Adı:
Çocukluk
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133319
Orijinal adı:
Detstvo-Otroçestvo-Yunost
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Karl İvanoviç çok güzel hediyeler aldığım doğum günümden üç gün sonra, yani 12 Ağustos sabahı, saat yedi sularında vuyandırdı beni. Bir sopaya kalın bir kağıt yapışmarak yaptığı sineklilde baş ucumdaki duvara konan sineği öldürmeye çalışmış ama bunu öyle beceriksizce yapmıştı ki sineğe vururken, ismini taşıdığım koruyucu azizin baş ucumda duran ikonuna da vurmuştu. Darbenin etkisiyle ölen sinek üstüme düştü. Örtüleri üstümden fırlatıp hala sallanan ikonu tuttum, ölü sineği üstümden tiksinerek silkeledikten sonra, uykulu gözlerimi öfkeli bir bakışla Karl ivanoviÇ'e çevirdim. Üzerinde belinden kuşaklı, parlak renkli bir sabahlık; başında kırmızı yünden örülmüş püsküllü bir başlık; ayaklannda yumuşak keçi derisinden çizmeleriyle odada geziniyor, gözüne çarpan sinekleri nişan aldığı sinekliği ile sağa sola vurmaya devam ediyordu...
168 syf.
·6 günde·8/10
inci Hanımın sitede başlatmış olduğu geniş katılımlı Tolstoy etkinliği, benim adıma da artık ustayla gerçek anlamda tanışmak için bir vesile oldu. İncelemeye başlarken kendisine emekleri ve desteği için çok teşekkür ederim.

Çocukluk adlı bu eserimiz, İlkgençlik ve Gençlik 'le beraber bir üçlemenin ilk kitabı aslında... Bazı yayınevleri bu üç kitabı tek bir ciltte birleştirmişler. bence de böylesi çok daha mantıklı... Benim gibi Tolstoy'u kendi elleriyle büyütmek ve dev eserlere bu şekilde hazırlanmak isteyenler için güzel bir başlangıç serisi...

Çocukluk, Tolstoy'un da ilk eseri olarak geçiyor aynı zamanda... Konu ne zaman Tolstoy olsa, Dostoyevski'nin de ruhu bir şekilde gelir girer ortama... Adet yerini bulsun diye mini bir karşılaştırma da ben yapayım;

Bu seriden de anladığımız gibi Tolstoy edebiyat dünyasına biraz daha kıyıdan, denizin sığ sularından girmiş. Yavaş yavaş açılmış ve neredeyse görünmeyecek kadar derinlere gitmiş zamanla... Dostoyevski ise ilk kitabı olan İnsancıklar ile direkt denizin en lacivert yerinden dalmış suya. Onun hiç kıyıyla işi olmamış, hep derinlerde yüzmüş:) Netice de ikisi de yüz yıllar boyunca okunacak harika eserler yazmışlar... O yüzden ikisini sürekli karşılaştırmak yerine ikisinden de olabildiğince faydalanmak benim bakış açıma göre en mantıklısı...

Kitap yarı otobiyografik olduğu için kişilerin ve olayların hangisinin gerçek, hangisinin kurgu olduğu konusunda yüzde yüz bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bir şekilde orada anlatılan hikayenin Tolstoy'un çocukluk yıllarıyla öyle ya da böyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Peki bundan nasıl bir çıkarım yapabiliriz diye düşünürsek belki şunları sıralayabiliriz;

* Tolstoy çocukluğundan itibaren çok iyi bir gözlemci olmuş. Hane halkını ayrı ayrı gözlemlemiş, her biriyle ilgili kafasında geniş bir dünya kurmuş.

* Çok duygusal bir çocuk. Yani şaşırtacak derecede duygusal ve hassas... Olumsuz en ufak bir olay göz yaşı olarak dışarıya akıyor şelale gibi:) Bir o kadar da utangaç...

* Sınıf farkına daha çocukluk yıllarından itibaren anlam verememiş. Yaşadığı evde, o dönemin şartları içinde efendiler ve hizmetçiler/köleler var. Tolstoy, efendiler tarafında. Ancak hizmetçilerin pek çoğuyla duygusal ve sevgiye dayalı bir bağ kurmuş. Buna karşın, ufak tefek çatışmalarda bir anda kendisinin konumunu göstermek zorunda hissediyor karşı tarafa. Ancak genel olarak neden böyle olması gerektiğine de tam bir anlam veremiyor. Gözünü açtığından itibaren beraber yaşadığı insanların bir günde asıl efendi (baba) tarafından işten çıkarıtılabiliyor olması bu sınıf farkına olan bakış açısını tetikliyor. Buna benzer başka detaylar da var.

* Kendini hem fiziksel olarak hem de karakter olarak oldukça yetersiz görüyor. O yüzden hayatındaki insanları fazlasıyla yüceltirken kendini aşağılara çekip duruyor. Mesela erkek kardeşi onun gözünde daha yakışıklı, her şeyi başarabilen örnek bir çocuk. (Büyükanneye hediye verme sahnesi bu duyguyu çok iyi yansıtıyor.)

* Kendine olan güvensizliği ve başkalarını yüceltme huyu arkadaşı Seryoja hayatına girdikten sonra zirveye varıyor. Onun yerini başka biri alana kadar neredeyse bütün hayatı Seryoja'nın etkisi altında geçiyor.

* Az önce de bahsettiğim gibi hanenin alt tabakadan olan insanlarıyla çok daha yakın ilişkiler kuruyor. Bunun nedeni belki de annesini çok erken yaşta kaybetmiş olmasıdır. Natalya Savişna adlı evin erzak sorumlusu kadınla kurduğu derin bağ, bu durumla ilişkilendirilebilir.

* Yeri gelmişken, kitaptaki anne tamamen kurgu olduğu için onunla olan ilişkisine fazla girmiyorum. Ancak kitapta en etkilendiğim bölüm bir cenaze sahnesi ardından yapmış olduğu iç tahlilin dile getirildiği bölüm oldu... Burada en yakınlarını kaybeden insanların dahi cenaze ortamında, bazı durumlarda nasıl hem kendilerini hem de başkalarını kandırabildikleri konusunda gerçekten çok farklı ve ilgi çekici bir tahlil var.

Tolstoy'un 'çocukluğundan' bana kalanları kısaca böyle özetleyebilirim. Açıkçası, 'Dede' bana güzel bir yolculuk vadediyor ve uzun bir Tolstoy yolculuğu için kendimi hazır hissediyorum. Bu çocuğun büyümesini seyretmek ve ileride yapacaklarını yaşayarak, okuyarak görmek istiyorum.

İlerleyen yaşlarda görüşmek üzere...

herkese keyifli okumalar dilerim...
168 syf.
·4 günde·8/10
Çocukluk, Tolstoy'un çocukluğuna dair birçok noktayı yakalayabileceğimiz "şeker portakalı" tadında bir kitap.
Karakterler derin ruh tahlillerine tabi tutulmamasına rağmen kalbimizde hemencecik yer ediniyorlar. Karl İvanoviç(öğretmeni), Natalya Nikolayevna (annesi), Natalya Savişna ise kitapta beni en çok etkileyen karakterler. Sırf Natalya Savişna'nın sadıklığı ve Natalya Nikolayevna'nın efsane güzel kalbi için bile okunabilir.

Tolstoy'un derin anne sevgisi ise şu dizelerde açıklamaya ihtiyaç duyulmadan anlaşılıyor:

Zaten güzel olan annemin yüzü, gülümseyince, bir kat daha güzelleşir, çevreye sanki neşe saçardı. Eğer, yaşamımın en acı dakikalarında bir an için olsun, bu gülümsemesini görmek fırsatını bulsaydım, keder nedir bilmezdim. Yüz güzelliği denen şey, bence tatlı bir gülümsemede toplanır, eğer gülümseme bir yüzü güzelleştiriyorsa, o yüz güzeldir, eğer değiştiriyorsa, bu yüz şöyle böyle bir yüzdür, bozuyorsa çirkindir.

Acaba Tolstoy'un bu kadar etkileyici şekilde anlatmasının altında, karakterleri okuyucuya benimsetip kendi yaşamından kesitlerin olduğu bölümleri kaçırmamızı sağlamak olabilir mı?Saçmalıyorum büyük ihtimalle ama olur mu olur.

Din konusunda neden bu kadar takıntılı olduğu benim için halen merak konusu. Çocukluğunu anlattığı kitapta dahi,
Hristiyanlığın bağnazlık yönüne kaşla göz arasında Grişa karakteri üzerinden değinmiş.
Buradan çıkaracağımız sonuç, çocukluğunda bu tür bağnazlıklardan etkilenmesinden dolayı doğruyu aramaya çalışması olarak görülebilir mi?

Ben etkileyici buldum. Öneririm. İlkgençlik ile devam ediyorum, tüm 1k okurlarına keyifli okumalar dilerim :))
168 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Tataaam diye gösterişli bir giriş olsun çünkü Tolstoy'um geliyor :-)
Tolstoy deyince bende akan sular duruyor zira pek bir severim kendisini. Çocukluk, ilk gençlik ve gençlik üçlemesine başladım. Keşke tam bir otobiyografi olsaydı da yazılanların gerçekliğinden emin olsaydık ama ca'anım Tolstoy'um kendi dünyasıyla karıştırmış ve yarı otobiyografik bir eser çıkarmış ortaya: Çocukluk.
Tolstoy askerdeyken tuttuğu günlükte bir sayfaya şöyle yazmış: " Yarın büyük bir roman yazmaya başlıyorum. " Daha yazıya dökmeden ortaya çıkacak eserin "büyük" olacağını biliyor çünkü yıllarca kendini geliştirdi bu güzel adam ve askerde yazdı ilk eserini.
Bu romanda ana karakterimizin adı: Nikolay. Gerçekten her özelliğiyle Tolstoy mu bilemiyoruz fakat ben hayalimdeki Tolstoy'cuğuma pek bir benzettim :-) Soylu bir ailede büyümenin özelliklerini küçük yaşlardan görüyoruz Nikolay'da fakat sonra ezilen alt tabakayı görünce onları savunmasını ve babasına kızmasını da görüyoruz. Hoşlandığı kızla dans edebilmek için bir cesaretle atılıyor sonra her zaman olduğu gibi utanıyor ve saçma bir hareketle mahvediyor. Çocuksu meraklarının peşinden gidiyor, abisiyle sürekli kendisini kıyaslıyor ve kendisini fiziksel olarak hiç beğenmiyor. Yazdığı ilk şiirle nasıl gurur duyduğunu okuyoruz önce, sonra sıra okumaya geldiğinde şiiri nasıl aptalca bulduğunu hissediyoruz. Bütün bu olayları Tolstoy öyle güzel yazıya dökmüş ki bir film sahnesi gibi canlanıyor her şey. Dans ederken o komik ayak hareketini görüp gülüyorsunuz, şiiri okuyamayınca cesaret veriyorsunuz. Her şey gözünüzün önünde sanki adım atsanız yanındasınız küçük şaşkın Nikolay'ın.
Beni en çok etkileyen bölüm Nikolay'ın annesini kaybettiği bölüm oldu zira bizim Tolstoy annesini henüz iki yaşındayken kaybetmişti. Eserde Nikolay'ın annesini kaybedince hissettikleri o kadar net, o kadar insanca, bir o kadar da çocukça. Annesini hiç tanımayan Tolstoy'un bir annenin yokluğunu bu kadar güzel anlatmasına şaşırdım mı, tabi ki hayır.
Tolstoy'u mutlaka okuyun ve okutturun diyorum.
168 syf.
·2 günde
Tolstoy'un yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin ilk kitabı. Aslında kitap otobiyografiden ziyade roman. Yarı otobiyografik diyoruz çünkü, Tolstoy yaşamını doğrudan anlatmamış değişiklikler yapmış. Ne gibi? Mesela başkarakter Nikolenka Tolstoy'un kendisi, fakat Nikolenka'nın babası, kendi babası değil, babasının komşusu ve arkadaşı, annesi ise kitapta çokça yer almasına rağmen gerçekte Tolstoy 3 yaşındayken ölmüş yani annesini hatırlamıyor. Nedense gerçek yaşama kurguyu katmış.
Tolstoy bu kitabı 23 yaşındayken yazmış yayınlanan ilk eseri bu, ona rağmen ruh çözümlemeleri, karakterler ve kurgu çok iyi.
Kitabı 1999 Cumhuriyet Gazetesi Yayınlarının bastığı kitaptan okudum bu yayının artık baskısı yok ben de zaten askeri kütüphaneden aldım. Çevirmen de Rana Çakıröz.
Tolstoy'u daha iyi tanıma adına kitabın devam kitapları olan İlkgençlik ve Gençlik kitaplarını da okumayı düşünüyorum inşallah.
138 syf.
·2 günde
Tolstoy'un kendi çocukluğunu anlattığı bu eser aynı zamanda yazarın ilk edebi eseri olma özelliğini taşıyor. Bana pek sürükleyici gelmemişti fakat yine de yazarı tanıma adına bu otobiyografisinin okunması gerektiğini düşünüyorum.
168 syf.
Tolstoy ailesini, arkadaşlarını, öğretmenleriyle olan ilişkilerini bütün samimiyetle anlatmış. Annesinin cenazesine gelenleri incelemesi ve tüm iç dünyasını içtenlikle aktarması ilgimi çekmişti. Okunması gereken çok hoş bir kitap.
168 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10
Naif insan Tolstoy’dan naif bir eser.. Kendi çocukluğunu, yaşadıklarını en önemlisini hissettiklerini öyle etkileyici anlatmış ki okuyanın da üzerine bir naiflik bir hafiflik yapışıyor ister istemez. Bünyesinde aşırı anne sevgisi barındıran bir insan olarak hislerimin tercümanı olan Tolstoy beni bir hayli etkiledi.. Adam olacak çocuk tabiri bu kez ‘yazar olacak çocuk’ dedirtti, gerçekten çocukken her şeyi öyle mi görüyordu yoksa yazarken ki Tolstoy mu ağır bastı bilemem ama ben çok beğendim. Tolstoy benim içib İyi ki’lerden..
240 syf.
·Beğendi·7/10
Tolstoy'un on yaşından itibaren çocukluk ve ergenlik devresini içtenlikle ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı bir eser. 1800 lerin ikinci yarısının toplumsal yapısını, anne babasını sevgisini, eğitim sistemini, anne ölümüyle girilen çalkantılı ruh halini ve sevgi ve nefret arasındaki gidiş gelişleri ele alıyor . Tolstoy ve eserlerini anlamak için bunu da okumalıyız, bence.
168 syf.
·Beğendi·10/10
çox maraqlıdır menim üçün; - hemin dövrün uşaqların - zedagan uşaqlarının heyat terzi gündelik yaşamı ile tanış oluruq ..... axşam duaları barede oxuyanda nenelerimizin bize oxutdurduğu dualarla hemen-hemen eynidir.......
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
.
Tolstoy okumaları devam ediyor.
Bu seferki kitabım yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin ilk kitabı.
Biraz kurgu biraz gerçek.Hangisi kurgu hangisi gerçek kestirmek güç.Fakat bir şekilde Tolstoy'un çocukluk yıllarını anlattığını biliyoruz.
Çocukluk yıllarında bile çok iyi bir gözlemciymiş.Bu durum çevresindeki insanların her biri hakkında kendince fikirlerinin oluşmasını sağlamış.
En ufak olumsuzluklara bile ağlayabilecek kadar duygulu ve hassas bie çocukluk geçirmiş.Aynı zamanda çok da utangaçmış.
Yaşadığı evlerde hep hizmetlileri olmuş.Ve onları çevresindeki efendi geçinenlerden daha samimi bulmuş.
Fiziksel olarak kendisini yetersiz görmesi ruhsal yönden etkilenmesine sebep olmuş.Başkalarını gözünde yüceltirken,kendisini aşağılara çekip durmuş.
Herkes sevmez belki biyografi kitaplarını.Fakat ben çok severek okuyorum.Özellikle de romanlarını severek okuduğum yazarların biyografilerini.Onların bulunduğu noktaya nasıl geldiklerini,hangi aşamalardan geçtiklerini,yazarken nelerden etkilendiklerini bilmek kitaplarını daha farklı bir gözle okumamı sağlıyor.
168 syf.
Tolsoy Baba çocukluğunu anlatmış bu kitabında. Bu kitabı basılı olarak yayınlanan ilk kitabıymış. Kalemi öyle güzel anlatmış ki, çocukluk anılarını, annesine olan sevgisini, özlemini ... okurken çok duygusal anlar yaşadım. Tolstoy ile birlikte ben de çocukluk anılarımı hatırladım sanki , özellikle çocukken oynadığımız oyunlar geldi hatrıma, dünyayı unuttuğumuz oyunlar.... Şimdi yaşlandık, çoluk çocuğa karıştık ve bizim oyunlarımız devam ediyor. Mesela benim oyunum, dünyayı unutmak için oynadığım bir oyun ,kitaplarla örülü kağıt bir evde, dışarda terör, nefret yokmuş gibi yaşayarak, kendimi kandırma oyunu... Ne diyor Tolstoy Baba bu kitabında:
"Oyunlar da olmasa, çocukluğumuzdan geriye ne kalır ki?"
240 syf.
·7 günde·7/10
Otobiyografik bir kitap olmasına rağmen Tolstoy'un kendine has betinlemeleri ile bazen bir roman okuyormuş hissine kapıldım. Çocukluk ve ergenlik döneminin kaygılarını, sevinçlerini, hüzünlerini ve aşklarını okuyuca aktarmış. Tolstoy'un bu eserini okuyunca; insanoğlunun doğasının dünyanın neresinde olursanız olun, belirli dönemlerde ortak kaygıları güttüğünü görüyoruz.
Annemin yüzü zaten güzeldi, ama gülümsediği zaman daha da güzelleşir ve etraftaki her şey daha da parlak görünürdü.

Eğer hayatımın acılı anlarında bu tebessümü bir an için bile olsa görebilseydim acı nedir bilmezdim.
İnsanlara ne kadar bağlı kalırsanız kalın, ne kadar iyilik yaparsanız yapın, yine de değeriniz bilinmez, Nikolay. dedi.
“Yaşamın herkesçe bilinen, küçük sıkıntılarla ve üzüntülerle dolu karanlık yanını başkalarından saklamayı ve kendinden uzaklaştırmayı o kadar iyi bilirdi ki, onu kıskanmamak olanaksızdı.”
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3.Basım, Ç: Ayşe Hacıhasanoğlu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluk
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133319
Orijinal adı:
Detstvo-Otroçestvo-Yunost
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
Karl İvanoviç çok güzel hediyeler aldığım doğum günümden üç gün sonra, yani 12 Ağustos sabahı, saat yedi sularında vuyandırdı beni. Bir sopaya kalın bir kağıt yapışmarak yaptığı sineklilde baş ucumdaki duvara konan sineği öldürmeye çalışmış ama bunu öyle beceriksizce yapmıştı ki sineğe vururken, ismini taşıdığım koruyucu azizin baş ucumda duran ikonuna da vurmuştu. Darbenin etkisiyle ölen sinek üstüme düştü. Örtüleri üstümden fırlatıp hala sallanan ikonu tuttum, ölü sineği üstümden tiksinerek silkeledikten sonra, uykulu gözlerimi öfkeli bir bakışla Karl ivanoviÇ'e çevirdim. Üzerinde belinden kuşaklı, parlak renkli bir sabahlık; başında kırmızı yünden örülmüş püsküllü bir başlık; ayaklannda yumuşak keçi derisinden çizmeleriyle odada geziniyor, gözüne çarpan sinekleri nişan aldığı sinekliği ile sağa sola vurmaya devam ediyordu...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları