·
Okunma
·
Beğeni
·
2,3milyon
Gösterim
Adı:
Dönüşüm
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751415905
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitapevi
“Gregor Samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Dönüşüm çağdaş dünya edebiyatının en çok tartışılan başyapıtlarından biridir. Kafka, ailesiyle birlikte yaşayan bir gencin sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulmasını öyküleştirmektedir. Bu öykü aynı zamanda günlük yaşamın tekdüzeliğine karşı bir başkaldırıdır. 20. yüzyıl insanının kıstırılmışlığını, toplumsal çalkantılar içindeki bunalımını olanca içtenliğiyle duyumsatan bir yazardır Kafka.

Dönüşüm’ü İclal Cankorel’in özgün çevirisiyle ve Almanca edebiyatın uzmanlarından Ahmet Arpad’ın giriş yazısıyla sunuyoruz.
120 syf.
·1 günde·10/10 puan
Orjinal adı "die verwandlung" olan Dönüşüm Franz Kafka'nın en çok okunan eseridir. Gregor Samsa adlı karakterle böcek metaforu üzerinden mesaj vermeye çalışır yazar bizlere. Sayfa sayısı az olmasına rağmen içerdiği muhteva itibariyle güzel bir kitaptır.

Kitap çoğu elestirmene gore babasının Kafka'yı edebiyata olan merakından dolayı ailenin böceği olarak suçlaması, aile tarafından reddediliş kitaptaki karakterin de kendisi olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca farklı olanın toplum tarafından dislandigi hayatta kalmak için toplumsal kalıpları aşmamak gerektiği subliminal olarak hissettirilmiş.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
80 syf.
·1 günde·Beğendi
Franz Kafka'nın; böcek metaforu üzerinden, ana akımından ayrılana karşı, toplumun duyduğu hoşgörüsüzlüğü, dışlanmışlığı vurgulayan, herkes gibi olmak istemeyenlerin yaşadığı trajediyi anlatan, farklılıklara duyulan tahammülsüzlüğü gözler önüne seren şahane bir eseri. Herkesin okuması, kütüphanesinde bulundurması ve önermesi gereken bir klasik.
  • Küçük Prens
    9.0/10 (33,5bin Oy)38,2bin beğeni131,4bin okunma73,2bin alıntı1,9milyon gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (32,2bin Oy)33,2bin beğeni115,9bin okunma35,2bin alıntı2,6milyon gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (29,9bin Oy)31,5bin beğeni113,3bin okunma95,4bin alıntı360,8bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (32,4bin Oy)36,6bin beğeni119,5bin okunma79,2bin alıntı578bin gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    9.0/10 (51,8bin Oy)60,1bin beğeni176,6bin okunma143,1bin alıntı609,1bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (27,2bin Oy)30,8bin beğeni97,7bin okunma47,7bin alıntı338,7bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (28,3bin Oy)27,4bin beğeni107,2bin okunma61,4bin alıntı503,2bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (21,9bin Oy)21,9bin beğeni84,2bin okunma24,9bin alıntı325,6bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (23,5bin Oy)24,9bin beğeni79,3bin okunma82,1bin alıntı326,4bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (22,3bin Oy)23,6bin beğeni92bin okunma56,7bin alıntı476,4bin gösterim
80 syf.
·10/10 puan
"hayatta her insanın kendini gregor samsa gibi hissettiği zamanları olmuştur"

kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu hikaye. fiziki bir değişiklikten yola çıkarak, belki de duygu dünyamızda bunun binlerce katı ters değişiklikleri ne kadarda doğal karşıladığımızı yüzümüze vurur. düşünülenin aksine değişen gregor samsa değil, ailesi ve çevresindekilerdir bana göre.

yazarın tam olarak ne anlattığından çok sizin ne anladığınıza bağlı bir kitap.hayatınızın her döneminde, her her okuyuşunuzda, yeni bir şey bulursunuz içinde, hayatınızdaki her dönüm noktasında, ilkokuldan liseye, liseden üniversiteye, her dönemde bir şeyler katar bu kitap size. hep kendinizden bir parça bulursunuz.

bir insanın böceğe dönüşmesiyle bir böceğin insana dönüşmesi arasındaki ayrımı düşündürür ilk başta.
sistemin çarklarından biri olursan, yaşarsın. Ama özgürlüğünü, sistemin belirlediği sınırlar dahilinde yaşamak zorundasındır. eğer çarktan ayrılmayı seçersen asıl özgürlüğü yakalamışsın demektir. ama bu sefer de toplum tarafından dışlanırsın. insanlar, onlara yük olduğunu sana hissettirmekten kaçınmazlar. psikolojin dağılır, yalnızlaşırsın ve sonunda ölürsün. en acısı da, kimse pek üzülmemiştir ölümüne. kurtulmuşlardır senden çünkü…

insanlara faydan dokunuyorsa onların herhangi bir ihtiyacını karşılıyorsan, sevilirsin, sayılırsın. eğer bir faydan dokunmuyorsa ve hatta zararın dokunuyorsa insanlar tarafından yavaş yavaş dışlanırsın. ilişki bu duruma geldiğinde artık onların umrunda olmuyorsun ve gözlerinde bir böcek olarak görünüyorsun sadece.

bunu hayatınıza da uygulayabilirsiniz. siz insanlara iyilik yapsanız da bu iyiliği kestiğiniz vakit karşı tarafın takındığı tavrın bir anda nasıl değiştiğini görebilirsiniz rahatlıkla. iyilik artık mesuliyete dönüşür…
74 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Kafka'nın hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/VC6JxCLzwNI

İnsansız hayat aracı.

Yeter ki yatakta hiçbir şey yapmadan kalmamak. Her zaman bir şeyleri seçme zorunluluğuna itilmelerimiz. Ayağa kalkabilmek için ellere ve kollara ihtiyacı olmak. Sistemin bize sunduğu somut sınırlardan soyutluklarımızı kullanarak sıyrılamamak. Samsa kelimesinin bir börek çeşidi anlamına gelmesi. Belirsizliğin çekiciliği. İnsanlarla iletişim kurarken yaşanan, asansörlerde zamanın bir türlü geçmemesi gibi oluşan iletişim fobisi. Dünyadaki yaşamış, yaşıyor olan ve yaşayacak her insanın bir tane bile olsa böcek ezmiş olması ve yine bir tane bile olsa böcekten tiksinmiş olmaları.

En tatlı sabahlar içsel devinimlerle başlar. Dünyanın o ruhu ezen kaosu ve gürültüsü hepimizin ruhlarını bir böceğe dönüştürür. Aslında her gün metrobüslere, arabalara, mezarlara, mağazalara, oy kullanmaya, okullara ve işimize ruhlarımız böcekleşmiş olarak gideriz. Daima bizleri A noktasından B noktasına götürmeye şartlanmış insansız hayat araçları içerisinde bulunuruz. İnsansız hayat aracı dediğim de aslında ruhun ta kendisi. Ne kadar insanlıktan uzak, o kadar yere yakın.

Tin Suresi 4.ayetinde geçtiği gibi "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık." cümlesinden insanların yaratılışının güzelliğine, 5.ayetinde geçtiği gibi de "Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik." cümlesinden dönüşümün ta kendisine ulaşıyoruz! Acaba dıştan o kadar tiksinç görünen böcekler aslında onlarca altın orana sahip, en güzel biçimde yaratılan insanlardan daha mı masumlar yoksa? Gerçekten, biz neye dönüşüyoruz? Bu kocaman beton yığınlarını dünyaya yığan, bütün belaların baş sorumlusu insanoğlu yolculuğuna böyle nereye kadar devam edecek? https://www.youtube.com/watch?v=WfGMYdalClU

Peki, son ağaç kesildikten, son nehir zehirlendikten ya da son balık yakalandıktan sonra mı anlayacağız paranın yenmiyor olduğunu? Ya da dönüşmeyen tek şeyin dönüşümün ta kendisi olduğunu? Esas şaşırdığım şey de bizleri doğurmuş olan insanların bizler için demiş olduğu nurtopu gibi lafından sonra kintopu ve paratopu olan insanlara dönüşmüş olmamız. O gözleri açılmamış bebeklik hallerinden sonra gözleri açılan canavarlara dönüşmemiz. Keşke bir böcek olup da bu olmuş, oluyor olan ve olacak olayların hiçbirini görmemek isteyişlerimiz.

Kafka'nın Dava kitabındaki K.'nın o bitmeyen merakının sürecinde gittiği yukarıdaki kasvetli sistemdeki insanların aşağıda duran K'ya baktıklarında nefes alamamaları ve ölecekmişçesine hissetmeleri gibi, Samsa'nın etrafındaki insanların -yani biz, hepimiz!- her birisi de olabildiğine rütbeli, olabildiğine ego sahibi, olabildiğine kibirli, olabildiğine iyi arkadaşlıkların ve sevgilerin sahibi, olabildiğine para ve güç sahibi olmayı ister. Beklemediğiniz, tanışmadığınız ve yüzleşmekten korktuğunuz o sistem sizi eninde sonunda odanızda bulur ve sizi bir paranoyağa, böceğe ya da apeirofobik bir insana dönüştürene kadar da hiç durmadan o duyulmayan sesini çığırmaya devam eder.

Dönüşüm benim açımdan Kafka'ya ait esrarengiz bir kaçış romanıdır. Kaçış fakat bastığı toprağın üstündeki acılardan farkında -nereye kaçarsan kaç- kaçamayacağın bir kaçış. Öyle ki, dönüşümün nedeninin bile hiç sorgulanmadığı, aynen kabullenildiği bir kaçış. Eski muhabbetlerin samimiliğinden ve aile yaşantısının güzelliğinden, statik ve katı bir duygusuzluk hayatına doğru alınan yoldan kaçış. Otoritenin psikolojik, spiritüel ve ekonomik olarak bizlere biçtiği rolün sömürgesinden 1984vari bir kaçış.

Peki, böcek mi toplumdan çıkar yoksa toplum mu böcekten?
80 syf.
·2 günde·10/10 puan
"Herkes 'sürüye' katıldığından ötürü güven içerisinde, ...sınırları 'iyice' çizilmiş bir yaşam."

Kafka'nın (1920-23) Jonouch'la konuşması


Öncelikle Dönüşüm, sayfa sayısının azlığına, üslubunun görünüşteki yalınlığına karşılık deyim yerindeyse öyle kolay yutulur lokma değil.

Kolay yutulur lokma olmamasına rağmen neden bu kadar çok okunduğuna gelirsek; Ahmet Cemal bu konu da kitabın sayfa sayısının azlığını, kitabın ince olmasından dolayı çok okunuyor denilmesine karşı çıkıyor. Bu çok okunmayı başka bir olgu da aramak gerektiğini bununda eserin 20.yüzyılın başlarında kalema alındığı yıllarda toplumların  artık 'insan' kavramının niteliği konusunda arayışa girmelerinin eserin çok okunmasına neden olduğunu belirtiyor.

Evet katılabilirim ama insanın niteliği bağlamında kitabı okuyan kesim o yıllarda Avrupa toplumları idi. Günümüz de bence çok okunması sayfa sayısının azlığı gibi geliyor insanlar bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri eserleri hele ki bir de bu çok okunanlardansa  hemen aradan çıkarma gibi bir  eğilimle okuyorlar.

Kaldı ki çok okunmasına rağmen bu kadar simgelerin yoğun olduğu ve Kafka'nın eserlerinde oluşturduğu iki dünyayı da

-Günlük yaşam ve
-Doğaüstü kaygının dünyası

dikkate alırsak eğer eser Kafka'ya değilde başka birine aitmiş gibi simgelere takılmadan düz okuyup ilk anlamıyla eseri anlamlandıranlar bu klasiği çok 'basit' görüp 'abartıldığını' bile düşünebiliyor.

Oysa Dönüşüm Ahmet Cemal'inde belirttiği gibi kolay yutulur lokma değil.
Kolay yuttuğunu düşünenler sadece
Günlük yaşam penceresinden bakıp anladıklarını sanabilirler.(ki bu da yanlıştır diyemem.)
Kafka'nın farklı bakış açıları ile 2 kez okunulmasını bazı yazarlar tavsiye ediyorlar. Yoksa sıradan bir uzun hikâye gibi görebilirsiniz.

Öykü 'sürüden' (Toplum) ayrılmaya başlayan
Gregor Samsa'nın böcek metaforu üzerinden :
- Aile yapısı ve
- Toplumsal yapıyı ayrıntılı olarak eleştirmektedir. Bu eleştiriler nesnel bir boyuttadır.

===============Spoiler=================

Gregor Samsa'nın böcek olarak uyanması ile başlayan öykü böcek olarak uyanmasına çok şaşırmayan Gregor'un işe gitmek için kurduğu alarmı duymadığının farkına varması yani insanın toplumsal bakımdan 'kullanım talimatlarına' uymadığını fark etmesiyle bir telaşa kapılması ve işe gidememesi üzerine ailesinin tepkisi ve müdürünün eve gelmesiyle bu 'uyanış' sürecine verilen tepkiler ile devam ediyor ve Gregor'un ölümüyle sonlanıyor.

"Biraz daha uyusam ve bütün bu saçmalıkları unutsam nasıl olur."

Uyuma fikri şüphesiz ki Gregor için bir fiziksel süreç değildir. Çünkü Gregor artık aile ve toplumun baskıcı yapısına karşı 'başkaldırmıştır.'
Gerçek bilinç yerine geldiği için uyumanın ona fayda vermeyeceği gün gibi ortadır zaten Kafka'nın onu yeniden uyutmasını beklemiyoruz.

Müdür bey:" Hiç iş yapılamayacak bir mevsim yoktur, Bay Samsa asla da olmamalıdır."

Onu böcek olarak gören müdürünün kabullenemeyişi ve yüzüne bile bakmadan sırt dönüp gitmesi toplumsal işleyişi aksatan insanların bahanelerinin dinlenmeyeceğini gerek duyulmadığını gösteriyor.

Müdür giderken Gregor'un kız kardeşi evde olsaydı eğer:
"kız kardeşi evin kapısını kapatır ve holde Müdür Bey'in  korkusunu yatıştırırdı." diye düşünmesi bunun nasıl bir yatıştırma olacağını söylememe gerek yok sanırım toplumda belirli bir mevki anlamda üstünlüğü olanların diğer bireylere nasıl baktığını görebiliriz.

Simgelere de göz atmak gerekirse
Gregor'un odasında asılı bulunan

Kadın resmi: Ailesine bakma sorumluluğu ve iş baskısı yüzünden özel hayatının olmamasını yani cinsel bastırılmışlığı gösteriyor o resmi almaya çalıştıklarında karşı konulamaz bir şekilde resmi saklamaya, vermemeye çalışmasıda bastırdığı duygunun ne denli güçlü olduğunu gösteriyor bize.

Merdiven: İçinde bulunduğu durumdan kurtulmanın zorluğunu labirent şeklinde belirtilmiş.

Ve 4 5 kez 'pencere' vurgusu yapılmış bu da hapsedilmişliği yani özgürlüğü pencere ile simgelemiş. "Pencereden bakmanın iç dünyasında filizlendirdiği özgürlük duygusunu anımsamasıydı." (Can Sayfa 49)

Gregor odasına girdiği zaman karanlık dışarı çıktığı zamansa aydınlık olarak görsteriliyor.
Gregor hayattayken odasının çok karanlık ama öldükten hemen sonra aydınlanması ailenin ve toplumun 'uyanışı' yani başkaldırmayı kabul etmemesini tam tersi şeklinde gösteriyor.

17 yaşında olan 'işsiz' kız kardeşinin ilk başta ona sahip çıkması sonra da evden gönderilmesini istemesi ise kız kardeşinin işe başlaması yani sürüye katılıp toplumun parçası haline gelip sistemin kölesi olduktan sonra evden kovma fikrini benimsemiştir.

"acaba küçükhanım yanımıza gelip çalmak istemezler mi, çünkü bu oda çok rahat?
Baba, sanki kemanı çalan kendisiymiş gibi: Rica ederim memnuniyetle diye karşılık verdi."

Aile yapısı içinde bireyin fikirlerinin önemsenmediğini karar verme kısmının aileye bırakılmasını eleştirmiştir.

Doktor çağırılması ve doktorun geldiğine dair bir bilgi verilmemesi ise hiçkimsenin bu uyanışı anlayamayacağını Gregor'un iç konuşması ile anlıyoruz.


Eklemek istediğim o kadar çok şey var ki kısa tutmak için atladım hep ona rağmen uzun oldu.
Güncelliğini sürekli koruyacak bir eser her okudunduğunda farklı ayrıntılara denk gelinebilir. Kütüphanenizde bulunulmasını tavsiye ederim. Sisifos Söyleni'nden sonra okunması anlaşılması için daha iyi olabilir.
80 syf.
·1 günde·10/10 puan
Dönüşümü rastgele elinize alıp okursanız sizin için bir şey ifade etmeyebilir hatta bu adam ne yazmış diye yarıda bile bırakabilirsiniz fakat okumadan önce kitap hakkında ufak bir inceleme yapmalısınız yazılış amacını biraz çerçeve etmelisiniz sonra okuduğunuzda ayrı bir bakış açışı yakalamış olup o bakışla kitaba hakkettiği değeri verebilirsiniz
74 syf.
·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
İnsanın hayatla arasındaki ilişkiyi metaforlar kullanarak anlatmış harika bir kitap. Dünyaya karanlık bir odadan bir böcek gibi nasıl baktığımızı anlatıyor. Okurken bir böcekle aranızda benzerlikler bulacağınız güzel bir kurgu. Bazı zamanlar dışlanmış bir böcek gibi hayatı sadece izliyoruz. Karanlık odamızdan bir an önce çıkıp sadece bir gözlemci olmadığımızı göstermemiz gerektiğini bize göstermeye çalışıyor.
Olayı biraz somutlaştırıp ele aldığımızda bir gün iş yapamaz bir hale geldiğimizde ya da insanlara artık faydamız dokunmadığında bizi nasıl dışladıklarını görüyoruz. Ya da başka bir bakış açısıyla birilerine muhtaç olduğumuzda onların ayakları altında ezilmemek için gösterdiğimiz çabayı görüyoruz.
Ben çok beğendim. Sizlerin de okumanızı tavsiye ederim.
80 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Aslında bu kitap okumak istediğim kitaplar arasında yoktu. Kitapçıda ucuz, ince olduğunu gördüm, çok okunduğunu da bildiğim için aldım. Bu kitabı okumak istemiyordum çünkü hamamböceklerinden nefret ederim ama aldığım için okudum. Okurken midem bulandı. Gözümün önünde dev gibi hamamböcekleri görür oldum. Çok gerçekçiydi... Bir yazar kendini bir böceğin yerine nasıl bu kadar iyi koyabilir, şaşırdım.

Kitap kapağı ve kitap ismi ancak bu kadar güzel kitabı anlatabilir. "Böceğe dönüşen insan" herkes en azından bu kadarını bilir bu kitap hakkında ama okuyunca durumun farklı olduğunu görürsünüz. İnsan'a bir böcek olduğunu hissettirir bazı aileler, kişiler. Acaba aslında böcek olan kişiler bu duyguyu hissettirenlerin kendileri midir? Bir insan en yakınları olan ailesinden saygı görmez ise kendini değersiz bir böcek gibi hissetmez mi? Çok hasta olduğunuz da, işiniz basit bile olsa, yaptığınız tek olumlu şeyi, kendinizi iyi hissettiren işinizi yapamıyorsanız ve müdürünüz sizin gibi çalışkan, dürüst birine inanmaz ise kendinizi nasıl hissedersiniz? İşte bu kitapta okuduğunuz satırların duygularını hissedeceksiniz? Yıkılmış olan bir gencin, Gregor Samsa'nın acı dolu hikayesini okuyacaksınız. Mutlaka okuyun, böceklerden tiksinseniz bile...
74 syf.
Artık insanların işine yaramadığınızda onlar için bir hiçsinizdir. Sizi umursamazlar. Bu kitapta bu durum oldukça özgün ve alışılmışın dışında anlatılmış.
74 syf.
·1 günde·8/10 puan
Güzel, hoşuma giden bir kitap. Okurken çok zevk aldım. Bir çırpıda okuyabileceğiniz, kurgusu oldukça değişik bir eser. Şahsen okurken kendimi bir böcek gibi hissettim, o derece içime işlemişti. Bu hayatta hepimiz bir nebze Gregor Samsa'yız değil mi....

Başkalarının sana verdiği değer onların ihtiyaçlarını karşılayabildiğin kadardır. Cümlesi tam bu kitaba özet olabilir.

Fakat şunu belirtmek istiyorum herkesin bayıla bayıla okuduğu, övüp bitiremediği bu kitabı ben nedense o kadar da yüceltemedim. yani en azından 10/10 diyemiyorum. Belki de yorumlardan ötürü beklentimi çok yüksek tuttum. Tabii raflar da yer alması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitaba aşırı anlamsız yorum yapanlar gördüm,duydum ve bence her kitabın bir zamanı vardır, ve bu yüzden eğer kitaba başladığınızda bir şey anlamadığınızı ve sıkıldığınızı hissediyorsanız, bırakın; sonra zamanı gelince tekrar başlayın.

Keyifli okumalar dilerim :))
80 syf.
Nereden icap ettiyse artık, sitedeki Dönüşüm”ünü Kafka’nın okudum diye işaretlemişim. Halbuki inceleme yapmadığım hiçbir eseri okudum diye işaretlemeyecektim. Atlamışım. Artık ne vardıysa kafamda. Buna bir inceleme yazmak farz oldu. (Ben okuduğum zaman adı Değişim’di. Metamorfoz’u öyle çevirmişti çevirmen Türkçeye. Dile iyi hakim olanlar, Almanca özgün isminden değerlendirme yapabilir.)

Peki Gregor Samsa basit bir konu mankeni midir? Bir kitabı okumak, sadece olay örgüsünü deşifre edip zevk almak mıdır? Ya da yazarın üslubunun peşinden gitmek. Gerçi son zamanlarda güzel üslup avcısı gibi davranır olduğumu fark ettim kendimde. Yaşıma verip kendimi affettim de. Felsefi işaretlerin peşinden de gitmiyorum denemez. Bu kitap ama, inanın bana, üstüne ciltler dolusu kitap yazılıp tahlil çıkartılacak zenginliğiyle eşsizdir. İçinde ne yok ki bu uzun hikayenin? Bir yerinden gireyim. Ve görün sizi bu kitabın felsefesiyle nerelere savuracağım. Biraz didaktik takılmak benim de hakkım.

Baştan söylemeliyim ki, özellikle hiçbir fikri ve hiç kimseyi hedeflemedim.

Birçok Türk aydını ve değerli okur Gregor Samsa'nın ismine de, yaşadığı o inanılmaz dönüşüme de zihinlerini ideolojik kuma gömmüş kişiler gibi hoyratça yaklaştı yıllarca. Elbette zavallı Samsa, bir konu mankeni olursa, uzun hikayesinde kendisine önceden dayatılmış zihinsel reçetelerle yaklaşılırsa Gregor'dan, Groger, gerekirse Mregor'a da, hatta emir komuta zincirinde Dimitri'ye de Vasili'ye de dönüşebilir.

Ama yok, yok, bir işsizin yaşadıklarıyla sınırlı değildir onun dönüşümü. Memleketin birinde işsiz adamın biri böceğe dönüşmüş diye anlaşılmamalı. En basitinden zamanla sınırlanmamıştır yaşadıkları, bir iş bulup değiştiremez kaderini. Yatağından bile çıkamaz, arkasını dönmesi mümkün değildir ve sonunda da bir ısırılmış elma darbesiyle, mahkum edildiği kaderine -ölüme- sürüklenir.

Bana kalırsa, okuduğunu anladığını sanmak, hiç okumamaktan da büyük felaket. İktidara gelmediği için eli fazla kana bulaşmamış birçok fikir, bu fikirlere sahip bir çok insan atlanırken, hadi bu derinliksiz toplum eleştirisine uygun bir sos diyelim, ama bunu görmemenin sebebi derinlikli okumamak, bu sebeple de okuduğunu anlamamaktır. Birçok entelektüel okurun okumamış olduğu varsayılanlar listesinde Hegel’in yanında Kafka'ın ismini görmek, insanda hayret uyandırmaya yetiyor. Hegel’i eminin okumamıştır zaten.

Bir liberal parti üyesi olan Russell'a, sırf liberal olduğu için dudak büküp okumamak olsa olsa kibirdir. Sanır ki okuduğu üç beş tek yönlü ideolojik kitap ve okuduğunda edindiği hep aynı yöne taş atma yeteneği dünyanın tüm karanlık yerlerini aydınlatacak. Goethe okurken sırf Müslüman olduğu için Hafız’ı ıskalamayı nasıl adlandırmalıyız? Bu isimler özellikle seçilmiş değil elbette. Altında ideolojik bir kurgu aranmasın diye söylüyorum. Ve biliyoruz ki mezarlıklar insanın insana çektirdiklerini hallettim, başka bir arzunuz diyen adamlarla dolu. Çoğu da okunması gereken filozof.

7 sene önce yazmışım, Plotinuss adıyla. Bir daha yazayım. <<<<<Peki birisi çıkıp, bir yüzyıl önce yaşayanlara göre en az 2 saat daha az uyuduğumuzu söylese, şaşırır mıydınız? Başka birisi çıkıp rekabet ve kültürel şartlandırma sonucunda uykumuzdan çaldığımız bu saatlerin, yalnız depresyon ve intiharlar değil, aşırı kilo alma, kronik öfke hali, kazalar, cinayetler, hatta savaşlar ve insan kardeşlerimizin acı çekmesine sebep olan diğer suçlar, kısacası sorunlarımızın pek çoğunun sebebi olduğunu söylese, ne derdiniz?>>>>>

Ve unutmayın, ideoloji asla fikir değildir. Her fikir önceki fikirlerle beslenir, bu doğru. Ama bir fikri, o fikri alt ettiğini savunan birinin yazdıklarından asla öğrenemezsiniz.

Bu yazdıklarımın bu novella ile ne alakası mı var? Dikkatli okur, girdiği Kafkaesk ruh halinin içinde hepsini yakalayacaktır.

İyi okumalar.
74 syf.
·Puan vermedi
Şaheser, muazzam, fevkalade

Bir sabah yatağınızda gözlerinizi açtığınızda kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzu hayal edin. Size nasıl davranması gerektiğini bilmeyen aile fertleri... insan iradesinin ve özgürlüğünün günden güne yok oluşu... anlayabilen için, çok şey anlatmış aslında bize kafka.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dönüşüm
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751415905
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitapevi
“Gregor Samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Dönüşüm çağdaş dünya edebiyatının en çok tartışılan başyapıtlarından biridir. Kafka, ailesiyle birlikte yaşayan bir gencin sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulmasını öyküleştirmektedir. Bu öykü aynı zamanda günlük yaşamın tekdüzeliğine karşı bir başkaldırıdır. 20. yüzyıl insanının kıstırılmışlığını, toplumsal çalkantılar içindeki bunalımını olanca içtenliğiyle duyumsatan bir yazardır Kafka.

Dönüşüm’ü İclal Cankorel’in özgün çevirisiyle ve Almanca edebiyatın uzmanlarından Ahmet Arpad’ın giriş yazısıyla sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 120,7bin okur

  • Merve Uluçelik
  • Efe Uğur
  • Egemen Kavuşan
  • Damla Dündar
  • ramazan Utaş
  • Nazlı
  • azbucukk
  • leylinihan
  • Zeynep Güzel
  • Bilge

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.7
Erkek
%27.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (2)
9
%0 (4)
8
%0 (1)
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları