. Üstüne üstlük en ufak ayrıntıları dahi at gibi şahlandırıp anlatması, okura roman içinde novellalar denizinde boğulmak üzereymiş cinsinden, dizginlenemez bir coşku sunuyor.

Çok garip, beklenmedik, duygu dolu bir klasik oldu Ölü Canlar bende. İkinci cilt tamamlanamamış, tamamlansaydı eğer Çiçikov'un daha "doğru yol"vari cinsten adımlar atacağına dair pek çok ipucu var ama. Yine de olsun çünkü tamamlanamayan öyküsüyle Çiçikov hep bir şeyler yaşamaya, yolda olmaya devam edecek sanırım böylece.

İdealist çizgisiyle, başına buyruk tavrıyla, insani kırılganlığı bağıra bağıra anlatmış Gogol. Okumayanlara önerimdir.
375 syf.
·27 günde·Puan vermedi
İlk Rus klasikleri arasında yer alan Ölü Canlar, 19. yüzyıl Rus toplumunun en başarılı hicivlerindendir. Gogol, hayranı olduğu Puşkin'in önerisiyle yazdığı Ölü Canlar'da dönemin Rusya'sını kitabın kahramanı Çiçikov üzerinden anlatır. Zengin olma hayaliyle yanıp tutuşan Çiçikov kendisine kurnazca bir yol bulmuştur: Kasaba kasaba dolaşıp toprak sahiplerinin ölü kölelerini kâğıt üzerinde satın alarak "itibar sahibi bir beyefendi" olmak…

Gogol'ün İlahi Komedya'dan esinlenerek üç cilt olarak tasarladığı eseri, ilk cildinin ardından sansür komitesinden büyük eleştiriler alır. 10 yıl sonra ikinci cildi tamamladığında Gogol, geçirdiği bir buhranla eserin elyazmalarını yakar. İlk tasarlanan haline uygunşekilde tamamlanamamasına rağmen bütünlüklü bir kitap olan Ölü Canlar, metnin alt başlığı gibi adeta "bir epik şiir"dir ve 19. yüzyıl Rus edebiyatının en başarılı örneklerindendir. "Gogol'ün kahkahasının ardında görünmez gözyaşları hissedersiniz."
-Aleksandr Puşkin-
484 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Baş kahramanımız olan çiçikov, kitabın ilk sayfalarında ki gibi, iyi niyetli, düşünceli, tatlı dilli, modern bir insan gibi gözükse de aslında her şey göründüğü gibi olmayacaktır. Çünkü Çiçikov içten pazarlıklı, çıkarcı, bir insanın tekidir. Tek hayali kısa yoldan zengin olmaktır, bunun için kentin uzak şehirlerine gidip, ölmüş ama bildirilmemiş ölü canları üstüne geçirerek, her ölü başına devletten para alıp zengin olmayı düşünmektir. Tabi her şey istediği gibi gitmeyecektir. Yaptığı her iş, oynadığı her oyun karşısına bir bir çıkacak ve kendini mahkeme salonlarında bulacak serüvene kadar başından geçen olaylar anlatan bu kitabı okuyalım ve okutalım.

Not: Kitapta çok karakter olduğu için kafanız birazcık karışabilir. Ve üzülerek söylüyorum, Gogol hastalığı yüzünden yaktığı kitabın ikinci cildi kursağınızda kalabilir.
Tek başıma her şeyi bilmem mümkün değil; ülkemizde olup bitenlerin yüzde birini bilmeye bile yetmez tek bir insanın ömrü.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 10. basım
Kitap okuyan, felsefe yapan, her şeyin aslını esasını merak eden birinin karşısında bir kat daha dikkatli olması gerektiğini çok iyi biliyordu.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 342 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 10. basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Canlar
Sayfa sayısı:
326
Format:
Karton kapak
ISBN:
1962
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları

Kitabı okuyanlar 11bin okur

  • KUBİLAY ACAR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları