Titirwask

Yaşar Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·515 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2019 00:59
"Büyük romancı, büyük edebiyatçı olmak büyük kapılardan geçmekle mümkün olur. Bu mealdeki sözü yanlış anımsamıyorsam edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal Mehmed Uzun için sarf etmişti. Yaşar Kemal’i ve onun edebiyatını dünya yüzünde bilenler bilir ki; Yaşar Kemal’in kendisi bizatihi büyük kapılardan geçmiş büyük bir edebiyat şahsiyetidir. Ben bu kanaate 1980 yılında Kimsecik üçlemesinin ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu’nu ve diğer ikisi Kale Kapısı ile Kanın Sesi’ni okuduğumda varmıştım. Yağmurcuk Kuşu’nda o denli büyük kapılardan geçmiş bir edebiyatçının anlatısı vardı ki; kitap okunup bittiğinde “İnsan teki bir hayat boyu böyle bir taamın dimağından eksik kalmamasını ister” dedirten bir lezzetti. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının halkları sökün ediyordu sayfalar arasında. Büyük bir yokoluşun ve insana dair trajedinin 1915 ve sonrası “büyük felaketi”ne denk düşen yollardaki telefatın izleri vardı kitapta. Ermeniler, Kürtler, Türkmenler, Araplar ve diğer halklar. Ermeni halkının Çukurova topraklarından koparılıp atılmasının üzerine Kürt coğrafyasından göçle gelenlerin yerleşme / yerleşememe dertleri, hikâyeleri paylaşılıyordu Yağmurcuk Kuşu’nda. 1980’de Türkçesini okuduğum kitabın 30 yıl sonra çevirisi yapılan Kürtçesini elime alıp ilk sayfasından itibaren okuduğumda bıraktığım yerde durduğumu fark ettim. Çukurova, Adana, Hemite, İsmail Ağa, Van, yolda bulunan kimsesiz çocuk Salman, Adana’da doğan Mustafa ve roman boyunca hükmünü sürdüren korku ve korkunun ördüğü çember. Kawa Nemir kitaba yazdığı tümüne katıldığım kısa ve nefis önsözünde çok haklı olarak diyor ki; dünya edebiyatında Yaşar Kemal gibi çok az edebiyatçı vardır dili bu denli ustaca kullanabilen, dilin sırlarına bu denli vakıf olabilen, dilin renklerini, tonlamalarını, ahengini bu denli ruhunda
TitirwaskYaşar Kemal · Lis Yayınları · 20111,265 okunma
İnceleme değil, edebi bir dertleşme olabilir ancak...
Puan vermedi·443 syf.·
2026 13. kitabı
Geçen sene 2025'te ilk okuduğum ve incelemesini yazdığım kitap Binbir Çiçekli Bahçe idi. Tamamen tesadüfi olarak 2026'nın ilk yazısı da Yağmurcuk Kuşu için olacak. Ama bu bir inceleme değil, biraz iç döküş, biraz usta ile hasbihal, biraz kitabın benim üzerimde bıraktığı etki olabilir ancak. 1000Kitap istatistiklerine göre bu okuduğum 29. Yaşar Kemal eseri. Evet, Yağmurcuk Kuşu 443 sayfadan oluşan Kimsecik serisinin 1.kitabı. Normalde incelemelerimde sayfa sayısı vermem ama burada vermemin bir sebebi var. Bu, günlerdir de kitaba dair kafamı kurcalayan bir konu. Geçenlerde bir kitap sohbeti sırasında arkadaşım, Yaşar Kemal'in okuduğum bütün kitaplarını beğenip beğenmediğimi sormuştu; bu düşünceyi masaya yatırmama biraz da o vesile oldu. Saygı duyduğumuz, okumaktan keyif aldığımız, ideolojisini benimsediğimiz bir yazar, sanatçı ya da fikirlerine değer verdiğimiz bir dostumuz bile olsa koşulsuz her sözünü, yapıtını kabul mü etmeliyiz? İç sesim buna kesinlikle "hayır" diyor. Yaşar Kemal benim için "sözün büyücüsü"dür ama bu, ona karşı tüm kalkanlarımı indirmem gerektiği anlamına gelmiyor. İşte bu yüzden, tam da o "destancı ruhuyla" ördüğü bu anlatıda beni yoran bir yer var. Bir korku, bir mitoloji, küçücük bir çocuğun hayal gücüyle birleşiyor... Tamam, Yaşar Kemal demek zaten modern zamanların destancısı demek, bunu biliyorum; ama bu sefer öyle bir noktaya evriliyor ki anlatı, "hadi artık yolun sonu görünsün" dediğim anlar oldu. O kimsede olmayan betimlemelerinden bahsetmiyorum, mesela Bir Ada Hikayesi de tasvir doluydu ama su gibi akıp gitmişti. Burada ise bazı bölümlerin gereksiz uzatıldığını ve beni hikayeden kopardığını hissettim. Yoksa benim için 15 güne yayılacak bir kitap değildi. Ama yine de hakkını teslim etmeden geçemem. Bir romanın sınırlarını aşıp bir destan anlatır gibi, bir çocuğun
Edebiyat-Düşünce
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
9/10
·443 syf.·
2019 3. kitabı
SPOILER!!!! ( Gerçi otobiyografik bir eserde spoylır mı olur bilmem ama olsun) Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum -Cemal Süreya Sizin hiç babanız gözünüzün önünde yüreğinden hançerlenerek öldürüldü mü? Üstelik kardeşiniz tarafından? İşte ilgili müziğimiz: youtu.be/xn2gTJk2fQk Daha önceden de dediğim şeyin sonuna kadar ardındayım. Yaşar Kemal kitaplarını okumadan evvel, onun kendisi ve hayatı hakkında bilgiler içeren Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor ve Bu Diyar Baştan Başa serisini okumakta fayda var. Bunları okumadan Yaşar Kemal kitaplarının hazzı yetim kalır. Neden mi? #29825312 #25404127 incelemelerinde anlatmaya çalıştıydım evvelden. Yineleyeyim kısaca. Yaşar Kemal aslında bir romancıdan öte bir destancı, aşık, ozan, gezgin, gözlemci. Yani Homerosoğlu. Bunu çokça zikretmiştik zati. O hiç görmediği, yaşamadığı veya işitmediği şeyi yazmaz. Gözlemlerini, bu toprağın insanlarının sorunlarını, aksayan kanayan yaralarımızı ve notlarını kendi kalın camlı kemik çerçevesinden aktarır bizlere. Hemi de tek gözüyle. Burada değinmek istediğim “Kimsecik” serisi, aslında Yaşar Kemal’in ve ailesinin öyküsüdür özünde. Şimdi değineceğim serinin ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu . Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor kitabından da biliyoruz ki, Yaşar Kemal’in ailesi Van’dan Çukurova dolaylarına göçüyor ve oraya yerleşiyor. Bu göç sırasında yolda bir çocuk bulurlar. Her yeri yara bere, kurtlar kımıl kımıl. Aile bu çocuğu yanına alır ve evlat olarak kabul eder. Yusuf’tur çocuğun adı.
Edebiyat
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
Deniz yere inmiş gökyüzüdür
10/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2021 36. kitabı
Yaşar Kemal Yağmurcuk kuşu eseri aslında Kimsecik isimli üçlemenin birincisidir. Çukurova’da yaşayan köylüler, tarlalarda çalışan insanların dostu hâline gelen yağmurcuk kuşu ile özel bir bağ kurmuştur. Bu küçük kuş, insanların peşinden gider, onların çalışmasını seyreder, kimi zaman omuzlarına ya da yakınlarına konarak onları neşelendirir. Köylüler ona sevgiyle yaklaşır; kuş da insanlardan korkmadan yaşamını sürdürür. Bir gün dışarıdan gelen ve doğanın bu dengeli uyumunu anlamayan bir avcı, yağmurcuk kuşunu vurur. Bu olay köylüleri derinden üzer; çünkü kuş onlar için yalnızca bir hayvan değil, dostluk ve doğayla barışın simgesidir. Kuşun ölümü, insanların içindeki şefkati ve doğaya verilen zararın ne kadar büyük duygusal etkiler yaratabileceğini gösterir. Öyküde yalın ama güçlü bir dille doğanın korunması gerektiğini, insanın dünyayı paylaştığı canlılara sahip çıkmasının önemini anlatır. Sevgi, merhamet ve kayıp, insan ve doğa dostluğunu kaleme almıştır. Yaşar Kemal'in eserlerini okumak çok büyük keyif okumanızı tavsiye ederim.
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
10/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 23:12
Şimdiye kadar okuduğum kitaplar içinde betimleme konusunda Yaşar Kemal, kelimeleri sihirli bir şekilde kullanma konusunda Nazan Bekiroğlu'ndan daha iyisiyle karşılaşmadım. İşte o nefis tasvirleri eşliğinde; cumhuriyet döneminde bir ailenin Çukurova'ya göç hikayesi anlatılıyor. Ağalık düzeni, emeğin sömürülmesi, Anadolu insanının aslını bilmediği olaylara köylü kurnazlığıyla yaptığı yakıştırmalar çok güzel aktarılmış. Her zamanki gibi büyük keyifle okudum...
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
10/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2017 240. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2017 18:40
İlk kez 1980 yılında yayımlanan Yağmurcuk Kuşu, Yaşar Kemal'in kendi geçmişinden yola çıkarak kaleme aldığı Kimsecik üçlemesinin ilk kitabıdır (Kale Kapısı ve Kanın Sesi üçlemenin diğer kitaplarıdır).1. Dünya Savaşı sırasında Van'dan Adana'ya göçmek zorunda kalan bir ailenin serüveni anlatılan bu romanda sevgi, korku, kıskançlık gibi duyguların insanlar üzerindeki etkisi insanın içini parçalayan bir duyguyla işlenmiş. Konusuna kısacık değinecek olursam: Van'dan göçmek zorunda kalan bir aile göç yolu boyunca sıkıntılarla ilerlerken yol üstünde ölmek üzere olan bir çocuk (Salman) bulup onu da yanlarında götürürler. Adana'ya yerleşmeye karar verirler. Şehir içinde kendilerine Ermenilerin (buradaki kuş hikayesi ilginçtir) tehcir nedeniyle boşalttıkları konaklarından birine yerleşmeleri istenir, fakat, aile reisi İsmail buna razı olmayınca Adana'nın kurak Hemite Köyü'ne gönderilirler, daha doğrusu sürgün edilirler. Buradaki çok zorlu çabalar sonrasında da zenginleşirler. Ailenin reisi İsmail Ağa'nın yıllardır çocuğu olmamaktadır. Sonunda, İsmail Ağa'nın bir oğlu olur ve adını Mustafa koyar. İsmail Ağa'nın giderek gözden düşen büyük oğlu Salman (yolda bulduğu çocuğu kendi öz oğlu gibi büyütmüştür), yaşadığı gelgitlerin içinde bir gün babası İsmail Ağayı öldürür. Aslında Salman babasını çok sevmektedir ve gözden düşmesine neden olan Mustafa'ya ise büyük bir kin duymaktadır. Zaten asıl amacı da Mustafa'yı öldürmektir. Fakat babasının başkaları tarafından öldürülmesi korkusuna dayanamayan Salman çareyi babasını kendi elleriyle öldürmekte bulur. Büyük ustanın bütün eserleri gibi bu eserini de okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
7/10
·480 syf.··
2019 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2019 11:58
Yaşar Kemal serüvenim hızla devam ediyor... Yağmurcuk kuşu... Kitabın ismini ilk duyduğumda çok etkilemişti beni. Aramızda bir çekim oluştu diyebilirim.. Çok daha fazlasını bekliyordum bu eserden aslında ama yine de keyifliydi okumak. Kitaba geçmeden önce biraz yazardan bahsetmek istiyorum. Yaşar Kemal, 6 Ekim 1923 tarihinde Osmaniye’nin merkeze bağlı Hemite Köyünde Doğmuştur. Ailesi Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali yüzünden Van Gölü’ne yakın Ernis ( bugün Ünseli ) Köyünden Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite Köyüne göç etti. Annesi Nigar Hanım, babası ise bir çiftçi olan Sadık Efendi’ydi. Küçük yaşta kaza sonucu bir gözünü kaybetti, babası göç sırasında yolda karşılaşıp yanına aldığı bakıp büyüttüğü üvey oğlu tarafından bıçaklanarak öldürüldü gibi gibi... Bunlar bir çok yerde okuyabileceğiniz genel bilgiler... Ama bundan daha fazlası da var, nerde derseniz romanlarında... Yaşar kemal her romanını hayatından uyarlayarak yaratmış. Anne tarafında eşkıyalar olduğu için annesinden dinlediği hikayelerden esinlenmiş. Çukurova halkının, ağaların beylerin elinden çektiklerini, fakirliği, ezilmişliği çok yakından bildiği için romanları bu kadar etki bırakıyor belki de. Zaten okuyan herkes anlayacaktır bunu. Neyse gelelim kitaba... Evet bu roman da yaşar kemalin hayatı desem yeridir. Öncelikle romanın ilk 50-60 sayfası beni baya sıktı ama sonrası garip bir yolculuk tadında oldu. Her duygu içinde olsada genel olarak hüzünlüydü. Romanda 1. Dünya Savaşı sırasında annesi ve karısı ile vandan adanaya göç etmek zorunda kalan ismail Ağanın hayatı anlatılıyor. İsmail Ağa yolda karşılaştığı, ölmek üzere olan çocuğu (salman) evlat ediniyor. Annesi çocuğu iyileştiriyor, ve oğluna iki nasihat verip ölüyor. Zaten bence adamın başına ne geldiyse bu nasihatten geldi de neyse
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Tekin Yayınevi · 19801,265 okunma
Puan vermedi·443 syf.··
2021 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 23:47
Yaşar kemal 'in diğer tüm eserleri gibi bu eseri de edebi şölen gibiydi benim için.hem konu hem biçim bütünlüğü hayran bıraktı. Toplumu o kadar iyi yansıtıyor ki amcam, babam ,dedem kadar yakın oluyorum kahramanlara. Ve butun bunları sanatsal yanını es geçmeden, özgün bir tarzda yapiyor olmasi takrire şayan. Usta kaleme olan hayranlığım gun geçtikçe artacak gibi. Yaşar Kemale hayranlığımı bir tarafa bırakacak olursak yer yer "Sineklerin Tanrısı 'ni ""okyormuş gibi de hissettim bu eserde;çocukların acımasızlığı ,vahşiliği ... Bunun yanı sıra dün bugün yarın zincirlemesinin olmayışı, yer yer psikolojik tahlillerin yapılıyor olması Toplumcu-gerçekçi anlayışın yani sıra modernizm ve bireyin iç dünyasını esas alınıyor ve butun bunların harmanlanıp bir bütün oluşturuyor olması ustalık olmali. Yağmurcuk Kuşu Yaşar Kemal
Edebiyat
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
10/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2021 22:54
Canım YaşarKemal’im... Hayatıyla da çok yakından ilgiliyim. Bir ropörtajında babasının evlat edindiği oğulluğu tarafından öldürüldüğünden bahsetmişti ve bu beni oldukça etkilemişti... Yağmurcuk kuşu (kimsecik1) kitabı ise yine seri kitaplarından bir tanesi ...Kitap ailesinin Van’dan göç edişiyle başlayıp babasının öldürülüşüyle sonlanıyor... Okudukça iç dünyasına yolculuk ettiğimi hissettim...Çocukluğundaki korkularını ,heyecanlarını, çaresiz kaldığı anları hissetmek onunla beraber onun dünyasında dolaşmak bana çok iyi geldi... Yaşar Kemal severler mutlaka okumalı
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma
10/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2020 22:52
Yağmurcuk Kuşu kitabı son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan. Bana göre yazarın İnce Memed’en sonra en güzel kitabı. Şu an serinin ilk kitabı ama o havayı size yansıtıyor. Yaşar Kemal’in klasikleşmiş olağanüstü betimlemeleri insanı o dağlara, ovalara, vadilere götürüp oradaki kokuyu, oradaki görüntüyü insana aktarıyor. Çekilen çileleri, yaşanan hayal kırıklıkları, heyecanları, mutlulukları insanlara aktarmak ne büyük bir yetenektir. Olaylar Van Gölünün etrafında başlamaktadır. Orada mutlu olan hayatların savaşın başlamasıyla altüst olması yollarda çekilen çileler bunlar hepsi insanın gözünü yaşartacak kadar etkili anlatmaktadır. Evet yine Çukurova ama her zaman farklı bir tat katmayı başarıyor. Olayın kahramanı İsmail ağa olarak önümüze çıkmaktadır. İsmail dürüst, güvenirli, cömert, insan gibi insandır. Çekilen çilelerin sonunda güzel günlere kavuşmasına rağmen o kötü günleri unutmayıp yardımseverliği devam etmiştir. Yollarda geçen yılların sonunda bir çocuk bulurlar adı Salman. Salman’ın yaşadığı olayları kimse bilmemektedir ve sadece okuyan insanlar bunu göreceklerdir. Salman İsmail Ağayı babası olarak görür ve onu Allah gibi sever. İsmail Ağanın Zero adında bir karısı vardır. Bir de Mustafa adında oğulu olur. Salman cesur, başına buyruk ama babasının sözünden asla çıkmayan bir kişi. Mustafa ve bütün çocuklar Salman’dan korkmaktadırlar. Hepsi Salman’ın onları öldüreceğini düşünmektedirler. İsmail Ağa elindekilerini ne kadar dağıtırsa ondan kat kat fazlasını kazanmaktadır. Bütün köy onu kıskanmakta ve dedikodular alır başını gider Ankara’ya kadar. Ne zaman Yaşar Kemal’i okusam insanların bu ikiyüzlülüğünü daha fazla görüyorum. Bazen insan diyor ki İsmail Ağa yanlış yapıyor bu köylüleri süründürmeli onlar iyilikten anlamıyorlar. İşte bunu size söyletecek kadar
1000Kitap
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma

Yazar Hakkında

Yaşar KemalYazar · 74 kitap
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır. Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır. Çocukluğu Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Sanat hayatı 1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi: "Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum." Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı. Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi. 1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı. Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi. Siyaset 17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir: "Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım." TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir. Temalar « Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. » Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.