Bülent Akyürek

Bülent Akyürek

Yazar
7.7/10
177 Kişi
·
695
Okunma
·
99
Beğeni
·
6.932
Gösterim
Adı:
Bülent Akyürek
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Elazığ, 1969
1969 Elazığ doğumlu. 1985'te Ankara'ya yerleşti. Sayısız küçük ayak işlerinde çalıştı. Çok sayıda dergi çıkardı ve batırdı. Lise ikiden okulu bıraktı. On yedi yaşından itibaren romanları yayınlandı.

Onlardan bazıları: Ve Tanrı Ağladı, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, Zamanın Efendisi

Hiç siyasete bulaşmadı ve 35 yaşına kadar Türkiye'nin en tehlikeli ateist, nihilist adamıydı…

Hidayetten sonra edebiyatı bırakıp eleştiri kitapları yazdı: Kadınlar Üstüne Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar, Yılgın Türkler, Seviyordum Söyleyemedim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Öğle Namazına Nasıl Kalkılır?

Hiçbir dönemde iki ayakkabısı veya iki gömleği olmadı.

On yedi yıl boyunca kitapları çok az sattı, altı yıldır satış rekorları kırıyorlar ama korsandan dolayı eline bir şey geçmiyor.

Hidayete erdikten sonra artık ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın hepsi Allah için olacak diye söz verdi.

Yol parasını karşılayan herkese ve her yere söyleşi için gidiyor.

Otuz beş yıllık geçmişinin hatalarını hem beyni hem ayakları düzeltmeye çalışıyor.
İngiliz'i kovup dilini, Fransız'ı kovup yasalarını, İtalyan'ı kovup gemicilik terimlerini, yemeklerini, Yunan'ı denize döküp mimarisini aldık, öyleyse biz hangi savaşı kazandık?
''Çünkü bir yazar on kitapla iki kişiyi düzeltene kadar, toplum saat başı binlerce şerefsiz üretiyor.''
"Bir şeye inanmıyorsanız ya da bir şeyden korkmuyorsanız her şeye inanır ve her şeyden korkarsınız, durum budur!"
Allah son çare değil, ilk çaredir. Cümleyi düzeltecek olursak: Allah ilk ve son çaredir.
Bülent Akyürek
Sayfa 253 - Fincan Yayınları
“Ah !

Artık dünya,

göğüs kafesinde

bir kalp taşıyanlar için

yaşanılır yer değil..”
Bir kitaba önyargı ile başlayıp mutlu bir şekilde bitirmek tam da bu olsa gerek. Halkın içinden çıkan bir yazar gerçekleri açıkça dile getirmesi ve bu gerçekleri mizahlarla yapması büyük bir yetenek ister ve bu da Bülent Akyürek'de yeterince olduğunu kanıtlıyor. Okunmaya değer bir kitap.. Diline, yüreğine, emeğine sağlık.
Kitabı bir an önce bitirmek için çok fazla alıntı yazmadım. Lakin alıntı yapılacak çok yer vardı. Yazarı bilenler bilir, bilmeyenler hakkında araştırma yapabilir. Altı aydır kitaplığımda duran kitabı elime bir kaç defa almıştım ama okumadan, kapağını açmadan yerine koymuştum. Bugün okumak kısmet oldu. İyi de oldu. İhtiyacım varmış... Müslümanlar için namazın önemi üzerine yazılmış bir kitap. Kapitalist düzen içinde zaman algısını çok güzel anlatmış ayrıca. Mizah konusunda da son derece başarılı. Tavsiye ederim.
Bülent Akyürek'in bu kitabı yazmak için yüzlerce kişisel gelişim kitapları okuduğu çok belli. Yazacağı konuyu derinlemesine araştırması çok iyi. Okurken "Evet evet haklı, ben bu açıdan hiç bakmamıştım..." Cümlelerini çokça kurdum. Kişisel gelişim kitaplarına bir de bu açıdan bakın derim ben.. (:
Yine bir Bülent Akyürek kitabı..
Yazarı ilk kitabı olması, kitabı arkadaşlarının ısrarı üzerine yayınlaması...
İçeriğine gelecek olursak, yazarın 1980 öncesi bir çocuğun gözüyle bakan ve zamanın psikolojisini ele alan bir kitap.. Yaşanmış acılar, bir çocuğun eksikliği, yarım kalmış bir çocukluğun acısı.. Yine dönemin siyaseti yüzünden yarım kalan hayatlar, hayal kırıklıkları tüm gerçekliği ortaya koyuyor.
Romanda karşınıza yine bir Bülent Akyürek samimiyetini göreceksiniz. Kendi yaşamından kesitleri kaleme alması onu daha yakından tanıma fırsatı veriyor. Okuyunca pişmanlık vermeyecek, harcanan zamanın boşa olmadığı anlaşılacak türde bir kitap.
(Ki benim ilgimi çeken kitapların çoğu gerçek yaşamlardan ibaret olanlar.)
Kitabı okurken '' aaa evet ben bu açıdan düşünmemiştim. Ne kadar haklı '' dedirtecek tarz da bir kitap yazmış.Aslında ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini gözümüzün önüne sermiş. Keyifle okunacak bir kitap.
İçimizdeki öküz, hiç şüphesiz nefislerimiz. Ki zaten "nefis daima kötülüğü emreder."

Yazar bu kitabı yazmadan önce yüzlerce kişisel gelişim kitabı okumuş, notlar tutmuş, hazırlanmış. Yani sırf kişisel gelişim karşıtı bi kitap yazmış olmak için girişmemiş bu işe. Ehli olmadığı işi yüklememiş omuzlarına. Önce bu işe ehilleşmiş.

Kitabı okuduktan sonra kişisel gelişim kitabı okuma isteği duyacağınızı pek sanmam. Çünkü bunun, yani Avrupa'nın kişisel gelişimden anladığının İslâm'a ne kadar ters olduğunu göreceksiniz. Ve bileceksiniz ki: "Önceden insanlar delirdiğinde tavuk oluyorlardı, şimdi komutan, profesör filan oluyorlar." Bunun sebebi ise "batılı anlamda" kişisel gelişim.
Merhabalar değerli 1k üyesi dostum.
Bu kitabı alma sebebim yazarının hikayesiyidi. 35 yıl ateist olarak yaşayan ve daha sonrasında müslüman olan bir kişi. İlginç ve farklı olmalı hikayesi ve de düşünceleri dedim. Yanılmadığımı gördüm kitabı okuyunca. İncelemelere baktığımda genel olarak olumsuz olduklarını gördüm fakat bahsedildiği kadar kötü bir kitap olmadığını söylemeliyim. Hatta okunmaya değer. Belirli bir bölümündeki argoyu da aşan cümle ve benzetmeleri mide bulandırıcıydı. Genel olarakta argo kullanımı fazlaydı. "Üslup" un ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım yazarımız sayesinde. Eğer ki üslûbu bu kadar rahatsız edici olmasaydı en iyiler listesine girebilirdi. İşlediği konu; kişisel gelişim kitaplarının zararları, kapitalist sistemin getirileri, oportünistlik gibi çağımızın ana sorunları.
Yer yer desteklediğim fikirler oldu yer yer de desteklemediğim. Örneğin; tembelliği kadere râzı gelmeyi çok sığ bir şekilde kabul etmiş fakat peygamberimizin selam vermediği adam hadisesini ve dinimizde eşin, ailesine bakmakla yükümlü olduğunu görüyoruz. Bu da çalışmayla olacaktır, diye düşündüğümüzde mantık çelişkisi yaşayabiliyoruz. Bu konuda desteklemiyorum.
Devamlı olarak gücün, başarının, iyi görünmenin insanları canavara dönüştürdüğü ve tüketim çılgınlığına ön ayak oldukları desteklediğim konular arasında.
Bölümlerden oluşmuştur. Sık sık ayetler ve hadislere yer verilmiştir. Bir kitabı yalnızca bir bölümüyle ele alırsak hataya düşeriz, bütünüyle bakmalıyız. Bu kitaptan da alınacak çok ders, çıkarılacak bir sürü fikir var almasını bilene. Okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak. Kitaptan fazlaca alıntı yaptım oradan da biraz olsun kitabın fikir kurgusunu anlayabilirsiniz, iyi okumalar diliyorum.
İnsanın bir kitabı başladığı için bitirmek zorundaymış gibi hissetmesi kadar kötü bir işkence yok. Vicdan azabı gibi bir şey. Bitirmez isen ayrı bir dert, bitirince bambaşka bir... Herhalde 'İçinizdeki Öküze Oha Deyin' bu hissi iliklerime kadar hissetmeme neden olan ilk kitap. Bundan ötürü yazarı değil kitabı tebrik ediyorum. Kitap mizahi olmaya çalışan ama beceremeyip yüzüne gözüne değil de paçasına bulaştırmış gibi sanki. İlk sayfadan son sayfaya kadar da o paçasındaki lekenin izlerine rastlıyoruz. Bana mı öyle geldi bilmiyorum ama yazarın düşüncelerinde çelişki var gibi gibi. Tutarsızlık bas bas bağırıyor ama gören yok. Burası çok karanlık seni duyamıyorum, desem anlaşılır mı? Hayır, hayır, hayır... Hadi ama dostum her şeyde Batı'yı suçlayamazsın. Dön bir de akılsız Batı taklidi zeka yoksunu olanlara bak. Asıl suç onların. Bunu anlamak neden bu kadar zor?
''Boş adamların başucu kitabı'' olmaya aday bu kitabını kendini dolu sanan insanlara derin ve ince bir eleştiri kitabı olduğunu da sanmayınız, mesele hiçbir şey yapmadan çok şey yapabilmenin yani nasıl derler kalem oynatmadan destan yazmanın cesaretini gösterebilmektir. 

NOT:BU KİTABIN SAYFALARININ TAMAMI BOŞTUR.YAZAR KENDİSİNDEN SONRA BOŞLUĞU DOLDURACAKLARIN BU SAYFALARI DOLDURMASINI İSTEMEKTEDİR.
Onceki hayatinda cok hassas dusunen biri olmadigini soyleyen yazar manevi anlamda bir degisim surecine girer ve bu kitabi yazar, bence abartili, kufurlu ve her kotulugun sorumlusunu bati olarak gosteren, kendince uslubuyla!! Ilginc bir kitap, basladigim icin okudugum bi kitap maalesef okumazsaniz bisey kaybetmezsinz..

Yazarın biyografisi

Adı:
Bülent Akyürek
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Elazığ, 1969
1969 Elazığ doğumlu. 1985'te Ankara'ya yerleşti. Sayısız küçük ayak işlerinde çalıştı. Çok sayıda dergi çıkardı ve batırdı. Lise ikiden okulu bıraktı. On yedi yaşından itibaren romanları yayınlandı.

Onlardan bazıları: Ve Tanrı Ağladı, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, Zamanın Efendisi

Hiç siyasete bulaşmadı ve 35 yaşına kadar Türkiye'nin en tehlikeli ateist, nihilist adamıydı…

Hidayetten sonra edebiyatı bırakıp eleştiri kitapları yazdı: Kadınlar Üstüne Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar, Yılgın Türkler, Seviyordum Söyleyemedim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Öğle Namazına Nasıl Kalkılır?

Hiçbir dönemde iki ayakkabısı veya iki gömleği olmadı.

On yedi yıl boyunca kitapları çok az sattı, altı yıldır satış rekorları kırıyorlar ama korsandan dolayı eline bir şey geçmiyor.

Hidayete erdikten sonra artık ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın hepsi Allah için olacak diye söz verdi.

Yol parasını karşılayan herkese ve her yere söyleşi için gidiyor.

Otuz beş yıllık geçmişinin hatalarını hem beyni hem ayakları düzeltmeye çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 99 okur beğendi.
  • 695 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 289 okur okuyacak.
  • 25 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları