·
Okunma
·
Beğeni
·
9796
Gösterim
Adı:
The Waves
Baskı tarihi:
1977
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780586044520
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Granada Publishing
Set on the coast of England against the vivid background of the sea, The Waves introduces six characters—three men and three women—who are grappling with the death of a beloved friend, Percival. Instead of describing their outward expressions of grief, Virgina Woolf draws her characters from the inside, revealing them through their thoughts and interior soliloquies. As their understanding of nature’s trials grows, the chorus of narrative voices blends together in miraculous harmony, remarking not only on the inevitable death of individuals but on the eternal connection of everyone. The novel that most epitomizes Virginia Woolf’s theories of fiction in the working form, The Waves is an amazing book very much ahead of its time. It is a poetic dreamscape, visual, experimental, and thrilling.
256 syf.
·18 günde·7/10
"Dalgaları okumayı düşünüyorsanız
mutlaka ama mutlaka bu incelemeyi gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünmekteyim"

Bir kere Virginia Woolf'u (1882-1941) okumak başka bir şey
diğer yazarları okumak daha ayrı bir şey!
Woolf'un dünyasına girecekseniz, öncelikle
hayatla boğuşmuş olmanız gerekir
düzenden tiksinmiş olmanız gerekir,
sevgiden darbeler almış olmanız gerekir,
şeklin ötesine geçmiş olmanız gerekir,
insanı bir haz makinası olarak görmemeniz gerekir,
isminiz sorulduğunda biraz düşünerek cevap vermeniz gerekir -ne olabilir diye-
yani kısaca hayatı sorgulamanızda
en az normalin bir tık üstünde olmanız gerekir....

-olmazsak nolur?
anlayamazsınız!
ya yarıda bırakırsınız ya da söversiniz!
azarlarsınız ve hiç hak etmediği ithamlarda bulunursunuz
--ayy ne karamsar bir kadın
yani bu neye benzer biliyor musunuz,
denizi kıyısından ibaret zannetmeye benzer
biri size denizin derinliklerinden bahsederse
onu delilikle suçlamanıza benzer
öYle Yaparız;
genelde somutun ötesine geçen, geçerken de somutu hırpalayan
soyutla sevişen kişilere deli deriz,
o da öyle diyor ya;
"Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok"
ve ekliyor;
"sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum.
bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. "
diyor
ve
cebindeki taşlarla nehrin suyunda soyutlaşmak,
üstündeki beden yükünden kurtulmak için bir adım atıyor!
"Ölüme hangi adı vereceğiz?"......

Virginia Woolf genel olarak eserlerinde ve
özel olarak da bu kitabında "bilinç akışı" tekniğini kullanır
bilinç akışı dediğimiz teknik kısaca karakterlerin iç seslerinin
kendi ağızlarından bir olay örgüsü olmadan, mantıksal bağlantılar
kurmadan zihninden geçen düşüncelerin olduğu gibi yansıtılmasıdır.
bu durum, ister istemez eserin okunmasını zorlaştırır
bir de bunun üzerine Virginia Woolf'un gerçeğe yakın dünyası koyulunca
bu zorlanma kat kat artabilir....

bütün bunlara "eywallah" diyorsanız eserin özeline geçelim

Bu eserde bilinç akışı tekniği kullanılarak 3 kız, 3 erkek arkadaşın
çocukluğundan gençliğine, gençliğinden ihtiyarlığına ve ölümüne giden
bir yoldaki imgeler ve kendilerinde meydana gelen değişimleri içerir.
Bütün ömür bir güne benzetilir, hayatlar gündoğumu ile başlar ve günbatımı
ile son bulur günün ortasında her biri orta yaşlarındadır sonra yavaş
yavaş batıma doğru yol alır. Hayat bir deniz ve ruhlardaki ritimler ise
birer dalga olarak simgelenir. Ruhlardaki hareketler
yükselip alçalarak bir dalga oluşturur... genç yaşta
ölen Percival konuşturulmaz ancak ölümünden sık sık bahsedilir. Yazar bazen bu altı
kişinin aslında bir kişi olabileceği izlemini de bizlere verir.. o da artık bizim
düşünce dünyamızda şeklini bulur.

Okurken belli noktalara odaklanmamanız için hislerimden bahsetmeyeceğim
ama okumadan önce mutlaka dikkat etmeniz gerekenlerden ilki
altı kişinin isimlerini genel özellikleriyle iyi belirlemeniz
ve ikincisi ise
konuşmaya başlayan kişiyi iyi bilmeniz gerekir
çünkü yazar hangisine geçtiğinden bahsetmez
kendinizi okumaya kaptırırsanız tam olarak kimden bahsettini kaçırabilirsiniz
bu da karışık olan durumu iyice karışık hale getirebilir
ve gelen dalga ile boğulma tehlikesi geçirebilirsiniz...

son olarak
okuyun ya da okumayan önerisinde bulunmayacağım
ancak eğer Virginia Woolf'u ilk kez okuyacaksanız
bu eserden başlamayın.. derim...

..saygılarımla
256 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir kitap, baştan sona düzyazıyla yazılmasına rağmen sürekli şiir tadında olabilir mi? Açıkçası bu kitabı okuyunca, evet olabilir, dedim. Virginia Woolf'un çoğu eserini okudum, modern ingiliz edebiyatının baş yazarlarından birisidir. Kaleme hükmetme konusunda eşsiz bir yazar. Kadın olmasındaki dünyaya farklı bakış açısından mıdır, yoksa başka bir şeyden midir bilmem ama çok farklı bir bakış açısına sahip olduğu kesin. Aynı resim üzerinden okura sayfalarca şiir tadında edebi sözler edebilir. Bu gerçekten hayranlık duyduğum bir ustalıktır. Eserine gelecek olursak, çoğu kitabında olan, (özellikle de Dışa Yolculuk ) eserinde hissedilen dünyadan soyutlanma hissiyatını okura derinden hissettiriyor. Onu çoğu zaman, bir tren vagonunun camının yanında dışarıya bakarak var olan dünyayı, sanki o dünya içerisinde değilmiş gibi görürüz. Betimleleri gerçekten çok ustaca kaleme alabiliyor. Satırları okurken düzyazı mı, yoksa şiir mi okuyorsunuz inanın kestirmek bazen çok güç olabiliyor. Virginia Woolf bence kadın yazarların ustalığı konusunda elinde meşalesiyle ışık saçıyor. Hangi kitabını okursanız okuyun, bu kadının yazış taktiğine hayran kalmamak elde değil. Zaten ben onu boşuna en sevdiğim yazarlardan kurguladığım maç kadrosunda hakem olarak kullanmadım. (#46181996) :) Virginia Ablamızı okuyun, okutturun. Keyifli okumalar...
256 syf.
·Beğendi·10/10
Okuyup bitirdiğim için kendimi oldukça şanslı hissettiğim bir başyapıt. Okumak belki de fazla hafif bir kelime, yaşamak diyebiliriz. Dalgalar, yaşanması gereken, içine girilmesi, orada kalınması gereken bir kitap. Kesinlikle yalnız,sakin ve sindirerek okunmalı... Bilinç akış tekniğinin kusursuz kullanımı, gelişigüzel ve dağınık cümlelerden muazzam bir bütün elde edilebileceğini göstermiş, ayrıca elbette eserdeki gelişigüzellik sadece görünürde var olan bir durum. Muhteşem ve kült bir eser diyebilirim.
256 syf.
·20 günde·8/10
Deniz kuşları, kelebek tozları, altın halkalar, gümüş sisler, dalgaların son kez titreyişi...
Bütün bunlar Virginia'nın sedefli kaleminden kulağıma fısıldanan, gözlerime ışıldayan büyünün parçaları. Ben bir kitap okudum ve kitap beni düşe çevirdi. Ben bir kitap okudum ve kitap bir şiirdi. Romanın şiire evrimi.

Satırları okumak, idrak etmek, tasavvur etmek açıkçası benim için çok da kolay değildi. Pür dikkat kendimi verdiğim cümlelerin dağınıklığı keskinliğimi ikiye bölmüştü. Onların gözünden biz ve bizlerin gözünden onlar.
İsmi gibi, beni dalgalandıran bu kitabı biri bana anlat dese söyleyecek bir şey bulamam. Bir konu yok çünkü ortada. Bir varoluş var. Bir tasvir var. Biraz o ve biraz ben varım.

Bir gün orijinal diliyle okuyarak şiirselliğin yeniden tadına varmak istediğim Virginia Woolf'tan "melez" bir eser. Sakin, yumuşak ama zorlu bir yolculuk.
256 syf.
·9 günde·7/10
254 sayfa olmasına rağmen, bitirdiğinizde iki hatta üç katı uzunlukta bir kitap okumuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Kitap; 6 farklı kişi tarafından birinci ağızdan, okul cağlarından orta yaş dönemlerine kadar olan kısımda yaşadıklarını, hissettiklerini, birbirlerine karşı düşündüklerini konu alıyor diyebiliriz.
Kesinlikle kendinizi tam olarak verebileceğiniz zamanlarda okumanız gereken bir kitap, zihinsel olarak her cümlenin inanılmaz bir ağırlığı var ve yorgun geçen bir günün ardından rahatlamak için okunacak kitaplardan birisi değil dalgalar.
Ayrıca kitabın son cümlesi; Virginia Woolf'un mezarında da yazmakta.
254 syf.
·Puan vermedi
Oysa İngiliz edebiyatının mihenk taşlarından Virginia Woolf’un (1882-1941) Dalgalar adlı eseri -roman ya da hikâye gibi kalıpların dışında olan- genellemelerin ona ilişmesine izin vermeyen, apayrı bir evren. Dalgalar, kendinizi düşüncelerin akışına bırakacağınız ve hangi kıyıya çıkacağınızı son sayfaya kadar kestiremediğiniz bir kitap.

Olay örgüsünden uzak olan ve çoğunlukla “durum hikâyeleri” diye adlandırdığımız eserlere çoğumuz önyargı ile yaklaşırız. Ancak yazarın çalkantılı iç dünyasının satırlarına yansımasından mıdır nedir, bu şiirsel ve cesur eserini okumak tüm bu önyargılardan utanmak için yeterli. Kişilerin mono/diyaloglarıyla ilerleyen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluklarından orta yaşlarına kadarki değişimlerini ve yaşayışlarını anlatıyor.

Değişim, doğrusu Woolf’un bu eserini tek kelimeyle özetlemek gerekseydi bunun seçilmesi gerekirdi. Her yönüyle dinamik bir kitap bu; sözcüklerle ne kadar hızlı dans ederseniz edin çoğu cümleyi ikişer kere okuyarak imgelerle ilerlediğiniz, en ufak bir şeyin dahi nasıl büyük anlamlara geldiğine hayret ettiğiniz ve sayfaları çevirdikçe değiştiğiniz…

Dilinin fazla feminen oluşuyla eleştirilen Woolf -ki feminizmin o çağdaki en büyük temsilcilerinden oluşu göz önünde bulundurulursa bundan doğal ne olabilir- Dalgalar‘da ilerlemeye ve okuyucuyu sürüklemeye devam ederek dilini daha o günlerden nasıl oturttuğunu gösteriyor bize. Sürükleniyor, zamana eşlik ediyoruz; sonra da kendimizi renkli bir betimleme selinin ortasında buluyoruz.
256 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı bu eserde 6 arkadaşın iç dünyalarında yaşadıkları ve kendi bakış açılarıyla olayları değerlendirdiği şiirsel bir anlatımı bulunan bir kitap. Akışı takip etmek ve karakterleri oturtmak için sakin bir ortamda sindirerek okunması gerekiyor. Her karakter hikayeyi kaldığı yerden devam ettirse de kişileri tanıyıp takip etmek zor olduğundan olayları takip etmek zor olabiliyor.
254 syf.
·4 günde·10/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Dalgalar, bilinç akışı tekniği ile ustaca yazılmış. Bilinç akışı tekniğini kısaca açıklamak gerekirse; karakterlerin düşüncelerinin olduğu gibi yazıldığı, olay değil, düşünce ağırlıklı bir yazma tekniğidir. Bu teknikle beraber kitabı okumak ve anlamak zorlaşır. Bitirdiğinizde "Ben ne okudum şimdi," diye sorarken bulabilirsiniz kendinizi. O yüzden bu kitabı okurken etrafınızda dikkatinizi dağıtacak bir şey bulundurmamanızı öneriyorum. Her satırı kafanızı vererek ve irdeleyerek okumalısınız.
Yazarın kullandığı imgeler kitabın ritmine büyük katkı sağlamış.
Romanın ritmine katkıda bulunan en önemli ve bir diğer unsur her bölümün başında yer alan italikle yazılmış olan ara kısımlar. Bu kısımlarda güneşin batışı gibi birçok doğa olayını betimelemeyerek bunları karakterlerle bütünleştirmiş yazar. Böylece karakterlerin hayatı bir güne sığdırılmış izlenimi yaratmış.

Roman gündoğumundan hemen önce şu cümleyle başlıyor: "Güneş daha doğmamıştı." Ardından her bir bölümde güneş giderek yükseliyor ve güneş battığında son bölüme gelmiş oluyoruz. Güneş batmaya yaklaştıkça karakterler de büyüyor ve yaşlanıyor. Böylece güneşin her bir evresinde karakterlerimizin hayatından bir döneme tanıklık ediyoruz.
Romanda değişen tek şey güneşin konumu da değil. Karakterler yaşlandıkça, mevsimler de yazdan kışa doğru dönüyor.
Yani karakterlerin iç dünyasını doğayı merkeze alarak anlatıyor yazar.
Birbirlerine çok zıt olmalarına rağmen, yaşantıları hep bir noktada keşisen altı kişinin hayatına dokunduruyor sizi.
Kitapta bir de hiç konuşmayan ama daima merkezde olan bir karakter var: Percival. Percival gençliğin, güzelliğin, saflığın sembolüdür. Tanrısal bir figürdür adeta. Altı karakteri ortak paydada buluşturan O'dur. Diğerleri onu örnek alarak kendilerini değerlendirirler.
Woolf öyle bir şiirsellikle yazmış ki kitabı, karakterler için; sırayla sahneye çıkıp şiirlerini okuyorlar demek yanlış olmaz herhalde. Zaten kitap Virginia Woolf'un da dediği gibi romandan çok, bir "oyun-şiir". Bildiğimiz romanlardan çok farklı. Ama bu, tadına doyum olmayan bir farklılık.
Eğer, Virgina Woolf'u ile ilk kez okuyacaksanız; bununla başlamamalısınız diye düşünüyorum.
Yazarın yoğun anlatımı gözünüzü korkutup kendisine karşı bir önyargı oluşturmanıza sebep olabilir.
Fakat ben kendisinin dünya görüşünü, karakterini, hayatını çoktandır araştırdığım ve kendime yakın gördüğüm için bende böyle bir önyargı oluşmadı. Adeta "O kadar anlatıyorsun, bari bir kitabını da oku," diye kendime sitem ederek başlamış oldum.
Şunu da eklemeliyim ki Dalgalar'a başlamadan önce okuduğum bazı incelemelerde uzun solukta okunması gereken bir kitap olduğunu yazmışlar. Bence tam tersine, karakterlerin iç dünyasını karıştırmamak için bir solukta okunması gereken bir kitap.
Gece herkes uyuduktan sonra klasik müziğinizi açıp kendininizi dalgalara bırakmanızı şiddetle öneriyorum.
Woolf'u okumaya bununla başlamak çok daha harika olur diye düşünüyorum: Kendine Ait Bir Oda
256 syf.
·Beğendi·7/10
Diline, kalemine hayran kaldığım yazar... Bir sürü düşünceyi, kendi içlerindeki edebiyat kuşunu bir araya getiren bir yazarı daha önce okumamıştım. Çok küçükken okudum ama bayıldım.
256 syf.
·10 günde
Okuduğum tarzın dışında bir kitaptı. Sanırım bu sebeple biraz zorlandım. Bilin akışı tekniği ile yazılmış, karakterleri takip etme konusunda dikkatli olmanızı öneririm. Sessiz sakin bir ortamda ve doğru zamanda okunmayı kesinlikle hak eden bir kitap.
256 syf.
·14 günde·7/10
Okuduğum tarzın dışında bir kitap oldu benim için. Kitap altı arkadaşın çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar olan yaşamlarını, hayat ve birbirleri hakkindaki düşüncelerini
konu ediniyor. Kitabı okumaya ilk başladığınız zaman kitabın içine girmekte zorlaniyorsunuz ama karakterlerin bir ucundan tuttuğunuzda kitap akıcı bir hale gelmeye başlıyor. Buna rağmen kitabı bitirdikten sonra sanki 2 kati kalınlıkta bir kitap okumus gibi hissediyorsunuz. Beni kitaba tutan etken yazarın oldukça şiirsel anlatımı ve louis karakteri oldu. Kitabı oldukça sakin bir ortam ve yorgun olmadığınız zamanlarda okumalısınız.
Tek başıma, hiçliğin içine düşüyorum bazen. Ayağımı gizlice itmeliyim, dünyanın hiçliğe açılan yanına düşmemek için. Başımı sert bir kapıya vurmalıyım, kendimi vücuduma geri çağırmak için.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Waves
Baskı tarihi:
1977
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780586044520
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Granada Publishing
Set on the coast of England against the vivid background of the sea, The Waves introduces six characters—three men and three women—who are grappling with the death of a beloved friend, Percival. Instead of describing their outward expressions of grief, Virgina Woolf draws her characters from the inside, revealing them through their thoughts and interior soliloquies. As their understanding of nature’s trials grows, the chorus of narrative voices blends together in miraculous harmony, remarking not only on the inevitable death of individuals but on the eternal connection of everyone. The novel that most epitomizes Virginia Woolf’s theories of fiction in the working form, The Waves is an amazing book very much ahead of its time. It is a poetic dreamscape, visual, experimental, and thrilling.

Kitabı okuyanlar 512 okur

  • Sena
  • Sena
  • Z.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları