Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi
Mümtaz ile Nuran’ın İstanbul’da geçen aşk hikayesi, Osmanlı-Türk modernleşmesi, kimlik arayışı ve huzur özlemini işliyor. İstanbul’un kültürel dokusu, aşk ve medeniyet çatışmasıyla öne çıkan bir eser ..Beğendim..Öneririm..
HüzurAhmet Hamdi Tanpınar · Qanun Nəşriyyatı · 201321,3bin okunma
Pas Tuttum!
10/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2018 17:40
Evveliyetle söylenmelidir ki Huzur’u okumak iç nizamın düzenli işleyen çarklarına pas bulaştırmaya atılan ilk adımdır. Eğer öncesinden, benim gibi, iç nizamınız paslanmaya başlamışsa bu oluşumun daha hızlı gerçekleşeceğine inanılmalıdır. 1 günlük anlatı zamanının arasına sıkıştırılan 1 yıllık anlatılan zamanın; büyük bir aşkın gölgesinde koca bir kültürle yoğrulmuş bir milletin yenileşme ya da yenileşmeyi becerememe sancılarını, büyük bir harbi atlatıp arasından çok geçmeden ikinci büyük bir harbin başlayacağı haberlerinin sokaklarda yarattığı endişenin okura aktarılmasını, bireylerin huzur arayışlarındaki huzursuzluğunu içermesi behemehâl bunun tek sebebidir. Her ne kadar rahatsız olsam da derinlemesine yapılan karakter tahlilleri(ben edebiyatımızda böyle tahlil başka kimsede görmedim) o kadar başarılı, şiire yaklaşan cümlelerin ahengi o kadar güzel ki bana bu huzursuzluğu unutturdu. Ahmet Hamdi Tanpınar “Antalyalı Genç Kıza Mektup”unda ‘Ergani madeninde üç yaşımda iken kendime rastladım’ dediğinde yazarlığın kendisinde bir kültür oluşturacağını muhakkak anlamıştı. Muhayyilesi o kadar güçlüdür ki şiire yönelmesinden doğal bir şey olamaz. Beni şairliğimle hatırlayın diye de çok yerde bahsetmiştir. Sadece şiirle kalmamış denemeler, makaleler, romanlar da yazmıştır. Bu yüzden Tanpınar kendi başına bir kültürdür. Ele aldığı konuları hep kendine has bir teknik ve üslupla dile getirmiştir. Çağının sorunlarına sessiz kalmamış, bu sorunlara çözüm yolları aramıştır. Bunları yaparken elbette başka kişilerden de etkilenmiştir. Nurdan Gürbilek bir yazısında kişilerin sevdiği yazarları edebi ebeveyn olarak görme meselesinden bahsediyordu. Ahmet Hamdi’nin kendine seçtiği edebi ebeveynleri şiirde Yahya Kemal ve Paul Valery, romanda ise Marcel Proust’tur. Şiirde Yahya Kemal ve
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Akşamın bahçesinden sarkmış gibisin Tanpınar..Var ol..
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2022 01:58
Adı Huzur, tüm karakterleri huzursuz bir roman. Dört ana karakter vardır kitapta. Onların üzerinden de dört bölümle aktarılır olaylar. İhsan doğuyla batı arasındaki sıkışmışlığın huzursuzluğunda. Mümtaz yaşamın ve aşkın..Suad Friedrich NietzscheFriedrich Nietzsche ’nin temsilcisidir, iyinin ve kötünün ötesindeki insanı arar. O yeni insanın huzursuzluğunda..Nuran 1930’lu yıllarda kadın olmanın...Bir yandan geleneksel seslere kulak kesilip, bir yandan kadının sahip olduğu yeni çehreye şevkle bakan biri. Karakterlerin gerçekçiliği, derinliği ve kalitesi konusunda en iyi değerlendirmeyi Fethi NaciFethi Naci yapar. Der ki ; "Tanpınar'ın romanlarına sıradan insanlar ancak kayık kürekçisi gibi görevlerle girer". Herbiri tarihin, müziğin, estetiğin, felsefenin, tabiatın ekmeğini yemiş, yalnız bıraksanız tek başına roman olacak karakterlerdir. Oyuncu kadrosunda yardımcı oyuncu yer almayan Oscar’lık, yavaş akan bir zamanın filmi Huzur. Öyle yavaş akar ki, okurken ayaklarınız karıncalanır. Belki tam bundan sebep, vakti zamanında Deniz Baykal bu kitabı Obama’ya hediye etmiştir :)). Ama tahminimce Baykal bu kitabın sonunu okumamıştır. İşbu Tanpınar akıcı anlatım yeteneğini nefesini tutar gibi tutar, tutar, kitabın sonunda salıverir. O ne mükemmel sondur öyle. —— Huzur romanından bahsedip de müzikten bahsetmemek mümkün değil. İçinde İstanbul’un seslerinin olduğu bir şarkı çalar fonda. Ki zaten romanın akışı da, bir müziğin akışı gibidir. Cümleler nasıl böyle ahenkle ve zerafetle ardarda gelebilir dedirtir insana. Kelimeler ‘akşamın bahçesinden sarkmış’ gibidir. Elinizi uzatıp tutmak istersiniz, Tanpınar araya girer, düşsün varsın, “hepimizi birden gece toplayacak.” Huzur romanının yapısıyla bir senfoninin yapısı arasında paralellik olduğunu savunanlar da vardır. Berna MoranBerna Moran , kitaptaki dört bölümün bir senfonideki
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Huzur Kısa Bir Mola mıydı?
Puan vermedi·415 syf.·
2026 4. kitabı
HuzurHuzur Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı, huzuru ciddiyetle arayan ama onu bulsa bile mutlaka üzerine düşünen insanların romanı. Mümtaz, geçmişin acılarını sırtlanmış, duygusal olarak derin ama zihinsel olarak asla tatilde olmayan bir karakter.Öyle ki huzur kapıyı çalsa, Mümtaz muhtemelen “Acaba gerçekten huzur mu?” diye soracaktır. Mümtaz ile Nuran arasındaki aşk, romanda mutluluğun mümkün olabileceğini düşündürür; fakat bu ihtimal uzun süre rahat bırakılmaz. Çünkü Mümtaz için sevmek, biraz da endişelenmektir. Aşk güzeldir ama ya kaybolursa? Tanpınar, bu ilişkiyle bana şunu hissettirdi: İnsan bazen mutluluğu yaşamaktan çok, onun ihtimallerini düşünmeyi tercih eder. İstanbul ise romanda yalnızca bir şehir değil, duygusal bir yoldaş.Boğaz manzaraları, musiki ve eski zamanlar, karakterlerin ruh hâline eşlik eder; ancak şehir ne kadar güzel olursa olsun, huzur hep bir adım ötede durur. Huzur, insanın iç dünyasında fazla düşünmekten huzursuz olup yine de düşünmekten vazgeçememesini, hüzünle karışık bir mizahla anlatan unutulmaz bir roman. Okumayan tüm okur arkadaşlarıma tavsiye ediyorum… Daima sevgiyle kalın :)
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Varolamayanlar
Puan vermedi·415 syf.··
2024 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 22:17
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur adlı eseri isminin aksine huzursuzluğun kitabı.Sadece 4 ayda böyle kaliteli bir edebi metin yazılmıştır. Şubat 1948 ile Haziran 1948 tarihleri arasında. Kitapta, dört bölüm ve dört önemli karakter vardır. Ama ana karakter Mümtaz'dır. Diğer karakterler hep Mümtaz'a ek karakter gibidirler. Olaylar Mümtaz çevresinde şekillenir. Kimilerine göre bu eser basit bir aşk hikayesi olarak yorumlanabilir. Ama benim için bu çok basit ve acımasız bir yaklaşım olur. İlerleyiş ne kadar Mümtaz ve Nuran'ın aşk hikayesi olsa da, etrafında şekillenen birçok unsur da mevcuttur. Öncelikle İstanbul sevenler bu kitabı kesinlikle sevecekler, burunlarına buram buram İstanbul'un kokusunu çekecekler. Kitaptaki en önemli ilk mevzu şu ki; 1.Dünya Savaşı mağduriyetini fazlası ile yaşayan Türk toplumunun bu kitapta savaşın devamı niteliğinde olan 2.Dünya Savaşı'nın topluma olacak muhtemel etkisinden çok ciddi bir şekilde bahsedilmiştir. Cumhuriyet sonrası ülkenin genel durumundan da kitapta bahsediliyor. Bu nedenle eser ciddi bir dönem kitabı olarak yorumlanabilir. Mümtaz, Nuran ilişkisi dönemsel olarak değerlendirildiğinde çok daha anlaşılır bir hikaye olacaktır. O nedenle dönem girişi yaptım incelememde. Ayrıca Mümtaz'ın ve diğer karakterlerin varoluşsal sancılar yaşadığını da bir yere not etmek lazım. Peki dönemin bu iki karakterdeki etkisi ne derseniz; o da çok muğlak bir şekilde açıklayabileceğimiz bir konu. Çünkü her iki karakterde döneme bir şekilde ayak uyduramamış. Birisi dönemi benimseyememiş, toplumun yok etmek üzere olduğu Nuran, diğeri de ne istediğini bilmeyen, dönemi kabul veya red konusunda kararsız kalan Mümtaz. Öncelikle, günümüz okurlarının hala aslında benzer şeyler yaşanıyor diyebileceği ve çok da uzak olmadığımız bir ortam var. Bu ortam doğu
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
AH Tanpınar :) Kelimelerimi benden alan yazar.. :)
9/10
·380 syf.·
2025 96. kitabı
“ ‘Hadiselerle beraber biz de değişiriz ve biz değişince mazimizi de yeni baştan kurarız.’ İnsan zihni böyleydi; zaman, onda daima yeniden teşekkül ederdi. Hâl, bıçak sırtıydı: hem mazinin yükünü taşır hem de onu çizgi çizgi değiştirirdi.” [s.338] ------------------------------------------- Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar’ın HuzurHuzur romanı, alıntıda olduğu gibi, okuduktan sonra zamanı yeniden düşündüğüm, bu kavrama, hadiselere ve hayata bakış açıma zenginlik katan, düşünce dünyama sayısız pencereler açan ve kalıcı güzel etkiler armağan eden nadir eserlerden biri oldu. Nereden, ne şekilde başlayacağıma bir türlü karar veremedim. Artık ne kadarı kâfi gelirse diye belirterek buyurunuz diyorum efendim :) Eser, zaman ile insan arasındaki bağı, zamanın karşısında bireyin kırılganlığını, kimlik arayışını ve huzursuzluklarını derinlemesine işliyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal dönüşüm, Tanzimat’tan beri süregelen medeniyet tartışmaları ve Doğu-Batı arasında sıkışmışlık hissi, romanın zengin arka planını oluşturuyor. Eser dört bölümden oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz. Ana karakter Mümtaz’ın hikayesini okurken, onun huzursuzluğunun çıkış noktasına tanık oluyoruz. Tıkanmışlığının sürekli sorgulamalara neden oluşu, onun hayata ve insanlara bakışını nasıl etkilediğini görmemize yardımcı oluyor. Mümtaz’ın huzursuzluğu, etrafındaki karakterlerle kurduğu ilişkiler üzerinden katman katman büyüyor; Tanpınar, böylece sadece bireysel bir ruh hâlini yansıtmakla kalmıyor, geniş bir perspektifle toplumsal belleğe uzanan bir akış kuruyor. Romanda en beğendiğim karakterlerden biri olan İhsan, Mümtaz'ın yalnızca bir akrabası değil, aynı zamanda onun akıl hocasıdır. Onun tarih ve medeniyet üzerine görüşleri, manevi derinliği Mümtaz’ın dünyaya bakışını derinden etkiliyor. Ancak İhsan’ın zatürre
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
Kült, Kültür Romanı
Puan vermedi·415 syf.·
2025 38. kitabı
Debussy'yi, Wagner'i sevmek ve Mahur Beste'yi yaşamak… Cumhuriyet neslinin yetiştirdiği ilk öğretmenlerinden olan mütefekkir, siyasetçi, yazar ve kendi söylemiyle şair olarak anılmak isteyen Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar Huzursuzluğun başrolde olduğu fakat ismi HuzurHuzur olan “Aşk” romanını, Mahur besteyle mistik bir havada kelimeleri aşk ile meşk eylerken, Debussy’in notaları edasıyla fikirleri zerkediyor. Geleneksel Kültürün ve modern çağın eşiğinde özümseyerek bestelediği muhayyile deryasının içinden süzülen fehvalarını realiteye dönüştürüyor... “Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Mısralarına aşina olduğumuz, mezar taşında şiirindeki bu dizesi yazan Tanpınar’ın Zaman mefhumuyla olan cehdi HuzurHuzur kitabında da Yekpâre, geniş bir ânın, Parçalanmaz akışında Zamanın parçalanmayan akışındaki “geçmişe” dönerek zamanın buhranı içindeyken hissettiği uyanışları ve dışında kaldığınında vakit duyumsadığı tereddütlerin eşiğinde huzuru arayanların romanı dört bölümden oluşuyor. (İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz ) başlıklarıyla Mümtaz’ın Karakterinin bir günlük yaşamından geriye sarıp zaman atlatarak okuyucuya sunuyor.. ————————————————————————— Eser 1939 yılında ikinci dünya savaşı öncesinde İstanbul’da geçer. Romanın baş kahramanı Mümtaz ailesini kaybettikten sonra amcasının oğlu İhsan ve eşi Macide’nin yanında yaşamak için İstanbul’a gelir. Sıcak aile ortamı sayesinde Geçmişindeki aile yoksunluğunu İhsan’ın akıl hocalığıyla aşar. İhsan’ın sanata olan sevgisiyle büyürken edebiyata, musikiye ve şiire tutkulu bir arzuyla bağlanır. Olayların geçtiği Zamanda üniversite öğrencisi olan Mümtaz “Şeyh Galip” üzerine bir doktora teziyle meşgul olur. İhsan karakterinin Mümtaz’ın öykündüğü kişilik olmasının yanı sıra sabırlı ve entelektüel bir birikimi ve geleneksel
Düşünce
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2024 23:11
“Düşünce, sanat, yaşama aşkı, hepsi sende toplandı. Hepsi ,senin hüviyetinde birleşti. Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım.” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, etkileyici kaleminden Huzur. Güzel bir aşk hikayesi, çağdaşlaşma problemini bağrında yaşayan Istanbul... Sizi kimi zaman bir ada vapurunda gezintiye kimi zamansa Rumeli Hisarı'nda tarihi bir geziye çıkaran muhteşem bir eser... Keyifli okumalar. Kitapla kalın....“Talihimizin en hazin tarafı neresidir, biliyor musun? İnsanın yalnız insanla meşgul olması. Bütün bina onun üzerinde kuruluyor; dışarıda ve içeride. Farkında olsun olmasın, insan insanı malzeme gibi kullanıyor...
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
En Köklü İştiyakımız: Huzur
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 13:55
Sanat, müzik, felsefe, siyaset, psikoloji, sosyoloji, mitoloji, tasavvuf, din... Bu alanlara dallanıp budaklanan, ince elenip sık dokunmuş diliyle sanatın her zerresine doyuran, muazzam bir edebiyat cümbüşü. Bir romandan daha fazla ne beklenebilir ki? Merkezinde Mümtaz olmak üzere İhsan, Nuran ve Suat adlı dört karakterin etrafında şekilleniyor roman. Ben belki de çoğu okur gibi, Mümtaz'da kayboldum. O, ruhumun iki ucunu tarttığım teraziyi verdi elime. İşte, dedim, bu ben! O her eşikte tereddütle beklerken, her fikirde durup düşünürken, her korkusuna umudu karıp her umudunu korkuyla bulandırırken gördüm titreyişini. Ve bildim: Benim bu, hepimiziz. Bir insanı dışarıdan bir gözle, daha çok içeriden anlatmak mümkün değil sanırdım. Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar'ın muhteşem kalemiyle mümkünmüş. Tanpınar, Mümtaz'ı dışarıdan öyle bir anlatıyor ki biz onun ağzından hikâyesini dinlesek onun ruhuna bu kadar ulaşamaz, onun duygularını duyamaz, onun aşkıyla dolamaz, onun acısıyla kıvranamaz, onun kaygılarında, düşünce krizlerinde bu denli boğulamazdık. Tanpınar sanki Mümtaz'ı bütünüyle kavrayıp zihnimize onun kumaşını nakşetmiş. Yavaş yavaş, sindire sindire... Mümtaz'ın o hüzün bezeli talihi... Küçük yaştan itibaren birilerini yitirme korkusundan silkelenmesi çok zor. Hele ki anne babasından. Hayatı kopuşlardan ibaret. Sığınılacak huzurlu bir liman onun en büyük arzusu. Huzur... En köklü iştiyakı huzur. Arayıp da bulamadığı, bulsa bulsa yitirdiği huzur. Varılan bir liman değil de, hoyrat dalgalarla savrulan bir gemi olduğunu anladığı huzur. Her dalganın dinişinde erdiğini sandığı, her dalganın yükselişinde ermediğine kandığı huzur. İhsan'la her sohbetinde tattığı, her yalnız ve kimsesiz kalışında kaybettiği huzur. Nuran yanı başında gülümsediğinde yakaladığı, Nuran onu bekletip de gelmediğinde
Türk Edebiyatı
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Huzur’da Huzur Yok!
9/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 83. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2024 13:32
Herkese merhabalar, Türk Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biri olan HuzurHuzur kitabının incelenmesi ile geldim.. Bir itiraf ile başlayayım :)) Önceleri Türk edebiyatına karşı ön yargım vardı, okurken çok zorlanır dolayısıyla da okuyamazdım. Huzur kitabını yıllar önce okumaya çalışmış, 30 sayfa anca ilerleyebilmiş ve bırakmıştım. Dili aşırı ağır gelmişti ki eski Türkçe’yi okumakta çok zorlanırdım zaten… Amma velakin gururla söyleyebilirim ki artık tam aksine bayıla bayıla okuyorum Türk klasiklerini… Bunun da en büyük sebebi tabii ki Tanpınar… Bu Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar ’ dan okuduğum ikinci eser. Birkaç ay önce Saatleri Ayarlama EnstitüsüSaatleri Ayarlama Enstitüsü ‘nü okumuştum ve çok beğenmiştim. Huzur ile beraber de tam bir Tanpınar hayranı oldum diyebilirim. O nasıl bir Türkçedir, o nasıl bir üsluptur öyle.. Hani yabancı bir şarkı dinlerken anlamasanız da şarkıyı çok seversiniz ya, kitabı okurken bazen tam olarak böyle hissettim :)) Kelimelerin anlamlarına bakmadan bile kurulan cümleler öyle güzel hisler uyandırıyor ki hayran olmamak elde değil, hele ki şiir seven biriyseniz :)) Tabii ki bunun sebebi yazarımızın aynı zamanda şair olması.. Kendisi şiir, deneme, roman, öykü, makale vs. gibi edebiyatın bir çok dalında eserler vermiş bir isim. Yahya Kemal BeyatlıYahya Kemal Beyatlı hayranı ve aynı zamanda öğrencisi. Ee böyle donanımlı olunca da bu şiirsellik ve derinlik kaçınılmaz oluyor.. Şimdi biraz yazarımızın tarzına ve kitabın içine girelim.. Bundan sonra Tanpınar deyince aklıma gelecek ilk şey sanırım zaman kavramı olacak. Okuduğum her iki eserinde de “Zaman” dediğimiz şeyi öyle farklı bir bakış açısıyla işliyor ki anlayabilmek için durup durup düşünüyorsunuz.. Tanpınar’a göre zamanı bölemeyiz. O meşhur dizelerinde dediği gibi, zaman dediğimiz şey “Yekpare bir akış” tır. Parçalanamaz. Dün, bugün, yarın yoktur. Zaman bir bütündür. Ne içindeyizdir,
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.