Özdemir İnce

Özdemir İnce

YazarDerleyenÇevirmen
8.6/10
9.304 Kişi
·
31.483
Okunma
·
18
Beğeni
·
2.258
Gösterim
Adı:
Özdemir İnce
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Gazeteci.
Doğum:
Mersin, 1936
1956'da Mersin Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etti. 1960'ta Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Sandıklı Ortaokulu'nda öğretmenlik yaptıktan sonra Yedeksubaylık hizmetini İzmir-Bornova 57. Er Eğitim Tugayı'nda yaptı. Ardından, Aydın Lisesi'nde öğretmenlik yaparken Fransız hükümetinin açtığı sınavı kazanarak 1965-1966 yıllarında Paris'te Sorbonne Üniversitesi’e bağlı ["Institut des Professeurs de français à l'Etranger"]de çağdaş Fransız dili ve edebiyatı ile ["Institut de phonétique"]te fonetik (sesbilim) okudu. Yurda dönüşünde Aydın ve Muğla liselerinde öğretmen olarak çalıştı. 1969’da TRT’ye girdi. 1982’de kurumdan emekli oluncaya kadar Dış Haberler Müdürlüğü'nde çevirmen, televizyonda metin yazarı, Öndenetim ve Redaksiyon Müdürü, Program ve Yayın Planlama Müdürü, Genel Müdürlük Müşaviri ve Uzman olarak çalıştı. 1982-1989 yılları arasında çeviri yaparak hayatını kazandı. 1989-2000 yılları arasında Can Yayınları'nda editör, Telos Yayınları'nda editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 14 Ocak 2001'de köşe yazarlığına başladığı Hürriyet Gazetesi'nden 1 Nisan 2012'de ayrılmıştır.23 Nisan 2012'den itibaren Aydınlık gazetesinde yazılarını sürdürmektedir.
İlk şiiri 1954'te "Kaynak" dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Türk Dili, a, Değişim, Dost, Şiir Sanatı, Papirüs, Soyut, Türkiye Yazıları, Milliyet Sanat, Yusufçuk, Adam Sanat gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Şiir üzerine kuramsal yazılar ve değişik konularda denemeler, eleştirel denemeler yazdı.
Şiirleri, Fransızca (4), Yunanca (2), Bulgarca (4), İtalyanca (1) ve Makedonca (1) kitap olarak yayınlandı.
Şiir ve yazıları Almanca, Bulgarca, Çuvaşca, Fransızca, Hinduca, İbranice, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Macarca, Makedonca, Portekizce, Romence, Rusça, Sırpça ve Yunancaya çevrildi.
"Ruh ve Kafa sağlığı yerinde bir kadın kendisini esaretten kurtaran bir yasa yapan Cumhuriyet'e nasıl karşı olur?"
Özdemir İnce
Sayfa 52 - Tekin Yayınevi, İstanbul - 4.Baskı
"Bu Cumhuriyet'i içerdeki ve dışarıdaki düşmanlarla ve aymazlarla, boğazlarına kadar kan içinde boğuşan insanlar kurdu.

Bugünkü kuşakların o insanlara saygı borçları var. UNUTULMAMALI!
Özdemir İnce
Sayfa 170 - Tekin Yayınevi, İstanbul - 4.Baskı, Bölüm:  Şükrü Saraçoğlu
"Bir fikri yenmek için alınacak tedbir, işkence değildir. Fikirler, işkence ile yok edilemezler. Yok etmek için tek çare, herhangi bir fikrin karşısına daha güçlü fikirlerle çıkmaktadır."
Özdemir İnce
Sayfa 40 - Tekin Yayınevi, İstanbul - 4.Baskı, Bölüm: Mahmut Esat Bozkurt
Asker ölür, şehit olur, adı bir çocuk parkına verilir, ama yanlış yazılmıştır. Pasaklı bir AVM yapmak için istimlak edilir park, üç yıl sonra.
Özdemir İnce
Sayfa 66 - Ve Yayınevi
...
bir şeyi sevmek unutmamak demekti
biz sevmeyi değil unutmayı öğrendik
yalanların en korkuncu en namussuzu
can buldu dudaklarımızda
ya yarım bir suratta
ya da boş bir evrende sattık
düşlerimizi

düşlerimiz mutlu halinden
tuhaf değil mi
Özdemir İnce
Sayfa 22 - Kırmızı Yayınları, Mart 2010
"Yıkılmak istenen, Cumhuriyet'in devrimci kuruluş modeli idi. Anti-emperyalist, tam bağımsızlıkçı, laik ve halkçı, Kemalist ideoloji idi!"
Özdemir İnce
Sayfa 181 - Tekin Yayınevi, İstanbul - 4.Baskı, Bölüm:  Şükrü Saraçoğlu
188 syf.
·2 günde·9/10
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.

Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.

“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.

Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.

Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek istiyorsanız okumanız gereken bir kitap diyebiliriz.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)
184 syf.
·2 günde·3/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı.

"Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum.

Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : https://eksisozluk.com/entry/24419002
Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan.

Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma.

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır.
184 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci'nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor. Yani yazarımız burada diyor ki : "Şikayet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok." Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago'yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi "kişisel menkıbesini bulmak". Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren'in de işbirliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikaye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı'yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, "Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin."
184 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Simyacı Paulo Coelho'dan okuduğum ilk kitap. İyiki de okumuşum dediğim kitaplar arasında. Yazarın anlatımı, olayların kurgusu sürükleyici ve anlamlı. Öylesine okunacak bir kitap değil, bir oturuşta bitirmemenizi öneririm kitapta bulunan felsefeye kafa yormalısınız, anlamlar çıkarmalısınız.

''Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.''
Santiago gibi azim ve kararlılıkla herkesin kendisini bekleyen hazinesini bulması dileğiyle.
İyi okumalar.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap çok güzel konuları farklı olabilir 2 günde bitirdiğim bir kitap daha önce okumuştm etkileyici yazarı güzelce anlatmış herşeyi kitabın konusu ise tek hayali dünyayı gezmek olan Santiago adında bir gencin, ailesinin rahip olmasını istemesine karşın, hayallerinin peşinden koşarak İspanya'dan Mısır'a yaptığı yolculuğu konu alıyor. Yazarı Paulo güzelce anlatmış kitabın sözleride etkileyici sade üslüpla anlatılmış ben kitabı beğendim sizede tavsiye ediyorum ....
184 syf.
·15 günde
Simyacı'yı okumasaydım da olur muydu?

Hayır olmazdı. İki sebepten dolayı.

1) Haklı övgüleri hak eden ve insana bir şeyler katabilecek bir kitap olduğu için.

2) Çoğu kişinin okuyup sen okumadığında; 'aaa sen simyacıyı okumadın mı?' deme şansını ortadan kaldırmak için.

İkinci madde şakaydı.

Güzel bir kitap. Sempatik, sıcak bir anlatımı var. Beğendim ve sizlere de okumanızı tavsiye ederim.
184 syf.
·2 günde·10/10
Kütüptane arşivinde olması gereken bir kitap.Masalsı bir yaşamın felsefi öyküsü. Kişisel gelişime destek verecek nitelikte. Özellikle gençlere tavsiye ediyorum.
184 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Sırf şikayet edildigi için spoi içerir. Bir insanın bir hazine için başka şeylerin yönlendirmesiyle mısır piramitlerine hazine için gidiyor fakat bulamıyor sonrada hislerine dayanarak başka yerlere gidiyor ben çok begendim ve etkilendim herkesin okumasını isterim
184 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Artık seninde kişisel MENKIBE'NI yaşma zamanı gelmedi mi?

Hep istediğim ama bir türlü okumaya fırsat bulmadığım bir kitaptı, nasılda erteleyip aksatmışım böyle bir kitabı hala çözemedim.
Sanırım bu cümlelerden sonra kitabı alıp okuman gerektiğini anlamışsındır.


Kitap içeriğinden bahsetmeyeceğim
Sadece bana yaşattıklarından ve neyle bağlantı kurduğumdan bahsedeceğim, yok öyle beleşten kitabı okumak

Sizin hiç, bir kitabı okurken tüyleriniz diken diken oldu mu? Kalbinizin çarpıntısını hiç bu kadar canlı bir şekilde duyduğunuz oldumu acaba? Bunların tümü olmadıysa simyacı kitabıyla olma zamanı gelmedi mi artık?

Temizlik jel satış reklamı gibi oldu, bir an yazdıklarım ama olsun.

Herkes ne yapması gerekirse onu yapıyor aslında ne yaparsan yap onu yapmış olacan
Boş boş oturrsan bile kendi kişisel menkıbeni yapmış oluyorsun. Çünkü bu hayatta herkes kendi yazgısını yaşamaya gelmiş bulunmakta

Maddelerin dönüşümü
Manaların dönüşümüdür
Dönüşümlerin tümü bir tek şeyi anlatmak içindir.

"Her şeyi bir tek şeyin işareti nişanesidir"

Bu kitap bana Hz. Ibrahimin Allahı bulma yolu kıssasını buraya geçirmemi hissettirdi.

Hz. İbrahim’in Rabbini aklıyla bulmasını kısaca şöyle açıklayabiliriz.

Hz. ibrahim, geceleyin bir yıldız gördü. Rabbim budur dedi. yıldız batınca, ay’ı gördü. Rabbim budur dedi. Ama ay da batınca benim Rabbim bu da olamaz dedi.
Sabah güneş doğdu. Çok büyük çok sıcaktı. Rabbim budur dedi ama akşam olunca güneş de battı. Güneşin de Rabbi olamayacağını düşündü. En son bir haykırışla “ben Allah’ı buldum. ne putlar, ne yıldızlar, ne ay ve ne de güneş Allah olamazlar. Şüphesiz beni ve bunları yaratan bir Allah vardır, fakat ben onu göremiyorum. Çünkü benim yaratılışım onu görmeye müsait değildir. O’nu görmek benim kudretim dışındadır. İşte benim bu düşüncem hakikatin ta kendisidir. Bütün bu gördüklerimi yaratan ve sınırsız bir kudrete sahip olan bir Allah vardır. İşte ben ona ibadet ederim” dedi.

Okuduğun için çok teşekkür ederim inceleme hakkındaki fikrinizi merak ediyorum
Saygilar

Yazarın biyografisi

Adı:
Özdemir İnce
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Gazeteci.
Doğum:
Mersin, 1936
1956'da Mersin Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etti. 1960'ta Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Sandıklı Ortaokulu'nda öğretmenlik yaptıktan sonra Yedeksubaylık hizmetini İzmir-Bornova 57. Er Eğitim Tugayı'nda yaptı. Ardından, Aydın Lisesi'nde öğretmenlik yaparken Fransız hükümetinin açtığı sınavı kazanarak 1965-1966 yıllarında Paris'te Sorbonne Üniversitesi’e bağlı ["Institut des Professeurs de français à l'Etranger"]de çağdaş Fransız dili ve edebiyatı ile ["Institut de phonétique"]te fonetik (sesbilim) okudu. Yurda dönüşünde Aydın ve Muğla liselerinde öğretmen olarak çalıştı. 1969’da TRT’ye girdi. 1982’de kurumdan emekli oluncaya kadar Dış Haberler Müdürlüğü'nde çevirmen, televizyonda metin yazarı, Öndenetim ve Redaksiyon Müdürü, Program ve Yayın Planlama Müdürü, Genel Müdürlük Müşaviri ve Uzman olarak çalıştı. 1982-1989 yılları arasında çeviri yaparak hayatını kazandı. 1989-2000 yılları arasında Can Yayınları'nda editör, Telos Yayınları'nda editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 14 Ocak 2001'de köşe yazarlığına başladığı Hürriyet Gazetesi'nden 1 Nisan 2012'de ayrılmıştır.23 Nisan 2012'den itibaren Aydınlık gazetesinde yazılarını sürdürmektedir.
İlk şiiri 1954'te "Kaynak" dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Türk Dili, a, Değişim, Dost, Şiir Sanatı, Papirüs, Soyut, Türkiye Yazıları, Milliyet Sanat, Yusufçuk, Adam Sanat gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Şiir üzerine kuramsal yazılar ve değişik konularda denemeler, eleştirel denemeler yazdı.
Şiirleri, Fransızca (4), Yunanca (2), Bulgarca (4), İtalyanca (1) ve Makedonca (1) kitap olarak yayınlandı.
Şiir ve yazıları Almanca, Bulgarca, Çuvaşca, Fransızca, Hinduca, İbranice, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Macarca, Makedonca, Portekizce, Romence, Rusça, Sırpça ve Yunancaya çevrildi.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 31.483 okur okudu.
  • 884 okur okuyor.
  • 13.394 okur okuyacak.
  • 344 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları