Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 23:25
Bu kitabı, LULULULU Gül ablamın incelemesini okuduktan sonra merakımdan okumaya karar verdim ve gerçekten çok beğendim. Stefan Zweig’in Satranç kitabı, bana hem insanın aklının gücünü hem de yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğunu hissettirdi. Kitapta Dr. B adında bir adamın hikayesi anlatılıyor. O, esaret altında kalmış bir insan ama kendini tamamen kaybetmemek için satranç oynamayı öğreniyor. Sadece bir kitapla kendi kendine satranç oynaması bana çok ilginç geldi. Kitabı okurken bazı yerlerde olaylar yavaş gidiyor ama dili sade olduğu için sıkılmadan okunuyor. Zweig, karakterlerin iç dünyasını çok güzel anlatmış. Dr. B’nin aklıyla hayatta kalmaya çalışması beni gerçekten etkiledi. Satranç oyunu sanki hayatta yaşadığımız mücadeleleri anlatıyor gibiydi. Bence Satranç, kısa ama çok anlamlı bir kitap. Okuduktan sonra insana düşünmeyi öğretiyor. Zaman zaman insanın kendi iç dünyasıyla savaşması gerektiğini hatırlatıyor. Kısacası, Stefan Zweig’in bu kitabı hem duygusal hem de düşündürücü bir eser olmuş. @Turkmnoglu6327 arkadaşımla birlikte okuduk çok beğendik
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
SATRANÇ İNCELEMESİ - Dikkat Spoiler içerebilir!
10/10
·77 syf.··
2019 12. kitabı
New York’tan, Buenos Aires’e gitmekte olan bir gemide geçiyor hikaye. Nazi döneminde hücrede işkence çeken birinin askerin paltosunun cebinden düşen satranç kitabıyla esaret günlerini yenmesi. Eser yazarın tamamlanmış son kitabı olma özelliği taşıyor. (Clarissa yarım kalmıştı) Yazar Stefan Zweig daha sonra eşiyle beraber intihar etmiştir... Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 06:37
SatrançSatranç , Stefan ZweigStefan Zweig ’in ölümünden hemen önce tamamladığı uzun öykü . Stefan ZweigStefan Zweig , bu metni tamamladığında, karısı Lotte ile Brezilya’ya taşınmıştı. Neredeyse tamamı Nazi işgali altında olan Avrupa’dan ayrılmıştı. Yahudi asıllı olması, Nazi’lerin onun kitaplarını yakması onu büyük baskı altında tutuyordu. Stefan ZweigStefan Zweig ’in hem maddi açıdan hem de güvenlik açısından sorunlarının bulunmaması, Stefan ZweigStefan Zweig’ı İkinci Dünya Savaşının atmosferinden uzaklaştırmaya yetmedi. Gestapoların yaptıklarını duydukça ve izledikçe oldukça karamsar bir atmosfere kapıldı ve sonunda arkadaşlarına yazdığı bir mektupta, “ Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı…” diyerek, 1942 yılında eşi ile beraber hayatını sonlandırır. SatrançSatranç’ı işte bu atmosferde kaleme aldı. SatrançSatranç , Stefan ZweigStefan Zweig ’ın psikoloji birikiminin ve Nazilere duyduğu öfkenin bir harmanıdır diyebiliriz. Kitaptaki olaylar bir gemide karşılaşan üç kişi çevresinde dönmektedir. Bunlardan ilki Mirko Czentovic, küçük yaşta ailesini kaybetmiş, bir rahip ona acıyıp yanına almıştır. Onu eğitmek istemiş fakat tüm çabaları sonuçsuz kalmıştır. Mikro, kendisine belki yüz kez açıklanmış olan harflere boş gözlerle bakmayı sürdürmüş; çok ağır çalışan beyni en basit ders konularını dahi içinde tutamamıştır. On dört yaşına geldiğinde dahi parmaklarıyla hesap yapmaktadır. Yazara göre bu “kalın kafalı çocuk” mutlak anlamda umursamazdır. Fakat Mirko’nun satranca olan ilgisi keşfedildiğinde olaylar oldukça farklılaşır. Dünya şampiyonluğuna kadar yükselir. Dr.B. ise bir dönem kraliyet ailesinin avukatlığını yapmıştır. Nazilerin ülkeye saldırmasıyla o da tutuklanmış, kraliyet ailesinin gizli bilgilerini elde etmek amacıyla sorguya alınmıştır. Toplama kamplarına götürülmek yerine bir otel kapatılıyor ve hiçliğe gömülmüştür. Hayatındaki tek
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
¤▪︎Düşüncelerim▪︎¤
Puan vermedi·83 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2022 17:26
Çok akıcı bir solukta okuduğum Zweig kitabıdır. Yazarımız,  yine kısa ama cok etkileyici bir eser kaleme almış. Psikolojik analiz yeteneği ve kendine özgü betimlemeleriyle kendine hayran bırakan bir eser daha ortaya çıkarmış. Okurken  kendimi olayların içinde buldum, Dr.B'nin tecrid edildiği odadaki psikolojisini yalnızlığını, yalnızlığıyla kurdugu oyunu ve Czentovic'in sessiz ve donuk oynadığı satranç oyununu, olay örgüsünü iliklerime kadar hissettiğim bir kitap. Kişilerin fiziksel ve psikolojik olarak anlatımı çok başarılı. Hiç bir eğitimi olmayan ama satranca büyük yeteneği olan satranç şampiyonu    mirko Czentovic  ile  rastlantı sonucu eline geçidiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına "satranç zehirlenmesine " yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür. Hayatında birisi ile hiç satranç oynamamış Dr.B. kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu yenişini  konu edinir.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
stefan zweig en ucuz siyonisttir!
Bilincimizi siyonizmin savunucusu, destekleyicisi ve aklayıcısı yahudi oyuncuların, şarkıcıların ve yazarların sinsi asimilasyonlarından kurtarmalıyız! Bilinçli okuma kültürüne sahip olmayan hiçbir toplum, geçici tepkilerle ve savunma mekanizmalarıyla, düşünce ve bilinç yapılarını, idraklerini, kültürlerini ve geleceklerini (gelecek nesillerini) gizli ya da açık bir şekilde kendi kültürüne saldırıda bulunan yabancı toplumların asimilasyonlarından koruyamaz ve kurtaramazlar... Kim olduğunu ve kime hizmet ettiğini bilmediğiniz ya da umursamadığınız çoğu yazar gibi sTefan zWeig de siyonizmin, 3-5₺ fiyata ekonomi marketlerinde bile satılan kitaplarıyla, en önemli silahlarından ve maşalarından birisidir, hatta en önde geleni ve en etkilisidir. Osmanlı'nın yıkımının mimarı tHeodor hErzl'in, gençlik döneminde zWeig'in beynine ve kalbine yerleştirdiği siyonizm tohumlarlıyla kaleme aldığı ve ilk olarak sadece yahudi gazetelerinde yayımlanan "Kar Altında" ile başlayan siyonizm şirinlemeleri ve sempatizanlığı, "Yeremya" da gelişmiş ve "Gömülü Şamdan" ile kalıplaşmıştır. "Satranç" ile siyonizm sempatizanlığının zirvesine ulaşmış olan kalemşörlük, "Sahaf Mendel" ve "Sabırsız Yürek" isimli kitaplarında da devam etmiştir. Okuduğunuz çoğu zWeig kitabı, ya bile isteye ya da üzerindeki, kapitalizmin mucidi, siyonist yahudilerin baskısıyla temalandırılmış, şekillenmiş, kaleme alınmış ve yayımlanmıştır. Bu noktada şunu söylemek gerekir ki; geçici boykot faaliyetleriyle değil, bilinçli yaşam tarzıyla; sağlam bir iradeyle; düşünce yapımızı laikliğin mucidi siyonizmin koruması altındaki zweİg gibi yazarlara karşı korumamız gerekmektedir. Geleceğinizin ve gelecek nesillerinizin siz farkında olmadan kapitalist yahudilerin maşası zweig gibi maşaların eliyle seküler bir şekilde
Filistin
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Her hamle hayatımızı belirler
7/10
·83 syf.·
2025 27. kitabı
Stefan Zweig, bu eserde Yahudilere yapılan zulmün gölgesinde kalmış bir adamın, yalnızlıktan korkup sığındığı bir satranç kitabına olan tutkusunu anlatıyor. Kitapta bu duyguyu hüzünlü bir şekilde yaşıyorsunuz, ama inanın filmde daha çok yaşıyorsunuz. Bir kitabı okumadan önce filminin izlenmesinden yanayım. Çünkü kitapları yaşıyoruz, ama filmdeki bölümler ile onu yaşamak çok daha farklı... Şah mat c1, d2; kulaklarınızda çınlıyor. Çünkü karakter, o ufacık kitap ile öyle bir bağ kurmuş ki kıyamıyorsunuz. Hiçbir zaman kötülükten yana olmadım. İnsanların dili, dini, ırkı, onların zulme ve şiddete mağruz kalmasını gerektirmiyor. Dönem dönem fırsat buldukça insanlar birbirlerine dayanılması güç şeyler yapıyor. Keşke insanlar kardeşçe yaşamayı becerebilse. Satranç bir strateji oyunu; kendini kaybedersen, şahını kaybeden bir satranç oyuncusu gibi boynu bükük kalırsın. Kitabı da okuyun, filmi de izleyin. Çünkü gerçekten başarılı ve üzücü de olsa kitabı yaşatıyor. Sadece merak ettiğim bir şey var: Zweig, aynı zulmü şu anda kendi insanlarının başka insanlara bin misli şeklinde yaptığını bilse, mezarında ters döner miydi? Çünkü bu kitabı yazdıktan sonra eşiyle bu durumlara dayanamayıp intihar etti. Bu hayatta bize verilen canı Allah verdi, Allah alır. Bunun haricinde insanların birbirlerini öldürmesini kabul edemiyorum. Bu kitap, yazarın okuduğum ikinci kitabı. Kısa bile olsa bize her duyguyu yaşatıyor. Hayat bir satranç oyunu gibidir. Siz şahınızı hiçbir zaman kaybetmeyin ve hiç bir kötüye boyun eğmeyin. Bir cümle de olsa fikrinizi merak ediyorum. Keyifli okumalar.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
8/10
·83 syf.·
2024 1. kitabı
Kitap küçük bir kasabadan çıkıp dünya şampiyonluğuna kadar uzanan görünüşte asalak ama satranç konusunda usta olan Mirko Czentovic'in Nazilerden çeşitli psikolojik deneylere, işkencelere maruz kalmış ve bu süreçte kendi içsel yalnızlığında bir çıkış yolu arayan küçük bir odada hiçliğin içinde kaybolmaması için satranç ile kafayı bozmuş Dr.B isimli kahramanımız arasındaki çatışmaları görüyoruz. Bir gemide rast geldiği Mirko ile oynadığı satranç maçı öncesi ve sonrasında yaşadığı travmayı ve bunun dış dünyaya ne bağlamda yansıdığını ele alan kitap okurken bizzat kahramanın yaşadığı çoğu duyguyu direkt empoze edip hissetmemize ve empati kurmamıza olanak sağlıyor.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.