Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·88 syf.··
2022 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2022 13:13
Bir Stefan Zweig klasiği olan "Satranç" kitabını geç de olsa okudum. Doğrusunu söylemek gerekirse kitabın ilk başlarında çok sıkıldım. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic'in karakteri oldukça garipti ama onun geçmişini okurken fazla uzun tutulmamasına rağmen sıkıldım biraz. Ama Dr. B.'nin hikâyesi beni oldukça içine çekti ve aynı zamanda çok etkiledi. Hiçlik. Okununca iki hece, bir kelime. Ama tabii ki okuduğumuzdan çok daha fazlası... Yaşarken, nefes alırken, hâlâ düşünebilirken; bir hedefinin, yaşam amacının olmaması kadar, boşlukta hissetmek kadar ruhu acıtan bir şeyin olmadığını iliklerime kadar hissettiğim bir kitaptı. Aynı zamanda Dr. B.'nin hikâyesini okurken dönemin o zaman ki işleyişi ve psikolojik işkenceleri gözler önüne seriliyor tekrardan. Kesinlikle fazla zamanınızı almayacak ve bir kaç saatte rahatlıkla bitirebileceğiniz bir kitap. Ama ben her kitaba en az 'bir gün' verilmesi taraftarıyım kitabı içselleştirmek için.
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Tek Kitap İki farklı sunum
Puan vermedi·88 syf.·
2022 35. kitabı
Yazar Gabriel Garcia Marque 'Yüzyıllık Yalnızlık'kitabın ingilizce çevirisi ispanyolca yazılmasından çok daha iyiydi.'der. Edebiyattan çeviri yapılırken çeviri yapilan dilin tüm inceliklerine vakıf olmak gerekir zira bir dilde ki mizah anlayışını okuyucuya aktarmak ve bunu hissettirecek nitelikte kelimeler ile anlatmak gerekir.Tabi bunu yaparken yazarın verdiği mananın dışına çıkmadan konu bütünlüğünü de koruyacak bir çeviri olması gerek. Kitaplığımda Stefan Zweig'a ait Santarç kitabından farklı çevirmenlerin olması ile bu farklı deneyimlemek istedim.Daha önce kısa yazı çeviri okumalarım olmuştu lakin Edebi türünde kitap olarak ilk. Koridor yayıncılık(2021) Çağlar Tanyeri'nin çevirisi Satranç ile Aperatif Kitap (2020) Derya Akküç'ün Satranç çevirilerinin ilk sayfasini sekronize ederek okudum zira giriş kısmından başlayan bir değişiklik göze hemen çarpıyor.Belki mana bütünlüğünü koruyor lakin betimlemelerin okuyucunun zihninde canlandırması açıkçası hemen kendini gösterir türdendir. İki çeviriyi hemen karşılaştırma şansım olduğu için okuyucunun zihin kütüphanesinde ki kelimeler ile hayal dünyası bir sahnede ahenk içinde uyum sağlamaya çalışıyor olması arada ki farkı hemen anlamamı sağladı. 1.sayfadan sonra artık Çağlayan Tanyeri'nin çeviri kitabına başladım.Betimlemelerde kelimelerin resmiyetine takıldım. Sözcüklerin içerisinde kendine yer edinmemiş türden. Özellikle kitap içerisinde bazı sözcükler alıntılar yaparak iletilerde iki çevirmenin aynı olayı farklı anlatımları ile paylaştım ki aradaki farkı ortaya fark etmek adına. Derya Akküç'un çevirisinde dipnotların olması açıkçası hem olayı hemde genel kültür açısından bilgilendirmesi ve ayrıntıya yer vermesi güzel düşünülmüş.Bu ayrıntı Çağlar Tanyerin çeviri de yoktu. Kitap konusu olarak tüyolar
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Puan vermedi
Bir oda düşünün: ❝Bir kapısı, bir yatağı, bir lavabosu, parmaklıklı bir penceresi vardı. Gelgelelim kapı gece gündüz kapalı, masanın üstüne kitap, gazete, kağıt, kalem koymak yasaktı (bu arada bu saydıklarının hiç biri yok odada, istese de koyamaz.), pencere boş bir duvara bakıyordu.❞ ❝Ben'imin, hatta kendi bedenimin çevresine tam bir hiçlik inşa edilmişti. Bütün nesneler alınmıştı elimden, zamanı bilmeyeyim diye bir saat, bir şeyler yazamayayım diye bir kalem, bileklerimi kesemeyeyim diye bir bıçak; bir sigara gibi en ufak bir uyuşma anından bile yoksundum.❞ ❝Tek kelime etmesi ve sorulara yanıt vermesi yasak olan nöbetiçinin dışında asla bir insan yüzü görmüyor, asla bir insan sesi duymuyordum; göz kulak, Bütün Duygular sabahtan geceye ve Geceden sabaha kadar her türlü beslenmeden mahrumdu insan kendi kendisiyle kalıyordu sadece kendi bedeni ve dilsiz 4-5 nesne ile masayla yatakla,pencereyle, lavaboyla umarsızca yalnız...❞ ❝Bir şey olmasını bekliyordum sabahtan akşama kadar ve hiçbir şey olmuyordu. Bekliyordum, tekrar tekrar. Hiçbir şey olmuyordu. Bekliyor, bekliyor, bekliyordum. Düşünüyor, düşünüyor, düşünüyordum, ta ki şakaklarım ağrıyana kadar. Olmuyordu hiçbir şey. Yalnız kalmıştım. Yalnız. Yalnız.❞ Naziler tarafından tutuklanan ve bu odada hiçliğin içinde psikolojik işkenceler gören, hiçliğin içinde boğulan, delirmeye başlayan Dr B'nin, bir gün sorgu odasındayken bir ceketin cebinde bulduğu ve çalmayı başardığı satranç kitabıyla yalnızlığından kurtulmaya çalışmasının ve sonra neler olduğunun hikayesini okuyorsunuz. ❝Zira bilindiği gibi, dünyada hiçbir şey hiçlik kadar büyük bir baskı yapmaz insan ruhunda.❞ Stefan Zweig 'ın eşiyle birlikte intihar etmeden önce yazdığı ve ona en çok ün kazandıran son kitabı olan Satranç'ı kesinlikle herkesin okuması
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 23:59
Zweig’in yine sıkışmışlık ve içsel çöküş yaşayan bir karakterin ruhunda kaybolmamızı sağladığı bir kitap. Satrancı bir kaçış olarak gören karakterimizin onlarca olasılığı düşünüp hamleleri ezberlemesi, ama sonunda satrancın bile zihnine zarar vermesi insanın kendini nasıl bir şeyle meşgul ederse etsin yine de özgür olamayabileceğini düşündürüyor. Ve sonunda onun esiri olması inanılmaz bir psikolojik derinlik katıyor. Dr. B fiziksel hapishaneden çıkıyor ama zihnindeki esaret devam ediyor. Satranç onun için hem bir kurtuluş hem de bir lanet haline geliyor.
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2023 6. kitabı
Satranca ilgimin olması ile beni saran bir kitap oldu. Hem satranç ile ilgili teorik bilgiler vermesi, hem de gizli mesajlar içermesi çok hoştu. Dr. B.'nin satrancı zihninde canlandırırken yaşadığı hırs, aslında hayatımızdaki olaylarla da bağdaşıyor. Hep bir kazanma isteği ve çabası içindeyiz. Hırsına yenik düşüp hastanelik olan Dr. B, aslında o hırsın fazlasının zarar olduğunu gösterdi bana. Ben severek okudum, eğer satranç oynamayı seviyorsanız sizi saracağını düşündüğüm bir kitap. Okursanız ya da okudu iseniz kitapla ilgili düşüncelerini duymak isterim.
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2022 13. kitabı
Çok beğendim. Dr. B. İle sanki bende o odada volta attım, satranç hamlelerini kurdum, yıktım, yeniden yaptım. Sadece Mirkoyu biraz daha açık etmesini isterdim. Kafasında nasıl kurgulamıştı mirkoyu? Sadece bir işte uzman diğer konularda saf gözüken mi yoksa gerçekten saf mı?
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Satranç, insanın kendisi ile olan savaşıdır
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2024 12:15
Başlığa yazdığım ifade bu kitap ile ete kemiğe bürünmüş oluyor. Yazarımız bu kitabında bir gemi güvertesinde yolcu olan birinin yolculardan birinin dünya satranç şampiyonu olmasını fark etmesiyle başlıyor. Ve kısa süre sonra bu şampiyon ile karşı karşıya kalan Doktor B. ismindeki gizemli yabancının hikayesini dinliyoruz. Hapis tutulduğu bir ortamda aklını korumak için bulduğu bir kitaptan satranç öğrenen başkarakterimiz; başlarda bunu büyük zevkle yaparken sonradan yapılmaması bir şey yaparak, satrancı kendine karşı oynayarak hayatını zindana çeviriyor. Satranç, bu alanında enfes bir kitap olmakla birlikte benim gibi sizin de satranca büyük bir ilginiz varsa kesinlikle okumanız gereken bir eser. Şimdiden keyifli okumalar.
1000k
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Satranç
9/10
·88 syf.··
2022 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2022 00:00
Hangi tarihte başlayıp bitirdiğimi hatırlamıyorum ama bu sene içinde olduğu kesin. Bu nedenle tahmini süre yazacağım. Satranç, Zweig'ın kitaplarına beni yönelten bir eser. Zweig'ın kalemi için şunu diyebilirim: Alışılageldiği gibi olaylar en sonda veya sonlardan bir tık önce doruk noktasına ulaşmıyor. Daha çok ortalarda heyecanlanıyor sonlarda ise her şey yerli yerine oturmuş şekilde durağanlaşıp berraklaşıyor. Satranç... Bir odada hapsedildiğinizi, elinizden her şeyin alındığı bu süreçte şans eseri aşırdığınız bir satranç kitabının en yakın dostunuz olduğunu düşünün. Öyle ki zihninizin her zerresinde tüm taşları ve kombinasyonları hissedecek kadar... Böylece ustalaşıyorsunuz satranç oyununda ancak bu kazanım aynı zamanda dehşetengiz bir lanet de dönüşebilir mi? Cevabı kitapta bulacaksınız keyifli okumalar...
Stefan Zweig
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
Puan vermedi
“İnsanlar sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz…” "Çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir." “Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer bendi...” "İnsanın konuşacak kadar zekaya ya da susacak kadar akla sahip olmaması büyük bir talihsizliktir." Yazarın kitaplarındaki psikolojik mesajlar, bunu karekterlere işleyişi çok iyi. Bu kitabında hayatında hiç satranç oynamamış bir avukatın kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu nasıl yendiğini anlatıyor. Hiçlikten kurtulmak için öğrenilmiş bir oyun ve sonucunda yenilmezlik. Yazar kendi hayatını da etkileyen Nazizmden çokça söz ediyor kitapta. Nazizm, dünyada bir çok yıkıma yol açtığı gibi bir çok bilimsel gelişmenin de öncüsü olmuş bir hareket aslında. Dr. B. de bu durumu tam olarak karşılayan bir örnek. Yani Nazizmin hem yıkımını veriyor Dr. B. bize hem de bilinçsizce yol açtığı gelişimi... Zweig'ın hayata dair karamsarlığını bu kitabında da fark edebiliriz. Bu yüzden bu kitabını yazdıktan sonra eşi ile birlikte intihar etmeyi seçti. Çünkü hayata dair umudu yoktu.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016279,2bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.