Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
İster pir olsun ister civan, ister etken olsun ister edilgen, herkesin dünyalık heves ve emelleri vardır. Bu emel, eli ayağı olan kişinin hareket etme arzusu kadar tabiidir. Beden yaşlansa dahi nefs ve gönül yaşlanmaz ve daima bir hedefe yönelik yaşar. Yani iki büklüm olmuş yayın kirişinde her daim bir amaç oku, kurulu kemanda her vakit bir arzu temreni bulunur. Mesele bu okun meşru hedefe nişan alıp almadığı, meşru ise ise hedefi vurup vurmadığıdır.
Tamah ve hırsa uyup nefs ile makhûr olma, Rahatın boşunadır, nam-ı meşhur olma. Sohbet-i arif-i billaha eriş, dûr olma. Saltanat-ı mesned-i dünya ile mağrur olma!
Reklam
Hastayken, Mısır Çarşısından ot seçmek yerine, Sahaflardan kitaplar devşirmeğe bakmıştım. Henüz bu kitapları iyi, kötü diye ayırt edebilecek bir müdir fikir ölçüsüne de malik değildim. Tasavvufa, Đİslâm mütefekkirlerne, evliya menkıbeleri.dit ne varsa... Kafamda tama-miyle posalaşmış; hurdalaşmış hale gelen Batı büyükleri bir tarafa; asıl Doğu ve İslâm büyükleri arasında benimkine benzer bir nefs muhasebesinden, fikir çilesinden geçmiş biri var mıdır diye bakıyordum. Diktiği gömleği aynı yerden defalarla söküp diken velînin: — Nefsim benî bir şeyle meşgul etmeden ben, onu meşgul etmeğe bakıyorum! Demesi... Ve başka bir velînin durmadan teşbih çekerken ne aradığını soranlara: — Gafleti arıyorum! Cevabını vermesi... Bunlarda halimi andıran pırıltılar görmekle beraber, sefil mevkiimi onların ulvî makamlarına yakıştıramıyordum. «Gafleti arıyorum!» sözündeki hikmete ve bu sözün belirtttiği ihtiyaca muhatap olacak, o anda ve bütün dünyada benden lâyık kimse bulunamazdı ama, onların Allah'a doğru uçuşlarındaki sıhhatli hali ile, benim, yine belki Allah yolunda; fakat parça parça edili-şimdeki hasta ifade nasıl birleştirilebilirdi? Bana, kemâl yolunda aklın iflâsını görmüş ve bu iflâsın yangını içinde kavrulmuş biri lâzımdı. Nihayet buldum:
Sen, sen olduğun için değerlisin, olduğun gibi, göründüğün gibi… Kendini kimseyle karşılaştırma, eksik ve yetersiz görme! Niçin böyleyim, şöyleyim deme! Zira böyle olmasaydın, sen, sen olmazdın… Çünkü sen milyarlarca hücre arasından seçilip de bu dünyaya geldin… Sen seçilmiş birisin… Kendini sev ki başkalarını da sevebilesin. İçindeki
Şehvete Dair Eğer sana fakirlik halinde evlenme şehveti (arzusu) ilka edilir ve sen bunun temininden aciz kalır, yine de Bari Tealadan bir çıkış yolu bekleyerek sabredersen, ya sana ilka ettiği ve sende var ettiği bu kuvvetli arzuyu senden alıp izale etmek suretiyle külfetini taşıma hususunda sana yardım ederek, ya seni ve hayatını koruyarak, ya da dünyada bir ağırlık ve ahirette de bir meşakkat duymaksızın yeterli ve tatmin edici bir mevhibe olarak o arzuyu sana ulaştırmak suretiyle yardım eder. Buna sabrettiğin ve kısmetini razı olduğun için, Allah seni sabreden ve şükreden diye isimlendirir, senin ismet ve kuvvetini arttırır. Eğer bu arzu senin kısmetinse kafi bir mütemmim olarak onu sana sevk eder. Ve böylece sabrın şükre dönüşür. Allah Teala şükredenlere daha çok vereceğini vaad etmiştir. Eğer senin kısmetin değilse; nefs istese ve dirense de, o arzuyu kalbinden alarak seni ondan müstağni kılar. İşte o zaman; sabra devam et, hevaya muhalefet et, emri omuzla, kazaya razı ol, bununla lütuf ve ihsanı gözle. Çünkü "Sabredenlere mükafatları hesapsız verilir."
Sayfa 35
Reklam
"Erkeklerin bir nefsi, dokuz aklı; kadınların ise dokuz nefsi, bir aklı olduğu halde nasıl oluyor da kadının fendi erkeğe ağır basıyor? " Rabia meczubun bu cümlesine tebessüm etti, "Er olmak ve kadınlık cinsiyetten ibaret değildir. " dedi. "Bu bahsin sırrı şudur ki, nefs münennes (dişi)dir. Müennes nefsi ıslah edemeyen kişi, ister kadın ister erkek olsun, (dişi) nefsin elindedir. Ayrıca kadınların bir akılla dokuz nefsi güttüğü ama erkeklerin dokuz akılla bir nefsin hakkından gelemediği malumdur. Asıl buna şaşmalı değil mi?"
“En küçük bir nefs köreltmesi müthiş bir güç yaratır. Her yılgın arzu insanı güçlü kılar. Dünyaya ancak, yapışıp kalmadığımız ve ondan uzaklaştığımız ölçüde sözgeçirebiliriz. Vazgeçiş sonsuz bir iktidar sağlar.”
Madde aleminin dört temeli nefslerimizin dört derecesidir. Bütün kötülüklerin kaynağı nefs-i emmaremiz ateşe, yaptığımız kötülüklerden sonra kendimizi kınayan nefs-i levvame havaya, iyi ile kötüyü ayırmamızı sağlayan nefs-i mutmainnemiz toprağa benzer. Nefsin hangi surette sana hükmetmeye kalkarsa, o suretin eşiti olan unsuru bedenine tatbik et. Nefsin günah olanı işleme arzusundaysa elini ateşe değdir; dayanabiliyorsan o günahı da işle. Kendini kınamak istersen havaya ve rüzgara karşı oturup düşün. Kötülükten iyiliğe geçmek için suyla arın ve abdest al. Bütün kötülüklerden arındığın vakit bedenin toprak olmaya hazırdır. Çünkü ancak varlığımızı toprak ettiğimiz vakit manamızın hakikatine erebiliriz.
Sûre‐i Yûsuf’ta 19 önemli şahıs sahnededir. İnsanın da 19 önemli özelliği vardır. Bu yüzden besmele, 19 harflidir. Ve Kurʹanʹda 19ʹun katları sistematiği kurulmuştur. Kurʹanʹdaki 19ʹlar hikmetini «Kurʹan Mûcizeleri» kitabımda etraflıca açıklamıştım. Sûre‐i Yûsuf’taki 19 önemli şahsa gelince; bunlar ve insanda delâlet ettiği özellikler şöyle tanımlanabilir. 1) Hz. Yaʹkub: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Ruh 2) Hz. Yûsuf: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Kalp (Gönül) 3) Züleyha: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Nefs 4) Kıftir (Züleyhaʹnın eşi): İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Dünya 5) Mısır sultanı: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Akıl 6) Bünyamin: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: İman 7) Şarapçı: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: İlim 8) Kervancı: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Menfaat 9) Hapishane arkadaşı: İnsanda tekabül ettiği hususiyet: Mantık 10–19) Yûsuf’un diğer Kardeşleri: Gurur, kin, hisset, meskenet, reyb (şüphe), cebânet, ihtiras, şehvet, seyyâliyet, zulüm.
Reklam
Nefs, daima gönlü zulme ve ihanete çağırır. Bu davette bedeni bahane eder.
O sahte mistikler mütemadiyen kendisini nefse eziyet etmek suretiyle bir yere götüreceğini zanneder. Bu derin nüansı da İmam-ı Rabbani halletmişlerdir. Nefse bu kadar şeriat dışı ceza vermek nefsi ters tarafından yine mükâfatlandırmaktır! Çünkü nefs hiçbir şey yapamayınca, bu defa o halin keyfine düşer. Ve o kadar incedir ki, bu mesele, nefse pay vermemek için namazı lezzetle kılmayı yanlışlık sayan büyükler bile vardır. Peki lezzetle kılmayıp da nasıl kılacağım?.. Vazife olarak yapmak lazımdır! Ne o, ne bu, her şeyin dışında, namaz, en büyük vazife... Bunlar halledilir nüasnlar değildir! Bedir, o Hind fakirlerinin, papazların hali?.. Evlenmemek, yememek, içmememek... Ashab'dan biri ramazan'da gölgede oturmuyor. Hem oruçlu, hem gölgeyi istemiyor. Allah'ın Resulü, hemen emrediyorlar: "Orucunu tut ve gölgede otur!"
Ben uykularımı, rahat ve huzurumu terk ile din-i mübinin teyidine uğraşıyorum. Eğer İslamı ihya etmek maksudunuz (niyetiniz) değilse, benum de nefs-ül emirde saltanata kat'a hevesum yoktur. (Eğer bu yoldan hedefe gidemeyeceksem, sizinde böyle bir amacınız bulunmuyorsa padişahlıkta gözüm yoktur.)
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.