Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 97. kitabı
Emile Zola / Nana On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkenin değişikliklere uğramasına sebep olan konulara değindiği yirmi kitaptan oluşan Rougon-Macquartlar serisinin dokuzuncu kitabı #Nana . Kitapları bağımsız okunabilecek konular içerse de ailenin fertleri üzerinden ilerlediği için bence sıralı okumak o dönemi ve karakterleri anlamak adına daha iyi olacaktır. Mesela serinin yedinci kitabı olan Meyhane’de Nana’nın doğumuna ve çocukluğuna eşlik etmek şu anda geldiği durumu anlamanıza katkı sağlayacaktır. İlk dört bölümde ülkenin sosyolojik durumuna ayna tutuyor. Karakterlerin çokluğu yüzünden okuma hızınızı düşüren yorucu bir başlangıç yapıyorsunuz. Devamında ise karakterlerin psikolojik gelgitleri ve ülkenin ahlaki yönden çöküşü okumayı daha akıcı hale getiriyor. Mekan tasvirleri o kadar detaylı anlatılmış ki gözünüzde canlanmaması imkansız duruma gelmiş. Kimin kiminle olduğu sürekli değişen ve dejenere olmuş ilişkilerin yansıtıldığı bir eser. Kadınların basitliği ve hırsları, erkeklerin midesizliği ve onursuzluğu okurken biraz yorsa da bu tarz ilişkilerin dünyanın her yerinde farklı zamanlarda farklı şekillerde yaşandığını bildiğiniz için daha çok nedenleri ile ilgilenmeye başlıyorsunuz. Görmek istediği saygıya erişmek için kendini Paris’in idolü haline getiren narsist bir karakter Nana. Saygıyı normal bir yaşamla elde edemeyeceği için kadınlığını ve güzelliğini kullanarak tüm erkekleri hatta kadınları da pervanesi yapan en alt kademeden en üst kademeye kadar çıkış sağlayan ama doyumsuzluğu yüzünden mutlu kalamayan biri. Geçmişteki ezilmişliklerinden doğan hırsıyla her erkeğin şu ya da bu sebeple yok olmasına sebep olarak hayatına devam etmesi ve bundan dolayı da hiçbir pişmanlık hissetmemesi okurken sinirlerinizi zorluyor. Bir tek Nana’nın değil diğer
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
10/10
·533 syf.·
2017 20. kitabı
İnsanoğlu düzenli bir yaşam sürerse saygı görmekte. Peki, düzensiz bir yaşam sürerse, iffetli dahi olsa da saygıyı hak etmez mi? Erdem dediğimiz olgu, insanın yaşam tarzıyla sınırlı olabilir mi? Değer yargısı ve düzgün bir hayat sürme inancı, kişiden kişiye farklılık gösteren bir yaşam biçimidir. İnsanoğlunun tek gayesi, melekler kadar saf ve temiz olarak gözünü açtığı bu fani dünyadan, Allah'ın rızasını kazanmış olarak ve yine tertemiz olarak veda etmek değil midir? İnsan bazen hatalı seçimleri yüzünden, istemese de yanlış yollara sapabiliyor. Ne kadar vahim bir durum. Hatalı seçimlerimizin kurbanı olmak ve onları bir ilmek gibi, ölesiye dek boynumuzda taşımak. Biliyor musunuz, aslında hiç birimiz günahsız değiliz! Ama insan olarak, önem verdiğimiz bazı değerlerimiz vardır ki, onlardan biri de " Namus " kavramıdır. Evet, namus öyle iffetli ve öyle erdemli bir terimdir ki, kolay kolay ayaklar altında çiğnenmesine seyirci kalamayacağımız bir hasletimizdir. Özellikle biz kadınlar için, namus kavramı daha bir önem arz eder. Çünkü, fıtratımızdan gelen bir özelliğe sahibizdir ki, o da " Anne " olabilme kimliğine sahipliğimizdendir. Ne yazık ki biz kadınlar, iffetli olanları tenzih ederim ki, karşı cinsin üzerinde etkili olan, dişiliğimizi kullanarak kendimizle birlikte, karşı cinsi de günaha sürükleyebiliyoruz. En kolayıdır bir kadın için, bedenini satarak, para uğruna kendini güvenceye almak istemesi. Peki ya sonrası? Anlık geçici zevklerden sonra, insan ruhunun üzerinde bıraktığı, tamiri olunamaz hasarların yol açtığı yıkım. Bunları idrak edemez mi, insan? Ama kadına en büyük kötülüğü, yine bir kadın yapar, değerli okurlar. Sakın şaşırmayın! Ben de bir kadın ve bir anne olarak dile getiriyorum bu varsayımımı. Çünkü, biraz ağır olacak ama öyle arsız ve bencil
Din
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
7/10
·480 syf.··
2023 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 21:28
Naturalizm akımının öncüsü olan fransız yazar Emile Zola” nın Nana adlı eseri yirmi kitaplık yayınlanan “Raugon Macquartlar” serisinin dokuzuncu kitabıdır. Daha önce yayınlanan yedinci kitabı olan Meyhane adlı eserinin devamı niteliğindedir. Yazar 18. Yüzyıl sonundaki ikinci imparatorluk dönemine tekabül eden ve o dönem aristokrasisi ve brujuvazisinin yozlaşmışlığını nana adlı bir hayat kadınının eliyle aktarmaktadır. Yürüyen felaket olarak adlandırılan nana, tabiri caizse dokunduğunu ve hayatına girdiği herkesi yok edip felaketine sebep olmaktadır. Ama yinede kendini dindar ve iyi yürekli bir kız olarak tabir etmektedir nedense. O dönem saygın aristokratların ve soylu kadınlarının ikiyüzlülüğünü taktıkları maskeler altında görünmeyen çürümüşlüklerini ve yozlaşmalarını sade ve olağanüstü tasvirleriyle aktarmayı iyi başarmıştır. Yazıldığı dönemde tutucu kesim tarafından çok fazla eleştirilmiş ve tepki almıştır. Edebi dilini ve kalitesini beğendiğim yazarın bu kitabını çokta severek okudum diyemem. Yer yer sıkıldım ve nana karakterine de çok kızdım. Ahh nana ahhh…. Sen nasıl doyumsuz ve tehlikeli bir kadınsın. Ama bu iyi bir eser olmadığı anlamına gelmez. Yine de okunmayı hak ediyo
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
8/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2019 20:38
Emile Zola'nın yazdığı Rougon-Macquart serisinin 9 no'lu kitabı. Aynı zamanda Zola'nın hem ülkemizde hem de dünyada en tanınmış romanı. Yazar bu kitabında bizi Antoine Macquart'ın kızı Gervais'ten olma torunu, Nana'nın Paris'teki yaşantısına götürüyor. Nana'nın çok sıkıntılar içinde geçen çocukluğu, ergenliğe geçişi ve ilk genç kızlık yılları, serinin 7 no'lu kitabı olan ''Meyhane''de anlatıldığından dolayı burada yetişkinlik dönemi bizlere aktarılıyor. Nana'nın Paris'teki en dip ile en üst kademe arasında inişli çıkışlı olarak değişen ilginç ve bir o kadar da dramatik hayat hikayesi bize anlatılıyor. Bu inişler ve çıkışlar arasında tek değişmeyen şey ise Nana'nın her zaman vücudunu kullanmasıdır. Öyle ki en çok izlenen tiyatro oyuncusuyken bile halk, onun oyunculuğu ile değil de, sadece çıplak vücudu ile ilgilenmektedir. Zaten bozulmuş ve iyiden iyiye ahlak çöküntüsü içerisine girmiş olan dönemin Paris'indeki yaşantıda Nana'da hayata ayak uydurur ve vücudunu kullanma işini başarıyla yapar. Adeta bir erkek öğütme makinesine dönüşür ve deyim yerindeyse bir nemfomanyak haline gelir. Yazar burada her ne kadar Paris'in çöküntü içerisindeki ahlakını eleştirir gibi görünse de özellikle kadın erkek ilişkisi konularında da çok doğru mesajlar vermektedir. Örnek vermek gerekirse karşılıklı olmayan sevgilerde, gerçek sevenin her zaman kaybedeceği ve bu kaybın sadece sevgiliyle sınırlı kalmayacağı , maddi kayıplar, çekilen fiziksel ve ruhsal eziyetlerin yanında en önemli kaybın ise kişilik yitirilmesi olduğunun vurgulanması mesajı gibi. Örnekler sayfalar dolusu çoğaltılabilir ama spoilere gireceğinden dolayı burada yazmanın doğru olmayacağı kanaatindeyim. Zaten bunlardan birkaçını da alıntılar yoluyla paylaşmıştım. Kitabın baş tarafı özellikle de ilk üçte birlik
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
7/10
·445 syf.··
Beğendi
·
2024 126. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2024 14:33
NANA-EMİLE ZOLA- 444 sayfa Meyhane kitabının devamı olan Nana’da bu sefer Nana’nın hayatını okuyoruz. Meyhane kitabını kısaca hatırlayalım: Meyhane, sevgilisi Lantier ile birlikte Paris’in kenar mahallelerinden birine yerleşen ve bir çamaşırhanede çalışmaya başlayan iki çocuklu Jervez’in hikâyesini anlatır. Hırsı ve çalışkanlığı ile sıfırdan zirveye çıkan ve bu baş döndürücü hayatın rehavetine kapılan Jervez’in hazin sonu ve onun yolundan giden kızı Nana…Şu an kayıplarda olan Nana devam kitabında bakalım bize nasıl bir yaşam sunacak ?… Evet Nana karşımıza bir tiyatro oyuncusu olarak çıkıyor.Ama aynı zamanda da bir hayat kadını.Biri tutumlu bir tacir, diğeri de Romanyalı sahte bir kont para karşılığında Nana’nın bedenine sahip oluyorlardı.Tabi bu arada Nana’nın on altı yaşındayken hayata getirdiği ve bir sütanneye verdiği oğlu Lui vardı. Çılgınlığa vuran dünyevi zevkleri ,kendisini tanrıça gibi görmesi,arzuları ve ahlaksızlığı ile kendisinin ve çevresindeki erkeklerin hayatını mahveden bir kadının hayat hikayesi.Yoksulluktan zirveye çıkıp,etrafındaki tüm erkekleri kendisine aşık edip,dibe vuran bir hayat… Herkesle yatan , bazısının servetini yiyip bitiren, diğerlerinin canına kıyan ve bir sürü insanı kedere boğan pis bir kız… Emile Zola bu kitabında etrafındaki her yaşama âdeta felaketi getiren Nana adındaki bir hayat kadınının eliyle aristokrasinin ve burjuvazinin maskesini düşürür; maskenin altında beliren çürümüşlüğü, ikiyüzlülüğü gerçeklikten hiç taviz vermeden,açık yüreklilikle anlatır. Nana çok fazla kabiliyeti olmasa da güzelliği ile etrafını büyüleyen bir kadın olması nedeniyle tiyatro oyuncusu olarak başladığı hayatı fahişelik yaparak son bulur.Yaşamı boyunca para konusunu kafasına takmadan,aşıklarının önüne döktüğü para ile tabiri caizse har vurup
NanaEmile Zola · Olympia Yayınları · 20165,5bin okunma
8/10
·512 syf.··
2024 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2024 01:44
Para, şan, şöhret... Bunlar için neler yapılabilir? Bir insan bunlar için sevmediği bir şeyi yapabilir mi? Sevmediği insanlarla beraber olabilir mi? En önemlisi bir insan dünyevi zevkleri için kendini ve onurunu ne kadar hiçe sayabilir? Sanırım bu kitapta bunların hepsinin cevabı bulunabilir. Emile ZolaEmile Zola ile ilk en ünlü eserlerinden biri olan NanaNana ile tanıştım. Sizi bilmem ama kitap bana biraz sert geldi. Aslında bize bazı gerçekleri anlatmaya çalışıyor gibiydi. Gerçeklikten kastım soylu insanların (ya da öyle görünen) maskelerinin altında nasıl bir iğrençlik yattığını başından sonuna kadar okuyoruz. Nana para karşılığında kendini satan bir kişi. Ses tonunun çirkin olmasına ve iyi oynamamasına rağmen tiyatroların vazgeçilmezidir. Çünkü Nana bütün Paris' i (özellikle erkekleri) etkisi altına alabilecek bir güzelliğe sahip. Kitap boyunca bu güzelliğinin farkında olan Nana' nın vücudunu kullanarak soylu erkekleri etkisi altına alıp paralarını nasıl yediğini okuyoruz. İtiraf ediyorum Nana' nın böyle bir karaktere sahip olması bana baya itici geldi. Özellikle sonlarına doğru berbat bir hâl aldı. O yüzden kitabı sindirerek okudum. Tabi burda itici olan sadece Nana değil. Soylu sayılan insanlar ve maskelerinin altında yaptıkları şeyler de yeterince iticiydi. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle söylediğime bakmayın kitabı beğendim çünkü itici gelmesine rağmen sizi içine çeken bir olay örgüsü var. Emile ZolaEmile Zola öyle güzel ve akıcı anlatmış ki okurken kitabın içine çekilmemek mümkün değil. Başlarda biraz sıkıcı gelebilir. Kendinizi ne anlatıyo bu derken bulabilirsiniz. Hatta isimler ve isimlerin bu kadar çok olması kafanızı karıştırabilir. Lütfen bu sebepler yüzünden yarım bırakmayın. Bir süre sonra her şey kafanızda oturacak. İnsanların bütün iğrençliğine rağmen kitabı
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
Altın Kanatlı Sinek Nana ve Narsist Kişilik Bozukluğu
10/10
·558 syf.··
2023 29. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 23:27
Yunan mitolojisinde suda gördüğü yansımasına âşık olan ve kendisini arzulayan tüm su perilerini reddeden Narkissos, kendini bir türlü yansımasından alamaz, çaresizce günden güne erir, sonunda açlık ve susuzluktan ölür. Narkissos'un yok olduğu yerde daha önce görülmemiş güzellikte açan çiçeklere 'Nergis' adı verilirken; 'kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan' kişilik bozukluğuna da 'narsizm' adı verilmiştir. Şimdi gelelim ilk kez mitolojik bir karakterde ortaya çıkan narsizmin, Nana romanında karşılaştığımız izlerine... 19. yüzyılın büyük Fransız romancısı Émile Zola’nın, bir ailenin tarihini anlatan yirmi romanlık dizisi Rougon-Macquart'ın en ünlülerinden biri olan Nana; bir tiyatro oyuncusu olan Nana'nın yükselişinin ardından hazin sonunu konu alır. Meyhane kitabında; doğumuna ve çocukluğunun ilk yıllarına tanık olduğumuz Nana'nın 'dehşet bir şey' olacağı daha o yıllarda bellidir. Çocuk yaşta çevresindeki tüm yumurcakların üstünde hüküm süren, sonunda tokadı hak ettiren tüm oyunların önderliğini yapan Nana; güzelliğini fark ettiği gençliğinin ilk yıllarına geldiğinde, sefalet içindeki ailesini terk ederek süslü bir arabada, bir vikont ile mutluluğuna doğru yola çıktığı görülür. Geride bıraktığı ailesinin içinde bulunduğu yoksulluğu düşünmeyen Nana; kişisel güce, statüye ve hayal ettiği zengin yaşama ulaşacak kapıyı aralamış ve narsist kişiliğinin tohumları ilk filizlerini vermeye başlamıştır. • Bir tiyatro oyuncusu olarak yıldızının parlamaya başladığında ise Nana kendisini, içinde yer aldığı eğlence toplumunda diğerlerinden daha yetenekli, üstün ve güzel bulur. Diğerleri tarafından saygı görmek ister. Umursanmamaya katlanamaz. Diğer kadınların eline
Dünya Klasikleri - Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Hem bu düzene karşı hem bu düzenin ürünü Nana.
7/10
·399 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2024 01:42
Dikkat spoiler içerir! Ünlü Fransız Natüralist yazar Emile Zola'dan okuduğum Nana; "Bir kadının, bir rejimin ve bir toplumun çürüyüşünü resmediyor." Arka kapaktan aldığım bu cümleyi eserin tam dile gelmiş ifadesi olarak nitelendirebiliriz. Adından da anlaşılacağı gibi eser Nana adlı bir kadının hayatını anlatıyor. Tiyatro, zenginlerin kolları, arzularının peşi, narsist sayılabilecek bir eşe olan bağımlılığı ve ondan kopuşu, sokaklar, ilişki ağlarıyla geçen kısa bir ömür. Tüm bu negatiflerin arasında doğaya olan sevgisi ve soylu bir kadın olma arzusu Nana'yı kendi gerçekliğiyle görmemizi sağlıyor. Zola'nın usta gözlemleriyle bir taraftan tiyatronun arka kokuşmuş odalarına, bir taraftan güzel bir at yarışına bir taraftan güzel manzaralı malikanelere ve bir diğer taraftan da bu malikanelerin içinde verilen davetlere bizler de şahit oluyoruz. Para için kurulan çarpık ilişkiler, kadın arzusu peşinde koşan her statüdeki erkekler, o erkekleri kapılarında bekletip odalarında saklayan kadınlar, arzuları için ölüp öldürülenler, her zaman sadık olup sonunda yok olan hizmetliler, iyi bir arkadaşken sokaklara düşünce faydalanmaya çalışan karaktersizler, lovebombingler, gaslightingler, ghostingler, dayaklar, şiddetler ve daha birçok çirkinlikler içinde süren yaşantılar. Ve tüm bunların içinde, tüm bunların normal karşılandığı bir toplumun içinde güzel arzularla temiz bir hayat kurmaya çalışırken küçük şeytanlıklar da yapan Nana. Hem bu düzene karşı, hem bu düzenin ürünü Nana. En sevdiğim kısmı ise Nana'nın çiçek hastalıklı cenazesinin olduğu odaya sadece birlikte çalıştığı kadınların girmesi. Yaşadıkları zamanlarda birbirinin kurdu olan bu kadınlar o cenazede Nana'nın yanında birbirlerinin yurdu olmuşlardı. Kadınların sömürüldüğü o çirkin düzene karşı o odada Nana'yla birlikte
Edebiyat
NanaEmile Zola · Dionis Yayınları · 20115,5bin okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2024 141. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 09:00
Emile Zola'nin okuduğum ilk kitabı oldu. Kitap hakkında genel bir değerlendirme olarak 19. Yüzyıl Fransasi hakkında bize önemli ipuçları veriyor. Dönemin sosyal ve siyasal bir portresini gözler önüne seriyor. Özellikle ahlaki olarak yaşanan çöküntüyu Nana karakteriyle çok gerçekçi bir şekilde ortaya koymuştur. Benim için okuması yorucu oldu. Özellikle o donem toplumunun kadına olan acımasız tavrı ve kadını bir meta olarak görmesi bana çok ağır geldi. Kanaatimce doğru zamanda ve sakin kafayla okunabilecek bir eser.
NanaEmile Zola · Kum Saati Yayınları · 20005,5bin okunma
8/10
·512 syf.·
2025 610. kitabı
Roman tam bir insanlık aynası gibiydi… Zola burada sadece bir kadının hikâyesini değil, bütün bir toplumun çürümüşlüğünü anlatıyor bu sayfalarla… Nana’yı okurken onun yükselişini, ihtiraslarını, zaaflarını görüyorsun ama aynı zamanda dönemin erkek egemen dünyasının nasıl bir ikiyüzlülükle işlediğine de şahit oluyorsun. Zola’nın dili öyle canlı ki, sanki o salonlarda dolaşıyor, o gösterileri izliyor gibi oluyorsun. Eksileri ise; Kitap ağır ilerliyor, Zola ayrıntıyı çok seviyor. Bazen “hadi artık” dediğin yerler oluyor. Yine de bu detaylar sayesinde karakterler ve ortam inanılmaz gerçekçi geliyor. Sonunda fark ediyorsun ki, Nana sadece bir kadın değil; aslında toplumun açgözlülüğünün, zaaflarının, tutarsızlıklarının bir sembolü!! O yüzden biraz sabırla okunduğunda çok şey düşündürüyor ve etkisi uzun süre kalıyor. Keyifle oku
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.