Bülent Akyürek

Bülent Akyürek

7.6/10
142 Kişi
·
549
Okunma
·
86
Beğeni
·
6.202
Gösterim
Adı:
Bülent Akyürek
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Elazığ, 1969
1969 Elazığ doğumlu. 1985'te Ankara'ya yerleşti. Sayısız küçük ayak işlerinde çalıştı. Çok sayıda dergi çıkardı ve batırdı. Lise ikiden okulu bıraktı. On yedi yaşından itibaren romanları yayınlandı.

Onlardan bazıları: Ve Tanrı Ağladı, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, Zamanın Efendisi

Hiç siyasete bulaşmadı ve 35 yaşına kadar Türkiye'nin en tehlikeli ateist, nihilist adamıydı…

Hidayetten sonra edebiyatı bırakıp eleştiri kitapları yazdı: Kadınlar Üstüne Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar, Yılgın Türkler, Seviyordum Söyleyemedim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Öğle Namazına Nasıl Kalkılır?

Hiçbir dönemde iki ayakkabısı veya iki gömleği olmadı.

On yedi yıl boyunca kitapları çok az sattı, altı yıldır satış rekorları kırıyorlar ama korsandan dolayı eline bir şey geçmiyor.

Hidayete erdikten sonra artık ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın hepsi Allah için olacak diye söz verdi.

Yol parasını karşılayan herkese ve her yere söyleşi için gidiyor.

Otuz beş yıllık geçmişinin hatalarını hem beyni hem ayakları düzeltmeye çalışıyor.
Zaaflarımız; ruhumuzun boşluklarıdır. O boşlukları ya iman mücadelesiyle doldururuz ya da şeytanın atlarını koşturacağı büyük bir hipodrama çeviririz
Ay'a, gezegenlere gitmek için kıçlarını çatlattılar ve sonunda başardılar. İyi de ne olacak?
Dünyanın içine ettiler sıra orada mi ?
Sonunda iki çeşit ağlayan olacaktır : biri;dinine ağlar, diğeri dünyasına. Allah afiyet verince şükredin, belaya uğrayınca da sabredin...
Dünyanın en muhteşem romanını yazın, basan bulunmuyor ama bir diyet kitabı zırvalayın, yüz bin adet girerler. Niye ? Sizin kuyruk yağlarınız yüzünden
Oksijen soluyup karbondioksit gazı çıkaran, lağım tıkamakdan başka işe yaramayan, sıradan adam yedi katlı bir pastayla niçin kendi doğumunu kutlar anlamıyorum?
''Çünkü bir yazar on kitapla iki kişiyi düzeltene kadar, toplum saat başı binlerce şerefsiz üretiyor.''
akyürek, bu kitabında kişisel gelişim kitaplarının şeytana, kapitalizme hizmet ettiğini ve bunu ayet ayet kuran-ı kerim ile karşılaştırarak ispatlıyor

hiç farketmediğimiz şeyleri keşfetmiş..
Her şeye başka bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Olaylar karşısında düşündürtüyor. En önemlisi de bu sorgulatıyor düşündürüyor.

Akyürek:

"Yıllardır ülkemizi kuşatan, marketlerde satılan uyduruk “Kişisel Gelişim”kitaplarından rahatsızım. Çünkü bu kitaplar insanlara nefsinin kölesi olmasını, çok para kazanmayı, başarıyı, bencilliği öğütlüyor. Kişisel gelişim sektörü neredeyse din oldu.

 
Bu dinin kitaplarına ve papazlarına “Oha” demek  için yeni kitabımı yazdım. Kişisel gelişim kitapları Kuran'ın tersi! Şeytanın ilmihal kitapları olmaya başlayan bu kitapların önü kesilmezse din elden gidecek görünüyor. Yeni kuşaklar bu saçma kitaplar tarafından zehirleniyor. Sahtekâr insan tipleri türemeye başladı. Herkes başarı ve ün peşinde, herkes kendi kişiliğine, benliğine sarılıyor. Yeryüzünde egoizm, bencillik bu kadar değer kazanmamıştı.

Kitabımın referansları Kuran'dan, tasavvuf kaynaklarından ve geleneksel değer yargılarından alındı. "



Kitap da muazzam tespitler var; bu kitabı düşünerek Bülent Akyürek'in tespitleri düşünerek bir kişisel gelişim kitabı okumak isterim Tespitlerini teğet etmek için. Sanırım ondan sonrada kişisel gelişim adı altında bir kitap okumak isteyeceğimi düşünmüyorum...

Yazar bu kitabı yazarken bine yakın kitap okumuş,  bir çok araştırma yapmış. Dili çok sert bazen "bu çok ağır " dediğim cümleler oldu... Bazen de kendime hakim olamayıp güldüğüm cümleler...

Ama yerinde tespitler yaparak ve kendine has üslubu yorumu kalemiyle bence o sertliği mizaha çevirmis. Üstünde bu durum sırıtmamıs

Elimde olsa kitapdaki tüm cümleleri teker teker alıntı olarak paylaşırdım.

Bu ilk kitabı değildi okuduğum sanırım sonda olmayacak...
Kitabı bir an önce bitirmek için çok fazla alıntı yazmadım. Lakin alıntı yapılacak çok yer vardı. Yazarı bilenler bilir, bilmeyenler hakkında araştırma yapabilir. Altı aydır kitaplığımda duran kitabı elime bir kaç defa almıştım ama okumadan, kapağını açmadan yerine koymuştum. Bugün okumak kısmet oldu. İyi de oldu. İhtiyacım varmış... Müslümanlar için namazın önemi üzerine yazılmış bir kitap. Kapitalist düzen içinde zaman algısını çok güzel anlatmış ayrıca. Mizah konusunda da son derece başarılı. Tavsiye ederim.
İçimizdeki öküz, hiç şüphesiz nefislerimiz. Ki zaten "nefis daima kötülüğü emreder."

Yazar bu kitabı yazmadan önce yüzlerce kişisel gelişim kitabı okumuş, notlar tutmuş, hazırlanmış. Yani sırf kişisel gelişim karşıtı bi kitap yazmış olmak için girişmemiş bu işe. Ehli olmadığı işi yüklememiş omuzlarına. Önce bu işe ehilleşmiş.

Kitabı okuduktan sonra kişisel gelişim kitabı okuma isteği duyacağınızı pek sanmam. Çünkü bunun, yani Avrupa'nın kişisel gelişimden anladığının İslâm'a ne kadar ters olduğunu göreceksiniz. Ve bileceksiniz ki: "Önceden insanlar delirdiğinde tavuk oluyorlardı, şimdi komutan, profesör filan oluyorlar." Bunun sebebi ise "batılı anlamda" kişisel gelişim.
Kitabı çok değer verdiğim bir arkadaşım tavsiye etmişti. Yazarın 36 yaşından sonra müslüman oluşundan falan bahsetmişti. Kitap fuarında kendisiyle de tanıştıktan sonra almalıyım dedim. Ama okumak için epey beklemem gerekti. Elime aldım kısa kısa bölümlerden oluşması da okumasını zevkli kıldığı için hemen bitirdim. Normal bir kişisel gelişim kitabı değildi içeriği beklediğimden farklıydı. Okuduğuma pişman değilim.
Sizin de okuduğunuza hiç pişman olmayacağınız kitaplar okumanız dileğiyle... Keyifli okumalar:)))
Merhabalar değerli 1k üyesi dostum.
Bu kitabı alma sebebim yazarının hikayesiyidi. 35 yıl ateist olarak yaşayan ve daha sonrasında müslüman olan bir kişi. İlginç ve farklı olmalı hikayesi ve de düşünceleri dedim. Yanılmadığımı gördüm kitabı okuyunca. İncelemelere baktığımda genel olarak olumsuz olduklarını gördüm fakat bahsedildiği kadar kötü bir kitap olmadığını söylemeliyim. Hatta okunmaya değer. Belirli bir bölümündeki argoyu da aşan cümle ve benzetmeleri mide bulandırıcıydı. Genel olarakta argo kullanımı fazlaydı. "Üslup" un ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım yazarımız sayesinde. Eğer ki üslûbu bu kadar rahatsız edici olmasaydı en iyiler listesine girebilirdi. İşlediği konu; kişisel gelişim kitaplarının zararları, kapitalist sistemin getirileri, oportünistlik gibi çağımızın ana sorunları.
Yer yer desteklediğim fikirler oldu yer yer de desteklemediğim. Örneğin; tembelliği kadere râzı gelmeyi çok sığ bir şekilde kabul etmiş fakat peygamberimizin selam vermediği adam hadisesini ve dinimizde eşin, ailesine bakmakla yükümlü olduğunu görüyoruz. Bu da çalışmayla olacaktır, diye düşündüğümüzde mantık çelişkisi yaşayabiliyoruz. Bu konuda desteklemiyorum.
Devamlı olarak gücün, başarının, iyi görünmenin insanları canavara dönüştürdüğü ve tüketim çılgınlığına ön ayak oldukları desteklediğim konular arasında.
Bölümlerden oluşmuştur. Sık sık ayetler ve hadislere yer verilmiştir. Bir kitabı yalnızca bir bölümüyle ele alırsak hataya düşeriz, bütünüyle bakmalıyız. Bu kitaptan da alınacak çok ders, çıkarılacak bir sürü fikir var almasını bilene. Okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak. Kitaptan fazlaca alıntı yaptım oradan da biraz olsun kitabın fikir kurgusunu anlayabilirsiniz, iyi okumalar diliyorum.
İnsanın bir kitabı başladığı için bitirmek zorundaymış gibi hissetmesi kadar kötü bir işkence yok. Vicdan azabı gibi bir şey. Bitirmez isen ayrı bir dert, bitirince bambaşka bir... Herhalde 'İçinizdeki Öküze Oha Deyin' bu hissi iliklerime kadar hissetmeme neden olan ilk kitap. Bundan ötürü yazarı değil kitabı tebrik ediyorum. Kitap mizahi olmaya çalışan ama beceremeyip yüzüne gözüne değil de paçasına bulaştırmış gibi sanki. İlk sayfadan son sayfaya kadar da o paçasındaki lekenin izlerine rastlıyoruz. Bana mı öyle geldi bilmiyorum ama yazarın düşüncelerinde çelişki var gibi gibi. Tutarsızlık bas bas bağırıyor ama gören yok. Burası çok karanlık seni duyamıyorum, desem anlaşılır mı? Hayır, hayır, hayır... Hadi ama dostum her şeyde Batı'yı suçlayamazsın. Dön bir de akılsız Batı taklidi zeka yoksunu olanlara bak. Asıl suç onların. Bunu anlamak neden bu kadar zor?
''Boş adamların başucu kitabı'' olmaya aday bu kitabını kendini dolu sanan insanlara derin ve ince bir eleştiri kitabı olduğunu da sanmayınız, mesele hiçbir şey yapmadan çok şey yapabilmenin yani nasıl derler kalem oynatmadan destan yazmanın cesaretini gösterebilmektir. 

NOT:BU KİTABIN SAYFALARININ TAMAMI BOŞTUR.YAZAR KENDİSİNDEN SONRA BOŞLUĞU DOLDURACAKLARIN BU SAYFALARI DOLDURMASINI İSTEMEKTEDİR.
Onceki hayatinda cok hassas dusunen biri olmadigini soyleyen yazar manevi anlamda bir degisim surecine girer ve bu kitabi yazar, bence abartili, kufurlu ve her kotulugun sorumlusunu bati olarak gosteren, kendince uslubuyla!! Ilginc bir kitap, basladigim icin okudugum bi kitap maalesef okumazsaniz bisey kaybetmezsinz..
Hayal kırıklığı...zaman kaybı. ..okurken beynimi çok zorladım. Cümleler anlamsız, bağlantısız, paragraflar arasında uçurumlar var, okuyucuya kattığı tartışılır. Devamını getiremedim:(
Kişisel gelişim kitaplarına karşı gerçekten muazzam bir bakış açısı kazandırıyor. Kitabın adı kitabı okudukça kafanızda daha çok anlam kazanacak. Bülent AKYÜREK'in okuyunca göreceğiniz üslubu etkileyecektir..

Yazarın biyografisi

Adı:
Bülent Akyürek
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Elazığ, 1969
1969 Elazığ doğumlu. 1985'te Ankara'ya yerleşti. Sayısız küçük ayak işlerinde çalıştı. Çok sayıda dergi çıkardı ve batırdı. Lise ikiden okulu bıraktı. On yedi yaşından itibaren romanları yayınlandı.

Onlardan bazıları: Ve Tanrı Ağladı, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, Zamanın Efendisi

Hiç siyasete bulaşmadı ve 35 yaşına kadar Türkiye'nin en tehlikeli ateist, nihilist adamıydı…

Hidayetten sonra edebiyatı bırakıp eleştiri kitapları yazdı: Kadınlar Üstüne Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar, Yılgın Türkler, Seviyordum Söyleyemedim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Öğle Namazına Nasıl Kalkılır?

Hiçbir dönemde iki ayakkabısı veya iki gömleği olmadı.

On yedi yıl boyunca kitapları çok az sattı, altı yıldır satış rekorları kırıyorlar ama korsandan dolayı eline bir şey geçmiyor.

Hidayete erdikten sonra artık ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın hepsi Allah için olacak diye söz verdi.

Yol parasını karşılayan herkese ve her yere söyleşi için gidiyor.

Otuz beş yıllık geçmişinin hatalarını hem beyni hem ayakları düzeltmeye çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 86 okur beğendi.
  • 549 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 247 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları