• Öldürün yılanı.öldürün.başını ezin.
    Yeter hortlamasın.
    Hortluyormuş. Kanım yerde kalmış diye inliyormuş. Esme dünya güzeli kadın. Güzele el kalkmaz. Kimse kıyamaz güzele. Vurun yılanı
    Ağlamak istiyorum Anavarza kayalıklarına çıkıp bağıra bağıra.
    Namus belası ki toplumsal bir cinnet. tüm bu sesler bu gürültüler... Yeteeer susun. Dedikodularınız batsın. "Hem uyduruyorlar, uydurduklarını bile bile, az sonra da uydurduklarını gerçeğe çevirip inanıyorlar." El kadar çocuğa anasını vurdurtacaklar ya. Kan yerde kalmasın. Hasan daha küçük. Bilmez mi anasının masum olduğunu. Köylü el birliğiyle aklını buluyorlar çocuğun. Şiddetin her türlüsüne tanık tutuyor bizi, büyük usta. En en en kötüsü psikolojik şiddet. Esme dünyalar güzeli kadın. Suçu neydi. Güzel olmak mı? Babayiğit olan adam kocası imiş zorla kaçırmış. Beş para etmeyen bu karakterin köylülerce göklere çıkarılışını izliyoruz. "Bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez."
    Ne çok ölüm sözcüğü geçti kitapta ustam. Toplumumun kanayan yarası namus belası, töre. "Kadınları çocuklara öldürtürler." Kadın olmanın zorluğu anlatılsa dahi anlaşılabilir mi? Seheri abileri öldürür. Esmeyi oğlu öldürür. Gülenaz atar kendini uçurumdan. Sahi uçurumlarda duyuyor musunuz, özgürlüğü bulan kadınların sesini? Ürperiyor musunuz, siz de benim gibi? Failden çok kurbana mı odaklanıyoruz siz de? Namusunuz batsın. Yüceltilen 'güç'ün yanında olan yığınlar... Ve karşısında olan bir kaç dal... Dayanabilir mi? Öldürülen bir yılandır ki her yanı saran kara kapkara bir bulut gibi kurtulmak ne mümkün! Bir Nuh tufanı ki ortada ne Nuh var ne de gemisi. Olsa, binilmez mi gemiye? Tufandan kaçılmaz mı? Öyle bir tufan ki, ne Nuh var ne gemi. Yüzyıllardır süren bir gelenek ve kurbanların sessiz yürek parçalayan varlıkları.. Hâlâ izliyoruz.
  • Merhamet zamanı geçti..
    ..artık cezamız başlıyor ..

    "Nuh: Büyük Tufan "
  • Nereden gözüme çarptı, nasıl ilgimi çekti ben de anlayamadım, aniden oldu. Bir ara kitap satış sitesinde gezerken ismi dikkatimi çekti ve değerlendirmeye aldım. Ağrı Dağı, Türk hükümeti, yabancı yazar, bir de korku-gerilim olunca hemen satın aldım. Evet polisiye olsun, korku olsun bu türlerde yabancı yazarların, ülkemizle ilgili yaptıkları kurgular çok azdır. Bu da kitabı okumam için en büyük etkendi.

    Yıllar önce hatırlayacağımız üzere, Nuh Peygambere, Allah tarafından bir uyarı adı altında ibretlik bir olayın vuku bulunacağı vahiy edilmiştir. Bunun üzerine Nuh aleyhisselam, bir avuç insan ve hayvanlardan birer çift olmak üzere, yaptığı gemisine tüm canlıları toparlamıştır. Ve büyük tufan tez vakitte gerçekleşip, tüm yeryüzü sular altında kalmıştır. Ve sadece Nuh'un gemisi ayakta kalmıştır. Olaydan sonra da geminin son hali Ağrı Dağı'nda, yerden yüzlerce metre yükselikte çakılı kalmıştır. Evet biz böyle biliyoruz tarihteki bu olayı. Ve günümüzde de bunun üzerine çalışmalar da vardır. Yazarımız da bu olaydan esinlenerek bir eser meydana getiriyor.

    Abd ve diğer ülkelerden birkaç araştırmacı ve gözlemci, Türk Hükümeti'nin gözetiminde ve yine hükümetin tedarik ettiği rehberlerle birlikte Ağrı Dağı'na tırmanır. Gemiyi bulmak isteyen araştırmacılar esrarengiz olaylarla karşılaşır. Ve geçmişin laneti üzerlerine siner adeta. Korku ve çaresizlik dağın her tarafını kaplar.

    İlk başlarda güzel bir giriş yaptım. Ortalarda da epey güzel geçti. Kurgu değişik olunca ve ülkemiz üzerinden servis edilince haylice memnun oldum. Korku vardı elbet ama beni pek tatmin etmedi. Özellikle son zamanlarda aynı olaylar devamlı süregeldi. Bu da beni sıktı. Spoiler olmaması adına, okuyunca anlaşılacaktır ne demek istediğim. Aslında bu kurguyu, korku- gerilim değil de, aksiyon-macera üzerine sunsaydı, daha güzel şeyler meydana gelebilirdi. Yine de ben beğendim. Yazarın öbür eserlerini okumamam için hiçbir sebep yok. Çünkü güzel eserleri de olabilir. Saygılar...
  • Yarattığı âdemoğlunun yeryüzünde kötülük tohumları saçtığını gören Allah, onu bir tufan ile cezalandırmaya karar verir ve Hz. Nuh'a bir gemi yapmasını ve bu gemiye inananlarla birlikte her cins hayvandan erkek ve dişi ikişer tane almasını emreder. Ve büyük tufan başlar . Hz. Nuh ve gemisindeki canlılar hariç yeryüzü üzerinde ne var ne yok herşey silinir. Tufan durulduğunda arz üzerinde suların çekilip çekilmediğini kontrol ettirmek için Nuh, gemisinden bir güvercin uçurur. Güvercin geri döndüğünde anlar ki , sular çekilmemiş. Yedi gün sonra bir güvercin daha salar. Güvercin bu kez ağzında ince bir zeytin dalı ile çıkar gelir. Hz. Nuh anlar ki sular çekilmiş. Ağzında zeytin dalı tutan güvercin o yüzden bugün barışın, umudun sembolü haline gelmiştir. Tufana direnen tek bir ağaç vardır yeryüzünde , o da zeytin ağacıdır.
  • ' Bedenlerin Atası ' kabul edilen Hz. Adem İçin '' Safiyullah'',
    Büyük Tufan sonrası yeniden ' Türeyişin Atası' olan Hz. Nuh için '' Neciyullah ''
    Üç büyük dinin ' İnanç Atası ' sayılan Hz. İbrahim içinse ' Halilullah '' denir.
    ' Ruhların Atası' ( Ebu'l Ervah ) Hz. Muhammed ( s.a.v ) için de '' Habibullah '' yani ''Allah ile En Sevgili '' denilmektedir.
    Ahmet Turgut
    Sayfa 357 - Kapı Yayınları
  • Bu bakımdan, bugün Amerika’nın nüfusunun az, halkının da görgüsüz ve cahil olduğuna şaşmayın. Şunu göz önünde tutun ki, Amerikan halkı, dünyanın geri kalanından en az bin yıl daha gençtir, çünkü Nuh Peygamber zamanındaki tufanla Amerikalıların yaşadıkları o büyük tufan arasında en az bin yıllık bir süre vardır. Dağlara kaçıp kurtulan insanlardan geriye kalan zavallılar, yeniden azar azar çoğalsalar da, yeryüzündeki soylu ailelerden biri olan Nuh ve oğullarının aksine az gelişmiş ve yabani insanlar oldukları için gelecek nesillere edebiyat, sanat ve uygarlık ürünleri bırakamadılar. Yaşadıkları dağlık yerlerin soğuğuna karşı kendilerini korumak için o dağlarda yaşayan kaplanların ve ayıların derilerinden ve uzun kıllı keçilerin yünlerinden kendilerine elbise yaptılar. Vadiye inip de alışmadıkları, tahammül edilemez bir sıcakla karşılaştıklarında daha ince giysiler dokumayı bilmediklerinden bugün de devam ettiği şekliyle çıplak gezinmeyi âdet edinmek zorunda kaldılar. Sadece ve sadece başlarına kuş tüyleri takmaktan gurur ve zevk duyarlar. Zaten bu alışkanlıkları da sel suları aşağıya indiğinde, yüksek mevkilere gelen sonsuz sayıda kuşla haşır neşir olan dağdaki atalarından almışlardır.
  • Kitapta ibrani (şimdiki Yahudiler) halkının yaşadıkları anlatılmaktadır.
    Ademin yaratılışı , Havva, Nuh büyük tufan, İbrahim, Yakup ve Yusuf peygamberlerin hayatlarından bahsedilmiştir