Kırmızı ve Siyah

Stendhal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2024 16:56
1830’da yayımlanan ve Türkçeye ilk kez 1941’de çevrilen Kırmızı ve Siyah, dünya edebiyatının en büyük, en güçlü gerçekçi yazarlarından biri olan Fransız romancı Stendhal’in başyapıtıdır. Stendhal hayattayken eserleri pek ilgi görmemiş. Ancak ölümünden iki yıl sonra unutulmasın diye arkadaşlarının kitaplarını yeniden bastırması ile gündeme gelmiş. Zamanın eleştirmenlerinden övgüler alsa da yine okurların ilgisini çekmemiş. Ancak 20. Yüzyılın başında okunup, sevilmeye başlamış. Emile Zola onu doğalcılık akımının babası saymış, Andre Gide psikolojik romanın yaratıcısı olarak nitelemiş. Romanı “sokağa tutulmuş bir ayna” olarak niteleyen Stendahl’ın eserleri gerçekçiliğin ilk, en önemli ve güçlü örnekleridir. Stendhal için 19.yüzyıl Fransız edebiyatını saran romantik gerçekçiliğin en ilerici görüşlere sahip yazarı da diyebiliriz . Kitap adını, ordunun kırmızı giysilerinden ve ruhban sınıfının siyah cüppelerinden alır, o dönemde kırmızı renk devrim ve imparatorluğu siyah ise kiliseyi temsil etmekteydi. Kırmızı ve Siyah, Restorasyon Fransa'sını anlatır. Roman, Napolyon’un Waterloo’da yenilmesinden sonra başlayıp, 1830'lara kadar uzanan dönemi kapsar. O yılların temel özelliği, Fransız Devrimi’nin kazanımlarının ortadan kaldırılmasıdır. Kırmızı ve Siyahın kaynağı gerçek hayata dayanır, Stendhal bir gazetede okuduğu bir olayı romanının konusu yapar. Bu olay Berthet olayıdır. Olayı araştırdım, Kırmızı ve Siyah'la birebir örtüştüğünü farkettim. Kitapla ilgili ipucu vermemek için detaylı yazamıyorum. Ancak romanın tek kaynağı Berthet olayı değildir yine aynı devirde yaşanmış olan Laforgue olayı da Stendhal'ın romanına kaynak olmuştur. Ancak bütün bu gerçek hayata dayalı kaynaklara rağmen Kırmızı Ve Siyah bir anahtar romanı olarak kabul edilmemeli. Az önce sözünü ettiğim
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
10/10
·652 syf.··
2022 95. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2022 23:02
"İşte uygarlığınızın güzelim mucizesi! Aşkı en sıradan iş haline getirdiniz." 19. Yy Fransa'sının toplumsal mücadelelerinde, devrin ve aşkın o karanlık döneminde yükselmek için, oyunu soyluların, rahiplerin ya da sistemin istediği gibi mi oynamak zorundayız?.. Öncelikle kitap iki kısımdan oluşuyor ve bana göre ilk kısmında biraz Aşk-ı Memnu havası estirse de aslında dönemin toplumsal ve siyasi yapısı üzerinde fazlasıyla duruluyor-ki odak aslında bu kısım, ilk kitap bitince daha net fark ediliyor. İncelememde içeriğin ve karakterlerin detaylı bireysel tasvirlerine de girmek isterdim çünkü bu kitap hakkında söylenecek çok şey var ancak fazla uzun olacak, bu yüzden bu kısım okuyucuya kalsın diyerek Kırmızı ve Siyah için kısaca şöyle bir değerlendirme yapabilirim, gerçekten içerik olarak çok iyi ve kaliteli ancak bazı kitaplar vardır, size göre dönemseldir, yani "oturup okuyayım, kafamı dağıtayım" kitabı değil bu, biraz ağır ve bazı bölümlerde odak dağılabiliyor. Bu da bence Stendhal'in, Fransız İhtilali ve Napolyon'un iktidar sürecinde geçen icraatları ve toplumsal yapıya getirdiği eleştirilerle dolu dönem üzerinden ilerlemesi kökenli, ancak tabii ki de bu çerçeveye sığdırmak yeterli değil, Kırmızı ve Siyah zamanının çok ötesindedir. Soylular ve halk arasındaki bariz toplumsal sınıflandırmanın ve aşağılayıcı tavırların, yükselme hırsının ve bu uğurda yapılan haksızlıkların, kişisel çıkarların, aşkın ve ihtirasın çok yoğun olarak hissedildiği bir roman ve Stendhal bu noktada bize şunu söylüyor : "İnsan bilgin olabilir, becerikli olabilir, ama ya yürek! Yüreklilik öğrenilmez." Keyifli okumalar...
Edebiyat
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
9/10
·652 syf.··
Beğendi
·
2019 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2019 18:45
Her sabah kendinizi kocaman bir yalandan ibaret dünyanın kucağına bıraktığınızın kaçınız farkında? Gözleri hırstan, kibirden, dalkavukluktan, ikiyüzlülükten parlayan bu kalabalığa her sabah karışıyor olmak nasıl bir duygu? Binlerce insanın binlerin arasında yalnız hissetmesi, yaş aldıkça yalnızlaşmak, toplumdan daha stabil yaşamaya çalışmak ya da hepimizin kafasından mutlaka bir kez geçmiş olan bi sahil kasabasına yerleşme fikri, insanlar arasında tercih edilmiş bu yalnızlığın sonucu mudur? Bilemiyorum Altan. Hikayemiz tam da burda başlıyor. Bu kitabı aşk romanıdır diye düşünüp, dağınık kafamı biraz toplasın diye okumaya başladım. Aksine beni çok sinirlendiren bir okuma oldu. Yaşar Kemal’in ve Orhan Pamuk’un dilinden düşmeyen Parma Manastırı öncesinde girizgah olması adına önceliği bu kitaba verdim. Stendhal’ın Fransız edebiyatındaki gerçekçilik akımının en önemli yazarlarından biri olduğunu bu kitabı okuduğumda öğrendim, neden sinirlenmiş olduğumu da o zaman anladım. “Fransa’da kibirden başka bir şey göremiyorum.” sf(360) Bu kitabın bana kalırsa en can alıcı cümlesi buydu. Fransız Devriminin etkileri henüz tazeyken 1799 yılında Cumhuriyet ve devrim yanlısı Napolyon’un iktidara gelmesi şüphesiz Fransa’da dengeleri değiştirmiştir. Stendhal kendisi de Napolyon’un yaklaşık yirmi yıla yakın süren savaşlarında savaşmış, romandaki gerçeklik de anladığım kadarıyla bu savaşlar sayesinde bu derece gerçek anlatılmış. Yazar her ne kadar kitapta Napolyon’un icraatlarından övgüyle söz etse de, daha sonra ki yıllarda Napolyon’un da zaaflarına, ihtirasına yenik düşerek ülkeye Monarşi’yi tekrar geri getirişini eleştiriyor. Toplumsal sınıflandırmanın en çok hissedildiği Fransa’da soylu sınıfı ve ayrıcalıklı ruhban sınıfı, halkın tekrar örgütlenip kendilerini giyotine geçirmesinden
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
SPOİLER UYARISI!!
Puan vermedi·592 syf.··
2026 12. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 17:24
Fransız edebiyatıyla aram oldukca iyidir aslında  ama  bu romanla aramıza mesafe koyabilirim.   19. yüzyıl Fransız romanlarındaki o uzun psikolojik çözümlemeler, toplumsal statü mücadeleleri ve karakterlerin bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları bilindik hikaye ve  kuşkusuz Stendhal' da güçlü bir gözlemci ve yetenekli bir yazar. İnsan ruhunun karmaşıklığını, dönemin toplumsal yapısını ve sınıf çatışmalarını başarılı bir şekilde aktarmıs ama yazarın yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal atmosferi romana o kadar yoğun bir şekilde sinmiş ki, bu durum cok yorucuydu. Edebi değerini inkar etmek mümkün değil ama her değerli eser aynı zamanda keyifli olacak  ya da sevilecek anlamına gelmiyor. Yüzlerce sayfa boyunca Julien'in kibri, kararsızlığı ve çelişkileri beni fazlasıyla rahatsız etti. Bir an tutkularının peşinden giden, bir an toplumun onayını arayan, bir an sevdiğini söyleyip bir sonraki anda her şeyi bir hesap meselesine dönüştüren bu karakterle bağ kurmakta zorlandım. Onun iç çatışmalarını derinlik olarak görmekten çok, aynı döngülerin tekrar tekrar yaşanması beni cok sıktı. Başarısızlıklarının önemli bir kısmı toplumdan değil, kendi gururundan ve bitmek bilmeyen hırslarından kaynaklıydı. Mathilde ve Madame de Renal' de  benim için ayrı birer iticilik unsuruydu. Bu yüzden romandaki ilişkiler duygusal bir yakınlık yaratmak yerine çoğu zaman yorucu bir güç mücadelesi gibi hissettirdi. Madame de Rênal ile yaşadığı yasak aşk çok yapaydı başlarda, gerçi sonunu getiren de bu aşk oldu. Mademoiselle de La Mole ise bambaşka bir uçtaydı, sevgiyle değil, tutkuyla ve gururla hareket eden bir karakterdi. Julien'e duyduğu ilgi bile çoğu zaman onun kişiliğinden çok, onu diğer erkeklerden farklı ve ulaşılması zor bulmasından kaynaklanıyormuş gibi hissettirdi. İkisi arasındaki ilişki de samimi
1000Kitap
Kırmızı ve SiyahStendhal · İletişim Yayınları · 201812,7bin okunma
Yaşadı… Sevdi… Yazdı…
9/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2023 148. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2023 22:39
Kırmızı; Ordu mu, Aşk mı? Siyah; Kilise mi, Ölüm mü? Okuyun en iyisi, kararını kendiniz verin… Fransız edebiyatında realizm akımının öncüsü olan Stendhal, 1827 yılında, kilisede işlediği bir cinayetten dolayı, ölüm cezasına çarptırılan Berthet adındaki papaz okulu öğrencisinin, gazeteden okuduğu davasından esinlenerek bu romanı kaleme alıyor. Romanın ana karakteri Julien Sorel, Fransa’da küçük bir kasabada keresteci bir babanın oğludur. Annesi yok, kardeşleri özellikle de babası tarafından sevilmiyor. Fransa’nın alt tabakasına mensup Julien, Napolyon hayranıdır. Kitapta bol bol Napolyon ve dönemini okuyoruz. Kitabın temel özü, toplumsal sınıf mücadelesi. Dönemin Fransa’sında sınıf atlamanın iki yolu var; ya asker olup orduda başarı sağlayacaksın, ya da saygın bir din adamı olacaksın. Yükselme hırsı ile dolu olan Julien, orduda başarı sağlayamayacağını düşündüğü için, inançsız olduğu halde, toplum içinde iyi bir yer sahibi olmak için dine yöneliyor. Oldukça zeki ve çalışkan Julien, yükselmek için bir papazdan Latince öğrenir, din dersleri alır, çeşitli kitaplar okuyarak kendini geliştirir. Bu yolda hızla ilerleyen Julien’in kitap boyunca kendi içinde yaşadığı çatışmaları ve sınıf atlama mücadelesini okuyoruz. Ana karakterin ahlaktan yoksun olmasını gerçekçi buldum ve kitabın en sevdiğim yanı bu oldu. Yazar yarattığı karakter için “bütün toplumla savaşa girişen zavallı bir insan” demiş. Kitap Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan restorasyon dönemini ustaca anlatmış. Siyasi, dini, sosyolojik aynı zamanda psikolojik bir roman. Eşitlik, sınıfsal farklılık, sosyal statü alt metin olarak işlenmiş. Bölümler halinde yazılmış kitabın gerçek değeri yayınlandıktan 50 yıl sonra anlaşılmış. Kitabın ana karakteri ile yazarının hayatı paralel, benzerlikler
Smra_YPL
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
Yazar Stendhal
8/10
·652 syf.··
2021 3. kitabı
Bu romanı özellikle paylaşmak istedim Stendhal yazdığı bu romanı için söylediklerini okuduğumda önce bir hüzün ardından gülümse gerçekleşti. :) Psikolojik tahlilleri olan güzel bir roman ayrıca Kırmızı ve Siyah'ın aşıkları var.. :) Bu roman okununca biten kitaplardan değil (dilerim 40'lı yaşlarda yine yolumuz kesişir). Her okuyuş da yeni ve derin şeyler bulmak mümkün. Kitabın başlığını istediğiniz gibi yorumlamakta mümkün, Kırmızı(Aşk, tutku, yaşam ve de askerlik), Siyah(Acı, hüzün, ölüm ve de din). Ne kitabın yazarı ne de kitaptaki erkek karakter, sevdiği kadınlardan hiçbirine sahip olamamışlar, ama sayısız metresleri var, Stendhal büyük bir psikolog, Julien bazen papaz bazen asker. Yazar Meriç, Karakter Julien Sorel için şöyle diyor "Karşıma çıksa öldürürdüm, ihaneti meslek hâline getirmiş" .. Kitabı okumayı size bırakıyorum yazardan bahsetmek istiyorum. 19. Yüzyılda yaşamış olan yazar Stendhal "eserimi yüz kişi okusun yeter" demiş. Lâkin 10 yılda yalnızca 17 kişi okumuş eserini. Şimdi ise asırlardır okunan bir kitap konumunda. Stendhal, yaşayan, acı çeken, gururu yaralanan her türlü rüsvalığa aşina ve bunları kelimelerle örmüş iyi bir yazar.. Ve Aşk, Stendhal için bir ruh hastalığıdır. (Hemfikirim) Stendhal 'Kristalizasyon (billurlaşma) teorisinde aşktan şöyle bahsediyor, "billurlaştırmak, hayalin sevgiliye kendinde olmayan vasıflar yüklemesi ve onu süslemesi, güzelleştirmesidir. " Hangi güzellik akla gelse hemen sevgiliye kondururuz, Aa deriz tıpkı onun sesi, onun bakışı, onun kahkası, onun duruşu. Kristalizasyon sayesinde kendi yarattığımız bir hayale aşık olduğumuzu hayretler içerisinde görürüz. Ve gittikçe kristalizasyon kabiliyetimiz de azalır. 2. Kez aşık olanlar artık yozlaşmış aşk yaşıyorlar demektir :) Kitaptan bir alıntıyla bitireyim, "Kalbe dokunmasını
İnsan ve Duygular
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
Neden Kızıl ve Kara?
9/10
·680 syf.··
2024 47. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 22:58
Henri Beyle, yani bilinen adıyla Stendhal'ın iki büyük eseri vardır. Bunlar Kızıl ile Kara ve Parma Manastırı kitaplarıdır. Stendhal hayatını hayal kurmaya, mutluluğu aramaya, sanata ve aşka adamak isterdi; gerçekte ise olaylarla dolu bir hayatı vardı. Çok sevdiği annesinin ölümünün ardından, nefret ettiği bir baba ve çok sevdiği bir büyükbabayla boğucu bir çocukluk dönemi geçirdi. Bu ortamdan ayrılmasının sonunda edebiyata sığındı. 3 tane tutkusu vardı: İtalya, müzik ve resim. Matilde Viscontini Dembowski ile yaşadığı aşk hikayesinin hayal kırıklığı ile sonuçlanması üzerine de aşkla alakalı kitaplar yazdı. Ona şöhreti şu anda incelemesini yaptığım Kızıl ve Kara kazandırmıştır. Bu şöhret sonucu kendisi konsolos olmuştur. Çok iyi bir Honore de Balzac hayranı olduğu bilinen Stendhal'ın Parma Manastırı kitabında ondan birçok iz bulmak mümkündür. Kendisi Balzac'tan övgüler de almıştır. Balzac, Victor Hugo, Gustave Flaubert ve Emile Zola ile birlikte Fransa'nın 19.yy'daki en iyi yazarları arasındadır. Stendhal, ekonomik ve sıkı bir üslupla karakterize edilen romanlarında, psikolojik alanda sert gerçeği arar ve esas olarak romantik canlılık özlemleri, duygu gücü ve zafer hayalleri olan gençleri tasvir eder. Gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan Friedrich Nietzsche İyinin ve Kötünün Ötesinde isimli kitabında Stendhal'ın birçok felsefi görüşüne yer vermiştir. Kızıl ile Kara kitabına gelecek olursam; kitap 1830 yılında yazılmıştır. Stendhal'ın ikinci romanıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi ona şöhreti bu kitap kazandırmıştır. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır. Öncelikle karakter ve mekan çizimleri kusursuz. Bunu iyi bilirsiniz ki hocası ve ilham kaynağı olarak gördüğü Balzac'ta harika yapar. Julien kitapta karşımıza çıkan başkarakterin adı. Çok sıkı çalışmaya uygun olmayan bu genç, eğitime ve kendini geliştirmeye de bir o kadar meraklı.
Bidünyakitapgrubu
Kızıl ile KaraStendhal · Can Yayınları · 202212,7bin okunma
Puan vermedi·647 syf.·
2024 97. kitabı
“Roman geniş bir yolda dolaşan aynadır. Kimi zaman gözlerinize göğün mavisini, kimi zaman da yoldaki balçık çukurlarını yansıtır. Ve sırtındaki küfede aynayı taşıyan adam ahlaksızlıkla suçlanır! Aynası çirkefi gösterir, siz aynayı suçlarsınız! Siz asıl anayoldaki çirkefi, dahası suyun yolda birikip çirkef oluşturmasına göz yuman yol denetçisini suçlayın.” s439 Marie-Henri Beyle (1783-1842)bilinen ismiyle Stendhal Fransız yazar, Fransız edebiyatında psikolojik roman türünün çarpıcı eserlerini, etkileyici bir realistlikle ve romantizmle Stendhal sendromunun hallerini kendi izlerini taşıyarak okuyucuyla buluşturuyor. Fransız edebiyatının kült romanlarından olan Kırmızı ve Siyah okuduğum ilk Stendhal eseri, yazar dönemin gerçek dünyasına olan nefretini adeta alevler halinde kelimelerle püskürtüyor, kendi oluşturduğu evreninde tam aksine tutkuyu ve aşkı alev alev yanan bir meşale gibi duygulara ışık tutma edasıyla kaleme alıyor. Yazıldığı zamanın güncel olaylarını bu kurguyla günceli, hayali harmanlayan üslubuyla sunan yazar “tatmin olmadığı” hissetme duygusunu okuyucu için yazdıklarıyla tatminkar hale dönüştürüyor… Kitabın ismi olan Kırmızı ve Siyah baş kahramana sunulan iki seçeneğe işaret ediyor. Çalışkanlığı, azmi ve savaşa olan tutkusuyla “Kırmızıyı” seçerek gizli Napolyon hayranlığı birlikte askeri bir hayatı mı benimseyecek, yoksa hatipliği, ezber yeteneğiyle ve güçlü Latince bilgisiyle yoluna “Siyahı” tercih ederek Karalara bürünerek yükselişine Kilise mi devam edecek… Roman 1830 yılları Fransa’nın yazarın oluşturduğu hayali bir kasaba olan Verrieres’de başlıyor. Hayali bir kasaba fikriyle romanı yazması kaleme aldığı dönemin eleştirisini açıkça ve net ifadelerle sunmasını sağlıyor. Romanın Baş Kahramanı babası tarafından horgörülen Romantik Julien Sorel isimli Çalışkan,akıllı bir
Düşünce
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
Kırmızı ve Siyah
Puan vermedi·647 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2024 22:35
Nedense Kırmızı ve Siyah, okumayı düşündüğüm kitapların arasına girmemişti; tâ ki bu eserin psikolojik türde yazılmış ilk roman olduğunu Zweig'in kaleminden öğrenene kadar... Ve tabii okumak üzere derhal elime aldım. Bir de hakkında hiç bir fikir sahibi olmadığım kitabın ismi ilgimi çekmişti... Acaba onunla ilgili ne bulacaktım?! Kirmizi ve Siyah'ın kahramanı Julyen' i okudukça karakteri, düşünceleri ve davranışları oldukça tanıdık geldi... Kitabı bitirdikten sonra elime yeniden Zweig'in Stendhal biyografisini aldım. Zweig, Stendhal'i yani Henry Beyle'yi bize anlatırken aslında yazdığı romanın kahramanını mı anlatmıştı? yoksa H.B,romanının kahramanına kendi özelliklerini mi vermişti? Neyse, aralarında fiziksel görüntüleri hariç oldukça büyük benzerlikler vardı... Kitapla ilgili çok şeyler yazılıp söylenmiş, kitaba nelerin ilham kaynağı olduğu, nasıl yazıldığı, adının neleri simgeledigi, romanın kahramanı Julyen'in ihtirasları, aşkları, vs... Kitapta ki psikolojik tasvirler gerçekten inanılmaz, Dönemin Fransası'nın fotografını çekmiş âdetâ Zweig; aşağı ve yukarı tabakayı, kilise dünyasını, bütün bu insanların karakterlerini ,korkularını, düşünce ve yaşam biçimlerini. Bunu da göze sokmadan ancak hep yererek yapmış.. Romanın başlığınınsa, simgelediği öyle çok şey bulunabilir ki... Genel geçer yorumlardaki gibi, kızılı simgeleyen ordu ile siyahı simgeleyen kilise mi kırmızı ve siyah? Ya da, aşk ve nefret; akıl ve kalp; ( çünkü bu duygular arasında çok gidip geliniyor), yaşam ve ölümün hayattaki izdüşümü, yükseliş ve çöküş mü.. Ya da bunların hepsi mi? Hayatı boyunca mektuplarında yüzden fazla takma isim kullanmış, Stendhal ismini bir Alman kasabasından almış, mezar taşına İtalyan kimliği yazdırmış ve hayatı boyunca kendini insanlardan saklamış, öte
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
Aşk, Hırs ve İhanet: Kırmızı ve Siyah'ın Üçgeni!
8/10
·647 syf.··
2024 9. kitabı
Stendhal'ın "Kırmızı ve Siyah"ı, tutku ve ihanetle dolu bir rollercoaster gibi. Julian Sorel adında hırslı bir gencin hikayesini anlatan bu roman, seni 19. yüzyıl Fransa'sına ışınlıyor. Julian, alçakgönüllü bir ailenin oğlu olsa da, zekasıyla yüksek sosyal statüye ulaşmak istiyor. Bu yolda kilise ve aristokrasi gibi devlerle savaşmak zorunda kalıyor. Stendhal, Julian'ı o kadar güzel tasvir ediyor ki, sanki onunla birlikte yaşıyorsun. Hem tutkulu hem de mantıklı, hem hırslı hem de idealist bu karmaşık karakter, romanı sürükleyici hale getiriyor. Roman sadece eğlenceli değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Fransa'sının siyasi ve sosyal atmosferini de yansıtıyor. Stendhal kiliseyi ve aristokrasiyi eleştiriyor ve yoksulların sesini duyurmaya çalışıyor. Bu yönüyle "Kırmızı ve Siyah", sadece bir roman değil, adeta bir siyasi manifesto gibi de okunabilir. Stendhal'ın akıcı ve sürükleyici dili sayesinde sayfalar akıp gidiyor. Her sayfası heyecan ve merak uyandırıyor. Romanın sonu ise oldukça trajik ve etkileyici. "Kırmızı ve Siyah" herkese hitap ediyor. Tutku, ihanet ve sosyal sınıf mücadelesi gibi temalara ilgi duyanlar için bu roman bir başyapıt. Stendhal'ın güçlü kaleminden çıkan bu eser, seni derinden etkileyecek ve zihninde iz bırakacak. Eğer * Tutkulu bir aşk hikayesi arıyorsan, * 19. yüzyıl Fransa'sının karmaşık dünyasını keşfetmek istiyorsan, * Unutulmaz karakterler ve sürükleyici bir dil arayışındaysan, "Kırmızı ve Siyah"ı okumalısın. Bu roman sana unutulmaz bir okuma deneyimi yaşatacak.
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma

Yazar Hakkında

StendhalYazar · 30 kitap
Daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle (23 Ocak 1783, Grenoble – 23 Mart 1842, Paris), daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle, Grenoble'da 23 Ocak 1783 tarihinde burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası avukat Cherubin Beyle, annesi Hanriette Gagnon'dur. Çok sevdiği annesi 1790 yılında, Stendhal henüz yedi yaşındayken öldü. Stendhal, disiplinli ve muhafazakar kimseler olan teyzesinin babasının etkisi altında büyüdü. 1796'da Grenoble'da bir okula girdiyse de, 30 Ekim 1799'da askeri okulun giriş sınavına katılmak için Paris'teki, kuzeninin de çalışıyor olduğu Savaş Bakanlığı'na gitti. Ertesi yıl ağır süvari birliğinde teğmen olarak İtalya'ya gitti. Bu seyahati sırasında Dimenico Cimarosa ve Gioachino Rossini'nin müziğini ve Vittorio Alfieri'nin eserlerini tanıması için bir fırsat oldu. 1801'de ise Napolyon Bonapart'ın ordusunda görev alarak İtalya seferine çıktı. Bu sefer sırasında bir komutanın asistanı olarak Brescia'da üç ay kaldı ve bu sırada soylu ailelerin evlerinde bulundu; ki bu sürenin onun hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sonradan yayınlanan günlüklerinden anlaşılmaktadır. Yine bu zamanlarda yerel dergilerin yazarlarıyla tanışıp Romantik edebiyatı öğrendi. 1802'de bu bölgeden ayrılarak Almanya, Avusturya ve Rusya'da bazı askeri görevlerde bulundu, ama asla savaşa katılmadı. Aynı yıl, hayatı boyunca aşık olduğu onlarca kadından ilki olan Madame Rebuffel'in peşinden Marsilya'ya gitti. Orada ticarete atıldıysa da başarısız oldu. Bu ve bunu takip eden olayların ve yılların, Kırmızı ve Siyah romanının baş karakteri Julien Sorel'in karakterinin detaylarının çizilmesine büyük katkı sağladığı düşünülmektedir. 1812'de Napolyon ile birlikte Rus seferine katıldı ve Moskova'nın baştan sonra yanışına şahit oldu. Napolyon'un büyük ordusundan sağ kalmayı başaran az sayıdaki askerden olan Stendhal, notlarının önemli bir kısmını, ordu Rusya'dan geri çekilirken kaybetti. Ayrıca o zamana kadar yüzlerce takma isim kullanan yazar, Stendhal ismini bu sıralarda seçmiştir. 1814'te Napolyon'un düşüşünden sonra Milano'ya yerleşmiş ve burada da Angéla Pietragrua'ya aşık olmuştur. Ertesi yıl Parma'yı ziyaret etmiş ve bu seyahati, üçüncü romanı olan Parma Manastırı'na ilham kaynağı olmuştur. 1817'de ise İtalya'daki izlenimlerini anlatan ve İtalya'ya olan hayranlığının simgesine dönüşen Roma, Napoli ve Floransa kitabını yazmıştır. 1818'de Napolyon'un Hayatı'nı yazmaya başlamıştır. Bu sırada da mutsuz bir aşk yaşayacağı Mathilde Dembowski ile tanışmıştır. 1821'de ise yasadışı bir İtalyan örgütüne üye olduğu suçlamasıyla Milano'dan uzaklaştırılmıştır. Stendhal bunun üzerine Batı Avrupa'yı dolaşmaya başlamıştır. Bu yolculuklar sırasındaki tecrübeleri, düşünceleri ve hisler, sonradan yazacağı romanların ana şeklini oluşturmuştur. 1827'de ilk roman Armance'ı, üç yıl sonra da Kırmızı ve Siyah'ı yazmıştır. 1831'de ise Trieste'ye giderek bir süre konsolosluk yapmıştır. 1839'da Parma Manastırı'nı yazmayı bitirdikten sonra, gençliğinde yaptığı İtalya seyahatlerinden birinde kaptığı frengi hastalığı etkilerini göstermeye başlamıştır. 1841'de geçici bir felce uğramış, daha sonradan da birçok benzer sıkıntılar yaşamıştır. Ve Paris sokaklarında yürürken bayılıp kaldırım kenarına yığılmasından birkaç saat sonra, 1842 yılının 22 Mart'ı 23 Mart'a bağlayan gecesinde vefat etmiştir. Mezarı Montmarte Mezarlığı'ndadır.