Flush (Toplu Eserleri No:5)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.744
Gösterim
Adı:
Flush
Alt başlık:
Toplu Eserleri No:5
Baskı tarihi:
8 Mart 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052060254
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Flush
Flush
Flush
Flush
Flush
Babası tarafından hasta olduğuna inandırılıp karanlık bir odada, güneşten, açık havadan uzak yaşamaya mahkûm edilen Elizabeth Barrett, Victoria Dönemi’nin en ünlü şairlerinden biriydi. Robert Browning’le olan aşkları ve kendi hayatlarını kurmak üzere Floransa’ya kaçışları, Avrupa edebiyat dünyası için hâlâ ilgi çekici, destansı bir başlıktır.

Barrett ve Browning’in mektupları Virginia Woolf’un eline geçtiğinde, muhtemelen herkes gibi o da hayranı olduğu Elizabeth Barrett’ı merkeze alan bir metin yaratacağını düşünmüştü. Fakat rivayete göre, Barrett’ın köpeği Flush hakkında yazdıklarını o kadar etkileyici bulmuştu ki hikâyeyi onun üzerine kurgulamaktan kendini alamadı.

Flush, bugüne dek sessiz kalan dostlara söz hakkı vererek aşkı, mutluluğu, mutsuzluğu ve hatta aristokrasiyi, sınıfsal farklılıkları, kısacası dünya düzenini onların gözünden anlatan, benzerine az rastlanır bir roman.
150 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Flush bir biyografi kitabı. Virginia Woolf bir köpeğin bakış açısıyla bize Bayan Browning'in yani, Victoria döneminin en ünlü şairlerinden biri olan Elizabeth Barrett Browning'in hayatını anlatıyor. Yine de okurken pek çok tepeden bakan cümle vardı, sık sık tanrısal bakış açısı kullanılmıştı.

İçeriğin beni bu kadar saracağına dair hiçbir fikrim yoktu. Woolf'un Mrs. Dolloway ve Kendine Ait Bir Oda'sını okumuştum ben. Dolayısıyla daha ciddi, vurgulu ve alttan alta mesajlara dair hazırlıklıy(mışım)dım. Fakat Flush hiç öyle olmadı benim için. Olduğu gibi sadeliğiyle hoş, az ayrıntılı haliyle etkileyici geldi bana.

Flush, bal gözlü, sarı tüylü Spanyel cinsi bir köpek. Ama bunlar sadece görünüş. Flush'ı gerçekten tanımak istiyorsanız, onun içini bilmeniz gerekir. Flush'ın gezgin ruhunu tanımak için onunla Londra sokaklarında tasmasızca gezmeniz gerekir örneğin, ya da onun zekiliğini anlamanız için ona soru sormanız, filozof ruhuna rastlamanız için yüksek olmayan, ılımlı bi' sesle onun yanında kitap ya da mektup okumanız gerekir.

Flush'ı kendime yakın hissettim ben okurken çünkü o, bilgisiz ve deneyimsiz haliyle aynı deneyimsiz bir insan gibi. Deneyim edininince nasıl davranması gerektiğine dair tüm kalıplara, öğretilere verdiği tepki; insanlara, kendi türdeşlerine ve canlılara karşı aklından geçirdiği fikirler çok içten ve samimi geldi bana.

Bu kitap hakkında bir köpeğin gözünden dönemin en ünlü aşkını yaşayan iki edebiyatçının yani Elisabeth Barrett ve Robert Browning'in aşkının anlatılması şeklinde birkaç yoruma rastladım. Halbuki aşk teması benim için çok sönüktü kitapta. Aşka Flush gibi duyarlı bir köpeğin sessiz kaldığını söyleyemem. Flush'ın Bayan Browning'in üzerindeki aşk havasını hissetmesi, bunu kıskanması, hatta Robert Browning’i bu nedenle ısırdığına dair anıları hala aklımda. Ama demek istediğim şu ki.. ben bu kitabı dönemsel bir aşktan çok, sevgili bi' ruhun hayata ve insanlara dair eşsiz deneyimleri, bakış açısı olarak okudum. Elbette bu, yaşanan aşkın güzelliğini görmezden gelmek değil; neler yaşandığından çok, bakışın içtenliği etkiledi beni kitapta.

Woolf'un kaleminden ilginç bir dünyaya konuk olduğum yaklaşık 140 sayfa boyunca tarifsiz bir bağ, arkadaşlık içinde filozof ruhlu, samimi bir köpekle vakit geçirdim. Yine de en iyi sahibesi, Elisabeth Barrett'ın defterine onunla yeni tanıştığı zamanlarda yazdığı bi' şiirle daha çok yakınlaşabilirsiniz belki Flush'a:

''Şu köpeğe bak. Dün buradaydı daha
Dalmıştım onun varlığını unutup da
Düşünceler birbirini kovalarken döküldü yaşlarım,
Islak yanaklarımı yastığa koyarken,
Tüylü bir baş yaslandı birden
Yüzüme doğru -iki altın sarısı, parlak göz
Şaşkına çevirdi beni
Çarpıp düşük kulaklarını, sildi yanaklarımdaki ıslaklığı!
İrkildim önce, Arcadia'daydım* sanki
Keçiye benzeyen bir tanrı afallattı beni
Ama tüylü gözü yaklaşıp da göz yaşlarım kuruyunca
Tanıdım onu- Flush'tı
Yükseldim şaşkınlığın ve hüznün üzerinden
Şükür ki gerçek Pan'a**
Ufacık bir aşkın en büyüğüne neden olanına.''

Arcadia*:Eski Yunanistan'da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke.
Pan**:Pan, Yunan mitolojisi'nde kırın, satirlerin ve çobanların tanrısıdır. Bu tanım, Pan'ı doğa ile doğrudan ilişkili kıldığı için pastoral bir nitelik arz etse de Pan'ın bütün mitoslarda yarı keçi yarı insan suretinde tasvir edilmesi onu korkutucu bir figür haline getirmiştir.
116 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
1933 yılında yayımlanan Flush, Virginia Woolf’un yazdığı iki yaşamöyküsünden biridir.Flush, Virginia Woolf’un Victoria Çağı’nda kadınlara yapılan baskının kurbanı olarak saydığı şair Elizabeth Barrett Browning’in köpeğidir.
Hastalığı bahane edilerek eve kapatılan Elizabeth Barrett, Robert Browning ile tanışır.Gizlice evlenir.Köpeği Flush da alarak eşi Robert Browning ile İtalya’ya kaçar.
Bu aşk öyküsü Flush’ın gözünden anlatılır.Flush’ın ilk sahibi yazar Mary Mitford’dur.Virginia Woolf,Flush’ı dört ay içinde yazmış ve hiç sevmemiş.
Açıkçası ben bayıldım Flush’a.
142 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Vırgınıa Woolf şair Elizabeth Barrett'ın biyografisini anlatırken şairin köpeği Flush'ın duygularından o kadar güzel bahsetmişti ki. Kitabın anlatım dili ara ara Elizabeth Barrett'ın eşine yazdığı mektuplar ara ara ise Woolf'un betimleri ile devam ediyor. Bir köpeğin duyguları daha güzel anlatılamazdı sanırım.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Okuduğum en keyifli Virginia Woolf kitabıydı. Bu aslında köpek severlerin bir kalemde okuyabileceği bir kitap. O melankolik, depresif Woolf'un kaleminden çıkmış en yumuşak, en sevimli eser de diyebilirim.

Ingiliz Cocker Spaniel cinsi, sonradan aristokrat hayata dahil olmuş bir köpeğin hayatı, biyografisi. Ama Flush'in otobiyografisi desem çok da abartmış olmam.

Flush, Viktorya dönemi şairlerinden Elizabeth Barrett Browning'in köpeği. İlk sahibi yoksul, yemeğini Flush'la paylaşacak kadar yoksul yaşlı bir kadın. Onu Elizabeth Barret'e herhangi bir karşılık almadan veriyor. Böylece Flush'da düşkün bir hayattan kurtulup, aristokrasiye dahil oluyor. Tabi bunun için bazı bedeller ödemek zorunda kalıyor. Artık serbestligi, sokakları unutmak zorunda kalıyor. Çok geçmeden bu zengin ve güvenli hayata alışıyor. Ta ki, Elizabeth Barrett, yine ayni dönem şairlerinden Robert Browning'le evleninceye kadar. Biraz kıskançlık yaptıktan sonra sağduyusu devreye giriyor, yeni hayatına da alışıyor. Hatta onlarla Florensa'ya göç edip tam bir Italyan oluyor

Bu güzel, kısa öykü kitabını okumanızı tavsiye ederim. Duygusal, eğlenceli, bir köpeğin gözünden anlatılmıs müthiş bir "köpek yasam öyküsü". Virgina Woolf harika yazmış.

ALINTI: "Sonsuz duyarlı tabanlarina mağrur Latince mezar yazıtlarının apaçık izi çıktı. Uzun lafın kısası Floransa'yı hiçbir insanoğlunun tanımadığı gibi tanıdı; Ruskin'in hiçbir zaman tanıyamadığı gibi ya da George Eliot'ın." syf.97



#okudumbitti #flush #virginiawoolf #iletişimyayınları #külliyatokumaları #ingilizedebiyatı #çeviri #fatihözgüven #tavsiyekitap #okumahalleri #kitapönerisi #öykü
132 syf.
Oncelikle Virginia Woolf ruh halini en çok merak ettiğim yazarlarin başında geliyor. Kitabı okurken keyif aldım ve evet bazı bölümlerinde zorlandım. Çünkü bilinç akışı tekniği kullanılmış kitapta ve bu teknik bazen beni yoruyor ve bazı kısımları anlamakta güçlük cekebiliyorum. Ancak sonra toparliyorum. Sonuna üzüldüm. Ama bir köpeğin gözünden sahibi ve sahibi ile beraber yaşadıkları, anlamlandiramadiklari vs. Güzel olmuş.
116 syf.
Granit ve Gökkuşağı’ndaki Biyografi bölümünde, biyografi yazarlarının temel bir sorunundan bahseder Virginia, ya her şeyi olduğu gibi anlatacaklar -ki bu durumda yazar kendi sanatını icra edemeyecek- ya da hayal dünyasına başvurup kalemini kullanacak bu durumda da biyografi kahramanının hayatına kurgu unsurları karışacak ve okur kahramanı tanımaktan çok, yazarın hayal dünyasında gezinecek. Yani iki ucu ateşten kızarmış demir çubuk, hangi tarafından tutsan elini yakacak. Yine bunun yanında etik ve ahlaki unsurlar var. Eğer yazarın hayatını olduğu gibi aktarırsanız, özel hayatı sanatının önüne geçebilir ve sanatını aşan sorgulamalarla karşılaşılabilir. Dolayısıyla yazar biyografi kahramanını bu anlamda gözetmek zorunda kalabilir. Anlayacağımız biyografi yazmak zor zanaat ama bir insanın değil de Flush gibi bir köpeğin biyografisini yazarsanız çok daha rahat hareket edebilirsiniz, mesela Flush ağacın altında çiftleşiyordu dediğinizde, kimse Flush’ı ahlaksızlıkla suçlayamaz!

“… ister beğenin ister beğenmeyin, köpeklerin ahlak anlayışları kuşkusuz bizimkilerden farklıdır. Ve bu bakımdan Flush’ın davranışında perdelemeyi ya da onu ülkedeki en temiz, en lekesiz köpeklerin arasından sürüp atmayı gerektirecek bir durum yoktur.”

Belki de burada yatan şöyle bir mesaj var, “Ancak hayvanların biyografisi yazılabilir” çünkü her köşe başında bir kontrol noktası kurulmuş ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar ayırıp ahlak süzgecinden geçiriyorlar yani bunlardan bir şeyler geçirmeniz pek mümkün olmaz. Hadi diyelim bir şekilde bu süzgeçlerden geçirdiniz! Karşınıza bu defa ün, nam, şöhret mafyası çıkar ve bunlar geçirdiğiniz şeyleri yüksek atlama sırığı olarak kullanmak için üstüne atlarlar. Tabii öyle sırığın ucunda Orta Direk Şaban gibi takılı da kalabilirler ama bunu pek dert etmezler çünkü bu sporu sevenler onu güvenli bir şekilde aşağıya indirebilirler. Kısacası o sırığı bulup ucuna yapışmanız yeterli, gerisini sürüye bırakırsınız…

Flush yaşlı bir kadının köpeğiyken özüne uygun olarak doğanın içinde özgürdü. Ancak ne zaman ki entelektüel bir kadının köpeği oldu o zaman boynuna geçirilen zincirle tüm özgürlüklerini de kaybetmiş oldu. Flush’ın serüveni insanoğlunun yapısına ne kadar da uygun düşüyor. Bugün boynumuza geçirilen zincirlerle irademize gem vurulmuş bir halde hayatlarımız sahiplerimizin iki dudağı arasında zikzak dokuyor.
116 syf.
·6/10 puan
Elizabeth Barrett ve Robert Browning aşkının konu edildiği Woolf eseri. Bu aşkın Elizabeth Barrett'in köpeği Flush'ın gözünden bizlere aktarılması eseri daha da farklı kılmış bana kalırsa. Woolf'un bu eseri kaleme alırken; "Köpekleri beni o kadar güldürdü ki, onu hayata geçiremeden edemedim." demesi eserin ayrıcalığını kanıtlar nitelikte. Ayrıca eserde Victoria Çağı'nın koşullarından bahsedilmesi de dönemi anlamak açısından faydalı olmuş. Bir köpeğin gözünden akici bir dille ve en ince ayrıntısına kadar anlatılan bu biyografiyi kesinlikle okuyun, okutturun derim. :)
116 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Hayatta ilk öğrendiğimiz şey normal koşulları ele alırsak sevgi olmuştur sanırsam. Annemizin kokusu, dizinin dibinde büyümek, oyunlar oynarken düşüp incinsek de yaramızı iyieştireceğini bildiğimiz ya da hissettiğimiz birilerinin olması. Flush da ilk sevgiyi öğreniyor ve hissediyor. Sonra bağlanmayı, sevdiği şey uğruna başka şeylerden vazgeçmeyi öğreniyor. (Bu arada Flush bir köpek) Sonra sevdiğinin kendisine olan ilgisi azalınca kıskançlıkla nasıl mücadele edeceğini, yaptığı küçücük bir hatanın nelere yol açabileceğini, canının nasıl yandığını öğreniyor. Kısacası hayatla mücadeleyi öğreniyor. Virginia Woolf Flush adındaki bir köpek üzerinden insanın hayatında yaşayabileceği birkaç olay üzerinden duygu durumunun, ruh halinin, hayatının nasıl değişip şekillendiğini muhteşem bir edebi dille anlatmış. Okumanızı tavsiye ederim.
:)))
132 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Babası tarafından hasta olduğuna inandırılıp karanlık bir odada, güneşten, açık havadan uzak yaşamaya mahkûm edilen Elizabeth Barrett, Victoria Dönemi’nin en ünlü şairlerinden biridir.Robert Browning’le birbirlerine aşıkdırlar, ve kendi hayatlarını kurmak üzere Floransa’ya kaçarlar, Barrett ve Browning’in mektupları Virginia Woolf’un eline geçtiğinde, herkes gibi o da hayran olduğu Elizabeth Barrett’ın anlatım yazım diline hayran kalır. Ve Barrett’ın köpeği Flush hakkında yazdıklarını o kadar etkileyici bulur ki hikâyeyi onun üzerine kurgulamaktan kendini alamaz. Flush, bugüne dek sessiz kalan dostlara söz hakkı vererek aşkı, mutluluğu, mutsuzluğu ve hatta aristokrasiyi, sınıfsal farklılıkları, kısacası dünya düzenini onların gözünden anlatan, bir kitap.
112 syf.
·9/10 puan
Woolf’un okuduğum ilk kitabı. Okumayı neden bu kadar geç bir zamana bıraktım bilmiyorum. Ama inanılmaz güzel bir kafa ve yazıya geçirme becerisi var yazarın. Bir köpeğin gözünden olayları aktarması bakımından da oldukça ilginç bir eser. Mektuplaşmalar, köpeğin düşünceleri, seyahatler derken oldukça güzel bir eserle karşılaşıyorsunuz..
116 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Flush sadece Cocker cinsi bir köpek değil. Onun tıpkı insanlar gibi hisleri var. Mesela sevgi, bağlılık, kıskançlık, öfke, korku, kaygı ve daha pek çoğu...
Kitaptaki insan kahraman Mrs. Browning ve çevresindeki insanlar ve başından geçen (hastalık, aşk vb.) durumlar olsa da bu kitap, bir köpeğin bakış açısıyla yazılmış sade ve aşırıya kaçmayan betimlemelerle kurgusu güzel bir kitap.
Köpekler seslere, kokulara aşırı duyarlıdır. Ha bir de insanların saklayamadıkları ve yüzlerinden okunan duygularına.
Velhasıl okuyunuz efendim
136 syf.
·2 günde
Taş atmadan önce şunu düşünün "Hiç bir köpek fıtratı dışında SALDIRMAK İÇİN HAVLAMAZ sadece KENDİSİNİ veya AİLESİNİ KORUMAK için HAVLAR" Eğer korkuyorsanız yolunuzu koşarak değil sakin adımlarla değiştiriniz. Çünkü bu sevimli dostlarımız bizlerden sadece bir kap yemek bir su vede sevgi ister buna karşılık bizlere sadık ve vefalı olmanın ne demek olduğunu öğretirler. Belkide bu eser sizlere hayvan sevgisini aşılayabilir özellikle köpekler karşı istemsizce korkusu olanlara tavsiyemdir. Bazı yazarları okumak zordur Virginia'nın özellikle bu kitabinda olay örgüsü kimi kisimlarda bir turlu giriş olamadı tıkanır gibi olan hikaye okuyucuyu yorabilir. Belki çeviriden kaynaklı olabilir ama ben sıkılarak okudum. Konu olarak bir köpeği hisleri onun gözünden sahibi ve dünyaya bakışı anlatılmaktadır ben anlatımı gayet etkili hatta bir köpeğin gözünden anlattıldığını unutturabilir. Sizlere hayvan sevgisini aşılayacak bir eser olarak öneririm herkese keyifli okumalar.
Aynaya bakarak "şimdi neyim ben?"diye düşündü. Ve ayna bütün aynaların vahşice içtenliğiyle, "bir hiçsin," dedi. Hiçti.
"Yeniden karanlık çökmeye başladı, öyle bir karanlık ki artık neredeyse son umudunu da ezip yok edebilecek gibi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Flush
Alt başlık:
Toplu Eserleri No:5
Baskı tarihi:
8 Mart 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052060254
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Flush
Flush
Flush
Flush
Flush
Babası tarafından hasta olduğuna inandırılıp karanlık bir odada, güneşten, açık havadan uzak yaşamaya mahkûm edilen Elizabeth Barrett, Victoria Dönemi’nin en ünlü şairlerinden biriydi. Robert Browning’le olan aşkları ve kendi hayatlarını kurmak üzere Floransa’ya kaçışları, Avrupa edebiyat dünyası için hâlâ ilgi çekici, destansı bir başlıktır.

Barrett ve Browning’in mektupları Virginia Woolf’un eline geçtiğinde, muhtemelen herkes gibi o da hayranı olduğu Elizabeth Barrett’ı merkeze alan bir metin yaratacağını düşünmüştü. Fakat rivayete göre, Barrett’ın köpeği Flush hakkında yazdıklarını o kadar etkileyici bulmuştu ki hikâyeyi onun üzerine kurgulamaktan kendini alamadı.

Flush, bugüne dek sessiz kalan dostlara söz hakkı vererek aşkı, mutluluğu, mutsuzluğu ve hatta aristokrasiyi, sınıfsal farklılıkları, kısacası dünya düzenini onların gözünden anlatan, benzerine az rastlanır bir roman.

Kitabı okuyanlar 177 okur

  • Hayrunnisa
  • Meltem Kırmızı
  • Ebru Daşdöğen
  • melda
  • Selda Deniz
  • Nur
  • Ezgi A
  • Ahsen
  • Eliphyfly
  • damla şener

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.1 (3)
9
%4.1 (2)
8
%6.1 (3)
7
%2 (1)
6
%4.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%0