Demir Ökçe

Jack London
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·256 syf.·
2020 35. kitabı
Öncelikle belirtmek istediğim nokta, yazarın diğer kitaplarına göre tamamen farklı bir kitap ve bu biraz şaşkınlık yarattı bende. Ama aynı tadı aldım kitaptan. Kitap sadece ve sadece kapilatizm ve işçi sınıfı üzerine kurulu. İki önsözden oluşuyor ve sonrasında ana kahramanımız Ernest Everhard'ın eşinin ağzından kitap aktarılıyor. Ernest, devrimci, sosyalist ve işçi sınıfından gelme, işçi sınıfını sonuna kadar savunup, gerçekleri herkese göstermek için elinden geleni yapan cesur bir adam. Etrafındaki kişilerin ve konuşma yaptıklarının bir kısmı ona inanıp, gösterdiklerini bizzat görseler de, çoğu inanmayıp, düşman ilan edip, durdurmak için ellerinden geleni de yapıyorlar. Kitap çoğunlukla Ernest'in çeşitli ortamlarda yaptığı konuşmaların anlatılmasıyla geçiyor, yani diyaloglar denilebilir. Ama bir roman tadında ve kitap çok güzel ve akıcı işlenmiş. Tanıdık gelen birçok şey var kitapta. Haksızlıklar karşısında (özellikle işçi sınıfın yani fakir olan sınıfın, hakim güç ve zenginden yana olmayan kesimin), tüm medya kayıtsız, gerçekleri kimse yazmıyor, hatta gerçekler gözlerinin önünde cereyan ettiği halde, çarpıtarak yazılıyor ve medyanın tümü böyle, bütün gazeteler sadece ve sadece hakim güç yanlısı ve olan biten her şey sadece ezilenlerin bildiği olarak kalıyor. Sesler duyulmuyor, kimsenin önemsediği yok, yerlerini garanti altına alanlar, o yerlerde kalabilmek için bu kesime sağır ve dilsizler. Aksine ellerine fırsat geçtiğinde bu kesimi harcamaya hazırlar. Eğer kapitalizm yanlısı olmayan, karşıt görüşü savunan tarafla herhangi bir bağ kuran güçlü olan tarafa yakın kişiler olursa, sahip oldukları her şey sırasıyla ellerinden alınıyor ve tabiri caizse aforoz ediliyorlar. Bütün bunları göstermeye çalışan küçücük bir insan topluluğu var, onların da nasıl yavaş yavaş
Demir ÖkçeJack London · Kor Kitap · 201819,4bin okunma
9/10
·256 syf.··
2020 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 22:09
Çok beğendim. Sanayi Devrimiyle birlikte ortaya çıkan kapitalizmin bazılarına getirdikleri ve bazılarından götürdükleri... Kitapta bitmez tükenmez kazanç hırsının işçi kesimini; üzerine demirden bir ökçe gibi inip ezdiğini ve bu ezilişe karşı koymak için girişilen gözükara mücadeleyi okuyorsunuz.
Demir ÖkçeJack London · Kor Kitap · 201819,4bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2020 102. kitabı
1906 yılında Jack London tarafından yazılan Demir Ökçe, distopya edebiyatının ilk örneği olarak kabul edilir ve bir bilim kurgu özelliği de taşır. Türkçeye Sabahattin Ali çevirmeye başlamış fakat çeviriyi Emin Türk Eliçin tamamlamıştır. Şemsa Yeğin’in önsözünde belirttiği üzere Bukharin’in toplumcu kitaplar listesine aldığı tek Amerikalı yazardır Jack London. Kitaptaki zaman dilimine göre 2600’lü yıllarda bir meşenin oyuğunda bulunan, Avis Everhard’ın 1912 - 1932 yılları arasında yaşadıklarını yazdığı el yazmasından oluşuyor roman. Kitap genel olarak, kapitalist sistemin dünyayı ve insanlığı nasıl bir yıkıma sürüklediği, tröstlerin ele geçirdiği bir sistemde çarkların nasıl işlediği, bu manzara karşısında orta sınıfın tutumunu, işçi sınıfının da devrim mücadelesini Ernest Everhard’ın yaşamı üzerinden anlatıyor. Romanı karamsar bulan insanların aksine karamsarlıktan ziyade gerçekçi olduğunu söyleyenler de var. Romanda geçen “Üç Demir Ökçe yüzyılı ve dört İnsanlığın Kardeşliği çağı geçti.” cümlesi bize üç yüzyıl süren Demir Ökçe hakimiyetinden sonra devrimin gerçekleştiğini gösteriyor. Romanda “Demir Ökçe” ismi oligarşi ve onun baskı rejimi için, İnsanlığın Kardeşliği ifadesi de devrimden sonraki toplumsal düzen için kullanılıyor. Romanın yazıldığı zaman ve gelişmeler göz önüne alınınca, London’ın yüksek öngörüsü ortaya çıkıyor. Çünkü gerek sonrasında yaşanan tarihi gelişmeler gerekse içinde bulunduğumuz zaman diliminde yaşadıklarımız kitapla büyük benzerlikler taşıyor. London eserinde “artık değer” kavramına da yer veriyor. Kapitalist ülkelerin üretim fazlasını tüketebilmek için ihracat yaptığını ve bu sürecin bütün ülkelerde üretim fazlası oluştuğunda ve tüketilecek bir pazar bulunmadığında çıkmaza gireceğini ve kapitalizmin bu nedenle kendi kendini yok etmeye kurulu
Edebiyat
Demir ÖkçeJack London · Kor Kitap · 201819,4bin okunma
10/10
·256 syf.··
2019 47. kitabı
Nerde okumuştum hatırlamıyorum, diyordu ki: Bir kitabı bitirdikten sonra asla okumaya başlamadan önceki insan değilsinizdir, değişmişsinizdir. Kitabı kapattıktan sonra nedense bu cümleyi düşündüm ve kitap içeriğinde gelişen bazı olayların maalesef ülkemizde bazı benzerlikler barındırdığını gördüm. Bu fikre kapılmama neden olan cümle şuydu. "Sadece mahkemelerin, efendilerin elinde olması bile yeter." Size de tanıdık geldi değil mi? Hayal ürünü deyip geçemeyeceğim ve etkisinden bir süre çıkamayacağım bir kitap bu. Acımasız plütokrasi anlayışının demir ökçesi altında ezilenlerin romanı. Distopya türünün en güzel örneklerinden kehanetlerle dolu, ancak kehanet olarak kalmamış gerçekleşmiş olayların bütünü. O kadar gerçek ki olayların hayal ürünü olduğuna inanmıyorsunuz. Elime aldım ve bitirdim her açıdan doyurucu mükemmel bir yolculukoldu benim için. Ne diyebilirim ki herkes okumalı.
Demir ÖkçeJack London · Kor Kitap · 201819,4bin okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2024 10:03
Jack London / Demir Ökçe Distopya Edebiyatının ilk örneği olarak kabul edilen bir eser #DemirÖkçe. Emekçi sınıfı ve onların yanında olmak isteyenlerin yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. İki karşıt düşüncenin savaşı, başka bir deyişle ezen ve ezilenin mücadelesini okuyoruz. Demir Ökçe, burada ezen sınıfa verilen isimdir. Sınıf farkını, ekonomiyi, insanların çıkar çatışmalarını ve bencilliklerini çok güzel ifade etmiş. O yıllarda öngörülüp yazılan bu distopyanın aslında gerçekleri yansıttığını görüyor ve o zamanlardan bu zamanlara pek bir şeyin değişmemiş olduğunu fark ediyorsunuz. Farklı görüşlerde olan iki kişinin tanışması ve zamanla aynı yolda aynı amaçlar uğruna birlikte hareket etmeleri. Hayatını devrime adayan ve bu uğurda savaş veren bir adam Ernest Everhard. 1912-1932 yılları arasında yaşanılanları eşi Avis Everhard tarafından kaleme alınmış. Yıllar sonra bu değerli el yazması bulunuyor ve sonunun getirilemediğini, eşinin infazı ile ilgili gerçekleri yazacak kadar yaşayamadığını anlıyoruz. Gerçekler öğrenilmesin diye alınan önlemler, çarpıtılan sözler ve pes ettirme çabaları tam bir güç gösterisi oluştururken bunlara karşı mücadele eden ve sesini duyurmak için her fırsatı değerlendiren grubun verdiği mücadele okunulması gereken bir farkındalık içeriyor. Kitabın çoğu sayfasında yer alan dipnotlar ilk başlarda biraz kafa karışıklığına ve gerçek mi kurgu mu diye şaşkınlığa sebep olsa da, sonradan anlıyorsunuz ki hikayeyi besleyen detayları oluşturuyor. Yazarın hiçbir ayrıntıyı atlamadan gerçeklere dayanabilecek şekilde hikayenin altını desteklemesi olayları gerçekten yaşanmış gibi hissettirmiş. Fikirlerin sürekli tartışılması, sanki sendikaların toplantısına katılmış ve saatlerce onlarla fikir alışverişi yapmışsınız gibi yorucu bir
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Baskıcı Bir Rejime Karşı Devrim Mücadelesi: Demir Ökçe
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 16:06
“Geleceğin resmini görmek istiyorsan, bir insan yüzüne basmış bir postal getir gözlerinin önüne, sonsuza dek.” – George Orwell Amerikalı yazar Jack London, 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek ismi John Griffith Chaney olan yazarın hayat öyküsü oldukça trajik. Anne baba sevgisinden uzak kalan London, 14 yaşında okulu bırakarak maceralarla dolu bir hayata “yelken” açtı. Teknesiyle açıldığı denizlerde kaçak olarak istiridye topladı, Japonya’da fok avlayan çeşitli gemilerde tayfalık yaptı, altın aramak için Kanada’ya gitti, vahşi doğayla tanıştı, California Üniversitesi’ndeki eğitimini de yarıda bıraktı, çiftçilik ve savaş muhabirliği yaptı ve sosyalizmi savundu. 40 yıllık yaşamına sayısız iş ve anı sıkıştıran London, 1916’da hayata gözlerini yumdu. İntihar ettiği de söylentiler arasındadır. Kanada’ya gittiği yıllarda anılarını kaleme almaya başlayan London, okumaya tutkun biriydi. Kısa bir süre sonra yazarlığa olan yeteneğinin farkına vardı ve kısa öyküler yazmaya başladı. Kendisini tüm dünyada meşhur eden kitap ise “Vahşetin Çağrısı” oldu. Ardından gelen “Beyaz Diş“te de yine benzer bir tema çerçevesinde yazan London, kurtların doğasını zengin bir edebi üslupla anlattı. Bu eserleriyle satır aralarında insanın doğasını da resmetmeyi başardı. “Sınıf ve kast sistemi üzerine kurulmuş bütün düzenler, kendi çöküşlerinin tohumlarını da içlerinde taşır.” “Martin Eden” gibi bir başyapıta (incelemesi için bakınız: #143097882) imza atan London, öldüğünde arkasında daha birçok başarılı roman, öykü ve novella bıraktı. “Demir Ökçe” isimli bu romanında siyasi bir pencereden bakan yazar, bu kez sarsıcı bir distopya armağan etti dünya edebiyatına ve aradan yüz yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen eserin gücünü aynı şekilde koruduğunu söylemek mümkün. Günümüzde “Kara
Distopya
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Konu eşitlik olduğunda değişen pek bir şey yok...
Puan vermedi·320 syf.··
2023 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 18:36
Sevgili Jack, ne güzel yazmışsın. Her kitabında karakterinin ayrı bir yönünü öne çıkarıyor, diğer yönlerini susturmayi nasıl başarıyorsun, anlayamıyorum. Bu kitabın tüm dünyanın etkilendiği, yoğun bedellerin ödendiği bir dönemi anlattığı için elbette öğretici, elbette çok kıymetli. Haksızlık karşısında ses çıkarmayan insana tavrın, hatta bundan nemalananlara karşı bile bu kadar yoğun öfkelenmiyor oluşun şaşırtıcı. Bu ihtiyar güneş altında emin ol ki değişen fazla birşey yok. Sizin zamanınızda ki kadar çok olmuyor olması, kimsenin adaletsizliğe uğramadığı ya da insanların hak ettikleri şekilde yaşadıklarını zannetmeni istemem. Evet sektörel olarak Karteller hâlâ var ve bir sonraki öğün ne yiyeceğinin belirsizliğinde yaşayan insanlar hâlâ mevcut. İşçi sınıfı açısından bakınca sanki daha modern köleler olduklarını söylesem eksik söylemiş olmam. Seninde işlediğin gibi iş kazası olduğunda, o Kodaman Avukat'lar hâlâ işçilerin kabahatli olduğu kararının alınmasını evet bu doğru şaşırmamalısın, kanunlar ne yazık ki hâlâ sermaye sahibinden yana. Diyeceğim o ki, pekte birşey değişmedi. Üzgünüm. Okuyacaklara notum: Bu kitap ile Jack London sizin zeka seviyenizi ölçüyor ve bunu yaparken kimsenin ama kimsenin aklına gelmeyecek bir yollla yapıyor. Eğer ki okur da, hiç birşey anlamazsaniz üzülmeyin bu sizin gerizekalı olduğunuzu değil, okumak için daha fazlasını yapacak cesarete sahip olmadığınızı gösterir. Çok zevkliydi, çok...
1000Kitap
Demir ÖkçeJack London · Can Yayınları · 201219,4bin okunma
Sessizliğin Kırıldığı An
7/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 09:48
Jack London’un Demir Ökçe kitabını elime aldığımda sadece bir roman okuyacağımı sanıyordum. Ama sayfalar ilerledikçe, Avis Everhard’ın gözünden aktarılan bu hikâyenin düşündüğümden çok daha derin ve sarsıcı olduğunu fark ettim. Burası sadece bir aşk ya da mücadele hikayesi değil; sistemin acımasız yüzüyle yüzleşmek, kendi içimizdeki korkularla hesaplaşmak üzerine kurulu bir yolculuk. Kitap boyunca, yaşadığımız dünyaya dair birçok soruyla baş başa kaldım. Sessiz kalmanın bedeli nedir? Gerçek cesaret ne zaman ortaya çıkar? Ernest Everhard ve Avis’in hikayesi bana, bazen en güçlü direnişin içten geldiğini, bir kelimeyle, bir inançla başlayabileceğini gösterdi. Okurken kendi hayatımdaki sessizlikleri sorguladım. Eğer bir kitap sana kendini sorgulatıyorsa, o kitap yaşamaya değer demektir. Demir Ökçe tam da böyle bir eser. Okudukça merak ediyorsun, düşünüyorsun ve en önemlisi harekete geçmek istiyorsun. Bu kitabı okuduktan sonra dünyaya bakışınız biraz daha farklı olabilir; en azından benim öyle oldu.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2024 98. kitabı
Ölenler dövüşerek öldüler; güneşe gömüldüler. Vaktimiz yok onların matemini tutmaya! Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Nazım Hikmet Ran John Griffith London (1876 - 1916) Edebiyat dünyasındaki mahlasıyla Jack London Amerikalı yazar ve gazeteci Distopyanın ilk eserlerinden birisi olan Demir Ökçe ile kapitalizm ve sosyalizmin çatışmasını tasvir ediyor. Eserde distopyanın amorf yapısını politik kurgusuna, didaktik bir uslüple iç içe geçiriyor. Yazar Demir Ökçe ‘de dipnotlarıyla, distopya evreninin temellerini atıyor. Sınıfsal olarak devrimciler, oligarklar, kapitalistler ve uçurum insanları gibi yapıların öncülük ettiği evreninde, bu sınıfsal yapının altında bir çok kimliği tanımlıyor. Bol dipnotları olan ve politik kurgusu eşliğinde yükselmesiyle diptopik evren yükselerek ilerliyor. Kitabın baş kahramanı Ernest Everhard’ın sosyalizm ideolojisinden oluşan el yazmalarını dillendiren eşi Avis Everhard tarafından anlatılır. Eserde Ernest ve avisin tanışmasıyla olaylar gelişmeye başlar. Faşist bir oligarşinin hüküm sürdüğü bir ülkede Demir Ökçe isimli Tiran tarafından emekçilerin nasıl sömürüldüğünü anlatıyor. Mezalim kapilatizmin siyaseti, hukuku, dini, sosyal hayata olan etkilerini üslubuyla didaktik kürsüden okuyucuya sunuyor. Güneşi zaptetmeye insanlığa adaletle dağıtma çabasında olduğuna inandığı Sosyalizm ideolojisini devrime dönüştürme çabasında Olan ernest dönüştürdüğü hayatları, din adamlarını ve fikir çatışmalarını çiftçiler, küçük esnaf ve orta sınıfın içine harmanlandığı ploteryanın hayat hikayeleriyle şekillendiriyor. Martin eden’de olduğu gibi
Düşünce
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Kapitalizm Faşizme Dönüşürken Umut Nereye Sığınır?
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 18:10
Roman, Avis Everhard’ın el yazmalarının yüzyıllar sonra bir tarihçi tarafından dipnotlarla yayımlanması şeklinde kurgulanır. Demir Ökçe, şaşırtıcı derecede akıcı bir roman. Okuru içine alıyor; yalnızca dipnot bölümleri ritmi yer yer yavaşlatıyor. O dipnotlar aslında başlı başına başka bir roman potansiyeli taşıyor. Oldukça önemli tarihsel açıklamalar içeriyorlar; fakat hikâyeden kopup o bölüme geçmek ve tekrar ana metne dönmek zaman zaman uğraş gerektiren bir deneyime dönüşüyor. Yorucu olmaktan çok, dikkat isteyen bir yapı. Romanı Avis’in notlarından okumamız kurgu açısından güçlü bir tercih. Ancak tek bir bakış açısından ilerlemek, diğer karakterlerin iç dünyasına tam anlamıyla nüfuz etmeyi zorlaştırıyor. Ernest’i düşünceleri üzerinden tanıyoruz ama zihinsel katmanlarına derinlemesine giremiyoruz. Bu durum onu yer yer kusursuza yakın, neredeyse hep haklı çıkan bir figüre dönüştürüyor. Güçlü, kararlı ve etkileyici; fakat insani kırılganlığı sınırlı. Romanın başındaki uzun ve felsefi konuşmalar ilk etapta beni tedirgin etti. Ernest’in odadakilerle yaptığı tartışmalar sayfalarca sürünce akışın tamamen teorik bir zeminde ilerleyeceğini düşündüm. Bu sorun değil; romanın hep bu yoğunlukta devam edip etmeyeceği yönünde bir endişeydi. Neyse ki ilerleyen bölümlerde anlatı daha dramatik bir ivme kazanıyor. Özellikle ikinci bölümde ayaklanma süreci hızlanıyor ve metin sertleşiyor. Yine de ilk bölüm ile ikinci bölüm arasında bir dengesizlik hissi uyandırdı; direniş kısmı biraz daha genişletilebilirdi. Psikopos ile olan bölüm romanın en çarpıcı ve en insani yerlerinden biri. Ernest’in anlattıklarına önce itiraz eden, sistemin yanında duran din adamının gerçeklerle yüzleştikçe aydınlanması ve tarafını bilinçli şekilde seçmesi romanda umut veren nadir anlardan biri. Belki hayatta
KiTaPHaNe
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.