Germinal, insanlığın hak arayışının bir öyküsü…
Eserimiz, kahramanlara dair detaycılıkta Rus edebiyatı mesabesinde olmasa da, bir fikir adamı olan Emile Zola’nın kaleminin, bizlere toplumsal çerçeveyi ustalıkla sunduğu bir yapıt. İnsanlığın kaderinde büyük bir önem taşıyan en uzun yüzyılın, ekonomik ve siyasi gelişmelerin eklemlenmesiyle hızlı bir dönüşüme giren dünyanın, bu dönüşümün anavatanı olan yerlerinden birinden, Fransa’dan bize sesleniliyor. Kulak kabartalım mı?
1860’ların Fransa’sında, Sanayi Devrimi beraberinde gelen kitlesel bir dönüşümün, toplumsal bağlamda dikey olarak uçurum oluşturan bir dönüşümün tablosu var önümüzde. Sermayenin büyük bir canavar gibi insanları yuttuğu, cehennemi yaşamak için Dante’nin Geryon’unun önüne düşmeye gerek kalmadan, dünyanın cehennemleştiği bir dönemin romanı.
Yazarın kendi kuramlarını eserin içine yedirmesiyle, baş kahramanımız Etienne ve romanın bütün karakterleri doğallık kazanıyor. Her ne kadar vahşi kapitalizmin yerine daha soyut bir kapital dönemde yaşasak da, anakronizme düşmeden kendimizi kahramanların yerine koyabiliyor, bu sayede romanı içselleştirebiliyor, ve yine bu sayede kendimizi romanda kaybedebiliyoruz.
Esere hakim olan kuramsal çerçevenin sosyalizm olduğu, genel bir bakış ile anlaşılıyor. Ve roman incelendiğinde, toplumsal çöküntünün büyüklüğüne nispetle hızlı bir ivme kazanan bu düşünce çerçevesinin o dönemdeki fraksiyonlarının geniş yelpazesi de esere yansıdığı, kahramanlarımızın ve özellikle Etienne’in, belli bir sorunun çözümüne ulaşmada kullanacağı güzergah üzerindeki düşüncelerinin karmaşıklığı rahatlıkla görülebiliyor. Daha da önemlisi, düşüncelerle üstünkörü bir ideolojik alışverişten ziyade, kendimizi o dönemin insanının yanında bulabilme imkanına erişiyoruz. Her ne kadar, karnımız tok, sıcak bir