Zeynep Can, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Başka bir değişle ihtiyacımız olan şey çoğunlukla zaten bizde olan bir şeydir.

Dünyamızı Nasıl Değiştiririz, John-Paul Flintoff (Sayfa 67 - Sel Yayınları)Dünyamızı Nasıl Değiştiririz, John-Paul Flintoff (Sayfa 67 - Sel Yayınları)
#Saadet#, Sitem'i inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yıllardır bizde olan ama benim ,annemin göstermesiyle farkettiğim nadide eser.Konusuna gelirsek , iki kardeşin bir sabah birdenbire hayatının tamamen değişmesiyle başlıyor ,hayatta birbirlerinden başka kimseleri kalmıyor lakin bu bile onlara çok görülüyor ve iki kardeşide ayırıyorlar .Bahar ve abisi Ferhat ,o günden sonra birbirlerinden de ayrılıyorlar ve Ferhat kardeşini aramaktan hiç vazgeçmiyor ,bu romanda Ferhatın kardeşi için mücadelesini ona bağlılığını ,çalışkanlığını ,azmini okuyacaksınız.

Güzel laflar söyleyip iyi insan gibi görünmeye gerek yok. Bizde hatalar yaptık acısını çekiyoruz şimdi

Bugün Paylaşımlardan
1860 ta dış borçlanmalar başladığından beri kontrol bizde değil.
.
IV Murat der ki: Bugün yardım alan yarın emir alır.

Dervişmisali, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Sokak Terbiyesi!
Bizde en eksik olan elzem şeylerden biri de budur; sokak terbiyesi. İşlek caddelerde aşağı-yukarı akan intizamsız halk dalgaları omuz omuza, göğüs göğüse birbirine çarparak kaynaşır. Bizi itip ilerlemek için ayağımıza basanların dikkatsizliğini, böğrümüze dirsek vurarak geçenlerin hoyratlığını dar bir geçit üzerinde sohbet mangası kurmuş birkaç kişinin yolumuzu kestiklerini, sokağa atılmış meyve kabukları üstünde gafletle patinaj yaptığımızı içimizde hatırlamayanlar var mıdır?

Gazetecilikte Son Yazılarım 2, Hüseyin Rahmi GürpınarGazetecilikte Son Yazılarım 2, Hüseyin Rahmi Gürpınar

Turgut Uyar, Dünyada
https://youtu.be/GHnsAktLPxU

Kent sabahıdır, bilmemek olmaz, çıkardı
Kendisiyle bir uğultuyu çıkarırdı sokaklara
Yıkanmış o ağız kokularından, çoğalmalardan
Sen bir susun, bağırmak benim işim
Ağırım, isyanlara doğruyum, yataklardanım
Üstüme sinmişliğin var
İşe yaramaz şeylerin güzelleştirdiği dünyada
Sen bakma ey, mutlaka seslenmeliyim
Aşka hiç benzemeyen o yalnızlıktan
Üstüme sinmişliğin var
Bir eve girmek, orada yatmak, büyütmek bir bakışmayı
Dağınık dağınık dağınık eviçlerinde
Toplandıkça dağılan eviçlerinde
Ben bir içkiydim herkesi geçerdim
Toplandıkça dağılan eviçlerinde
Direne direne gelen en diri ortaçağdan
Üstüme sinmişliğin var
Her sabah bir intihardır çıkışlarım, dünyada
Üstüme sinmişliğin var
Sürekli denizler, sürekli olmalar, sanki öyle birşey
En güzel kalan yastıkta bozulmuş saçlardan
Bir şeyi bırakmak, bir şeyi almaya gelmek sonra
Sonra yasak balkonları göz ucuyla ölçmek
Çini kaseler akşamı ve bardaklar akşamı
Dünya kapıyor gözlerini bir gece çağır, ben burdayım
Ben burdayım
Gece gece gece gece gece gece gece en sonsuz gece
Ben burdayım
Üstüme sinmişliğin var
Ben uzun zamanlardayım aslında
Vazolar, ufak masalar, taşlar zamanında
Bir nehir çoğalır giderdi sıkıntımızdan
Bir kent bu yüzden büyürdü, dünyada
Bir ihtilal ölüverirdi birden bizde
O sokaklardan
Üstüme sinmişliğin var
Sanki bin yıllık sinmişliğin var
Sonuna vardıkça artan o konuşmalardan
Güncelerin kestiği, ekmeklerin aşındırdığı
Dünyada
Sen bir şeydin, bakılır sevilirdin
Tozların alınırdı, ürpertilirdin
Konuşmak bizi çıkılmaz bir sokağa götürürdü
Bir yalnızlığa böyle
Kim varsa bir yalnızlığa giderdi, dünyada
Bütün çiçekler, bütün kelimeler bir isyandı
Ey bakın, ey bakın bakın bakın
Dünyada
Ne zaman
Ben seni uyuttum, seni karıştırdım, seni şaşırdım
Birşeyler akıp akıp giderdi, dünyada
Başvurduğum bir şeydin, yalnızlığım gibi
Yanında sonsuz durduğum
Ağlamaktı en uzun neşesi kızların bir zaman
Olsun olsun, güneş olsun güneş olsun, olsun
Büyüsün o şeyler, büyüsün bu sarılan şey
Birisinin birşeylerin olduğunu bilmek var, dünyada
Sakın kapanma, dur, ey şuramdaki beni boşaltan delik
Ey büyüyen birşey sakın durma, dünyada
Üstüme sinmişliğin var

Mutluluk
Mutluluk için acı çekmek gerekir mi? Bizde sabır üzerine çok atasözü var. Dert çekmenin sonunda güzellikler getireceği konusunda ama dünyaya geldikten sonra hassas bir ruhla herşeyi ince ayrıntısına kadar sorgularsak neden böyle oldu neden olmadı şeklinde, sanırım bu mutluluğu getirmez. Olayları olduğu gibi kabul etmek mutluluktur diyordu bir yazıda. Başımıza gelenleri tevekkülle kabul eder ve bu inançla  bir nedene bağlarsak mutluluğun anahtarını elde etmiş oluruz sanırım. Mutluluk ya da mutsuzluk başımıza gelenlerle ilgili değil algılarımızla tercihlerimizle ilgili bana göre. Bu dünyada yaşama şansını yakaladığımıza göre her an güzel ya da değil ama çok değerli...

Son bulan başlangıç, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Evet efendim, en kaşarlanmış ahlaksızların ruh bakımından son derece namuslu kalabilmeleri ancak bizde mümkündür.

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 51 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 51 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)