Ana-babalar bizleri ayrı birer varlık olarak görememiş olabilir, ama biz de onları kendimizinkinden ayrı dünyaları olan varlıklar olarak göremediğimiz sürece gerçek anlamda yetişkinliğe ulaşmış sayılamayız.
Yakınlığa ihtiyaç duyma ile aynı zamanda başkalarını kendinden uzak tutmak isteme çelişkisine kirpi ikilemi denir. Ben daima kendi başıma olmak istemiş ama aynı zamanda yalnız olmaktan da nefret etmişimdir. Bunun, başkalarına bağımlı olmaya son derece meyilli olmamdan kaynaklandığını söylüyorlar. Birine bağımlı olduğumda güvende hissediyorum ama bağımlı olduğum kişiye karşı kızgınlığım da artıyor. O ilişkilerden çıktığımda kendimi özgür hissediyorum ama hemen ardından anksiyete ve boşluk hissi de geliyor.
Bebeklik ve çocuklukta eşlik, gündelik hayatın dokusuna iş” lenir, Birlikte kek çırparken annesinin hareketlerini izleyen çocuk, bir tarifin sırasını takip etmeyi öğrenir. Daha önemlisi, adımlarla ilerlemeyi, sabrın ritmini, “bekleme”nin tadını öğrenir. Bahçedeki çiçekleri sularken büyümenin yavaş ritmine dikkat kesilir; suyun toprağa karışmasını izler, yaprağın titremesini fark eder. Bu anlarda amaç çocuğa bir an önce bir şey öğretmek” değildir.
Daha derinde bir amaç vardır: O anı paylaşmak, deneyimi birlikte taşımak. Çocuğun dikkati, tam da bu paylaşılan keyif ve huzur içinde, çabasızca yoğunlaşır. Ebeveynin sakin, bölünmemiş ve ilgili dikkati, çocuğun dikkatine bir çapa olur. Çocuk, bu çapaya tutunarak kendi dikkatini daha uzun süre yüzeyde tutmayı yani süreklilik kazanmayı öğrenir.