·
Okunma
·
Beğeni
·
70,9bin
Gösterim
Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
333
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059854337
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mühür Kitaplığı
Halid Ziya Uşaklıgil üzerinden yüz yıl geçtiği halde hâlâ geniş bir okur kitlesine ulaşabilen "Mai ve Siyah" isimli romanının yazılış süreci hakkında şunları söylemiş:
"... Bir ara Halil bana "Bir şeyler yazıyor musun, yazmayacak mısın?" diye sordu. O zaman ben, her akla geleni söylemekte sakınca görmeyen bu genç dostlara yakından bilmedikleri İstanbul yaşamını anlattım. Üstelik kafamı tırmalayan küçük öykünün konusunu, bu konunun o döneme göre biraz çekinceli olabileceğini açıkladım ve hemen bir sanatçının yapıtını dinletmek, göstermek güçsüzlüğüne yenilerek, yazılmış üç beş sayfayı okudum.

Onlar, derin bir sessizlik içinde ve gözleri önünde açılıveren bir düş ufkuna dalmışçasına, bir yarı uykuyla dinliyorlardı. Sonra birkaç saniyelik sessizliği Halil'in sesi yırttı: 'Sıkılmasaydım' dedi. 'Sizi öperdim'

İşte sanat yaşamımın çok ender armağanları arasında onun bu tertemiz sözü bende taze bir coşku uyandırdı. Denilebilir ki 'Mai ve Siyah' o gece ilk tohumunu bu sözde buldu" Halid Ziya Uşaklıgil'in son yıllarında verdiği bir röportajda Mai ve Siyah'ı tüm romanlarından farklı bir yere koyduğunu şu sözlerle belirtir:

"Saklamadan söyleyebilirim ki ruhumdan, içtenliğimden en çok payı olan ve beni şimdi bile kendisine bağlayan üstelik geçenlerde rastlantıyla elime geçen bir baskısını karıştırırken kimi sayfalarında beni ağlatan bir yapıt olmuştur." İşte yazarını ağlatan bu roman günümüz Türkçesiyle siz değerli okurlarımızla buluşuyor
316 syf.
·10 günde
Servet-i Fünun döneminin en güçlü eserlerinden biri olan Mai Ve Siyah dönemin hayal dünyasına ve karışık yapısına ışık tutar. Halit Ziya Uşaklıgil tarafından 1898 yılında kitap haline getirilmiş ve 1938'de yazar tarafından sadeleştirilerek okuyucuya sunulmuştur.

"İnsan emellerini yalanlayan şeyleri istediği şekilde yorumlamaya çalışarak kendisini sürekli arzuları içinde oyalamakla gecikir."
Vakitsizdir her ölüm..! Ahmet Cemil’in hayalleri de böyle vakitsiz bir ölüm ile hüsrana uğrayınca yazmaya olan tutkusu artık “Mai” olan hayalleri ile “Siyah” olmuş hayatının pusulasını yeniden Mai’ye yöneltmiş...
Romanın ana karakteri Ahmet Cemil, hayalperest ve emeli için delice bir istek duyan genç bir delikanlıdır. Babasının vefat etmesi üzerine tüm sorumluluğu kendi üzerine alarak ailesine bakmaya çalışır. Ancak bu süre içerisinde okulu da devam ettiği için oldukça zorlanmaktadır.. Çeviriler yaparak ve zengin ailelerin çocuklarına dersler vererek ailesini geçindirmeye çalışır.. Bir süre sonra Mir'at-ı Şuun gazetesine girer. Maddi durumları biraz daha düzelmiştir ve emeline daha yakındır: şimdiye kadar görülmemiş eşsizlikte bir şiir yaratmak... İçini yakıp kavuran tek emeli de bu değildir: en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi'nin kardeşi Lamia'ya âşık olmuştur...
Dram, çaresizlik ve acı dolu bir kitap. Sadece Ahmet Cemil’in dramı değil üstelik; kız kardeşi İkbal, hem eşini hem de kızını kaybetmiş olan annesi, hem de aşık olduğu kadın Lamia’nın dramları da arka planda kalmasına rağmen çok güzel işlenmişti.
400 syf.
·5 günde·8/10 puan
Servet-i Fünün edebiyatı denince aklımıza gelen en önemli isimlerden birisi Halid Ziya. İlk olarak Mai ve Siyah kitabını okudum ve korkularıma rağmen açıkçasası çok sevdim.

Eğer öncesinde Tanzimat romanlarından okuduysanız, Mai ve Siyah'ı okuyunca dönem edebiyatının ne kadar ilerlediğini çok net fark ediyorsunuz. Zaten Halid Ziya, Mai ve Siyah'ı 'en iyi kitabım' diye tanımlıyor. Her şey Ahmet Cemil'in hayalleri ile başlıyor. Ahmet Cemil duygusal, edebiyat düşkünü, hayalleri olan, romantik bir karakter. Babasının vefatından sonra ailesini ayakta tutmak, zengin olmak, sevdiği kıza kavuşmak istiyor. Fakat en büyük emeli ise hayalindeki eseri yazıp çok ünlü bir şair olmak. Tutkulu şekilde istiyor bunu. Hatta bunu da "....Öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah... Bir şey ki mai ve siyah olsun." cümleleriyle ifade ediyor. -Kitapta en sevdiğim kısım- Okurken realizm kavramını çok net idrak ettim çünkü Ahmet Cemil bunca saydığı hayallerinin birer birer ellerinden kaydığını gördükçe, çaresizliği dibine kadar hissedince pişman olmak dışında geriye bir şey de kalmıyor.

Evet, dili döneminden dolayı ağır fakat Özgür Yayınları'nın baskısında zaten en basit kelimenin bile yanında açıklaması var. Bu başta çok rahatsız edici geliyordu ama sonradan aksine hoşuma gitmeye başladı; hatta öğrendiğim bir iki kelimeyi gün içinde farkında olmadan kullandım :) Çok yoğun tamlamalar, betimlemeler, ruh tahlilleri var; bazen okurken zorluyor.

*Uzun bir inceleme oldu, eğer okuduysanız teşekkür ederim. Hepinize bol kitaplı günler. :)
  • Araba Sevdası
    7.1/10 (2.137 Oy)1.789 beğeni12,8bin okunma2.317 alıntı53,3bin gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.2/10 (1.791 Oy)1.802 beğeni10bin okunma3.223 alıntı37,6bin gösterim
  • İntibah
    7.8/10 (3.562 Oy)2.948 beğeni17,9bin okunma10,9bin alıntı66,2bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.641 Oy)1.431 beğeni9,1bin okunma3.719 alıntı32,5bin gösterim
  • Eylül
    7.7/10 (3.476 Oy)3.320 beğeni19,2bin okunma13,1bin alıntı157,1bin gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.2/10 (2.182 Oy)2.091 beğeni10,4bin okunma5,2bin alıntı60,8bin gösterim
  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
    8.1/10 (2.438 Oy)2.089 beğeni11,3bin okunma3.819 alıntı39,5bin gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (4.115 Oy)3.520 beğeni22,4bin okunma9,6bin alıntı70,7bin gösterim
  • Felatun Bey ile Rakım Efendi
    7.6/10 (2.196 Oy)1.688 beğeni10,3bin okunma3.405 alıntı35,5bin gösterim
  • Aşk-ı Memnu
    8.0/10 (1.547 Oy)1.443 beğeni8bin okunma4.020 alıntı46,2bin gösterim
400 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Servet-i Fünûn dönemi 1896 ile 1901 tarihleri arasında var olan, Türk edebiyatının yenilenme sürecinin önemli bir aşamasıdır. Diğer adı Edebiyat-ı Cedide ( Yeni Edebiyat) dönemidir.

Sultan Abdülhamit'in edebiyat çevresi üzerinde oluşturduğu baskılardan da kaynaklanan bir sebeple yazar ve şairler edebiyatı eleştirel bir unsur olarak kullanmaktan ziyade " sanat için sanat" mantığını benimsemişlerdir.

Halit ziya Uşaklıgil bu dönemin roman ve hikaye türünün en önemli ismidir. Mai ve Siyah Servet-i Fünûn döneminde yazdığı ilk romanıdır. Batılı standartlara uygun ilk büyük roman olarak değerlendirilir. Mai, hayali siyah gerçeği temsil eder bir nevi hayal ile gerçeğin çatışmasıdır.

Halit Ziya Uşaklıgil edebiyat hayatına çeviri ve şiir ile başlamıştır tıpkı romanın baş karakteri Ahmet Cemil gibi...

Yazar oluşturduğu kurgu üzerinden bize o dönemin edebiyat dünyasını anlatır. Romanda baş karakterimiz Ahmet Cemil şiirler yazar ve yeni bir üslup dener. Eleştirilmesinden ve anlaşılmamasından endişe ederken aynı zamanda eseriyle de gurur duyar. Açıkcası bu benim aklıma o dönemde yaşanan göz için uyak mı kulak için uyak mı tartışmalarını getirdi. Dönemin yazarları arasında yaşanan kalem savaşlarını pek çoğumuz biliriz bi şekilde okuduk.

Nitekim Ahmet Cemil'in eseri yayınlanmadan arkadaş çevresinde ciddi eleştirirler alır ve o pes eder. Ben isterdim ki Ahmet Cemil ayakları yere sağlam basan bir karakter olsun gerek eseri gerekse aşkı hususunda gösterdiği zayıflık beni çileden çıkardı.

"Mai ve Siyah" eser ilk orijinal halinde değil yazarın kendisi tarafından sadeleştirilmiş olmasına rağmen bu hali bile sıradan okuyucuyu zorlayacak nitelikte. Yalnız Özgür Yayınları kitapta bilinmeyen kelimeleri parantez içinde açıklama yoluna gitmiş ki bu oldukça kolaylık getirmiş bildiğiniz sözcükler yahut kelime öbeklerinde parantez içindeki yazıyı kolaylıkla görmezden gelebiliyorsunuz bilmediklerinize ise dikkat kesiliyosunuz.

Uzun süre çekimser kaldığım ve her sohbette adını andığım bu eseri nihayetinde kızım getirip "lütfen artık oku anne" deyip elime tutuşturmasıyla başlayarak kolaylıkla ve umduğumdan da büyük bir zevkle okudum.

Pasif ve zayıf insanlardan haz etmiyorum kendilerine bi düşmanlığım yok ama ruhumu daraltıyorlar. Ahmet Cemil de ben de bu etkiyi uyandırdı hiç de şiddet düşkünü biri olamamama rağmen eniştesine attığı tokatla içime su serpip gözümdeki itibarını bir nebze kurtardı.

Oldukça uzun zamandır uzak kaldığım Türk edebiyatına yeniden merhaba çakarak kah tekrar hatırlamak kah yeni yazarlar keşfetmek adına 2020 de oldukça yoğun bir okuma yapmayı planlıyorum.

Son olarak ben belirttiğim gibi eseri Özgür Yayınları'ndan okudum diğerlerini bilemem ama buradan okumak size çok büyük kolaylık sağlayacaktır sevgili okur.

Keyifli okumalar...
288 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Halit Ziya’nın en güzel eserim dediği kitabı. Bence de en güzel eseri, hatta servet-i fünun döneminin en iyisi bile diyebilirim . Dili , üslubu ve tasvirleri muazzamdı. Tam bir hayaller ve hayatlar kitabı.Batılı anlamda ilk realist roman olarak bilinen Mai ve Siyah, gerçekten de kendisinden önce yazılan romanlardan teknik olarak çok daha üstündür.Hikâye her ne kadar hayal ve hakikat arasındaki çatışma üzerine kurulmuş gibiyse de eserde bütün sosyal hayat verilmiştir. Şair tabiatlı Ahmet Cemil'in Babıali'de yaşadıkları, dönemin gazeteci-edebiyatçı ilişkilerinden, edebiyat tartışmalarından birçok çizgi taşır ve Servet-i Fünun edebiyatının güzellik anlayışını verir.Eserin dili oldukça şairânedir...
326 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10 puan
Bugün ilk incelememi sizlerle paylaşıcam .
Mai ve siyah ; sonsuz gökyüzü gibi mavi umutlarla başlayan Ahmet Cemil'in hayatının gece gibi siyaha bürünmesiyle son bulan acıklı bir roman.
En cok ta Ahmet Cemil'in Lamia ya olan sevgisine hayran kaldım.
Kitabın dili ağır olduğu için okurken zorlansanızda sonradan hikaye sizin bedeninizde ruh buluyor.
352 syf.
·Puan vermedi
Kitabı okumaya başladığımda dikkatimi ilk çeken yabancı kelimelerin çokluğu oldu. Gün görmemiş yada benim neslimin pek bilmediği kelimeler. Zorlandım açıkçası metne girerken. Yeri geldi bırakmayı düşündüm. Sabrettim. Zamanla alıştım. Bir müzik ritmine dönüştü kelimeler, cümlelerin akışı. Sakin ağır ağır akan inceden hüzünlü bir müsıki şölenine. Türk halk müziği misali. Diğer sanat dallarına da dönüştü müsiki zamanla. En çok da yakın dostu resme. Yıldızlı Gece. Ahmet Hamdi Tanpınar’ı düşündüm. O da sever müsikiyi, resmi. Ritmiktir, en esaslı tablolardır cümleleri.

Yazılma yılını düşündüm. İlk tefrika edilmeye başlanması 1896. Batılı anlamda yazılmış ilk roman. İlkliği batılı anlamda olmasından mı yoksa roman olmasından mı? Yoksa ikisini beraber mi değerlendirmek gerekir. Her ikisi de demek en uygunudur zannımca. Konu ve teknik olarak. Doğuda roman yoktur, roman yerine mesneviler vardır. Uzun manzumeler. Aşka bakışı da farklıdır bu mesnevi yazarlarının, tekniği de.

Bu derin etkinin, derin tahlillerin kaynağı neresi? Çok düşünmemize gerek yok, romantizm deyince akla ilk gelen ülke. Fransa. Yazar da metinde Lamartine, Hugo, Musset etkisi altına sokuyor baş kahramanını. Bir de romantizmin nirvanası Sheakspeare’ın trajedyaları. Bilmiyorum benden başka Ahmet Cemil’i trajedya kahramanlarına benzeten oldu mu? Umudu, hayalleri, yıkılışı, arınması…

Sanatın konusunun yine sanat ve yayın dünyası olması sonra. Bir eser yaratmak istiyor Ahmet Cemil. Sanata ilişkin görüşlerini tartışıyor. Yayın dünyasının pisliğini. Çektiği sancıları. En sonunda yazmak istediği eserin içinde kendisini bulması.

Bir kanal var Türk edebiyatında, Halit Ziya Uşaklıgilin öncülüğünü yaptığı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz ATAY ile devam eden. Daha önceden de AHT ve Atay’ın Mai ve Siyah’ı çok beğendiklerini anlattıkları söyleşilerine rastlamıştım. Eserin kendisini okuyunca fark ettim ne kadar etkilendiklerini. Müzik ve resimden AHT’nin. Ahmet Cemil’in yalnızlığından, içe kapanıklığından ATAY’ın.

Eser çok iyiydi. Ben çok beğendim. Yazılma zamanından bağımsız olarak çok beğendim. Günümüzde yazılmış olsaydı yine çok beğenirdim. Hayatın küçücük detaylarındaki derin manaya nüfus ediş, tablosal ve ritmik anlatış, derin ruh tahlilleri… Hepsi devasaydı. Türk Edebiyatı kesinlikle Halit Ziya Uşaklıgilsiz olmaz.
336 syf.
Çok beklentim olmadan başlayıp beni hayran bıraktıran bir türk edebiyatı klasiği.

Mai hayal ve ümitleri, siyah ise hayal kırıklıklarını ve hayatın gerçeklerini temsil etmektedir. Kitap bittiğinde adı çok daha anlamlı hale gelmekte.
Halit ziyanın ustalık eserlerinden biri olarak geçen bu kitap gerek kurgusu, gerek betimleme ve psikolojik çözümlemeleriyle sizi içine alıyor.
Kitabın anakarakterinin serveti fünun dönemi yazarlarının hayatlarıyla örtüştüğü söylenmekte. Belki de bununda etkisiyle karaktere daha bir yakınlık duyuluyor.
Son söz olarak kendisi gerçekten beğendiğim ve önereceğim bir kitap.
336 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
İtiraf ediyorum, korkarak başladım.
Edebiyat derslerinden kafama yer eden o bilgilerle, nedense Mai ve Siyah benim için korkulu bir rüya olmuştu. Ama şimdi...
Şimdi bu güne kadar bu şahane kitabı niçin okumadığımın derdine düştüm.
Sanırım en büyük şansım, eserin günümüz Türkçesi'ne çevrilmiş halini okumamdı. Bu sebeple kelimesel anlam düzeyinde hiçbir sıkıntı yaşamadım. Buna rağmen bazı yerlerde betimlemeler, ruhsal ve mekansal tasvirler o kadar yoğundu ki, okumayı biraz ağırlaştırıyordu. Ama muhteşemdi. Kitabın baştan sona her kelimesi muhteşemdi.
Okumaya başlayacaklara şunu söyleyebilirim; ilk 50 sayfası en zoru. Burayı atlattıktan sonra öyle içten ve öyle gerçekçi bir hikaye karşılayacak ki sizi, elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.
Servet-i fünun edebiyatının en güzel örneklerinden olan bu kitabı biraz da konusundan bahsetmek gerekirse; edebiyat aşığı, hayalperest ve romantik ana kararkterimiz Ahmed Cemil, babasının ölümü üzerine hayallerinin ipini göğe salıp, gerçek hayatla yüzleşmek zorunda kalıyor. Artık evin erkeği olan Ahmed Cemil, ailesinin geçimini üstlenirken bir yanda da hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Böylelikle, ana karakterimizin hayatından trajik bir kesim okumaya başlıyoruz.
O kadar çok söylemek istediğim şey var ki aslında hikayeye yönelik... Ama kopya vermemek için söyleyemiyorum.
Mai ve Siyah oldukça karamsar bir hikaye. Bunun büyük kısmı hayatın gerçeklerinin getirdiği dayatmalardan, kalan kısmı ise Ahmed Cemil'in karakteristik özelliklerinden kaynaklanıyor. Ağır ve kasvetli bir havası var; o kadar ki sonuç bölümüne girdiğinizde göğsünüzün sıkıldığını, nefesinizin daraldığını hissediyorsunuz.
Ah, ben bu kadar acı çekiyorsam kim bilir onun acısı ne denli büyük, diye düşünüyorsunuz.
Yine lafı çok uzattım. Velhasılı kelam; ilk sayfadan son sayfaya kadar Ahmet Cemil'in mai göğünün nasıl siyaha döndüğünü okuyorsunuz.
Tereddüt duyuyorsanız hiç düşünmeyin, çok beğeneceğinize eminim.
352 syf.
Dilinin ağır olmasından kaynaklanan sıkıntıları yaşamak mümkün fakat konusu ve psikolojisi dikkatinizi hemen çekecektir. Okurken hayatımdaki mavileri ve siyahları sorgular buldum kendimi. Keyifli okumalar.
352 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazarın hikayeyi aktarış biçimi, kurgusu çok güzel. Kitap ismi ile müsamma. Mavi hülyalar ile kara bahtı işliyor diyebiliriz. Her zaman düşlenen yaşama malik olamıyor insan. Ahmed Cemil'in bir çok davranışına muhalefet etmek istiyorsun okur olarak lakin öyle de olması gerekiyormuş gibi hissettiriyor yazar. Zira kitaba bahis olan şey karakterin yaşadığı olaylara verdiği tepki olduğu için yapacak pek bir şey kalmıyor. Zaten öyle davranmasa böyle bir roman çıkamaz. O nedenle Ahmed Cemil'e acımak dışında pek de elinizde bir şey kalmıyor.

Dönemin matbuat hayatı, Babıali (Yayıncılık Dünyasının beşiği) yokuşu gibi bir çok detayı o zamanları hayal ederek yaşayabiliyorsun okurken. Döneme şahitlik etmek de güzel oluyor.

Belki de günümüz okuruna göre pek aksiyon barındırmayan bir roman olabilir lakin hayatın sıradan akışında karşımıza bir çok Ahmed Cemil'ler çıkacağı kesin. Önemli olan burada karakterin ruh tahlilini yazarın derinlikli bir şekilde aktarması. Yine söylüyorum: Eski yazarları okuduğumuzda aldığımız lezzet başka oluyor. Kullanılan kelimelerin çoğunun anlamını bilmesek de gerçekten latif, leziz bir dille, zengin bir dille karşı karşıya olduğumuzu idrak edip, zamanımızın güdükleştirilmiş lisanının bizden neler kopardığını düşünce dünyamızı ne kadar kısıtladığını anlıyoruz. O nedenle, bu tür kitapları bolca okuyup kelime hazinemizi genişletmek bize çok şeyler katacaktır.

Kitabın ortasını geçtikten sonra hareket başlıyor ve hızla akıyor metin. Ben beğendim.

Size de keyifli okumalar.
Sevgiyle kalınız efendim.
336 syf.
·2 günde·Beğendi
Spoiler İçerir

Yazar olma çabası içinde olan Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra üstlenmek zorunda kaldığı sorumlulukla ve ailevi sorunlarıyla boğuşmak zorunda kalır. Karakterin hayat hikayesinde çaresizlik, geçim sıkıntısı, hayal kırıklıkları ve karamsarlık hakim.
Günümüz Türkçesiyle olan versiyonunu okudum. Ona rağmen yine de bilinmeyen birçok Osmanlıca kelimeler vardı. Kitapta geçen mekanları gözümün önüne getirerek okuyunca daha bir keyif aldım. Sirkeci'deki "Bab-ı Ali Yokuşu" bana sürekli bu romanı hatırlatır. Edebi eser yaftasını kesinlikle hakeden bir kitap. Beğendim.
"İnsan, üzüntülü ve sevinçli zamanlarında, kalbinin dayanamayacağından fazlasını duyarlı bir kalple bölüşmek ister…."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mai ve Siyah
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
333
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059854337
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mühür Kitaplığı
Halid Ziya Uşaklıgil üzerinden yüz yıl geçtiği halde hâlâ geniş bir okur kitlesine ulaşabilen "Mai ve Siyah" isimli romanının yazılış süreci hakkında şunları söylemiş:
"... Bir ara Halil bana "Bir şeyler yazıyor musun, yazmayacak mısın?" diye sordu. O zaman ben, her akla geleni söylemekte sakınca görmeyen bu genç dostlara yakından bilmedikleri İstanbul yaşamını anlattım. Üstelik kafamı tırmalayan küçük öykünün konusunu, bu konunun o döneme göre biraz çekinceli olabileceğini açıkladım ve hemen bir sanatçının yapıtını dinletmek, göstermek güçsüzlüğüne yenilerek, yazılmış üç beş sayfayı okudum.

Onlar, derin bir sessizlik içinde ve gözleri önünde açılıveren bir düş ufkuna dalmışçasına, bir yarı uykuyla dinliyorlardı. Sonra birkaç saniyelik sessizliği Halil'in sesi yırttı: 'Sıkılmasaydım' dedi. 'Sizi öperdim'

İşte sanat yaşamımın çok ender armağanları arasında onun bu tertemiz sözü bende taze bir coşku uyandırdı. Denilebilir ki 'Mai ve Siyah' o gece ilk tohumunu bu sözde buldu" Halid Ziya Uşaklıgil'in son yıllarında verdiği bir röportajda Mai ve Siyah'ı tüm romanlarından farklı bir yere koyduğunu şu sözlerle belirtir:

"Saklamadan söyleyebilirim ki ruhumdan, içtenliğimden en çok payı olan ve beni şimdi bile kendisine bağlayan üstelik geçenlerde rastlantıyla elime geçen bir baskısını karıştırırken kimi sayfalarında beni ağlatan bir yapıt olmuştur." İşte yazarını ağlatan bu roman günümüz Türkçesiyle siz değerli okurlarımızla buluşuyor

Kitabı okuyanlar 11,5bin okur

  • Asya
  • Ayşegül Enön
  • RoadNotTaken
  • Usagi
  • Zehra çelebi
  • Aslı
  • Rümeysa Bayram
  • Pandaninkitaplari
  • Betül Ünal
  • ak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0.1 (2)
7
%0.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları