2 Cilt Takım

Budala

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Budala
Puan vermedi·752 syf.··
2021 4. kitabı
Budala olmak veya öyle görülmek ; açık sözlülükten olsa gerek ki yoksa bir sözü hiç kırıp, bükmeden tamamen yaşadığı, olduğu şekliyle başka kim dilegetirebilir ki..! Oysa ilişkilerin ve iletişimlerin tamamen kurmaca ve kurnazlık üzerinde olması, bir sonuç olarak menfaatin kendisini doğurmuyor mu zaten..! Ama yine de dem vurduğum bu değil tabi. Budalaliğın saf olması gizemi barındırmadiği kadar, ilgiyi ve dikkati de hak etmiyor. ( görülen haliyle) Tabi bu kural asil ve soylu için geçerli değil, burda soyluluğa itham ettiğim şey elbette "budala" lığın önünü kapatacak, örtecek şeylerin olduğu değil. Çünkü normal anlamıyla gelenekçi bir soyluluk değil bu. Bu öyle bir soyluluk ki tüm budalalığina rağmen ve budalalıği soyluluğun önüne geçmesine rağmen yine de bunları hiç birbirine karıştırmadan veya soyluluğu kullanmadan, o haliyle olabilmesidir. Diğer soylulara gelince, onlar ise saf olana, temiz ve dürüstlüğe her zaman ihtiyaçtan öte bir muhtaçlık derecesinde, olduklarından tam anlamıyla da "budala" da olamıyorlar. Ve gerçekten insan ancak budalalıği sayesinde soylu biri olabilir..!
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
Dostoyevski
9/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Fyodor'un Suç ve Ceza'dan sonra kaleminin akıcılığını en iyi şekilde hissettirdiği bir eser. Prens Mişkin İsvıcre'de ki tedavisinden sonra memleketi Rusya'ya sağlıklı olarak döner. Burda Nastasia ve Aglae gibi iki güzel kadına karşı hislerine engel olamaz ama her ikisinin de çok başka hayatları vardır önce Nastasia ile evlenmek ister Nastasia sözde " Kötü Kadın" damgasını kendine basar ve Mişkin'i terk eder. Bir süre Aglae ile içli dışlı olur ailesi ile zaten Rusya'ya döndüğünde tanışmıştır ama Mişkin 'in çok iyi niyetli olmasından ve biraz hastalığının izlerini yeniden ortaya koymasından ötürü çevresi karakterimize "BUDALA" hitabını kullanır sık sık. Daha sonra Aglae ile evlenme aşamasına gelir düğünden bir gün önce Aglae Mişkin 'i alarak Nastasia ile yüzleşmeye gider ve orada ki hararetli tartışmasının sonunda Mişkin Nastasia ile kalmaya karar verip Aglae'yi bir nevi terk eder, aslında terk etmek istemez ama yine bir buhrana düşmüştür. Bir süre sonra Nastasia ile evlenecekken düğün günü Mişkin'in eski dostu Rogogin ile kaçar Nastasia zaten Rogogin'in en başından beri Nastasia'yı istediğini tüm muhit biliyordu. Mişkin bunların peşine takılır ve sonunda Rogogin'in Nastasia'yı bıçaklayıp öldürdüğünü görür. Kitabın final sahnesinde Prens Mişkin yıllardır tedavi görüp iyi olduğu Isviçre'ye tekrar hasta hâlde dönmek zorunda kalır. Kitabın vermiş olduğu dersi özetler nitelikte olan yine kitaptan şu sözü yazmalıyım; " İnsanın iyi olması kadar kötü bir şey yoktur."
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
Puan vermedi·752 syf.··
2021 4. kitabı
Dostoyevski'in kendi hayatından izleri taşıdığı kitabı Budala yazarın ilk büyük romanı niteliğinde. Morpa Yayınlarından okuduğum eser 2 cilt, 678 sayfa. Budalalık derecesinde iyi niyetli olan tıpkı Dostoyevski gibi doğuştan sara hastası olan Prens Mişkin'in hikayesine tanık oluyoruz. Toplumun iyi kalpli, saf insanlara bakış açısını, her kesimden sıradan karakterlerle derinlemesine işlemiş. Başka uğraşınız yoksa şayet üç dört gün içerisinde bitebilecek, akıcı, elinizden düşüremeyeceğiniz hele ki Rus edebiyatı seviyorsanız mutlaka okunmanız gereken bir kitap. Keyifli okumalar
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
Budala
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2004 18. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2004 22:33
Çok sık böyle gelir insanlara, ortak yanlarının olmadığını sanırlar. Oysa çok ortak yanları vardır... İnsanların tembelliğinden, bir de birbirlerini nasıl görünüyorlarsa öyle değerlendirdiklerinden, onlarda başka bir şeyler bulamadıkları için oluyor bu...
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
9/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2019 15:07
Nereden başlasam bilmiyorum; Dostoyevski ne zaman okusam bir kez daha hayran kalıyorum ve bu kitabı şimdiye kadar neden okumadım diye kendime kızıyorum. Budala bir aşk öyküsü anlatıyor ama içinde o kadar çok karakter var ki; hepsinin hayatını birleştirip bir kitaba bu kadar detaylı oluşturması ve bütün karakterleri merak ettirmesi müthiş olmuş. Nastasya Filippovna normalde iyi bir karakter olmasına rağmen o kadar gıcık olduğum nokta oldu ki tam seveceğim izin vermiyor ve aynısı Aglaya karakteri içinde geçerli. Ve tabi prensi sona bıraktim; budala diye tabir edilen ama aslında saralık hastalığı bulunan, bu kadar iyi niyetli mi gerçekten diye içimden geçirdiğim nokta çok oldu bazen onun davranışlarına düşüncelerine de sinir oldum yapma artık gitme artık diye söylenip durdum ama çok iyi birisi olduğu için ve herkese çabuk inanan birisi imajını verdi herkesi kendisi gibi bilmesi en önemli husus aslında. Yani kısacası bu kitabı lütfen okuyunuz insana bir şeyler katabilecek bir Dostoyevski klasiği...
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
Puan vermedi·752 syf.··
2021 7. kitabı
Anlatımını ağır bulduğum bir kitaptır. Tabiki de kişiye göre değişiklik gösterebilmektedir. Zamanınız varsa, kafa dinlemek istiyorum derseniz okumanızı tavsiye ederim.
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
10/10
·752 syf.··
2024 10. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 15:40
Genel olarak eserden bahsedecek olursak: Dostoyevski’nin *Budala* romanı, insan ruhunun derinliklerine dokunan ve naifliğin bu dünyada ne denli savunmasız kaldığını gözler önüne seren bir eserdir. Romanın merkezinde yer alan Prens Mişkin, saf kalbi ve temiz ruhuyla toplumun içinde adeta bir yabancı gibidir. Onun duygusal yapısı, başkalarının hırsları, tutkuları ve çıkarcılığı karşısında savrulup gider. Prens Mişkin, aslında ideal bir insan prototipidir; merhametli, dürüst, herkesi olduğu gibi kabul eden biri. Ancak bu özellikler, onu zayıf ve savunmasız kılar. Dünyaya çocukça bir güvenle bakan bu adam, çevresindeki herkesin gözünde bir “budala” olarak görülür. Mişkin’in iç dünyasında sürekli bir çatışma vardır: Bir yanda herkesin iyiliğini isteyen, derin bir sevgiyi barındıran kalbi; diğer yanda ise onu anlamayan ve hatta onu alay konusu yapan acımasız bir dünya. Nastasya’ya duyduğu sevgi, Prens Mişkin’in en insani ve en acı verici yanını ortaya çıkarır. Onun için acı çeker, onun için gözyaşı döker, ama bu sevgi, ne Nastasya’yı ne de Prens’i mutlu eder. Mişkin’in aşkı, neredeyse ilahi bir merhametle doludur, ancak bu merhamet hem onu hem de sevdiklerini ve zavallı Aglae'yi felakete sürükler. Roman boyunca Mişkin’in kırılganlığı, trajedisinin kaynağıdır. Onun iyiliği, bu dünyada bir tür lanete dönüşür. Dostoyevski, Mişkin’in bu dünyada var olamayacağını, onun saflığının ve iyi niyetinin bu dünya için fazla olduğunu acımasızca gösterir. *Budala*, bir insanın kalbinin ne kadar büyük olabileceğini, ancak bu büyüklüğün ona nasıl ağır bir yük getirebileceğini anlatan duygusal bir başyapıttır. Eserin hikaye kısmına odaklanacak olursak : Dostoyevski yine dehasını konuşturmuş.Sadece altıyüz sayfa boyunca her karakter özelinde, onların davranışlarını yadırgamadan
BudalaFyodor Dostoyevski · Morpa Kültür Yayınları · 200031,6bin okunma
Saflık
9/10
·779 syf.··
2023 28. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 00:16
Budala, İdiot hatta Aptal olarak da bilinen Dostoyevski nin en kalın romanlarından biridir. Kitabı Dosto, İsviçre, İtalya ve Almanya da da yazmıştır. İlk bölümü İsviçre nin Cenevre kentinde oluşturmuştur. Almanya da devam etmiş, Floransa da da yazımını bitirmiştir. Roman için hazırlık defterleri(3 adet) Rus Hükümeti tarafından itina ile saklanmış ve 1931 de halkın ziyaretine açılmıştır. Taslak ve el yazmaları ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. 2003 yılında yayımlanan 10 bölüm 50 şer dakikalardan oluşan Bortko yapımı dizisini bu arada bitirdim. İncelememi de bunun arkasına yazayım dedim. Çünkü bende oturmayan bazı kısımlar vardı. Diziyi izledikten sonra çok daha iyi oturdu. Dizi bence hem oyunculuklar, hem sahne, hem de gerçeğe yakın asıl metinden kopmama açısından değerlendirecek olursak, kusursuza yakındı. Emek vererek, değer vererek Rusya Hükümetinin yapımcıya özel ricası ile yapılmış bir diziymiş. Dizinin girişinde de bu belirtiliyor. Ayrıca girişinde yine Dosto nun otururken çekilmiş bir fotoğrafı mevcut. Dizi ile bir bütün olarak bu kitap bence değerlendirilebilir. Neden derseniz. Çünkü kitapta sizde okuyunca anlayacaksınız ki, çok fazla uzun isim var, çok fazla karakter var, her ismin farklı söyleniş biçimi var, geçmişe gidip gelmeler var, kültür olarak da zaten duruma pek aşina değiliz, Generaller Prensler, varda var yani, bir şekilde yukarıda da belirttiğim gibi bazı parçalar tam oturamıyor, kalın bir kitap, tek solukla da okunamayacağından dolayı, araya giren zamanlar anında unutmalara sebep oluyor, bu nedenle diziyi kitabı daha iyi anlamak istiyorsanız kesinlikle izleyin. pişman olmayacaksınız. Kitabı Dosto 4 ana bölümden oluşturarak yazmış. O nedenle bende kısaca şekilde değinmek istiyorum konuya. Prens Mişkin öncelikle şunu belirtmem lazım ki; bende
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Gerçekten Budala Kim?
8/10
·769 syf.··
2025 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 13:07
Fyodor Dostoyevski ’nin yaptığı aynen bu; insanın iç dünyasını, toplumsal değerleri ve insan ilişkilerini bir ayna gibi yansıtıyor. Budala, yalnızca bir karakterin değil, tüm toplumun psikolojik ve ahlaki durumunu gözler önüne seriyor. Kitap boyunca, saf ve dürüst bir insanın dünyada nasıl karşılandığını görüyoruz. Peki, gerçekte budala olan kim? Toplumun genel kabullerine uymayan, içtenliğiyle herkesin dikkatini çeken biri mi, yoksa çıkarcı ve yüzeysel ilişkiler içinde kaybolanlar mı? Okurken beni en çok zorlayan şey, karakterlerin isimleri oldu. Prens Lev Nikolayeviç Mışkin sarışın adam, Rogojin kara saçlı adam, Lebedev ise her şeyi bilen memur kılıklı adam olarak aklımda yer etti. Keşke roman boyunca bu lakaplarla devam edilseydi. Böyle olsaydı takip etmek çok daha kolay olurdu. Ama isimler bazen tam, bazen kısaltılmış, bazen soyadıyla anıldıkça takip etmek giderek zorlaştı. İlk başta anlam veremediğim bu karmaşa, bir noktada kitabın dünyasının bir parçası haline geldi. Sonunda bir soy ağacı çıkarırcasına notlar alarak ilerledim. Kitap boyunca aşk, ahlak, suç, bilinçaltı, toplumsal çürümüşlük ve insan psikolojisi gibi pek çok tema işleniyor. Aşk, bu romanda tek bir duygunun adı değil; sayfalar boyunca değişerek şekilden şekle bürünen, farklı karakterler üzerinden yorumlanan bir kavram. İki kadını aynı anda sevmek mümkün mü? İşte Dostoyevski, bunu ve daha fazlasını Prens Mışkin’in gözünden bizlere sorgulatıyor. Bununla birlikte, Budala sadece bireysel bir hikâye değil, toplumsal bir çözümleme de sunuyor. Hayat, yalnızca bir kişinin ya da bizim düşüncelerimizden ibaret değil. Çoğu zaman, etrafımızdaki insanların kararları, olayların akışı ve toplumun değer yargıları bizi yönlendiriyor. Dostoyevski, psikolojik analizleriyle tam da bu noktaya ışık tutuyor: Her şey bizim elimizde
BudalaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201931,6bin okunma
Budala - F. DOSTOYEVSKİ /Zamana bırak, zamanla her şey unutulur!
9/10
·779 syf.··
2023 171. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2023 13:59
"Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim, İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim," der Mehmet Âkif Ersoy, Ağlarım Ağlatamam isimli şiirinde. Birçok eser okudum Dostoyevski'nin kaleminden, iki cümle ile özetleyecek olsam onu şairin bu dizelerini seçerdim. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski İsmini bile saygılı bir tonla okuyor insan. Oktay Kaynarca'nın meşhur bir repliği vardır: "En büyük o mu bilmiyorum ama çok büyük." Peki onu edebiyat dünyasında bu konuma getiren, böylesi unutulmaz eserler bırakıtıran neydi? Tek kelimeyle cevaplayacak olsam "YARALARI" derdim. Zira hiçbir kurgu gerçeğin kendisi kadar yer edinemiyor hayatta... Yaraları, ailesinden kalma, babasından kalma, hastalığından kalma, yaşantısından kalma yaraları... En çok karşılaştırıldığı yazarlardan biri olan Lev Tolstoy'un Anna Karenina'sında şöyle bir cümle geçer: "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mut­suzluğu kendine göredir." Dostoyevski'nin ailesinin mutsuzluğu da kendine göre, o kadar kendine göre ki başka hiç kimseye benzemeyen bir kalem doğurmuş: Fyodor Dostoyevski Ölümü en iyi kim anlatır? "Ölüme ramak kalan!" Ölüm emri veriliyor kendisi ve arkadaşları hakkında. Son anda kurtuluyor ölümden. Budala da içlerinde olmak üzere birçok eserinde yer buluyor bu ölüme yakınlığın izleri... Ölümün kokusunu almış, tadına yaklaşmak üzere. Tahayyül edebiliyor musunuz o duyguyu? Peki bir hastalığı en iyi kim bilir? Yine o hastalığı yaşayan! Damdan düşenin hâlinden yine damdan düşen anlar misali... Sara hastası kendisi, kahramanlarında da bu hastalığı görüyoruz. Onun kahramanları çoğu zaman bizzat kendisi! Ve kumar düşkünlüğü, para ihtiyacı... Evet yine bizzat kendisi! Karamazov Kardeşler'i okuyanlar kitaptaki "baba" ve "oğul" kavramlarının işlenişine hayranlık duyacaktır, yine kendi babası ile ilişkisi! Hatta haykırır adeta
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.