·
Okunma
·
Beğeni
·
160.638
Gösterim
Adı:
The Alchemist
Baskı tarihi:
25 Nisan 1993
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780061122415
Kitabın türü:
Orijinal adı:
O Alquimista
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
HarperCollins Publishers
Paulo Coelho's masterpiece tells the mystical story of Santiago, an Andalusian shepherd boy who yearns to travel in search of a worldly treasure. His quest will lead him to riches far different—and far more satisfying—than he ever imagined. Santiago's journey teaches us about the essential wisdom of listening to our hearts, of recognizing opportunity and learning to read the omens strewn along life's path, and, most importantly, to follow our dreams.
197 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Burada okuduğum yorumların tesiriyle okuma kararı aldığım bir kitap The Alchemist (Simyacı). Daha en başlarında kitabı okurken biraz kitaba ihtiyar kaldığımı hissettim. Sanki orta-lise arası dönemde okusaydım çok daha keyif alacaktım kitaptan. Zamanı geri alma şansım olmadığına göre ve ruhumun da beni okumaktan caydırma çabalarını bertaraf edebilmek için kitabı okurken şöyle bir yöntem geliştirdim. Lise dönemlerimdeymiş gibi hayal ederek okudum kitabı. Sanıyorum taktiğim işe yaradı. Çünkü son derece keyif almayı başardım.

İspanya’dan Mısır piramitlerine gördüğü rüyaya dayanarak hazinesini aramaya giden Endülüslü genç bir çoban Santiago’nun masalsı öyküsü.

Santiago’yu anne ve babası rahip olması için papaz okuluna göndermiştir fakat on altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğine karar vermiştir. Okuldan ayrılmak ve gezgin olmak istemektedir. Babası da onun bu isteği üzerine ona bir miktar para verir ve bir sürü satın almasını ister. Çünkü babası oğlunun, en iyi şatonun kendi yaşadıkları, en iyi yerin kendi çevreleri ve en güzel kadınların kendi kadınları olduğunu kendi gözleriyle görmesini istemektedir. Burası beni şaşırttı çünkü bizim hikayelerimizde kahir ekseriyetle babalar oğullarına karşı çıkar ve oğul tası tarağı toplayıp kendi başına buyruk bir şekilde -bir nevi evden kaçarak- hikayesine atılırdı:)).

Aslında daha fazla hikayenin içine girip büyüsünü bozmak istemiyorum. Buradan sonrası Santiago’nun rüyasında gördüğü hazineyi ararken yolda karşılaştıklarıyla ilgili. Ve filmin sonunu söylemiş gibi olmamak için burada hikayeden bahsetmeyi kesiyorum. Lakin son olarak şunu da ilave edeyim: Öykünün içinde bir hikaye var. Sanıyorum 15-20 yıla yakın olmuştur o hikayeyi bir yerde duyalı. Çok sevmiştim. Bir kaşığın içindeki bir kaç damla zeytin yağı ile ilgili. O hikayenin bu kitapta olduğunu görünce bir kez daha hayıflandım lise dönemlerimde okuyamamış olmama. Neyse, en azından geç oldu ama oldu. Bardağa dolu tarafından bakıp daha da geç olmadan okumuş olmanın keyfini çıkarmalıyım sanırım. Son olarak okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Ve geciktirmeyin:))
188 syf.
·2 günde·9/10
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.

Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.

“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.

Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.

Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek istiyorsanız okumanız gereken bir kitap diyebiliriz.
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (10.830 Oy)12.692 beğeni37.934 okunma3.929 alıntı202.743 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (14.197 Oy)17.284 beğeni49.021 okunma6.756 alıntı381.180 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (11.755 Oy)11.979 beğeni42.764 okunma1.727 alıntı185.537 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (13.417 Oy)13.473 beğeni41.253 okunma3.654 alıntı173.030 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (12.434 Oy)14.517 beğeni39.405 okunma2.498 alıntı186.229 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (10.776 Oy)11.587 beğeni35.477 okunma1.573 alıntı140.088 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (21.319 Oy)26.250 beğeni64.225 okunma7.743 alıntı251.843 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (8.210 Oy)8.379 beğeni29.730 okunma1.661 alıntı150.897 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (7.811 Oy)8.651 beğeni27.039 okunma1.144 alıntı139.987 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (8.801 Oy)10.808 beğeni30.376 okunma9.421 alıntı197.457 gösterim
184 syf.
·2 günde·3/10
Neden Simyacı dünyanın en çok abartılan kitabı?:
https://youtu.be/lFYm2W7uV0o

Evrenin dili, kişisel menkıbe, evren işaretleri, sözcüklerin ötesinde bir dil, evrenin işbirliği bla bla bla...

1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı.

"Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum.

Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : https://eksisozluk.com/entry/24419002
Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan.

Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma.

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)
184 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci'nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor. Yani yazarımız burada diyor ki : "Şikayet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok." Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago'yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi "kişisel menkıbesini bulmak". Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren'in de işbirliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikaye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı'yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, "Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin."
184 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Simyacı Paulo Coelho'dan okuduğum ilk kitap. İyiki de okumuşum dediğim kitaplar arasında. Yazarın anlatımı, olayların kurgusu sürükleyici ve anlamlı. Öylesine okunacak bir kitap değil, bir oturuşta bitirmemenizi öneririm kitapta bulunan felsefeye kafa yormalısınız, anlamlar çıkarmalısınız.

''Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.''
Santiago gibi azim ve kararlılıkla herkesin kendisini bekleyen hazinesini bulması dileğiyle.
İyi okumalar.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi·
Yaklaşık 10 yıl önce lise yıllarımda bu kitabı okudum. Neredeyse tamamen unuttuğum için tekrar okumak istedim. Hep söyleriz ya "şimdiki aklımla o yaşlara dönsem" diye, şimdiki aklımla muhteşem bir yolculuğu tekrarladım. Masalımsı olduğu kadar gerçekçi bir anlatım, sıkmayan, yormayan bir üslup. Bunlarla birlikte hikayenin her evresi müthiş. Kitabı okumayanlar okumalı, daha önce okuyanlar kesinlikle tekrar okumalı. Keyifli okumalar.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap çok güzel konuları farklı olabilir 2 günde bitirdiğim bir kitap daha önce okumuştm etkileyici yazarı güzelce anlatmış herşeyi kitabın konusu ise tek hayali dünyayı gezmek olan Santiago adında bir gencin, ailesinin rahip olmasını istemesine karşın, hayallerinin peşinden koşarak İspanya'dan Mısır'a yaptığı yolculuğu konu alıyor. Yazarı Paulo güzelce anlatmış kitabın sözleride etkileyici sade üslüpla anlatılmış ben kitabı beğendim sizede tavsiye ediyorum ....
184 syf.
·Beğendi·10/10
1947'de Rio de Janeiro'da doğan Paulo Coelho, iki yıl boyunca Güney Amerika, Avrupa ve Kuzey Afrika'ya seyahat etmeden önce hukuk fakültesine başladı ve bu eğitimini yarıda kesti. Brezilya'ya geri, döndükten sonra 1970'lerde yazdığı tiyatro oyunları ve kışkırtıcı şarkı sözlerinden dolayı (özellikle Raul Seixas için) askeri diktatör yönetim tarafından üç kez hapse atıldı. Coelho bir yeraltıedebiyatı dergisi, müzik dergisi ve Polygram ve CBS’in Brezilya direktörüydü. 1980 yılında bu işini bıraktı ve beş yıl boyunca eski bir İspanyol tarikatında eğitim aldı. Geri dönüşünün amacı, İspanya’nın küçük Santiago de Compostela'da şehrinde olan Aziz Yakub’un uzun ve zorlu hacıyolculuğu (pilgrimage) sembolize eder (Adamı hemen bildiğimiz hacı etmeyin. Kendi dininde hacı anlamında yani!). Uzun ve zorlu hacıyolunu geri yürüyerek tamamlar. Tüm kitaplarına aktardığı deneyimleri bu şekilde kazandı diyebiliriz. Paulo Coelho, - bir kült kitap yazarı olan Gabriel García Marquez'in yanında en çok okunan Latin Amerikalı yazardır! Onun temaları kendi deneyimleriyle karakterize edilir ve empatik dilleri ve maneviyatları aracılığıyla biz okurların kalbine dokunur. O, adeta "edebiyatın simyacısı" olarak adlandırılır. Coelho'nun çalışmalarının toplam dünya geneli dolaşımı 40 milyondan fazladır. En çok satan kitabı "Simyacı" ile en çok okunan Latin Amerika yazarlarından biri olmuştur.


Özet

"Simyacı" Brezilyalı edebiyatçı Paulo Coelho tarafından 1987 yılında kaleme alınmıştır. Hayalleri ve bir peşinde olduğu bir hazine için Mısır'a Endülüs üzerinden geçerek yolculuk yapan ve bu yolculuğu esnasında, bir simyacı ile karşılayan çobanımızın yaşadıklarını ele alır. Kitapta konu olan şeyler bize dünya ruhunun dilini öğrenir. Çobanımız yapmış olduğu bu yolculuğunun sonunda en başa geri döner ve sonunda aradığı hazineye kavuşur.

Santiago, basit, dürüst, kalbi temiz bir Endülüs çobanıdır. Anne ve babası tarafından rahip olabilmesi için bir papaz okuluna gönderilmiştir. Zaman ilerleyip kendisi on altı yaşına geldiğinde artık rahiplik yapmak istemediğini, okuldan ayrılarak bir gezgin olmak istediğini babasına söyler. Oğlu ile yaptığı görüşmeye istinaden babası oğluna içinde altın İspanyol parası olan üç keseyi vererek, "git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş" diyerek öğütler. Santiago’nun ise her daim yinelenen bir hayali vardır: Mısır'da piramitlerin dibinde onu bekleyen bir hazine vardır. Santiago, hayalinden vazgeçmeyecek ve peşinden gidecek kadar cesur yüreklidir. Bu hayalinin ve rüyasının ne anlama geldiğini öğrenmek adına bir çingeneden öğüt almak ister.

Daha sonrasında Mısır'a gitmek, hayaline kavuşabilmek için İspanya'dan ayrılır. O dışarı, dünyaya açılmaya cesaret eder ve uzun bir yolculuğa çıkar. Bu büyülü ve ölümcül Kuzey Afrika'daki yürüyüşünde Santiago’yu sürekli olarak yolundan uzaklaştırmak için türlü türlü tehdit ve tatlı günahalarla karşılaşır. Her yerden cesurca kurtulur ve seyahatine devam eder. Uzun ve meşakkatli yolculuğunun ilk durağına koyunlarını satarak elde ettiği parasını sahtekârlara kaptırır ve para kazanmak için bir kristal tüccarı ile uzun süre çalışır. Yeterli paraya sahip olduğu zaman, Tangier'den çöl boyunca Mısır'a kadar yol alır ve çölün durgun sessizliğinde kendini daha çok bulma imkânı olur. Aslında hayatta insanı altınla kıyaslanamayacak daha nice hazinelerin beklediğini fark eder.

Yolculuğu esnasında hayatında ilk kez âşık olacağı çöl kadını Fatima ile tanışır. Ayrıca, kendisi de dâhil olmak üzere, dünyanın sırlarını keşfetmeye teşvik eden insanlarla tanışır: Çingene, yaşlı bir adam ve en azından bilge bir simyacı ile geçirdiği güzel vakitler olur. Ve Fatima ile en güzel biçiminde aşkın deneyimi yaşar. Fatima ve simyacı ona dünyanın, toplumun en derin mutluluk kaynağına ve toplum uyumuna nüfuz etmesine yardımcı olurlar.

Piramitlere vardığında hayalindeki hazinesine kavuşmak için kazarken neredeyse ölümüne saldırıya uğrar ve kendisine saldıranlardan birisinin de bir hayali olduğunu öğrenir. Saldırganın rüyasında da: Endülüs'te eski bir kilisede büyüyen bir dut ağacının altında bir hazinenin var olduğunu öğrenir.


Tarihsel Arka Planı

1987 yılında Brezilyalı edebiyatçı Paulo Coelho tarafından yazılan "Simyacı" adlı kitap hala "Hayallerini Takip Et" adını taşımaktadır. Bu eser savaş sonrası dönemde yazılmıştır ve tüm Avrupa Alman askeri birlikleri tarafından tahrip edilmiştir. Birçok günahsız insan akrabalarını ve mallarını kaybetmiş, ülkelerinin yeniden yapılanma sürecinde yardım almak için her yerden yabancı işçilere ihtiyaç duyulmuştur. Bu kitap İspanya'da yazılmıştır.


Kitap Hakkındaki Düşüncem

Kitapta, bir çoban çocuğunun, yabancı topraklar aracılığı ile kendisine ait olduğunu düşündüğü yeni bir toprağa giden bir rüyayı takip ettiğini ve bu süreçte de sevdiklerini ve tanıdıklarını “evini” terk ettiğini görürüz.
Hazineyi bulmak için revan olduğu yollarda, nasıl bir aşka tutulduğuna şahit oluruz.

Yaşadığımız şu dünyada, mutluluktan olan beklentimiz bazen bize çok uzak gibi görünse de, aslında o mutluluğun çok yakınımızda olabilme ihtimali olduğudur. Biz insanlar olarak bunu er ya da geç de olsa anlarsak, hayata daha farklı bakacağımızı ve tadına varacağımızı düşünüyorum.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
184 syf.
·2 günde·10/10
Kütüptane arşivinde olması gereken bir kitap.Masalsı bir yaşamın felsefi öyküsü. Kişisel gelişime destek verecek nitelikte. Özellikle gençlere tavsiye ediyorum.
184 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Sırf şikayet edildigi için spoi içerir. Bir insanın bir hazine için başka şeylerin yönlendirmesiyle mısır piramitlerine hazine için gidiyor fakat bulamıyor sonrada hislerine dayanarak başka yerlere gidiyor ben çok begendim ve etkilendim herkesin okumasını isterim
184 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Artık seninde kişisel MENKIBE'NI yaşma zamanı gelmedi mi?

Hep istediğim ama bir türlü okumaya fırsat bulmadığım bir kitaptı, nasılda erteleyip aksatmışım böyle bir kitabı hala çözemedim.
Sanırım bu cümlelerden sonra kitabı alıp okuman gerektiğini anlamışsındır.


Kitap içeriğinden bahsetmeyeceğim
Sadece bana yaşattıklarından ve neyle bağlantı kurduğumdan bahsedeceğim, yok öyle beleşten kitabı okumak

Sizin hiç, bir kitabı okurken tüyleriniz diken diken oldu mu? Kalbinizin çarpıntısını hiç bu kadar canlı bir şekilde duyduğunuz oldumu acaba? Bunların tümü olmadıysa simyacı kitabıyla olma zamanı gelmedi mi artık?

Temizlik jel satış reklamı gibi oldu, bir an yazdıklarım ama olsun.

Herkes ne yapması gerekirse onu yapıyor aslında ne yaparsan yap onu yapmış olacan
Boş boş oturrsan bile kendi kişisel menkıbeni yapmış oluyorsun. Çünkü bu hayatta herkes kendi yazgısını yaşamaya gelmiş bulunmakta

Maddelerin dönüşümü
Manaların dönüşümüdür
Dönüşümlerin tümü bir tek şeyi anlatmak içindir.

"Her şeyi bir tek şeyin işareti nişanesidir"

Bu kitap bana Hz. Ibrahimin Allahı bulma yolu kıssasını buraya geçirmemi hissettirdi.

Hz. İbrahim’in Rabbini aklıyla bulmasını kısaca şöyle açıklayabiliriz.

Hz. ibrahim, geceleyin bir yıldız gördü. Rabbim budur dedi. yıldız batınca, ay’ı gördü. Rabbim budur dedi. Ama ay da batınca benim Rabbim bu da olamaz dedi.
Sabah güneş doğdu. Çok büyük çok sıcaktı. Rabbim budur dedi ama akşam olunca güneş de battı. Güneşin de Rabbi olamayacağını düşündü. En son bir haykırışla “ben Allah’ı buldum. ne putlar, ne yıldızlar, ne ay ve ne de güneş Allah olamazlar. Şüphesiz beni ve bunları yaratan bir Allah vardır, fakat ben onu göremiyorum. Çünkü benim yaratılışım onu görmeye müsait değildir. O’nu görmek benim kudretim dışındadır. İşte benim bu düşüncem hakikatin ta kendisidir. Bütün bu gördüklerimi yaratan ve sınırsız bir kudrete sahip olan bir Allah vardır. İşte ben ona ibadet ederim” dedi.

Okuduğun için çok teşekkür ederim inceleme hakkındaki fikrinizi merak ediyorum
Saygilar
“Because, wherever your heart is, that is where you´ll find your treasure.”

Çünkü kalbiniz her neredeyse, hazinenizi bulacağınız yer orasıdır.
İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.
- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
- Bir hain olsa da mı?
- İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.
'' Bir şeyi gerçekten istersen ,''demişti yaşlı adam ona, ''onu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar. ''
Paulo Coelho
Sayfa 56 - CAN

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Alchemist
Baskı tarihi:
25 Nisan 1993
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780061122415
Kitabın türü:
Orijinal adı:
O Alquimista
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
HarperCollins Publishers
Paulo Coelho's masterpiece tells the mystical story of Santiago, an Andalusian shepherd boy who yearns to travel in search of a worldly treasure. His quest will lead him to riches far different—and far more satisfying—than he ever imagined. Santiago's journey teaches us about the essential wisdom of listening to our hearts, of recognizing opportunity and learning to read the omens strewn along life's path, and, most importantly, to follow our dreams.

Kitabı okuyanlar 38.900 okur

  • Hakan güney
  • Ubey Ali
  • Sergen oruç
  • İrfan Aydin
  • FİLİZ ERDEM
  • Poyraz Semer
  • Aylin B.
  • Yasemin Kumlu
  • İsmail Uzuner
  • Muhammed Demirov

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%20
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%26.7
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%26.7
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.1
Erkek
%38.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (4)
9
%0 (4)
8
%0 (3)
7
%0 (3)
6
%0
5
%0 (1)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları